Sare ve Hacer - Herşeyde biraz 2de1



Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 24-09-2006, 18:14
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Düdüklü Tencere
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 3.115
Rep gücü: 21
Rep derecesi: Raid_IRON Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRaid_IRON Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRaid_IRON Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRaid_IRON Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRaid_IRON Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

Sare ve Hacer

 



















Çölde derin bir hüzünle ilerliyorlardı. Kumları yerden kaldıran ama gözlere kadar da savurmayan itidalli bir rüzgar, yolcuları arkalarından yavaş yavaş itiyordu. Yol bitmezdi bu kızgın topraklarda böyle olmasa. Rüzgarın adının “Sakine” olduğunu yazar bazı kaynaklar. Rüzgarların adı olan bir kültürün içinden her şeyin bir şeyi hatırlattığı, her varlığın ruhunun hissedildiği bir atmosferden söz ediyoruz. Şefkat yüklü omuzlarında bir kırba su ve bir yük yiyecek taşıyan, yüz yaşlarında heybetli bir adam. Yanında narin yapılı, kucağında bir çocukla ilerleyen, ruhunda fırtınalar esen bir kadın:

- Daha ne kadar gideceğiz? Bizi nerelere götürüyorsun? Bu yolculuk ölümden beter, dedi, sonunda Hacer.

Yol boyunca gizlice ağlıyordu, ama artık kendini tutamayıp seslice ağlamaya başladı. Yüzyıllar sonra doğacak olan Hazreti Muhammed SallAllahu Aleyhi Vesellem’in büyükannesi; kucağında bir Peygamber olacak olan İsmail’i taşıyan, Peygamber soyunun kutlu kadını Hacer, acı ve kahır doluydu.

- Ne günahım var ki bunlar başıma geliyor?

- Ey Hacer ! Sana ne oluyor? Neden böyle ağlayıp göz yaşları döküyorsun? Sen korkma. Yüce Allah ağlayan çocuğunun sesini işitiyor. Kalk, çocuğunu yerden kaldır, kucağına al. Oğluna iyi bak. Çünkü ben ondan büyük bir millet meydana getireceğim.

Bu ilahi nidadan sonra Hacer kalbinde büyük bir ferahlık duydu. İçinde kapılar açıldı. Kimseye nasip olmayacak şeylerle müjdelendiğini hissetti. Hazreti İbrahim, omzunda kırba taşıyan heybetli erkek yolcu, onu içi yanarak ama olgunlukla izliyordu. Çünkü Sare’nin kıskançlığı yüzünden çok sevdiği Hacer’i ve İsmail’i alıp yollara düşmeden önce Sare’yi ikna etmeye çalışmış, ancak buna muvaffak olamamıştı.

- Pekala, dediğin olsun Sare! Ben ciğerparem İsmail’imi buradan uzaklaştıracağım. Onu annesiyle birlikte Rabbimin himayesine terk edeceğim.

Derin bir kederle geldikleri bu acı noktayı, bu anlam veremediği ayrılığı düşünürken ona durumun ilahi olarak bildirildiği söylenir.

-Ey İbrahim ! Verdiğin karar yerindedir. Hacer ile oğlun İsmail’in istenilmemeleri senin zoruna gitmesin. Sare’nin istediğini yap. Sare’den de senin İshak adıyla anılacak bir oğlun olacak. Oğulların İsmail ve İshak’tan zürriyetin çoğalacak. Simdi gideceğin yol sana gösterilecektir.

Kim bilir belki de onların etrafında kol kanat geren, hem serinlik veren hem de onları arkadan kuşatıp iterek yolculuklarını kolaylaştıran ve yolu daha hızlı kat etmelerini sağlayan rüzgar Cebrail’in ta kendisiydi.

Yolculuğun nasıl geçtiği tam bilinemiyor. Filistin’den çıkıp Hicaz’a kadar yürümenin ne olduğunu anlamak için haritayı gözümüzün önüne getirmeliyiz.

Aşılacak çölleri, geceleri düşünmeliyiz. İbrahim belki de onları evden biraz uzaklaştırmak, yeni bir ev kurarak iki eşinin arasına bir mesafe koymak istiyordu o kadar. Ama Yaratıcımızın muradı başkaydı. Bu dünyevi meseleyi çok ilahi bir karara ve büyük olaylara vesile kılacaktı. Kendi haline bırakılsa halim selim çok iyi huylu merhametli bir insan olan, evini sofrasını yoldan gelen geçen herkese açan, şefkatinin büyüklüğüyle tanınan, Allah’ın “Halilim” diye seslendiği bir Peygamber, ahir ömründe kendisine çocuk veren bir kadını, ömrünün mürüvveti ve gözünün nuru yavrusuyla birlikte kendisinden bu kadar uzaklaştırmaya dayanabilir miydi?

Rüzgar birden kesildi. Murad edilen yere gelinmişti demek ki. Yolculuk ne kadar sürmüştü? Bunu kimse bilemez. Bir çok rivayetler var. Biz de mesafeye bakarak akıl yürütebiliriz ama bunun önemi yok. Gelinmişti iste.

Kuş uçmaz, kervan geçmez insan geçmez bir yer. Çölün ortası. Simdi Mekke’yi düşünüyorum da şehirleşmenin en zirvede olduğu şu zamanlarda bile yaman koşulları var.

Dağlarla çevrili, çöl denebilecek, kıraç ve toz toprak bir yer. Zor şehir, zor bir belde hala. Burada yaşamak şimdi bile çetin iş. Bir de o günleri düşünelim… Kızgın sıcağı, susuzluğu, insansız ıssızlığı. Artık hicaz topraklarına girmişlerdi. Burada da bir kaç gün yol aldılar. Köylerden geçerken muhtemelen torbalarına azık, kırbalarına su dolduruyorlardı.

Durdular. Bu durmanın nedeni rüzgarın durması, bir nida ile yolun bittiğinin bildirilmesi, menzile vasıl olunduğunun haber verilmesi gibi ilahi bir sebep olabilir. Ama unutmamalı ki ortada beşerlerin başına gelebilecek dünyevi sebepler silsilesi olsa da, sözünü ettiğimiz insanlar, nihayetinde asla sıradan insanlar olmayıp yeryüzünün kurucu üyeleri. Alemlerin Rabbi’nin: “Benim dostum” dediği, “Herkes ona selam eder” diyerek bize kim olduğunu bildirdiği, “Benim kulumdur” sözüyle hakkında şahitlik ettiği bir yüce beşerden konuşuyoruz. Hacer de bu güzel erkekle beraber yolu birlikte yürüsün diye seçilmiş ve övülmüş bir insan.

Şimdi ayrılık vakti. Yeryüzünün akıllara durgunluk verecek macerasının başlama vakti giriyor. Bir kadın ve bir çocuğun ıssız ve karanlık çöle bırakılacağı saat gelmişti. Bir müjde almıştı Hacer almasına ama yine de böyle bir durumda hangi insan ürpermez? Ben hep bu noktada geceyi ve çöldeki yıldızları düşünürüm. Çöle her denk gelişimde (En son Kahire- İskenderiye hattında bir gece vakti) taşıttan iner, çöle doğru yürür ve zifiri karanlıkta gökyüzüne bakarım. Gece olunca sanki aşağı ineceklermiş gibi insana yaklaşan bu yıldızlar ışıklı bir şehirdeki gibi hafif pırıltılı mesafeli hallerinden uzaklaşır, çok daha farklı bir şekle bürünürler. Onları tutan bir kudret olmasa hepsinin yere inme ihtimali bulunan dehşet verici sahneleri tahayyül etmek, hep sevgiyle neşeyle izlediğimiz yıldızları korku ve ürpertiyle karışık bir hayranlıkla seyretmek böyle yerlerde işten değildir.

Adı kaderine uygun olarak büyük bir tevafukla konulmuştu. İbranice’de Hagar olarak gecen kelimenin anlamı kaçıştır. Hacer, terk etmek, hicret etmek, şirkten uzaklaşmak, emsalinden üstün olmak anlamlarına geliyor. Güney Arabistan’da bir yerleşim biriminin adı olduğu da düşünülüyor. Kuran’da adı geçmeyen Hacer, Tevrat’a göre Mısırlı bir cariyedir.

- Geldik Hacer. Senin ve İsmail’in yeni vatanı burası. Burada kalacaksınız.

Çadırı kuruyordu. Belki de buldukları biricik ağacın altına oturtuyordu onları. Ne fark eder artık bu koşullarda. Bu ıssızlıkta.

- Ey İbrahim ! Bizi burada kimlere emanet ediyorsun ?

- Sizi Allah’a emanet ediyorum.

- Bunu sana Rabbin mi söyledi ?

- Evet. Sizi O’nun emriyle bırakıyorum.


Şimdi tevekkül zamanı. Bütün zamanların en güçlü tevekkülü. İmanın çok boyutlu olarak inşa edildiği, herkesten ve her şeyden bağımsız bir kadın ruhunun bir mü’min insanın billurlaştığı alıştırmalar süreci başlıyor.

Bize binlerce yıl sonra taptaze bir ışıkla yaklaşan şey şu : Allah’a güvenmek, dayanmak, O’ndan başkasından bir şey ummamak, O’nun yerdeki ve gökteki hükümranlığını şevkle onaylamak… Bu duyguların eşsiz hali. O’nun hiçbir adaletsizlik yapmayacağına, herkesin sesini duyacağına, kimsesizlerin kimsesi olacağına dair tam ve mutlak iman. Bir mü’min kadın olarak paha biçilmez bir özgürlük ve teslimiyet anı. İşte böyle teslimiyet tepeye vurmadan özgürlük ve güven gelmiyor, inanç iman olmuyor.

- O halde Allah bize yeter. O bizi korur bırakmaz.

Hiç bir şüphe hayıflanma yok.

- Rabbimiz bizi unutmayacaktır.

Böylece kalbi tam mutmain oldu.

İbrahim Peygamber bir insandı. Bütün müjdeleyici ilahi hitaplara, rahatlatıcı sözlere rağmen neticede bir kadını ve çocuğu, en değerli iki varlığını çölün ortasına bırakıyordu. Hacer’in onu göremeyeceği, onun da artık zaaf gösterip tekrar onlara doğru koşup gelemeyeceği bir mesafeye kadar gittikten sonra son defa arkasını dönüp baktı. Onları yapayalnız gördü. Hallerine vakıf oldu. Yüreği parçalanarak ellerini açtı ve Rabbine yöneldi:

- “Ey Rabbimiz! Ben zürriyetimden bazısının senin kutsal evinin (Kabe’nin) yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Ey rabbimiz! İbadetlerini dosdoğru yapsınlar diye. Sen de insanlardan bir kısmının kalplerine onlar için muhabbet yerleştir. Bu toprakları ziyarete gelsinler.

Bu beldenin halkını çeşitli ürünler ve yemişlerle rızıklandır. Yarabbi. Ki sana şükredip dursunlar.”

“ Ey Rabbimiz! Gizlediğimiz ve açığa vurduğumuz her şeyi şüphe yok ki sen bilirsin. Zaten yerde ve gökte hiç bir şey Allah’a gizli kalamaz.” İbrahim: 37 – 38


Dualarla ayrıldılar. Kimdi İbrahim Peygamber, nasıl biriydi de böylesi hüzünlü ve azametli denemelere uğruyordu. Hacer nasıl bir adamın eşiydi ki onun vasıtasıyla başlayan deneme tek ve yalnız bir kadının dünya üzerindeki paha biçilmez ve eşine rastlanmaz tecrübesine dönüşüyordu.

Hacer, artık hürriyeti en can alıcı ve can yakıcı veçhesiyle temasa edecekti. Çünkü kocasının da onu bırakıp gitmesiyle kimsesiz, insansız kalmıştı, yakınlarında Allah’tan başka güvenip dayanacak bir varlık olmamasıyla gerçek özgürlüğü tadıyordu. Kulluk edeceği, bir şey umacağı kimse yoktu Rabbinden başka. O’na aitti. O’nun himayesindeydi.
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
17'lik hacer Belçika'yı dize getirdi eLFiDa Yeni Teknolojiler ve Haberler 0 27-06-2007 02:34


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:22 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768