yarenler
25-11-2007, 16:09
"NE OLUR GERİ DÖNME!" büyük harflerle yazıyor. İlk olarak bizim sokağın köşesinde gördüm. Bir apartmanın duvarına siyasi bir slogan tadında şu püskürtülen boyalarla yazılmıştı. Yazının düzensizliği hızla yazılıp kaçıldığı intibanı bırakıyordu. Bir örgüt mensubu gibi. Sonra aynı cümleyi şehrin farklı sokaklarında da görmeye başladım. Yine aynı el yazısı , yine siyah, yine kocaman BÜYÜK harflerle. Şehrin farklı yerlerine elinde siyah bir boyayla aynı cümleyi yazmak için gece yarısı sokak sokak gezmek nasıl bir duygudur acaba?
Hemen sahneyi canlandıralım gözümüzde.
Muhtemelen kapşonunu başına çekip ,kuşkuyla arkasına bakıyor ve tedirginlik ya da yakalanırım korkusuna rağmen hızla duvarlara aynı cümleyi yazıp aynı hızda dikkat çekmeden uzaklaşıyor.
Arkasında sokakta kimsesiz bir duvarda o yazı kalıyor.
NE OLUR GERİ DÖNME! dannnn
Yazan kim acaba? Bir erkek mi yoksa bir kadın mı?
Hımmm... Düşünelim.
Erkektir.
Erkekler bilinenin aksine daha tutkulu severler. Aşklarına terk edildiklerinde bile sahip çıkmayı bilirler. Ama sanki bu cümlede terk edilen değil de terk eden bir hava var.
Gururlu bir Türk filmi kahramanı. Bırrrrrr...
Biraz daha hali vakti yerinde olsa ya da bir on yıl sonra mesela muhtemelen şöminesinin üstüne o kadının resmini asıp, kırmızı bir şarap kadehini ona doğru kaldırıp uzun uzun bakabilecek bir gurur hali gizli gibi kuzum!
Ama şimdi acı daha genç. Ve henüz şömineli bir ev kazanacak kadar kendini işe vermiş değil. Tam tersi bir aşk militanı gibi sokaklarda onun izini sürüyor. Aşk örgütlenmektir diyordu ya Ece Ayhan, bu tam tersi bozguna uğramış, örgütlenememiş bir aşk hikayesi.
Bağımsız bir film tadında. Seyrederken hasretle ve hasetle bakılan, iş yaşamaya gelince sinemaya kaçılan türden hayat hikayesi. Bir sessiz çığlık bu. Hayat kazası.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ne zaman gitti de ne zaman dönecek. Üstelik giden de kim? Yazan mı, yazdıran mı bu cümleyi. Sonra bu yalvarma da nereden çıktı. Yoksa tam tersi bir durum mu söz konusu? Yani NE OLUR GERİ DÖNME derken acaba alttan alta NE OLUR GERİ DÖN mü demek isteniyor?
Böyle şehrin arka sokaklarına yazmalar, büyük harfler, tüm bu ısrar...
Ve en fenası o ünlem.
Ah o ünlem!
Bunlar ayrılık değil aşk alametleri.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ayrılık üzerine sitemle yazılmış bir cümle.
Gururu ve kırgınlığı içine saklayan birinin birine, çaresizliğine başkaldırı.
Çekilen aşk acısına fiyaka ile atılmış bir imza.
Acaba bu cümleyi okuyan kendine yazıldığını biliyor mu? Ve tüm bir şehrin huzurunda dönmesinin istenildiğinin farkında mı?
Yazan erkek ve okuması gereken kadınsa, değil muhtemelen.
Kadınlar aşkta yenik, ayrılıkta gaddardır çekirge.
Üzüntüleri sevinçler kadar uçucudur. Böyle genellemeler yaparken ipin ucunu kaçırıp kadın düşmanlığına götürmek de var işi ama durun hemen frene basalım.Ne yazıyordu duvarlarda...
NE OLUR GERİ DÖNME!
Sanki zamanında yüzüne karşı GİTME diyemeyen birinin geç kalmış bir dileği. Şimdiki zamanda geçen fonda eski şarkılarının çalındığı bir Ajda Pekkan aşkı gibi.
Bitmeyen, bitemeyen sitemkar bir aşkın çaresizliği gibi. KADER filmi geliyor aklıma, dannn!
Kim yazıyor bu yazıları, kime yazıyor?
Neden bizi bilmediğimiz bir aşkın tanığı haline getiriyor? Şimdi bakın bizim de bu aşka müdahil olmamız isteniyor. Belki de bu sevgiliye ulaştırmak için yazılan bir mektubun ilk satırı. Biz de o mektubu taşıyacak güvercinin kanadı. Madem öyle kolları sıvayalım ve kanat çırpalım.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Yazılan kişi bu satırları okuyorsa sözüm ona şimdi. İster dön ister dönme ama en azından bir "ara" şu adamı derim. Sanırım anlatacağı hala birşeyler var. Bir öfke ile yaşamaya mahkum etme. Bir aşktan tek kurtuluş yolu o aşka sığınmaktır. Sen yeni bir aşkta, bedende, şehvette kurtuldun belki çoktan ama o yeni bir aşk ile eski aşktan yani senden kurtulamayacak. Bir hayat boyu açık bir yara olarak kalmak istiyorsan -ki her kadın ister- o adamın içinde arama da. Kadınların vefasızlığını ve kalbini tecrübe ettiğim için kalbimle söylüyorum. Bu cüretkar yazıları sokak sokak dolaşıp şehrin karanlığında yazan bu adam olmasa da bu adamın sana duyduğu aşk bir kez daha dönmeni ve içindekileri sana dökmesini, boca etmesini hak ediyor. İstanbul'un adına, ıssız sokakların, sokak köpeklerinin, köpekleşen aşkların, aşk acılarının adına sana büyük harflerle seslenmek isterim.
Ey bilinmeyen,
NE OLUR GERİ DÖN!
Sonra bize neler olduğunu bir cümlede ya da tek bir sözcükte ilan etsin yine o, aynı sokakların kimsesiz duvarlarında.
DÖNDÜ yazsın.
OLDU yazsın...
OLMADI yazsın.
DÖNMEDİ yazsın...
...ama ne olur yazsın.
varsın küçük harflerle olsun ,yeterki yazsın.
"NE OLUR GERİ DÖNME!" büyük harflerle yazıyor. İlk olarak bizim sokağın köşesinde gördüm. Bir apartmanın duvarına siyasi bir slogan tadında şu püskürtülen boyalarla yazılmıştı. Yazının düzensizliği hızla yazılıp kaçıldığı intibanı bırakıyordu. Bir örgüt mensubu gibi. Sonra aynı cümleyi şehrin farklı sokaklarında da görmeye başladım. Yine aynı el yazısı , yine siyah, yine kocaman BÜYÜK harflerle. Şehrin farklı yerlerine elinde siyah bir boyayla aynı cümleyi yazmak için gece yarısı sokak sokak gezmek nasıl bir duygudur acaba?
Hemen sahneyi canlandıralım gözümüzde.
Muhtemelen kapşonunu başına çekip ,kuşkuyla arkasına bakıyor ve tedirginlik ya da yakalanırım korkusuna rağmen hızla duvarlara aynı cümleyi yazıp aynı hızda dikkat çekmeden uzaklaşıyor.
Arkasında sokakta kimsesiz bir duvarda o yazı kalıyor.
NE OLUR GERİ DÖNME! dannnn
Yazan kim acaba? Bir erkek mi yoksa bir kadın mı?
Hımmm... Düşünelim.
Erkektir.
Erkekler bilinenin aksine daha tutkulu severler. Aşklarına terk edildiklerinde bile sahip çıkmayı bilirler. Ama sanki bu cümlede terk edilen değil de terk eden bir hava var.
Gururlu bir Türk filmi kahramanı. Bırrrrrr...
Biraz daha hali vakti yerinde olsa ya da bir on yıl sonra mesela muhtemelen şöminesinin üstüne o kadının resmini asıp, kırmızı bir şarap kadehini ona doğru kaldırıp uzun uzun bakabilecek bir gurur hali gizli gibi kuzum!
Ama şimdi acı daha genç. Ve henüz şömineli bir ev kazanacak kadar kendini işe vermiş değil. Tam tersi bir aşk militanı gibi sokaklarda onun izini sürüyor. Aşk örgütlenmektir diyordu ya Ece Ayhan, bu tam tersi bozguna uğramış, örgütlenememiş bir aşk hikayesi.
Bağımsız bir film tadında. Seyrederken hasretle ve hasetle bakılan, iş yaşamaya gelince sinemaya kaçılan türden hayat hikayesi. Bir sessiz çığlık bu. Hayat kazası.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ne zaman gitti de ne zaman dönecek. Üstelik giden de kim? Yazan mı, yazdıran mı bu cümleyi. Sonra bu yalvarma da nereden çıktı. Yoksa tam tersi bir durum mu söz konusu? Yani NE OLUR GERİ DÖNME derken acaba alttan alta NE OLUR GERİ DÖN mü demek isteniyor?
Böyle şehrin arka sokaklarına yazmalar, büyük harfler, tüm bu ısrar...
Ve en fenası o ünlem.
Ah o ünlem!
Bunlar ayrılık değil aşk alametleri.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ayrılık üzerine sitemle yazılmış bir cümle.
Gururu ve kırgınlığı içine saklayan birinin birine, çaresizliğine başkaldırı.
Çekilen aşk acısına fiyaka ile atılmış bir imza.
Acaba bu cümleyi okuyan kendine yazıldığını biliyor mu? Ve tüm bir şehrin huzurunda dönmesinin istenildiğinin farkında mı?
Yazan erkek ve okuması gereken kadınsa, değil muhtemelen.
Kadınlar aşkta yenik, ayrılıkta gaddardır çekirge.
Üzüntüleri sevinçler kadar uçucudur. Böyle genellemeler yaparken ipin ucunu kaçırıp kadın düşmanlığına götürmek de var işi ama durun hemen frene basalım.Ne yazıyordu duvarlarda...
NE OLUR GERİ DÖNME!
Sanki zamanında yüzüne karşı GİTME diyemeyen birinin geç kalmış bir dileği. Şimdiki zamanda geçen fonda eski şarkılarının çalındığı bir Ajda Pekkan aşkı gibi.
Bitmeyen, bitemeyen sitemkar bir aşkın çaresizliği gibi. KADER filmi geliyor aklıma, dannn!
Kim yazıyor bu yazıları, kime yazıyor?
Neden bizi bilmediğimiz bir aşkın tanığı haline getiriyor? Şimdi bakın bizim de bu aşka müdahil olmamız isteniyor. Belki de bu sevgiliye ulaştırmak için yazılan bir mektubun ilk satırı. Biz de o mektubu taşıyacak güvercinin kanadı. Madem öyle kolları sıvayalım ve kanat çırpalım.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Yazılan kişi bu satırları okuyorsa sözüm ona şimdi. İster dön ister dönme ama en azından bir "ara" şu adamı derim. Sanırım anlatacağı hala birşeyler var. Bir öfke ile yaşamaya mahkum etme. Bir aşktan tek kurtuluş yolu o aşka sığınmaktır. Sen yeni bir aşkta, bedende, şehvette kurtuldun belki çoktan ama o yeni bir aşk ile eski aşktan yani senden kurtulamayacak. Bir hayat boyu açık bir yara olarak kalmak istiyorsan -ki her kadın ister- o adamın içinde arama da. Kadınların vefasızlığını ve kalbini tecrübe ettiğim için kalbimle söylüyorum. Bu cüretkar yazıları sokak sokak dolaşıp şehrin karanlığında yazan bu adam olmasa da bu adamın sana duyduğu aşk bir kez daha dönmeni ve içindekileri sana dökmesini, boca etmesini hak ediyor. İstanbul'un adına, ıssız sokakların, sokak köpeklerinin, köpekleşen aşkların, aşk acılarının adına sana büyük harflerle seslenmek isterim.
Ey bilinmeyen,
NE OLUR GERİ DÖN!
Sonra bize neler olduğunu bir cümlede ya da tek bir sözcükte ilan etsin yine o, aynı sokakların kimsesiz duvarlarında.
DÖNDÜ yazsın.
OLDU yazsın...
OLMADI yazsın.
DÖNMEDİ yazsın...
...ama ne olur yazsın.
varsın küçük harflerle olsun ,yeterki yazsın.
Hemen sahneyi canlandıralım gözümüzde.
Muhtemelen kapşonunu başına çekip ,kuşkuyla arkasına bakıyor ve tedirginlik ya da yakalanırım korkusuna rağmen hızla duvarlara aynı cümleyi yazıp aynı hızda dikkat çekmeden uzaklaşıyor.
Arkasında sokakta kimsesiz bir duvarda o yazı kalıyor.
NE OLUR GERİ DÖNME! dannnn
Yazan kim acaba? Bir erkek mi yoksa bir kadın mı?
Hımmm... Düşünelim.
Erkektir.
Erkekler bilinenin aksine daha tutkulu severler. Aşklarına terk edildiklerinde bile sahip çıkmayı bilirler. Ama sanki bu cümlede terk edilen değil de terk eden bir hava var.
Gururlu bir Türk filmi kahramanı. Bırrrrrr...
Biraz daha hali vakti yerinde olsa ya da bir on yıl sonra mesela muhtemelen şöminesinin üstüne o kadının resmini asıp, kırmızı bir şarap kadehini ona doğru kaldırıp uzun uzun bakabilecek bir gurur hali gizli gibi kuzum!
Ama şimdi acı daha genç. Ve henüz şömineli bir ev kazanacak kadar kendini işe vermiş değil. Tam tersi bir aşk militanı gibi sokaklarda onun izini sürüyor. Aşk örgütlenmektir diyordu ya Ece Ayhan, bu tam tersi bozguna uğramış, örgütlenememiş bir aşk hikayesi.
Bağımsız bir film tadında. Seyrederken hasretle ve hasetle bakılan, iş yaşamaya gelince sinemaya kaçılan türden hayat hikayesi. Bir sessiz çığlık bu. Hayat kazası.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ne zaman gitti de ne zaman dönecek. Üstelik giden de kim? Yazan mı, yazdıran mı bu cümleyi. Sonra bu yalvarma da nereden çıktı. Yoksa tam tersi bir durum mu söz konusu? Yani NE OLUR GERİ DÖNME derken acaba alttan alta NE OLUR GERİ DÖN mü demek isteniyor?
Böyle şehrin arka sokaklarına yazmalar, büyük harfler, tüm bu ısrar...
Ve en fenası o ünlem.
Ah o ünlem!
Bunlar ayrılık değil aşk alametleri.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ayrılık üzerine sitemle yazılmış bir cümle.
Gururu ve kırgınlığı içine saklayan birinin birine, çaresizliğine başkaldırı.
Çekilen aşk acısına fiyaka ile atılmış bir imza.
Acaba bu cümleyi okuyan kendine yazıldığını biliyor mu? Ve tüm bir şehrin huzurunda dönmesinin istenildiğinin farkında mı?
Yazan erkek ve okuması gereken kadınsa, değil muhtemelen.
Kadınlar aşkta yenik, ayrılıkta gaddardır çekirge.
Üzüntüleri sevinçler kadar uçucudur. Böyle genellemeler yaparken ipin ucunu kaçırıp kadın düşmanlığına götürmek de var işi ama durun hemen frene basalım.Ne yazıyordu duvarlarda...
NE OLUR GERİ DÖNME!
Sanki zamanında yüzüne karşı GİTME diyemeyen birinin geç kalmış bir dileği. Şimdiki zamanda geçen fonda eski şarkılarının çalındığı bir Ajda Pekkan aşkı gibi.
Bitmeyen, bitemeyen sitemkar bir aşkın çaresizliği gibi. KADER filmi geliyor aklıma, dannn!
Kim yazıyor bu yazıları, kime yazıyor?
Neden bizi bilmediğimiz bir aşkın tanığı haline getiriyor? Şimdi bakın bizim de bu aşka müdahil olmamız isteniyor. Belki de bu sevgiliye ulaştırmak için yazılan bir mektubun ilk satırı. Biz de o mektubu taşıyacak güvercinin kanadı. Madem öyle kolları sıvayalım ve kanat çırpalım.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Yazılan kişi bu satırları okuyorsa sözüm ona şimdi. İster dön ister dönme ama en azından bir "ara" şu adamı derim. Sanırım anlatacağı hala birşeyler var. Bir öfke ile yaşamaya mahkum etme. Bir aşktan tek kurtuluş yolu o aşka sığınmaktır. Sen yeni bir aşkta, bedende, şehvette kurtuldun belki çoktan ama o yeni bir aşk ile eski aşktan yani senden kurtulamayacak. Bir hayat boyu açık bir yara olarak kalmak istiyorsan -ki her kadın ister- o adamın içinde arama da. Kadınların vefasızlığını ve kalbini tecrübe ettiğim için kalbimle söylüyorum. Bu cüretkar yazıları sokak sokak dolaşıp şehrin karanlığında yazan bu adam olmasa da bu adamın sana duyduğu aşk bir kez daha dönmeni ve içindekileri sana dökmesini, boca etmesini hak ediyor. İstanbul'un adına, ıssız sokakların, sokak köpeklerinin, köpekleşen aşkların, aşk acılarının adına sana büyük harflerle seslenmek isterim.
Ey bilinmeyen,
NE OLUR GERİ DÖN!
Sonra bize neler olduğunu bir cümlede ya da tek bir sözcükte ilan etsin yine o, aynı sokakların kimsesiz duvarlarında.
DÖNDÜ yazsın.
OLDU yazsın...
OLMADI yazsın.
DÖNMEDİ yazsın...
...ama ne olur yazsın.
varsın küçük harflerle olsun ,yeterki yazsın.
"NE OLUR GERİ DÖNME!" büyük harflerle yazıyor. İlk olarak bizim sokağın köşesinde gördüm. Bir apartmanın duvarına siyasi bir slogan tadında şu püskürtülen boyalarla yazılmıştı. Yazının düzensizliği hızla yazılıp kaçıldığı intibanı bırakıyordu. Bir örgüt mensubu gibi. Sonra aynı cümleyi şehrin farklı sokaklarında da görmeye başladım. Yine aynı el yazısı , yine siyah, yine kocaman BÜYÜK harflerle. Şehrin farklı yerlerine elinde siyah bir boyayla aynı cümleyi yazmak için gece yarısı sokak sokak gezmek nasıl bir duygudur acaba?
Hemen sahneyi canlandıralım gözümüzde.
Muhtemelen kapşonunu başına çekip ,kuşkuyla arkasına bakıyor ve tedirginlik ya da yakalanırım korkusuna rağmen hızla duvarlara aynı cümleyi yazıp aynı hızda dikkat çekmeden uzaklaşıyor.
Arkasında sokakta kimsesiz bir duvarda o yazı kalıyor.
NE OLUR GERİ DÖNME! dannnn
Yazan kim acaba? Bir erkek mi yoksa bir kadın mı?
Hımmm... Düşünelim.
Erkektir.
Erkekler bilinenin aksine daha tutkulu severler. Aşklarına terk edildiklerinde bile sahip çıkmayı bilirler. Ama sanki bu cümlede terk edilen değil de terk eden bir hava var.
Gururlu bir Türk filmi kahramanı. Bırrrrrr...
Biraz daha hali vakti yerinde olsa ya da bir on yıl sonra mesela muhtemelen şöminesinin üstüne o kadının resmini asıp, kırmızı bir şarap kadehini ona doğru kaldırıp uzun uzun bakabilecek bir gurur hali gizli gibi kuzum!
Ama şimdi acı daha genç. Ve henüz şömineli bir ev kazanacak kadar kendini işe vermiş değil. Tam tersi bir aşk militanı gibi sokaklarda onun izini sürüyor. Aşk örgütlenmektir diyordu ya Ece Ayhan, bu tam tersi bozguna uğramış, örgütlenememiş bir aşk hikayesi.
Bağımsız bir film tadında. Seyrederken hasretle ve hasetle bakılan, iş yaşamaya gelince sinemaya kaçılan türden hayat hikayesi. Bir sessiz çığlık bu. Hayat kazası.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ne zaman gitti de ne zaman dönecek. Üstelik giden de kim? Yazan mı, yazdıran mı bu cümleyi. Sonra bu yalvarma da nereden çıktı. Yoksa tam tersi bir durum mu söz konusu? Yani NE OLUR GERİ DÖNME derken acaba alttan alta NE OLUR GERİ DÖN mü demek isteniyor?
Böyle şehrin arka sokaklarına yazmalar, büyük harfler, tüm bu ısrar...
Ve en fenası o ünlem.
Ah o ünlem!
Bunlar ayrılık değil aşk alametleri.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Ayrılık üzerine sitemle yazılmış bir cümle.
Gururu ve kırgınlığı içine saklayan birinin birine, çaresizliğine başkaldırı.
Çekilen aşk acısına fiyaka ile atılmış bir imza.
Acaba bu cümleyi okuyan kendine yazıldığını biliyor mu? Ve tüm bir şehrin huzurunda dönmesinin istenildiğinin farkında mı?
Yazan erkek ve okuması gereken kadınsa, değil muhtemelen.
Kadınlar aşkta yenik, ayrılıkta gaddardır çekirge.
Üzüntüleri sevinçler kadar uçucudur. Böyle genellemeler yaparken ipin ucunu kaçırıp kadın düşmanlığına götürmek de var işi ama durun hemen frene basalım.Ne yazıyordu duvarlarda...
NE OLUR GERİ DÖNME!
Sanki zamanında yüzüne karşı GİTME diyemeyen birinin geç kalmış bir dileği. Şimdiki zamanda geçen fonda eski şarkılarının çalındığı bir Ajda Pekkan aşkı gibi.
Bitmeyen, bitemeyen sitemkar bir aşkın çaresizliği gibi. KADER filmi geliyor aklıma, dannn!
Kim yazıyor bu yazıları, kime yazıyor?
Neden bizi bilmediğimiz bir aşkın tanığı haline getiriyor? Şimdi bakın bizim de bu aşka müdahil olmamız isteniyor. Belki de bu sevgiliye ulaştırmak için yazılan bir mektubun ilk satırı. Biz de o mektubu taşıyacak güvercinin kanadı. Madem öyle kolları sıvayalım ve kanat çırpalım.
NE OLUR GERİ DÖNME!
Yazılan kişi bu satırları okuyorsa sözüm ona şimdi. İster dön ister dönme ama en azından bir "ara" şu adamı derim. Sanırım anlatacağı hala birşeyler var. Bir öfke ile yaşamaya mahkum etme. Bir aşktan tek kurtuluş yolu o aşka sığınmaktır. Sen yeni bir aşkta, bedende, şehvette kurtuldun belki çoktan ama o yeni bir aşk ile eski aşktan yani senden kurtulamayacak. Bir hayat boyu açık bir yara olarak kalmak istiyorsan -ki her kadın ister- o adamın içinde arama da. Kadınların vefasızlığını ve kalbini tecrübe ettiğim için kalbimle söylüyorum. Bu cüretkar yazıları sokak sokak dolaşıp şehrin karanlığında yazan bu adam olmasa da bu adamın sana duyduğu aşk bir kez daha dönmeni ve içindekileri sana dökmesini, boca etmesini hak ediyor. İstanbul'un adına, ıssız sokakların, sokak köpeklerinin, köpekleşen aşkların, aşk acılarının adına sana büyük harflerle seslenmek isterim.
Ey bilinmeyen,
NE OLUR GERİ DÖN!
Sonra bize neler olduğunu bir cümlede ya da tek bir sözcükte ilan etsin yine o, aynı sokakların kimsesiz duvarlarında.
DÖNDÜ yazsın.
OLDU yazsın...
OLMADI yazsın.
DÖNMEDİ yazsın...
...ama ne olur yazsın.
varsın küçük harflerle olsun ,yeterki yazsın.