PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yağmurlu Mısralar....




didoşum
16-11-2007, 15:12
Fırtınasız sade bir hayatım vardı senden önce.Yaşıyor muydum,bilemem.sıradanlığın griliği içinde kaybolmuş insanlar arasında yaşamaya çalışıyordum.ölmeye hakkım yoktu,biliyordum.

Sonra sen geldin.Normal değildi gelişin.Yakıp yıkarak,dünyamı altüst ederek geldin.davetsiz,ama özlenen bir misafir gibi.kasırgalar koptu yaprak kıpırdamayan dünyamda.oradan oraya savrulmaya başladım.içtiğim su gibi, ekmek gibi oldun önce.nefesim olup içime doldun.sesini duymadığım gün, boğulduğumu hissettim; artık can olmuştun.sonra delice aktın damarlarımda; kan oldun bana.ölüme eşdeğerdi sensizlik.

Ama, baştan ayağa yasaktın,imkansızdın; yıkamadığım,aşamayacağım engellerin ardında. Ölüm bir madalyon gibi boynumdaydı artık. Sensiz ölüyordum;ama seninle de ölümdü ölümdü hayat. Uzak durmak istedim, yaklaşmamak. Akıllı hiçbir insan, yanacağını bile bile yaklaşmazdı ateşe. Oysa ben, ateşle oynuyordum. Anladım ki, sevgim deliliğimdi. Sen gelirken aklım firar etmişti. Düşünmeden, delice sevdim;hesapsız, karşılıksız.

Ya sen?.. önce aklımı aldın;başka bir şey düşünemez oldum. Sonra sözlerimi.senden gayrısını konuşamaz, yazamaz oldum.gözlerimi istedin sonra, aldın. Göremiyordum artık başkasını. Yüreğimin sende olduğunu fark ettiğimdeyse, çok geçti.ben, bende değildim artık.beni almıştın;çalmıştın belki de.

İnatçı, hırçın, alabildiğine güçlüydüm herkese karşı. Sana ise, sadece aşık.sana hırçınlığım, ölesiye kıskançlığımdı. Baktığın, konuştuğun herkesten kıskandım seni;annenden bile.

Sonra, çağırdın bir gün; ”gel” dedin. Gelmemem lazımdı. Ama, sana kullandığım lügatte “hayır” yoktu. Oysa imkansızdı,yasaktı,zordu. Dağların kucaklaşmasıydı sana gelmek.

Bir damla su içmeden çölleri aşmaktı. Martının balığa aşık olmasıydı. Kuru güllerin hayat bulmasıydı. Garip bir teslim oluştu;geldim… ay dünya’ya değdi; dünya güneş’e. Kıyamet koptu.

Aşkta imkansız yoktu.dağlar delinmiş çöller aşılmıştı.

Aşık için vuslat, sevgilinin yüreğine dokunmak demekti;tenine değil. Yüz sürmekti yüzüne;omzuna başını koymaktı. Sadece nefesinin sıcaklığıyla yetinebilmekti. Bir ömrü, bir saate sığdırabilmekti.

Sarılıp ağlamaktı belki de vuslat. Bulutlarını yağmura dönüştürüp,sevgilinin yanağını sulamaktı. Ona dokunmadan, onu almaktı belki de. Gözyaşlarını zincir yapıp, onu bağlamaktı;bırakmamaktı. Anlıktı.

Vuslat başlangıçtı ayrılığa;ölüm demekti. Geldim yine de.

Her gelen giderdi,gitmeliydi. Bende öyle yaptım. Gelmek kadar zordu gitmek,ardıma bakmadan. Çağlayanlarımı içime akıtıp, sevgiliyi yakmadan. Aslında bir enkazken, dimdik gözükmeli, ayakta kalmalıydım. Dayanmalıydım. Bedendi sadece, ardına bakmayan. Gözleri, sözleri, hiç söylemediklerim ve yüreğim sende kalmıştı.

Gitmekten de zordu belki, gidenin ardından bakmak. Giden mi sürgündü, kalan mı? Giderken geride bırakmışsa yüreğini, gidendi sürgün. Gidene vermişse yüreğini,kalan hem sürgün,hem sılada gurbeti yaşayandı. Gidenden de,kalandan da, bir yığın soru işareti kalırdı geriye.

Vuslat mı daha zordu, ayrılık mı? Gitmek mi zordu, yoksa kalmak mı? ayrılık mı zordu, yoksa ölüm mü? Aşık için, ayrılık ölümden zordu. Çünkü, ölümden öte köy yoktu. Hayat, sevgilin yanında başlar, son bulurdu.

Ve ben, sevgili; seni ölümüne sevdim; sana ölümüne geldim; senden ölümüne ayrıldım.

Ya sen?..




KãRdé£éN
16-11-2007, 15:23
Aşık için vuslat, sevgilinin yüreğine dokunmak demekti;tenine değil. Yüz sürmekti yüzüne;omzuna başını koymaktı. Sadece nefesinin sıcaklığıyla yetinebilmekti. Bir ömrü, bir saate sığdırabilmekti.

Ve ben, sevgili; seni ölümüne sevdim; sana ölümüne geldim; senden ölümüne ayrıldım.

Ya sen?..


ellerine sağlık canım çok güzel bi yazı :(

didoşum
16-11-2007, 15:49
rica ederim :muncu:

kardelen_im32
16-11-2007, 16:16
Paylaşım için tesekkürler canım Güzeldi

didoşum
16-11-2007, 16:29
rica...:muncu:

BurcuUu_
16-11-2007, 17:12
ELLerine sağLık canım.. :cicek:

didoşum
16-11-2007, 19:02
bişi deiL...

anibus_rocker
16-11-2007, 19:44
Didosum ellerne saglk cok güsel olmus

Ya sen?.. önce aklımı aldın;başka bir şey düşünemez oldum. Sonra sözlerimi.senden gayrısını konuşamaz, yazamaz oldum.gözlerimi istedin sonra, aldın. Göremiyordum artık başkasını. Yüreğimin sende olduğunu fark ettiğimdeyse, çok geçti.ben, bende değildim artık.beni almıştın;çalmıştın belki de.

Kısmı bir harika

FoRuM_MeLeGi
17-11-2007, 10:38
Ellerine sağlık :cicek:

Gecem
17-11-2007, 12:23
Beklentiler Ve Yanlızlık

Yenilgiye dair bir destan daha yazdım geçen haftalarda. Sadece okulda değil, ailemle, arkadaşlarımla, sevgilimle olan ilişkilerimde ve hayatımda yenildim. Yenildim ve ayakta kalmaya biraz daha didinmeye, biraz daha çabalamaya çalışıyorum. Akıp giden mutluluk, akıp giden huzur ve kuruyan nehirlerden bana kalan gene yanlızlık. Görüyorum ki artık barışma vakti geldi. Artık bie gerçeği daha anlamanın ya da zaten anlaşılmış ama asla kabullenilmemiş bir gerçeği kabullenmenin zamanı geldi. Gerçke dostumun yanlızlığım olduğuna tüm kalbimle inanmam gerekiyor.

Aslında bu çok kolay olmalıydı. Düşerken ondan başka neye sahibim ki? Biraz güç (?), biraz dayanıklılık için dilenci gözlerle etrafıma bakınırken onun dışında gördüğüm ne var ki? Tam da bu sefer hiç bir şeyi daha acı verici hale getirmemeye karar vermişken, ilk defa hiç kimsenin göz yaşının altında ezilmemeye karar vermişken, yanlızlıktan başka kim (ya da ne) duyuyor kalbimin nasıl attığını?

....

Ama yinede bir şeyler engel oluyor kabullenmeme ve ne kadar üzücü ki bu engel yüreğimin derinliklerinde yatan bir saflık ya da aşkaa dair gözü pek bir bağlılık temelinde iyiliğe dair bir engel değil. Bu sadece acıya alışmış, acı çekiyorken izlenilmeye alışmışyorgun bir kalbin zavallı muhtaçlığı. Hala acı diye bir ses yankılanıyor içimde. Bencilliğe kurek çekiyorum sesin haşmetiyle. Sevgiden uzaklaşıyorum git gide.Daha çok korkuyorum sevgiden. Sevginin zorluklarından değil, sevginin karşılıksızlığından, sevginin vaz geçilebilirliğinden ve sevginin beklentilerinden korkuyorum.

Ayağıma zincir olmuş beklentilerimden korkuyorum, çünkü bu zinciri kırmanın tek kurtuluşum olduğunu yıllar önce anladım. Yıllar önce fark etmiştim hepsinin sonunda er ya da geç hayal kırıklığı vardı ve her hayal kırıklığı içimdeki huzur ormanında çıkan bir yangındı.

...

Çölün ortasında bir orman yetiştirmeye çalışıyorum. Her saniye bir yüz yıla eşdeğer oluyor yağmuru beklerken. Yüz yıllar geçerken yangın çıkıyor, ağaçlar kuruyor. Her şey zamanın dışına taşıyor. Ben ise beklemekten, kendi kendimi azaba mahkum etmekten başka bir şey yapamıyorum. Zincir sadece ayağıma değil tüm vücuduma bağlı. Beklentilerimin karşısında su dolu cam bir kafeste, zincirlerinden kurtulmaya çalışan acemi bir sihirbaz gibiyim. Ben boğulurken insanlar camın arkasından bana bakıyor, hepsi kurtulacağımı düşünüyor. Her kez çok sakin. Ne kadar zor durumda olduğumu ise bir tek yanlızlığım biliyor

alıntı



Tskler didommm;)

didoşum
17-11-2007, 18:33
bişi deil tatliş

eLFiDa
18-11-2007, 17:55
yüreğine sağlık :cicek:

Ruhsar
18-11-2007, 20:03
yureıgne saglık canım cım :cicek:

didoşum
19-11-2007, 15:33
saolun canlarım :muncu: