KelebeĞİn Kanatlarinda - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Bilelim Öğrenelim » KelebeĞİn Kanatlarinda

Bilelim Öğrenelim Bilelim öğrenelim - Yapılan bir araştırmaya göre hiçbir insan dirseğini yalayamaz.(Araştırmaya görede bu yazıyı okuyanların %75'i dirseğini yalamaya çalışmış)

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 27-12-2007, 18:33
Kendini aşan 2de1'ci
 
gulsahay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

:::...ATAM İZİNDEYİZ...:::
 
Kayıt: 21.07.2007
Mesajlar: 4.104
Rep gücü: 16
Rep derecesi: gulsahay Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beagulsahay Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beagulsahay Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beagulsahay Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

KelebeĞİn Kanatlarinda

 
1971 yılında, Lorenz adlı bir meteoroloji uzmanı, hava tahminleri yapmakla uğraştığı laboratuavarındaki bilgisayarında garip bir şeyler keşfetti. Önce bunun bir ölçüm hatası olduğunu sanmıştı. Ama sonradan, bunun ileriki yıllardaki tüm bilimsel düşünceyi ve insalığın fikir dünyasını önemli ölçülerde etkileyecek bir bilimsel bakış açısı değişikliği olduğu anlaşılacaktı. Konunun yabancısı olanlar için, olan özetle şuydu: Lorenz, hava durumunu bilgisayarında modelleyerek, sayısal bir hava durumu tahmin sistemi üzerinde çalışıyordu (bu o zamanlar meslektaşlarının hiç de ciddiye almadıkları bir uğraştı!). Hava olaylarını rakamlara ve kodlara indirgemiş ve sonra bilgisayara öğrettiği kurallarla -ki bunlar meteorolojik kurallardı- bu girdilerden nasıl hava sonuçlarının çıkacağını, bir yazıcıdan çıkan çıktılarla gözlemlemekteydi. Bigisayar, bir insanın ömrünün yetmeyeceği hesaplamaları ve tekrar işlemlerini bıkıp usanmadan ve hızlı bir biçimde yapabilme özelliğine sahiptir (o günlerin bilgisayarları ancak, bu gün kullandığımız cep hesap makinaları kadar bir kapasiteye sahip olsalar da, iş görüyorlardı). Bilgisayar günler boyu, hiç durmadan böyle hesaplar yaparak, sonuçları yazıcıdan çıktı olarak veriyordu. Bu çıktılar da sayı dizileri şeklindeydi ve Lorenz bunların grafik analizlerini yaparak, sayıları hava durumundaki değişikliklere dönüştürüyordu.

Günlerden bir gün, Lorenz, bilgisayarın yaptığı işlemi, orta yerinden başlatmak istedi. Yani bilgisayar süregiden bir işlem yaparken, işlemi kesip, yazıcıdan çıkan ara değerlerden birini, başlangıç değerleri olarak bilgisayara klavyeden girdi. Daha sonra bir kahve almaya gidip, bir saat kadar sonra geri döndüğünde gözlerine inanamadı! Bilgisayarın verdiği çıktıların, bir önceki hesaplama sizisiyle hiç bir ilgisi kalmamış, tamamen farklı sonuçlar ortaya çıkarmaya başlamıştı. Bu yeni serinin önceki seri ile hiç bir alakası yoktu artık. Lorenz önce makinanın bozulduğunu düşündü. Ama hemen sonra durumu farketti. Kendisi klavyeden ondalık bir sayı değerini bilgisayara girerken, virgülden sonraki beş ve altıncı basamakları yuvarlayarak yazmıştı, çünkü bu kadar küçük bir ondalık değerin, hesaplamalar üzerinde bir etkisi olmayacağını düşünüyordu. Fakat sonuçlar hiç de onun düşündüğü gibi değildi. Lorenz'in bilgisayara girerken yok saydığı o ondalık basamaklar, değer olarak hava akımları içinde bir kelebeğin kanat çırpması kadar önemsizken, kısa bir süre sonra, izleyen sonuçlarda büyük farklılıklara neden olmuştu. Yani bir kelebek sadece kanat çırparak büyük bir fırtına çıkarmıştı!

Elbette böyle bir sonucu bilgisayar hatası olarak görüp görmemezlikten gelmek olasıydı ama, Lorenz, yeni bir bilimsel çığır açmak için önceden hazırlıklı ve dikkatli bir beyne sahip olduğundan, durumu daha ileri düzeyde araştırmaya karar verdi. İşte o gün kaos bilimi dediğimiz bilimin de doğum günü oldu.

Elbette burada bir fizik dalı olan kaos fiziğinin karmaşık matematiksel temellerinden ve ayrıntılı tarifinden bahsetmeyeceğim. Bunun için hem yerimiz, hem benim bilgim yetersiz; hem de bu ayrıntılar ana fikir açısından gerekli değil. Ama kısaca, bu bilim dalının bize neler söylediğine bir bakalım.

Lorenz'in temellerini attığı kaos fiziği, bu gün bir çok uygulama alanı bulmuştur kendisine. Bu fizik dalı, "doğrusal olmayan" (nonlinear) sistemleri inceler. Bu sistemleri aslında günlük hayatımızda hepimiz tanırız. Örneğin bir nehirde dalga dalga akan su, suya damlayan bir damla mürekkebin su içinde dağılışı, ağaçtan düşen bir yaprağın düşüş güzergahı, bir yağmur damlasının camda kayarken izlediği yol... Bunlar hep doğrusal olmayan sistemlere örnektirler. Bunlar neden doğrusal değildir? Hareketleri önceden hesaplanıp tahmin edilemez de ondan. Örneğin açık havada ağaçtan düşen bir yaprağın yerde hangi notaya düşeceğini tam olarak hesaplamamız imkansızdır. Laboratuarda sabit koşullar altında (rüzgarsız bir ortamda örneğin) oldukça yakın bir şekilde hesaplayabileceğimiz yaprağın yere varma noktası, açık havada çok karmaşık değişkenlerin rol aldığı karmaşık bir hadiseye dönüşüverir. Yani bu tip hadiseler "kaotik"tir. Aslında en büyük kaotik sistemler, canlılar olarak bildiğimiz ve bizim de dahil olduğumuz sistemlerdir.

Gerçekte gözümüze görünen düzenin bir aldanma olduğu artık açıkça telaffuz ediliyor kaos bilimcileri tarafından. Her şeyde bir hesaplanamazlık, bir karmaşa, bir önceden bilinemezlik hüküm sürmekte. Her sistem veya her hadise, şu veya bu şekilde bir yerlerinde kaotik bileşenler içeriyor. Kaotik sistemlerin iki önemli özelliğini şöyle sıralayabiliriz:

1. Hesaplanamaz olmak: Karmaşık veya kaotik sistemlerin belli bir zaman sonra nasıl davranacaklarını tam olarak kestirebilmek olanaksızdır. Bunun en bildik örneği, hava durumu tahminleridir. Bir-iki gün için yapılan ahva tahminleri genellikle -pek büyük bir sapma olmaksızın- doğru çıkarken, hala bir haftalık veya yıllık olarak güvenilir bir hava tahmini yapmamız mümkün değildir. Elbette birisi "seneye şu gün, hava parçalı bulutlu olacak" diyebilir ama, bunu bilimsel yoldan hesaplayabilmemiz imkansızdır. Çünkü Lorenz'in da kaza eseri gösterdiği gibi, en küçük bir değişkeni (örneğin bir kelebeğin kanat çırpmasından ortaya çıkan hava akımlarını) ihmal etmek bile, hesabımızın yanlış çıkmasına neden olur. Eğer yukarıdaki tahmini yapan kişi, insanüstü bir duyu yolu vb. kullanmıyorsa ve hava gerçekten tahmin ettiği gibi çıkmışsa, çok şanslı biri demektir.

2. Başlangıç koşullarına hassas bağlılık: Bir bilardo masasındaki topları ele alalım. Toplara bir kez vurduğumuzda, her biri gelişigüzel birbirlerine çarpıp, masa üzerinde değişik yollar izlerler. Şimdi filmi geriye sarıp ilk başa dönelim ve ilk yaptığımız vuruşu örneğin sadece 0.00005 derece sola doğru olacak şekilde değiştirip bir vuruş daha yapalım. İlk çarpışma ve hareketlerde çok fazla bir değişiklik gözümüze çarpmasa bile, zaman geçtikçe, topların ilk seferkinden çok farklı yerlere gittiklerini gözlemlemeye başlarız. Çünkü başlangıç koşullarında yaptığımız çok küçük bir değişiklik, sistemin tamamında büyük bir etki olarak ortaya çıkmıştır. İşte bilgisayardaki sayıları girerken, Lorenz'in yaptığı da aynen buydu.

Peki bunlardan bize ne? Bunları bilmek bizim hayatımıza ne gibi yeni açılımlar getirir? Fizikçiler bu bilim dalı üzerine kafa yormaya başladıktan sonra, borsadaki para hareketlerinin, akciğerlerdeki bronşların dallanma şekillerinin, akarsu deltalarındaki çatallanmaların, toplumsal hareketlerin zaman içindeki seyrinin veya beyindeki veya kalpteki elektriksel dalgaların, hep bu kaotik sistemlerin kurallarına uygun olarak ortaya çıktıklarını göstermişlerdir (evet, sistemler "kaotik"tir ama, onların da çoğu zaman belirlenebilir kuralları vardır. Bunu karmaşa gibi görünen bir çeşit düzen olarak da düşünebiliriz). Velhasıl fizikçiler ve diğer bilim dallarında kaosla ilgili araştırmalar yapan kişiler, bu verileri işlerine yarayacak hesaplamaların formülasyonlarını ortaya koymak ve anlaşılmaz süreçlerin anlamak için kullanıyorlar. Pekala, bu işlerle profesyonel olarak ilgilenmeyen bizler için nelerdir kaos biliminin sonuçları?

Bu bilim dalı ile ilgili düşünmeye başladıktan bir süre sonra, her şeyin, özellikle insan gibi karmaşık bir yaratığın hayat sürecinin de mecburen kaotik özellikler sergileyeceği geliveriyor insanın aklına. İnsan öyle bir yaratık ki, bedensel ve psikolojik gelişimi sırasında bir çok faktörün etkisinde kalarak, son derece karmaşık bir süreçten geçip, onların toplamından daha fazlasına sahip bir organizma olarak yaşamını sürdürmekte. Deneyimlerinden ve hayatını oluşturan bileşenlerden daha fazlasına sahiptir, çünkü onları algıladığı veya öğrendiği gibi, bir bilgisayara benzer şekilde depolamaz. Onu kendisine göre değiştirir ve yepyeni bir kimlik verir deneyimlerine. Bunu test etmek için arkadaşlarınıza "kırmızı" dediğinizde onlara ne çağrıştırdığını bir sorun. Cevaplar, bir rengin bile ne kadar farklı deneyimlerin aracısı olduğunu gösterecektir.

Kısacası, insanın gelişimi ve hayatı kaotiktir. İnsanı, hele hele onun oluşturduğu toplumu katı kurallarla bir şirazeye sokma çalışmaları her zaman başarısızlığa mahkumdur. Çünkü, katı ve değişmez kural anlayışı, evrenin işleyişini anlamamış, veya yanlış anlamış kafaların ürünleridir. En katı yönetime sahip diktatörlerin eninde sonunda devrilip, üstelik en ağır cezalarla cezalandırılmaları, sıkça yaşadığımız ve kaosa karşı dayanamayan "yapay" kurallara iyi birer örnek teşkil eden olaylardır. Çocuklarını sadece kendi bildikleri doğrularla yetiştirmeye çalışan anne ve babalardan, saat gibi düzenli bir hayat yaşayınca hep başarılı olacaklarını sananlara kadar, kaosun diğer açılımlarını ise varın siz düşünün.

Tabii ki bu bilgi, insana boş vermişliği getirmemeli; aksine insanlar, "iyi" bir şeylere neden olabilmek, en azından nedenin sadece bir parçası olabilmek adına ellerinden geleni yapmalıdırlar. Söz konusu kelebeğimiz, kanat çırpıp çiçekten çiçeğe konarken, bir fırtına çıkarıp ortalığı birbirine katabileceğinden habersizdir. Zaten fırtınayı çıkaran kelebek de değildir. O sadece sebepler bütününün bir parçasıdır. Biz de en ufak bir hareketimizle bile geleceği baştan başa değiştirebileceğimizin; ve bununla beraber, tüm karmaşa içinde bir hiç olduğumuzun da bilincine varabilmiş "akıllı" canlılar olduğumuzdan, bu özelliğimizin gereğine uygun davranmaya mecburuz. Kimimiz hala tarihteki büyük isimlere bakıp, tarihi onların yazdığını, insanlığın kaderini onların değiştirdiklerini düşünmekte. Bu düşünce olsa olsa cehaletin bir göstergesidir. Çünkü tarih fırtınalarında nice kelebeklerin kanat çırpışları vardır ki, arasanız bile bulamazsınız isimlerini...

Kaotik bir evren bilgisi, bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız her şeyi yerli yerine oturtur. Büyük sandığımız şeylerin aslında ne kadar küçük ve küçük sandıklarımızın da aslında ne kadar büyük olduğunu gösterir bize. Bu bilgiyi özümsersek ve gerektiği gibi hayatımızın her bir noktasına nüfuz ettirecek şekilde "içselleştirerek" yaşarsak... işte o zaman "bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçesine" yaşayabiliriz belki...

Bir diğer önemli nokta, insanın hayat süreci içerisinde yaptığı planlama ve bu planları hayata geçirmek için uyguladığı yöntemlerde saklı gibi geliyor bana. Henüz birkaç hafta öteye hava tahmini yapamayan insan, kaç yıl olduğu belirsiz bir ömür için sonuna kadar hesaplarını yapıp, bu hesapların gerektirdiği yaşam koşullarını sağlamak üzere var gücüyle çabalıyor. Pekala, hiç bir zaman kestirilemeyen bir gelecek için ayrıntılı planlar yapmak, yeni bilimsel bilgilerin ışığında bu kadar imkansızken, maalesef insanlar hala bu yüzden birbirlerini yiyorlar. Ne kadar yazık.. ve de boşuna.

Bilirsiniz, büyüklerimiz "yolda gördüğümüz bir taşı kaldırıp kenara koymanın" bile büyük sevap olduğundan bahsederler. Nasıl olabilir ki bu? Bir taş neye sebep olabilir? Kaos bilimcilerine göre "her şeye" neden olabilir! Bence bundan sonra yolda duran bir taş gördüğünüzde, bir kerecik kanat çırparak fırtına çıkarabilecek kelebekler gelsin aklınıza...

Belki de yaşamın ve yaşamımızda karşımıza çıkacak unsurların hesaplanamaz ve belirlenemez olması da iyi bir şeydir. Eğer tüm evren saat gibi doğrusal ve bizim çözümleyebileceğimiz bir tarzda işleseydi, kağıt üzerinde müneccimlik yapmak, neredeyse dört işlem yapmak kadar kolay olabilirdi. Düşünsenize, ev yaptırmak üzere yeni bir arsa aldınız ve gidip arsa üzerinde şöyle bir dolaşmaya karar verdiniz. Siz arsa üzerinde dolanırken yanınızda olan bilimci (muhtemelen matematikçi) bir arkadaşınız, eline kağıt kalem alıp bir hesaplama yapıyor ve size "dur!" diye bağırıyor. Siz soran gözlerle tek ayağınız havada beklerken o size "bir adım daha atarsan, ayağından yayılacak titreşimler, 10 yıl sonra merkezi burası olan 7 şiddetinde bir depreme neden olacak! Az önce bunu hesapladım!" dese? Hiç de hoş olmazdı değil mi? Belki de o yüzden gerçekte böyle bir hesaplama imkansızdır.

Galiba en iyisi, üzerimize düşenleri yaptıktan sonra, kendimizi akışa bırakıp dua etmek...?
gulsahay Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
gulsahay için teşekkür edenler 3 kişi.
eLFiDa (28-12-2007), elisa88 (28-12-2007), Life_is_beautiful (27-12-2007)
  #2 (permalink) Alt 27-12-2007, 18:48
Kendini aşan 2de1'ci
 
Life_is_beautiful - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 13.06.2007
Mesajlar: 3.465
Rep gücü: 11
Rep derecesi: Life_is_beautiful Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Bilirsiniz, büyüklerimiz "yolda gördüğümüz bir taşı kaldırıp kenara koymanın" bile büyük sevap olduğundan bahsederler. Nasıl olabilir ki bu? Bir taş neye sebep olabilir? Kaos bilimcilerine göre "her şeye" neden olabilir! Bence bundan sonra yolda duran bir taş gördüğünüzde, bir kerecik kanat çırparak fırtına çıkarabilecek kelebekler gelsin aklınıza...

"kaos teorisi" ve "kelebek etkisi" üzerine bu bilgiler için teşekkürler
Life_is_beautiful Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
AşkIn tItReK kAnAtLArInDa jan_flavo Paylaşmak İstedikleriniz 1 13-06-2008 18:13
BİR KELEBEĞİN DERSİ GiRL_Léé Hikayeler ve Efsaneler 12 04-02-2008 10:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:01 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727