Ölüm ... - Herşeyde biraz 2de1



Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 10-04-2008, 16:47
кαняαмαη'ıм
 
Queen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Gι∂єяιм
 
Kayıt: 05.10.2007
Mesajlar: 2.373
Rep gücü: 35
Rep derecesi: Queen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaQueen Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama Fazla

Lightbulb Ölüm ...

 
Bir arkadasıma gönderilen bir email de yazanı belli degil

Kendin için okuman gerekir!

ÖLÜM

Her oyunun kendine göre bir kuralı vardır. O kurallara uyularak o oyun
oynanır. Eğer siz bu oyunu kurallarıyla değil de; ben dilediğim gibi
oynayayım derseniz, size o sahada yer yoktur.

Tavla oynuyorsanız pulları gelen zarların rakamına göre ilerletmek
mecburiyetindesiniz. Futbolda iseniz topu elinize alamazsınız. Basket
oynuyorsanız topu ayağınızla yürütemezsiniz. Bunlar oyunun kuralıdır. Eğer bu
kuralları kabul etmiyorsanız; o zaman zaten siz sahaya da çıkamazsınız. Çünkü o
sahaya çıkıp oynamak o kuralları kabul etmenin neticesidir.

Din olayını kabul
edebilirsiniz veya etmeyebilirsiniz. Ama ben dini kabul ediyorum dediğiniz
zaman, Peygamberin getirdiği kuralları kabul ediyorum demektir bu.

O zaman sizin düşünce yapınızı, Peygamberin getirdiği kurallarla bağdaştırmak
mecburiyetindesiniz. Eğer düşündüğünüz birtakım şeyler, Peygamberin
getirdiklerine uymuyorsa, düşünmekte özgürsünüz ama Peygambere inandığınızı
ve ona tabii olduğunuzu söylemeye hakkınız yoktur.

Mutlaka bir cenazeye gitmişsinizdir. Ve o cenazede tabut ve tabutun üstünde
bir yeşil örtü görmüşsünüzdür. O yeşil örtünün üzerinde sırma ile yazılı bir
ayet vardır. O ayette şöyle der;"Her nefis ölümü tadacaktır". İnceliğe
dikkat edelim.

Kuran kesinlikle "öleceksiniz" demez, ölümü "tadacaksınız"
der. Tadacaksınız. İnsan ölmez ölümü tadar.

Kuranın hükmüne göre, Peygamberin bildirisine göre, Peygamber de ölüm olayını
şöyle anlatır; kişi ölümü tattığı anda ölmüş olduğunu fark etmez. Kişi kendi
bedenini yıkayanı ve çevresindekileri görür, bilir, tanır. Kendi cenaze namazını
kılanları, tabutun içinde ve üstü örtülü olmasına rağmen görür, bilir ve tanır.

Mezardan uzaklaşanların ayak seslerini işitir. Sonra kabrin içindeyken iki
melek gelir. Münkir, Nekir adlarıyla, maruf. Ve ona bazı sualler sorar. O
suallerinde cevabını verir. Niye?

Ölümü tatma anındaki olayların bazı ana noktalarını vurgular. Öyleyse ölüm
denen olayın ne olduğunu bir an için hatırlayalım. Şöyle anlatayım size
ölümü;

Bir yerde bir koltukta oturuyorsunuz, çevrenizde de insanlar var. O anda
elinizi kaldırmak istiyorsunuz, kaldıramıyorsunuz. Bir şey söylemek
istiyorsunuz sesiniz çıkmıyor, bir anda paniğe düşüyorsunuz. Felç mi oldum
diyorsunuz? Sizde felç oldum düşüncesi, duygusu hâkim oluyor o anda. Hâlbuki
sizin durumunuzdan şüpheleniyorlar, dışardan bakıyorlar hareket yok, gelip
dokunuyorlar yığılıp kalıyorsunuz.

Aaa! Öldü! Diyorlar. Siz onların öldü deyişinden öldüğünüzü anlıyorsunuz.
Felç geçirmediğinizi anlıyorsunuz. Dikkat edin. Aklınız, şuurunuz, idrakiniz,
bütün duyularınız yerinde, dışarıda olup bitenleri görüyorsunuz. Fakat beden bir
anda yığılıp kalmış.

Deyin ki siz buna kalp krizi. İşte o anda çevrenizdekiler bağırıp,
çağırmaya, haykırmaya başlıyor. Ağlıyorlar, vaveylalar kopuyor. Siz "
Ölmedim, yaşıyorum!" demek istiyorsunuz, sesiniz çıkmıyor. Çünkü beyin
durmuş, sinir sistemi felç olmuş, hiçbir hareket yok bedende. Ve onların bu
haykırışları, bağırışları sizi daha büyük bir sıkıntıya, azaba, paniğe
sokuyor.

Peygamberin sözünü hatırlayalım;"Ölülerinizin yanında haykırıp,
bağırıp, çağırmayın onlara eziyet edersiniz" Çünkü; o zaten ölü değil!!!
Yaşıyor! Yaşıyor, fakat beden durmuş, bitmiş. Bedenden dışarı iletişim
sağlanamıyor.

Derken alıyorlar bedeni koltuğun üstüne uzatıyorlar, törelerine göre getirip
üstüne bir bıçak, bir çatal bir şeyler koyuyorlar. Siz orda çevrenizde
ağlaşanları seyredip duruyorsunuz.

Sonra alıyorlar sizi, götürüyorlar bir hamama sıcak bir yere, üstünüze
suları döküyorlar, sizi evirip çeviriyorlar, siz ne kadar uğraşırsanız
uğraşın, dışarıyla iletişim kurmaya "Ben yaşıyorum!" demeye diyemiyorsunuz.

Ama sizi yıkayanları görüyorsunuz, biliyorsunuz, tanıyorsunuz. Tanıyorsunuz
ama maddi dünyasıyla bağınız kopmuş. Param diyorsunuz, işim diyorsunuz,
koltuğum diyorsunuz, anam, karım, çocuğum diyorsunuz hiç! Bunların hiç biri
size ulaşamıyor. Ve bunlara dokunamıyorsunuz.

Daha sonra sizi alıyorlar beyaz bir kefene sarıyorlar, tahta bir sandığın
içine koyuyorlar, üstünüzü kapatıyorlar ama sizin görüşünüze mani olmuyor o
tahta, o örtü... Dışarıda olanları seyrediyorsunuz. Gözleri yaşlı, hüzünlü
insanlar...

Sonra götürüyorlar bir musalla taşına koyuyorlar. Hüzünlü an, çevrenizde
ağlıyorlar, haykırıyorlar. Gözü yaşlı karınız, kocanız, çocuğunuz, ananız,
babanız, arkadaşlarınız, sevdikleriniz... Ve siz bunları da
seyrediyorsunuz...

Sonra sizi alıyorlar bir mezarın yanına getiriyorlar. Koyuyorlar toprağın
üzerine, mezar kazılıyor çevrenizde hüzünlü insanlar...
İşte o anda hayatınızın en büyük paniği başlıyor. Yaşamınızın en büyük
paniğini o anda yaşıyorsunuz.

Çünkü aklınız, şuurunuz, idrakiniz, bütün
duygularınız sizinle beraber, yani siz o anda yaşıyorsunuz, fakat bedeni
içinde bir örtüde ve o mezarın içine konacağınızı, üstünüze toprağın
atılacağını ve orada hapis kalacağınızı, görüp hissediyorsunuz. Hz.

Ömer(r.a) soruyor;

- Ya Resulallah! Ben mezara konduğum zaman şu andaki aklım, idrakim,
duygularım, şuurum, aynen muhafaza olacak mı?

-Evet, Ya Ömer! Aynen şu andaki aklın, idrakin, duygularınla var olacaksın.
Evet. Kişi o mezara gömülme anında hayatının en büyük paniğini yaşıyor. Diri
diri toprağa gömülmek...

Ve sizi en sevdiklerinizin elleriyle toprağa alıp o mezarın içine
koyuyorlar, üstünüze toprağı atmaya başlıyorlar. Tahtalar konuluyor veya
beton taşlar konuluyor, dışarıyla ilginiz kesiliyor. Ama dışarıdaki sesleri
duyuyorsunuz, toprağın içinde canlı canlı hapis kaldığınızı hissediyorsunuz.

Evet, bedende bir olay yok o ana kadar ama siz o toprağın içinde canlı canlı
hapissiniz. Bağırmak, haykırmak istiyorsunuz; Beni buraya bırakmayın! Beni
buraya koymayın! Ben yaşıyorum! Canlıyım! diriyim! Ben de sizin kadar
şuurluyum! AMA İLETİŞİM YOK!

Bunlara ulaşamıyorsunuz ve sizi oraya bırakıyorlar, üstünüze toprağı
kapatıyorlar, ışık kayboluyor, kapkaranlık bir mezarın içinde tek
başınasınız...

Peygamberimiz(s.a.s) şöyle diyor:

" Kişi kabre konduğu zaman o panik içinde öyle bir haykırışla haykırır ki;
feryadı arşa kadar yükselir. Fakat ne yazık ki insan kulağı o haykırışı
işitemez."

İşte o panik anında düşünüyorsunuz ki, size dünyada iken söylenen; ölmek yok!,
hayat devam ediyor!, öbür hayata kendini hazırlamazsan pişman olursun! ikazları
gelmişti, ulaşmıştı fakat bunları kaa'le almamıştın. Artık mezardan geri dönüş
yok. Bitiyor, herşey son buluyor.

Ve orada gerçekten iki melek geliyor, size bazı sualler soruyor.
Siz o panik halinizle ne derece cevap verebiliyorsunuz, size ait olan bir
olay...

Sonra aradan zaman geçiyor, mezarın içinde yılan, çıyan, köstebek, fare
kenarlardan çıkıyor geliyor sizin kaşınızı, gözünüzü, yanağınızı, ağzınızı,
burnunuzu, karnınızı, bağırsaklarınızı yemeye başlıyor. Ve siz mezarda kendi
yenişinizi, bu hayvanlar tarafından parçalanışınızı seyrediyorsunuz,
hissediyorsunuz.

Evet, fiziki bedeninize olan fiziksel bir azap size
ulaşmıyor ama kendinizi kâbus görür şekilde düşünün, rüyada,
yatakta...

Rüyanızda size gelen baskıları, birtakım hayvanların size verdiği
zararı, veya bir uçurumdan düşüşünüzü, bir bıçağın sizi kesişini,
boğulmanızı, göğsünüze birinin oturup boğazınızı sıkmasını düşünün... O anda
fiziksel bir olay yok ama, sizin yaşadığınız kabus... İşte mezarda öyle bir
kâbusun içine düşüyorsunuz ki, uyanma, geri dönme yolu yok. Ve böylesine
başlayan bir ÖLÜM ÖTESİ YAŞAM

Yani siz ölümün ne olduğunu tadıyorsunuz. Tadış sizde bir şey değiştirmiyor.
Herhangi bir şeyi tattığınız zaman nasıl şuurunuzda, idrakinizde bir değişme
olmuyorsa, sadece o şeyin ne olduğunu anlıyorsanız, "ölümü tatmak" demek bu
bedene kumanda edemez hale gelmeniz demek. Bu bedene kumanda edemez
hale geliyorsunuz, işte bu "ölümü tatmak" denen olay. Ama yaşamınız devam ede
gidiyor o kabirde...

Size sorsam, bir aynaya baktığınız zaman ne görüyorsunuz? Desem, hemen
vereceğiniz cevap şu olur. Aynaya baktığım zaman kendimi görürüm. İşte
"aynaya baktığım zaman kendimi görürüm" cevabınız Peygamberi, Kuran'ı ve
ölüm ötesi yaşamı inkârdan başka bir şey değildir!

Eğer gördüğünüz aynada, sizin ben dediğiniz, kendim dediğiniz yapı ise bu
beden belli bir seneler sonra toprak altında çürüyüp yok olacak ve bu hesaba
göre sizinde yok olmanız gerekecektir. Ama siz toprak altında Peygamberin
bildirdiği bir şekilde yaşayacaksınız. Bu beden çürüyüp yok olmasına rağmen
demek ki aynada ben dediğiniz, kendim dediğiniz şeyi görmüyorsunuz. Siz bir
beden görüyorsunuz.

Sokakta bir araba görüyorsunuz, yaklaşıyorsunuz cama tıklıyorsunuz, cam
açılıyor içerde bir adam, direksiyona yapışmış "Kimsin sen?" diyorsun. "Ben
1956 modeli Chevrolet'im "diyor. Adama bakarsınız gülersiniz,kafayı üşütmüş
zavallı dersiniz. "Sen Chevrolet değilsin kardeşim, sen insansın, arabanın
direksiyonunda oturuyorsun, bir süre sonra da direksiyondan kalkıp arabadan
çıkarsın! " dersiniz. Adam size "Hayır öyle şey yok, herkes bana böyle dedi,
herkes de bana böyle diyor, ben otomobilim" cevabını veriyorsa artık siz ona
daha fazla bir şey söylemezsiniz. "Zavallı, Allah selamet versin" der
geçersiniz.

İşte bugün birtakım insanlar, ben 56 doğumlu bilmem kimim, ben 48 doğumlu
bilmem kimim, ben 38 doğumlu bilmem kimim diyorsa o 56 model Chevrolet'im
diyen şoförden farkı yoktur.

Siz belli bir süre için bu bedenle birlikte varolan, fakat bir süre sonra bu
bedeni terkedip, bedensiz olarak yaş***** devam edecek bir varlıksınız.

İşte din dediğimiz olgu burdan ileri geliyor, şu anda her ne kadar bu
nedenle bu madde dünyasında yer alıyorsanız da, belli bir süre sonra , bu
madde dünyasıyla tüm ilişkiniz kesilecek, paranız, koltuğunuz, karınız,
kocanız,çoluğunuz-çocuğunuz,ananız, babanız v.s tümü geride kalacak, tek
başınıza yepyeni bir hayata geçeceksiniz.

Eğer o hayatın şartlarına göre kendinizi hazırlayamadıysanız, hazırlama
gereği duymadıysanız, siz ne olursa olsun o ortamda çok büyük bir sıkıntıya
, azaba düşeceksiniz. Ergeç denize düşecek olan insan yüzme öğrenmek
mecburiyetindedir. Yüzmeyi öğrenmediyse, o denizin içinde boğulur. Bunun
başka yolu yoktur.

Ben dünyada böyle bir insandım, şöyle bir insandım, şunu
yaptım, bunu yaptım. Sen dünyada nasıl bir insan olursan ol, eğer yüzmeyi
öğrenmediysen, denize düşünce boğulursun.

Sen eğer gideceğin ölüm ötesi aleme gereken bir biçimde hazırlanmadıysan, o
alemde yer alacak olan ruh bedenini gerektiği bir biçimde, gereken enerjiyle
güçlenmediysen, ne olursan ol o alemin batağında B-O-Ğ-U-L-U-R-S-U-N....

E canım ben Peygambere inanıyorum, Allah'a inanıyorum ama gerektiği gibi
hazırlanamıyorum. Aldatma kendini, mantığını çalıştır, beynini çalıştır
gerçekçi düşün.

Senin halin o adama benziyor. Vapur yolculuğuna çıkmış,
kaptanla da çok samimi, kaptanın sofrasında yemek yiyor, kaptanla da çok iyi
anlaşıyor. Ama bir gün güvertede güneşlenirken, kaptandan şu seslenişi
işitiyor;

"Gemi su alıyor, batmak üzere, herkes acele yüzme öğrensin, veya can
simidi edinsin" Sen diyorsun ki;"Canım, ben burada keyfime bakayım, ben
kaptanı seviyorum, nasıl olsa kaptan beni kurtarır"

Gemide 1000 yolcu nerde sen nerde kaptan. Bir süre sonra gemi batıyor. Sen
suların içinde gulu gulu yapıyorsun. Bu arada diyorsun ki;"Deniz, deniz! Beni
boğma, ben kaptanı çok seviyordum, ben kaptana yanıyordum" Deniz sana lisanı
halle der ki; burada kaptanı sevmen, kaptana yanman, sana fayda etmez. Ya can
simidi edinseydin veya yüzme öğrenseydin. Sen istediğin kadar kaptana
inanıyordum de, boğulursun.

Çünkü kaptanın senin inanmana ihtiyacı yok, yani Peygamberin senin ona inanmana
ihtiyacı yok. Allahın da senin ona inanmana ihtiyacı yok.

Peygamber sana diyor ki;

"Eğer benim dediklerimi anlayıp idrak edemiyorsan,
bana hiç olmazsa inan, ölüm ötesinde böyle bir yaşam var, o yaşamın
şartlarına göre tedbir alarak kendini kurtar.

Sen diyorsun ki;"Ben sana inanıyorum" Sonra bildiğin gibi yaşıyorsun. Saçmalama.
Peygambere inanmaktan gaye, Peygamberin dediğini anlayıp idrak etmek ve o
bildirdiği tehlikeye karşı gereken tedbirleri almaktır. Sen ona gerektiği gibi
kulak vermiyor, dediklerini anlamıyor, gereken tedbirleri almıyorsan, ne
kadar" inanıyorum, onu çok seviyorum" dersen de, o gittiğin ortamda içine
düşeceğin azaptan kendini kurtaramazsın. Ona inanmaktan murat, onun önerdiği bir
biçimde gereken tedbirleri almaktır. Peygamberin senin inanmana ihtiyacı yok
ki...

Sen ya geleceği idrak edip, gereken tedbiri alarak kendini kurtaracaksın
veyahut ta es geçeceksin. Gittiğin ortama gereken bir biçimde hazırlanmadığın
içinde mahvolacaksın!

Diri diri kebire gömülüp, orada canlı canlı o azabı çekeceksin seneler ve
seneler boyu. Bu daha işin başlangıcı, devamını söylemeyeceğim şu anda.
Bir İsviçre'ye gitmeye kalkıyorsun, bir Amerika'ya gitmeye kalkıyorsun 6 ay
evvelinden hazırlık yapıyorsun, oranın şartlarını öğreniyorsun, ne
götüreyim, ne getireyim, yanıma ne alayım, orda ne kadar kalayım diye onu
araştırıyorsun.

Ömür boyu, sonsuz yaşayacağın bir ortama gideceksin bir daha geri dönüş yok,
oranın şartlarını araştırma gereği duymuyorsun. Ondan sonra akıllım diye
geçiniyorsun. Bu mu aklın...

Hazırlanma kabul ama evvela oranın ne olduğunu öğren ondan sonra
hazırlanma, bilmediğin bir şeye nasıl tedbir alırsın veya nasıl tedbir almama
gereğini duyarsın. Senin garanti senedin mi var? Şu kadar sene yaşayacağına
dair.

Bir damarındaki tıkanma, bir kalp krizi, bir beyin kanaması senin bir anda
kaç yaşında olursan ol hayatının sonudur. O andan itibaren sana ne karın, ne
paran, ne kocan, ne anan, ne baban, ne bir başkası fayda edecek. Peki, o ölüm
denen olayla birlikte başlayacak olan ölüm ötesi yaşama hazırlanmadıysan
seni kim kurtaracak, ne kurtaracak. Allah kerim canım, yukarıda ALLAH var
canım nasıl olsa kurtarır. Bırak bu ağızları, iyice aklını başını topla ona
göre hareket et. Yoksa vay haline.

Alıntıdır..
Queen Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Queen için teşekkür edenler 2 kişi.
cantanem87 (10-04-2008), DiLrUbA (10-04-2008)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Ölüm Ve Ask. Safak Şiir Köşesi 6 19-03-2008 18:48
Aşk Ölüm nevarya Paylaşmak İstedikleriniz 3 15-12-2007 14:38
..öLüm.. BuRcu Paylaşmak İstedikleriniz 18 24-09-2007 22:37
öLüm denizchi Bilelim Öğrenelim 0 18-06-2007 09:56
ölüm Gecem oöpr 23 08-05-2007 18:12


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:33 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771