| | Tarım ve Bitkilerle İlgili Halk İnançları:
- Karaağaçtan düşen yaşamaz.
- Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz.
- İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür.
- Ceviz ağacının altında yaşayanları şeytan alır götürür.
- Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz.
- Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır.
- Zeytin kutsaldır.
- Ulu ağaç altında tek başına uyumak iyi değildir.
- Ekin ekili tarlada işenmez, cinsel ilişkide bulunulmaz.
- Ekin savrulurken harmanın içerisinden geçilmez, geçilirse harmanın bereketi azalır.
- Ekin ekmeye, ekin biçmeye giden kimselerin önceden yıkanması, abdest alması uğur getirir.
- Ceviz ağacının gölgesinde yatan kişi beceriksiz başarısız olur. Ceviz ağacı çevresinde olup biten her şeyi resim gibi işlermiş. Kesildiği zaman urlarındaki işaretlerle tüm gizlilikleri açığa çıkarmış.
- Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.
- Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir.
- Yoğurt veya süt dışarıya verilirken üzerine üzerlik, kömür, yeşil yaprak konulmazsa ineğe nazar değer.
- Dut ağacı dibinde yatmak, oturmak doğru değildir, cin çarpar.
- Hamur yoğururken dışarı hamur sıçrarsa misafir gelir.
- Su kabağının çok olduğu evde ölüm olayı da çok olur.
- Buğday çok olan evde ölüm az olur.
- Tarla sınırında uyuduğunda insanı ağırlık basar, çarpılır.
- Zeytin ağacının altında uyuduğunda insanı ağırlık basar.
- İncir ağacının altında yatan insanı ağırlık basar.
İnsan Vücuduyla İlgili Halk İnançları:
- Diş düşürülünce o dişi kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı yada gömmeli.
- Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır.
- Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir.
- El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir.
- Tokalaşırken yada birisine bir şey verirken sağ el kullanılmalıdır, sol el uğursuzluktur.
- Çorap giyilirken ayağın Kıbleye doğru uzatılması doğru değildir.
- Çorap giyilirken önce sağ ayak giyilir.
- Burun kaşınırsa kişi hakkında dedikodu yapılıyor demektir.
- Sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa elden para çıkar.
- Akşam tırnak kesilmez.
- Akşam sakız çiğnenmez, akşam çiğnenen sakız ölü etidir.
- Ayak kaşınınca yolculuk var demektir.
- Baş taranırken dökülen saçları dökmek doğru değildir, bunlar toplanır, ölünce o kişinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kıyamet gününde tekrar bitecektir.
- Hamile kadın aş ererken neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir.
- Akik taşı kanamayı keser, insanı yoksulluktan kurtarır.
- Henüz bir yaşını doldurmamış kişi abdestsiz iki kişi arasından geçerse vücudunda yaralar oluşur.
- Sol kulağın çınlaması zenginliğe işarettir.
- Sağ kulağın çınlaması sağlığa işarettir.
- Gözün seğirmesi olumsuzluğa işarettir, çevrede ölüm meydana gelebilir.
- Kulağın çınlaması birisi tarafından anılmaya işarettir.
- Bacak bacak üzerine atmak günahtır.
- Üst çenenin önündeki dişlerden birisi düşerse ana babadan birisinin öleceğine inanılır.
- Sağ üst azı dişi düşerse ağabey yada amcanın öleceğine inanılır.
- Sol üst azı dişi düşerse evlat yada kardeşin öleceğine inanılır. (Diş ile ilgili inançların gerçekleşmesi için sadaka verilir, sabah kahvaltıdan önce kuşlara yem verilir)
- Avuç içi kaşınırsa bir yerden para geleceğine işarettir.
- Kesilen saçın üzerine basılmaz, basılırsa o kişinin başı ağrır.
- Kesilen saçları kuşlar alıp yuvalarına götürürlerse o kişinin başı ağrır.
Gökcisimleri ile İlgili Halk İnançları:
- Gece gizlice ay ışığında, gölgede yıkananlar ay gibi parlak olur.
- Ayın yansımasının vurduğu su içilmez. O suyu içenin başına mutlaka bir kötülük gelir.
- Yıldız kaydığında bir insan ölür.
- Dolunayda doğan çocuk uğurludur, geleceği ışıklıdır.
- Dolunayda doğan kızlar ay gibi parlak ve güzel olur.
- Gece aya doğru tükürmek, sövmek uğursuzluk getirir.
- Güneş batarken uyuyanın ömrü kısalır.
- Gün dönümünde tarım işleriyle uğraşılmaz, düğün dernek yapılmaz.
- Güneş tutulacağı zaman hayvanlar korkudan bağırırlar, güneşin tutulacağını önceden sezerler.
- Güneş güzele vurur.
- Ay eskisinde ekilen sebze ve meyveler verimli olur.
- Ay hilal halinde iken iki ucu aşağı olursa o ay yağmurlu, yukarı doğru olursa kurak olur.
- Güneş batarken (zaval zamanı) çocuğu ölen kişi su içmez.
- Ay yeniye geçmeden tohum ekilmez, ekin biçilmez.
- Aysız günlerde ağaç kesilmez, kesilirse kerestesi dayanıklı olmaz.
- Aysız günlerde diş çekilmez.
- Aysız günlerde yaylaya çıkılmaz, yayladan inilmez, ormana gidilmez.
- Gün batarken yemek yiyenin bahtı kararır.
- Akşamüstü yemek yiyenin anası babası ölür.
- Yıldız kaydığında evliyaların buluştuğuna inanılır.
Doğum ve Kırkla İlgili Olan Halk İnançları:
- Kırklı kadın evden fazla uzaklaşmaz.
- Kırklı kadın gece evinden dışarıya çıkmaz.
- Kırklı bebeğin başının altına Kuran, muska, bıçak, çörek otu konulur.
- Kırklı kadının yattığı odaya kibrit ve süpürge konulur.
- Kırklı kadın gece yalnız bırakılmaz.
- Kırklı kadın kırkının çıkacağı gün üç yakın komşuya gider, daha sonra evden uzaklaşabilir.
- Kırklı kadınlar ve bebekleri birbirleriyle karşılaştırılmaz.
- Kırklı çocuğu görmeye gelen kişi, kırk basmaması için demir veya kağıt para verir.
- Kırklı çocuğun yanına kedi veya köpek sokulmaz, aksi halde "al" basar.
- Kadın ve geyik kırlı olursa karşılaştırılmaz, aksi halde kırları karışır. Geyik yedi yılda bir yavruladığından kadının da yedi yıl çocuğu olmaz.
- Kırklı çocuk yalnız bırakılacağı zaman başucuna bıçak, soğan, sarımsak bırakılır.
- Üzerinde para yada altın bulunan bir kişi kırklı çocuğun yanına sokulmaz. Eğer çocuğun yanına gelirse para veya altın, çocuğun başucunda bir süre bekletilir.
- Kırkı çıkmamış kadın bir eve gittiğinde mersin yaprağı batırılmış suyu gittiği eve döker, daha sonra eve girer.
- Gelin alayı kırkı çıkmamış kadının evinin önünden geçerse gelinin çocuğu olmaz.
- Kırkı çıkmamış kadının bulunduğu eve değirmenden un getirilmez.
- Kuzular kırkları çıkıncaya kadar kimseye gösterilmez.
- Kırklı kadının başucunda gece ışık yakılır.
- Kırklı çocuğu olan iki kadın iğne değiştirir, yoksa kırk kalkmaz.
Özel Günlerle İlgili Halk İnançları:
- Hıdırellez günü dikiş dikilmez, ağaç, bitki kesilmez, canlı öldürülmez. Bunlar yapılırsa yeni doğacak ne varsa anasının karnında hıdırellez eğrisi olur.
- Arefeı günü, yakını ölen kişi dikiş dikmez.
- Arefeı günü iş yapılmaz.
- Arefeı ve bayram günü ağaç kesilmez.
- Hıdırellez günü kapalı kapalı un çuvalları açılır.
- Arefeı günü eve odun getirilmez, getirilirse eve odunlarla birlikte mutlaka yılan girer.
- Arefeı günü sabun kullanılmaz.
- Hıdırellez günü gün doğmadan eve getirilen suyla yoğurt tutturulabilir, mayaya gerek yoktur.
- Hıdırellez günü gün doğmadan akarsuda yıkanılırsa insan sağlıklı olur.
- Hıdırellez günü gün doğmadan eve mutlaka bir testi su getirilmelidir. Bu suyun sağlık verileceğine inanılır.
- Aşure ayında (oruç süresince) yaş ağaç kesilmez.
- Bayram günü tıraş olunmaz.
- Kuzular hıdırelleze kadar sayılmaz.
Taş ve Su Kültüyle İlgili Halk İnançları:
- Gece göle girmek iyi değildir. Geceleri cinler, peri kızları gölde yıkanırlar. Girenlerin ruhlarını periler çalar.
- Geceleri su üzerinden atlanmaz. Su birikintileri ecinnilerin ve perilerin mekanıdır.
- Gece dışarı su dökeni periler çarpar.
- Kaynayan suya bıçak sokulmaz.
- Suya tükürmek uğursuzluk getirir.
- Çeşme başında uyunmaz, şeytan gelir.
- Büyük, kökü derinde olan taşın üzerinde uyunmaz, şeytan gelir.
- Çamaşır yıkanan suyun üzerinden geçilmez, bu suda şeytan olur.
Karanlık ve Işıkla İlgili Halk İnançları:
- Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.
- Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur.
- Gece acı (biber, soğan, sarımsak) evden dışarıya verilmez.
- Yoğurt, süt, peynir, vs. gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir.
- Gece ıslık çalmak günahtır.
- Gece evden eve tuz verilmez.
- Akşam kapının önü süpürülmez.
- Ekmek aktaracağı evden eve verilmez.
- Çocuklar gece beş taş oynarsa düşman gelecek denir.
Bereketle İlgili Halk İnançları:
- Değirmenden ilk gelen unla yapılan ilk ekmeği yiyen kişinin karısı ölür.
- Dışarıya maya verilirse evin bereketi gider.
- Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür.
- Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır.
- Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.
- Bıçakla ekmek kesilmez, evin bereketi kaçar.
- Bismillah demeden yemek yiyen kişi doymaz. Şeytan da onunla birlikte yemek yer.
- Çorap örerken boğazından başlamalı yoksa dayanıklı olmaz.
- Kürek kemiğinin kırılması bahtı açar, t yenildikten sonra bu kemik kırılır.
Evle İlgili Halk İnançları:
- Evin temeline karataş koymak iyi değildir.
- Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar.
- Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır.
- Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil geçimsizlik olur.
- Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz.
- Eşya taşımak için kullanılan ala iple komşunun evine girilmez. Komşunun başına bir uğursuzluk geleceğine inanılır.
- Kapı eşiğinde oturulmaz. İnsan fakir olur.
- Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekar kalır.
- Urganla komşunun evine girilmez. Aksi halde komşunun evinde kıtlık olur.
- Kapı eşiğinde oturulmaz, kapı eşiğinde şeytan bulunur.
- Yağmur yağarken kapı eşiğinde oturmak günahtır.
Atmosfer Olaylarıyla İlgili Halk İnançları:
- Dolunun kesilmesi için avluya bıçak atılır.
- Mezardan çıkarılan kafatası suya atılırsa yağmur yağar.
- Şeytan düğün ederken (nisan yağmuru) yağmurun altında duranları cinler alır götürür.
- Nisan yağmuru zemzem suyu gibidir, uğurludur. Nisan yağmurunda ıslanmak insana sağlık verir.
- Gök gürlediğinde demir ısırmak uğurludur.
- Gökkuşağının altında bir erkek geçerse kız, kız geçerse erkek olur.
- Dolu ilk yağdığında birkaç tane yemek sağlığı iyi gelir.
- İlk dolu yağdığında ismi Mehmet olan yada anasının ilk oğlu doluyu bıçakla ikiye ayırır.
- Gök gürleyince bir bıçak alınarak dama atılır.
- Beş taş oynamak kuraklığa işarettir.
- Dolu yağdığında dolunun kesilmesi için dışarıya sacayağı atılır.
- Şimşek çaktığında yere bıçak saplanır.
Mevsimlerle, Aylarla ve Günlerle İlgili Hak İnançları:
- Martın birinci günü eve dışarıdan kimse giremez, girerse buzağılar, kuzular ölür.
- Ocak ayının birinci günü görülen kimse sana iyi gelirse o yıl yaşarsın, iyi gelmezse hasta olursun.
- Salı günü çamaşır yıkanmaz, yıkanan çamaşırı giyen kişi onu kirletemez, ölür.
- Salı günü doğan çocuklar kan dökücü olur.
- Salı günü düğün yapılmaz.
- Cuma günleri dışarı toz dökülmez, işe gidilmez.
- Cuma günü ana rahmine düşen çocuk bilgili olur.
- Cumartesi günü çamaşır yıkanmaz.
- Cuma gecesi sabaha karşı doğan çocuğun rızkı bol olur.
- Cuma günü örgü örülmez, insan kısmetini kaybeder.
- Cuma akşamı tırnak kesilmez, insan gözden düşer.
- Ağustosun yedisinde tarlaya giren kimse çarpılır.
- Cumartesi günü yorgana çarşaf kaplanmaz, çünkü Cumartesi kaplanan çarşaf ölü ister.
- Salı sallanır.
- Tarlaya ilk tohum Salı ve Çarşamba günü atılmaz.
- Cuma günü namaza kadar ağaç kesilmez.
- Salı ve Cuma günü hiçbir işe başlanmaz.
- Cuma günü ekin ekilmez.
- Pazartesi başlanan işler ağır gider.
Cinsiyetle İlgili Halk İnançları:
- Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içerisinde ve bereketli olur.
- Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur.
- Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.
- Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.
- Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur.
- Yarım çay içen kadın dul kalır.
- Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer.
- Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.
- Oğlan çocuğunun ilk kez amcası veya dayısı keser.
- Kız baba evinden Perşembe veya Pazar günü çıkar.
- Koç katımında koçun üzerine kız çocuğu bindirilirse doğacak kuzu dişi, oğlan çocuk bindirilirse erkek olur.
Yol ve Yolculukla İlgili Halk İnançları:
- Yola giderken tükürmek insana yıkım getirir.
- Yola giderken dönüp bakmak iyi değildir.
- Üç yol ağzında yatmak uğursuzluktur.
- Bıçak yere atıldığında sırtı üzerinde durursa misafir gelecek demektir.
- Elden kaşık düşerse misafir geleceğine inanılır.
- Ağızdan lokma düşerse misafir gelir.
- Ava giden kişinin arkasından karısı süpürge atar.
- Ava giden kişiye "Nereye gidiyorsun?" diye sorulmaz. Sorulduğu takdirde kişi avlanamaz.
- Ayakkabılar üst üste gelirse yola gidileceğine inanılır.
- Yol kenarında yatılmaz. Yatan kişileri "yel üstünde gidersin" (şeytan çarpar anlamında) denilir.
- Ava giden kişiyle konuşulmaz, rızkı kesilir.
- Ava gitmeden önce tüfek yere konulur. En fazla üç - dört yaşındaki bir kız yada oğlan çocuğu tüfeğin üzerinden atlar.
Eşyalarla İlgili Halk İnançları:
- Ayakkabının ters gelmesi hastalığa işarettir.
- Elden ele sabun verilmez. Verilirse kavga edilir. Sabunu vermek gerektiğinde elin tersi kullanılır.
- Yemekten sonra kaşığın ağzı yukarı çevrilir, yoksa nasip kapanır.
- Kapakla su içilmez, nasip kapanır. | |