Rasûlullah Sevgisi Ve Alâmetleri - Sayfa 3 - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Rasûlullah Sevgisi Ve Alâmetleri

Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #21 (permalink) Alt 17-09-2006, 16:44
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Bir Gün Anlarsın [-_+]
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 2.973
Rep gücü: 15
Rep derecesi: Raid_IRON Daha Yolun Başında

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
Medineye Varamadım

Medineye varamadım
Gül kokusun alamadım
Muhammede doyamadım
Yaralıyam yaralıyam

Kabenin örtüsü kara
Açtı yüreğimde yara
Bulunmadı derdime çare
Yaralıyam yaralıyam

Hacerül esvedin taşı
Akıttı gözümden yaşı
Bulunmaz resülün eşi
Yaralıyam yaralıyam
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink) Alt 17-09-2006, 16:51
Kendini aşan 2de1'ci
 
CadIcIk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

..rockaholix..
 
Kayıt: 20.05.2006
Mesajlar: 2.883
Rep gücü: 14
Rep derecesi: CadIcIk Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
Allah razi olsun, cok guzeller hepsi..
özellikle bu siir'i cok severim, ilahi'si de cok guzel..

Alıntı:
Raid_IRON isimli üyeden alıntı
Medineye Varamadım

Medineye varamadım
Gül kokusun alamadım
Muhammede doyamadım
Yaralıyam yaralıyam

Kabenin örtüsü kara
Açtı yüreğimde yara
Bulunmadı derdime çare
Yaralıyam yaralıyam

Hacerül esvedin taşı
Akıttı gözümden yaşı
Bulunmaz resülün eşi
Yaralıyam yaralıyam
CadIcIk Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #23 (permalink) Alt 17-09-2006, 17:00
Kendini aşan 2de1'ci
 
CadIcIk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

..rockaholix..
 
Kayıt: 20.05.2006
Mesajlar: 2.883
Rep gücü: 14
Rep derecesi: CadIcIk Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
Peygamberim
Gül kokulu Muhammedim
Gönlüm sana hayran
Feda olsun sana bu can


Bir kez yüzünü görsem
Istemem ne mal , nede can
Bir kez kokunu içime çeksem
Kendimden geçerim heman

Gözler seni görmek ister
Kulaklar sesini duymak ister
Burun kokunu içine çekmek ister
Diller seninle konusmak ister

Gel Ey Resul bitir bu hasreti
Söndür gönüllerdeki atesi......

CadIcIk Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #24 (permalink) Alt 17-09-2006, 17:01
Law
RésPécT
 
Law - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

I Law yOu (yOu=piLaw) :p
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 7.047
Rep gücü: 26
Rep derecesi: Law Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaLaw Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaLaw Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
Yerde Ahmed, semâda Muhammed olan ey gül !
Selâmlar olsun hakkı fermân eden ey gönül!

Sen’i yüceltmek için değildir sözlerimiz,
Nûrunla kemâl buldu hep kelimelerimiz,

Âlem Sen’le övüldü, biz Sen’inle hep güldük,
On dört asırdır dâim sensizliğe sürüldük.

Gülden mânalar bulan aşkla tutuştu cihân!
Bir gül açtı tam on dört asırdır hiç solmayan!

Sönmeyen bir hasrettir sana olan aşkımız,
Toprağın mahviyeti fırtınada farkımız!

Ummanlar kurudu hep, hayat çöl ortasında
Dert varsa dermân da var, dert; Sen, dermânımız da..

Gönüller üzerine yıkıldı koca dağlar
Bu derde sultan dahi düşse onu da dağlar!

Hayat; peşin alınmış ücrettir Yaradan’dan,
En kutsal hediyedir Mekke’de yetim doğan.

Sevgili diye yılan atıldı koynumuza!
Taş kesildi kalpler, vebali boynumuza.

Asır; sînede ateş, îman; elde kor gibi!
Sen’i görmeyen gözse noktasız.. kör gibi!

Şu hicrân duvarları yıkılmalı yeniden
Firâk gömülsün, vuslat yağsın göklerimizden.

Kefenleri biçildi âsilerin, cân gülüm
Pây-i tahtta saâdet, sana vuslattır.. ölüm.

Taif’te gül yüzünde kan, ayaklarında kan..
Kâ’be’de yâr-i gârdı senin için ağlayan.

Sensizlik gurbet oldu, bencileyin sarardı
Bir hasretin öyküsü; göklerimiz karardı!

Şah damarından daha cânsın fâni bedene,
Evinde gurbet çektin, yeni yurdun Medine.

Gül bahçelerimiz hep yağmalandı çaresiz,
Maddeye köle olduk, istikbalimiz fersiz!

Sen kokan güllerini koruyamadık.. Heyhât
Kapımıza dayandı emr-i hak olan memât!

Biz Bedir’de seyrettik elhak o arslanları
Görmedik Uhud kadar kahraman olanları.

Ey aşk! Beni benden al.. Sür nebimin şehrine!
Yalın ayak varayım o ravzay-ı pâkine.

Ey güllerin sultanı! Gözyaşlarıyla geldik,
Ey kadîm dost! Kapında Kıtmir olmaya geldik!

Hâk olup döneceğiz aslımıza muhakkak!
Lâkin senin nurunla aydınlanır şu âfâk!

Firâkın renksiz takvim, gündüzlerimiz siyâh
Bir tebessümün dahi bize nurlu inşirâh!

Gel gör bir halimizi, hep tilki sofrasında!
Çaresiz kaldık bu ölüm-kalım meydanında!

Çark bozuldu, maviyi katlettiler.. efendim!
Küheylan kesildi şu kör balıklar, efendim!

Sana salât ve selâm.. gönlümüz senle dolsun
Bizleri sana ümmet yapana hamdler olsun.
Law Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #25 (permalink) Alt 17-09-2006, 17:03
Kendini aşan 2de1'ci
 
CadIcIk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

..rockaholix..
 
Kayıt: 20.05.2006
Mesajlar: 2.883
Rep gücü: 14
Rep derecesi: CadIcIk Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
Bir Gül

Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
Yüzü dolunay gibi parlak.
Teni pembeye çalan beyaz renginde.
Saçları, hafif dalgalı…
Açık renkli ve hilâl kaşlı.
İki kaşının arasında bir damar.
Öfkelendiğinde şişen…

Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
Saçları omzuna düşer.
Sakalı gür, gözleri kara üzüm gibi siyah…
O siyah gözleri daima yerde…
Gökten daha çok yere bakar.
Bakışları, düşünceli…
Boynu gümüş beyazlığında,
Fildişinden yapılmış bir suret gibi…
Ashabının ardından yürür
Ve; “benim arkamı meleklere bırakın.” der.
Birşeye hayret ettiğinde elini çevirir
Konuştuğunda ellerini biraraya getirir.
Öfkelendiğinde yüz çevirir.
Sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar.
Gülmesi tebessüm.
O gülünce dişleri dolu taneleri.

Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
Yüzünde azâmet ve hakimiyet.
Sözünde tatlılık.
Tane tane konuşan.
Sesi gür, teri gül…
Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan..
Giyimi sâde…
Çoğunlukla sırtında bir ihram.
En çok sevdiği renk sarı ve beyaz.
Yediği yemek;
Ateşin üzerinde
Unla karıştırılan öğütülmüş yulaf
biraz zeytinyağı, biber, baharat…
sofrada oturuşu hamdle, şükürle…
bir gül…
ikinci yurdu Medine!

Medine-i Münevvere’de bir gül…
İnsanlık aleminin en şereflisi!
İman hakikatlerinin merkezi!
İhsâni tecellilerin turu!
Rahmani sırların iniş yeri!
Memleket-i Rabbâniye’nin seması!
Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher!
Peygamberler kervanının öncüsü!
Bütün varlıkların en üstünü!
İzzet sancağının sancaktarı!
Ezel sırlarının şahidi!
İlmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı!
Yerle gök âlemlerinin göz bebeği!
İki cihanın ruhu!
Dünya ve ahiret hayatının gözü!

Medine-i Münevvere’de bir gül…
Aslın ve asaletin nurlu ağacı!
Yaratılışta insanların en üstünü!
Cismani suretlerin en mükemmeli!
Asıl mülk ve gerçek nimetin,
Göz kamaştırıcı güzelliğin
Ve yüce rütbenin sahibi!
Kalplerin tabibi ve ilacı,
Bedenlerin afiyet ve şifası,
Gözlerin nuru ve ışığı
Asırlarca sevilen,
Yeniden sevilen,
Taptaze duygularla sevilen,
En seçkin makamlara layık olan
En büyük dost!
En şerefli sevgili!
Abdülmuttalib’in torunu!
Abdullah oğlu efendimiz
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem

Medine-i Münevvere’de bir gül…
O’na sevdalı,
Her şeye rağmen,
O’na sevdalı
Milyarlarca bülbül!
Sevinç bayrak açmış her sinede
Çünkü O Gül, hâlâ Medine’de
CadIcIk Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #26 (permalink) Alt 18-09-2006, 01:46
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Bir Gün Anlarsın [-_+]
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 2.973
Rep gücü: 15
Rep derecesi: Raid_IRON Daha Yolun Başında

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
EHLEN VE SEHLEN

Ey enbiyalar serveri
Ey asfiyalar rehberi
Ey insü can Peygamberi
Ehlen ve sehlen merhaba

Sen canların cananısın
Dertlilerin dermanısın
Alemlerin sultanısın
Ehlen ve sehlen merhaba

Sensin Ol Mahbudî Hüda
Etme Şefaatan cüda
Ahmet Muhammed Mustafa
Ehlen ve sehlen merhaba

Derviş Yunus söyler sözü
Dergahına sürer yüzü
Sevenler mahşerde bizi
Ehlen ve sehlen merhaba
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #27 (permalink) Alt 18-09-2006, 02:28
Law
RésPécT
 
Law - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

I Law yOu (yOu=piLaw) :p
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 7.047
Rep gücü: 26
Rep derecesi: Law Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaLaw Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaLaw Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

Ynt: EfendimiZe SiirLer...

 
I

“Ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin”

Seni anlayabilmek,
Seni anlatabilmek, Seni yaşayabilmek,
Seni canından çok sevebilmek,
Anam babam Sana feda olsun diyebilmek,
Canımı yoluna serebilmek,
Getirdiklerini benimsemek,
Ayaklarının altına aldıklarını terk edebilmek,
Seni yazabilmek,
Yürekler güç yetirdiğince,
Kalemler yazabildiğince,
Denizler mürekkep olup yettiğince,
Senden kat reler yazabilmek,
Yoksa Seni yazabilmek MÜMKÜN MÜ?
Mümkün değil YA RESULULLAH !..

II

Sen doğmadan kararmıştı dünya !
Huzur şahdamarından kesilmiş,
Mutluluk kayıp adreslere gizlenmiş,
İnsanlar, insanlıktan vazgeçmişti...
Emniyet denen olay yok olmuştu.
Güven ve itimat öldürülmüştü.
Asayiş keenlemyekün...
Kızlar diri diri toprağa gömülüyor.
Analıklar miras diye alınıyor.
İnsanlar putlara tapıyor.
Kendi yaptıkları taştan putlara tapıyorlar...
Güçlü zayıfı eziyor, Hak, hak sahibine değil,
Güçlü olana veriliyor...
İnsanlar, İnsanlar vahşete birbirleriyle yarışıyor !..



IV

Beni Sa’d b.Bekir Kabilesinden,
Halime binti Ebi Züeyb Seni alıyor,
Sana süt annelik yapacak,
Halime korkuyor,
Beni Sa’d yurdu kıtlık kıran,
Beni Sa’d yurdu perişan,
Korkma ya Halime !
Korkma ya Halime !
Ya Resulullah, beni Sa’d yurduna geliyorsun,
Beni Sa’d Seni Selamlıyor
Ben Sa’d yeşilleniyor,
Koyunların karnı doyuyor,
Koyunların memeleri süt doluyor,
Halime’ nin evi bereketleniyor !
Beni Sa’d bereketleniyor !
Dünya bereketleniyor !..





V

Hazreti Cebrail (a.s.) Beni Sa’d’ a geliyor,
Ya Resulullah, Sen çocuklarla oynuyorsun
Cebrail (a.s.) Seni çocukların içinden alıyor,
Usulca, İncitmeden yere uzatıyor,
Ya Resulullah, Sende ses yok,
Bedenin Cebrail’ e teslim,
Cebrail göğsünü yarıyor,
Kalbini dışarı çıkarıyor,
Şeytanın, Sen de olan nasibini alıyor,
Kalbini altın bir tasa koyup,
Zemzem suyuyla yıkıyor,
Ve kalbini yerine koyuyor...
Çocuklar Halime2 ye koşmuş,
Halime bin bir telaşla Sana koşuyor,
Çocuklarından ayırmadığı, çocuk güzeline,
Yaratılmışların en özeline koşuyor,
Kucağına alıyor,
Sarılıyor,
Öpüyor,
Kokluyor...
Law Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #28 (permalink) Alt 04-11-2006, 03:02
İşi kavrayan 2de1'ci
 
CoCoStar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

..SerCanım..
 
Kayıt: 07.08.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 2.116
Rep gücü: 15
Rep derecesi: CoCoStar Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaCoCoStar Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaCoCoStar Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaCoCoStar Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

 
Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh!
Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh!

Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh!

Beklemez bir başka iltifât Sana erenler,
Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh!

Gönül gözleriyle bir kere seni görenler,
Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh!

Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,
İklimin kuşların yoludur ya Resûlallâh!

Cennet yamaçları gibidir orda ufuklar,
Cemâlin bu ufkun tülüdür ya Resûlallâh!

Sana ermek imanlı gönüllerin rüyâsı,
Seni bilmeyenler ölüdür ya Resûlallâh!

Vuslatın, bu garip kıtmîrin her dem hülyâsı,
Bu benim gönlümün gülüdür ya Resûlallâh!



...M.Fethullah Gülen...
CoCoStar Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #29 (permalink) Alt 04-12-2006, 16:07
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.899
Rep gücü: 45
Rep derecesi: @izci@ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Arrow Rasûlullah Sevgisi Ve Alâmetleri

 
RASÛLULLAH SEVGİSİ VE ALÂMETLERİ


Şüphesiz hamd Allah'a mahsustur, O'na hamdeder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. Saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, O bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur ve yine şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve rasûlüdür. Allah'ın salât ve selamları, bereketleri, ona, aile halkına, ashabına ve ona uyanlara olsun.
İmdi, şüphesiz kişinin görevlerinden birisi de Rasûl-i Ekremi Sallallahu aleyhi vesellem bütün yaratılmışlardan daha çok sevmesidir. Bunun dünya hayatında ve âhirette pek büyük semereleri vardır. Fakat Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’i sevdiğini iddia edenlerin birçoğu bu hususta aşırıya gidebilmekte, çoğu kimse de onu sevmenin anlamını oldukça daraltmaktadır.
Onu sevmenin ehemmiyeti, semereleri ve gerçek manası hakkında kendimi ve kardeşlerimi uyarmak; basiretlerinin açılmasına yardımcı olmak arzusu içinde -yüce Allah'ın yardımı ile- aşağıdaki sorulara cevap aramak ve bu konuya açıklık getirmek istedim:
1. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin hükmü nedir?
2. Dünya ve âhirette bu sevginin semereleri nelerdir?
3. Onu sevmenin alâmetleri nelerdir?
4. Ashab-ı Kiram’ın -Allah onlardan razı olsun- hayatında bu alâmetler nasıl zahir oluyordu?
5. Ve biz ne durumdayız?
Bu konuyu aşağıdaki şekilde üç bahis halinde ele aldım:
Birinci bahis: Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i bütün yaratılmışlardan daha çok sevmenin gerekliliği
İkinci bahis: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin semereleri.
Üçüncü bahis: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin alâmetleri.
Yüce Allah'ın lütfuyla daha önceden benim bu konuda Suud-i Arabistan Genel Güvenlik Bölümüne bağlı Dini İşler Dairesinde bir bültende konu ile ilgili yayınlarım olduğu gibi, bazı yayıncılar da o bültenden naklederek bunları yayınlamışlardı. Bundan dolayı tekrar onları gözden geçirmeyi uygun gördüm. Bunun sonucunda bazı hususları eklediğim gibi, bazı düzeltmeler de yaptım. Pek yüce ve kudreti sonsuz yüce Allah'tan benim bu amelimi rızasına nail olmak için ihlaslı kılmasını, bana ve bu bahsi okuyanlara hiçbir malın ve evladın fayda vermediği bir günde faydalı kılmasını, hepimize yüce zatının sevgisini ve Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'in muhabbetini ihsan buyurmasını, sonsuz nimetlerin bulunduğu cennetlerde bizi de onunla birlikte nimetlendirmesini niyaz ederiz. Şüphesiz ki O herşeyi işitendir, duaları kabul buyurandır.
Yüce Allah Rasûlullah’a, onun aile halkına, ashabına ve ona uyanlara salât ve selâmlar buyursun, bereketler ihsan eylesin.



1) Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Bütün Yaratılmışlardan Daha Çok Sevmenin Gereği

Şüphesiz ki Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmek imandandır. Kulun Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i kendi öz canından, babasından, çocuklarından, aile halkından, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmesi gerektiğine delil teşkil eden pekçok nas bulunmaktadır. Onu böyle sevmeyen bir kimse dünyada da âhirette kendisini Allah'ın cezasına maruz bırakmaktadır. İşte aşağıda kısmen geniş bir şekilde bu nasların bazılarını sözkonusu ediyoruz:

A- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Öz Canımızdan Daha Çok Sevmemizin Gereği

İmam Buhârî, Abdullah b. Hişam Radıyallahu anh'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte idik. O sırada Ömer b. el-Hattab Radıyallahu anh'ın elini tutmuştu. Ömer Radıyallahu anh ona:
"Ey Allah'ın Rasûlü, şüphesiz ben seni kendi öz canım dışında, herşeyden daha çok seviyorum" dedi. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
"Canım elinde olana yemin ederim ki, kendi öz nefsinden dahi beni çok sevmedikçe olmaz."
Bunun üzerine Ömer ona:
"Şu anda -Allah'a yemin ederim- seni öz canımdan dahi daha çok seviyorum." Bunun üzerine Nebi Sallallahu aleyhi vesellem:
"Şimdi oldu ey Ömer" diye buyurdu.
Büyük ilim adamı Aynî, Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki kendi öz canından bile daha çok sevmedikçe olmaz" buyruğunu açıklarken: "İmanın kâmil olmaz..." demektedir.
Yine Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Şimdi oldu ey Ömer" buyruğunu: "Yani imanın kemale erişti." diye açıklamaktadır.
"Nefsim elinde olana yemin ederim ki..." buyruğunda dikkati çeken bir husus da onun yemin etmesidir. O yemin etmese dahi bütün söylediklerinde doğru olduğuna göre ya yemin ederse durum ne olur? Çünkü yemin bilindiği gibi sözü pekiştirmeyi ifade eder.

B- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Baba Ve Evlattan Daha Çok Sevmenin Gereği

İmam Buhârî, Ebu Hureyre Radıyallahu anh'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
"Nefsim elinde olana yemin ederim ki, sizden herhangi bir kimse beni babasından ve çocuğundan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz."
Görüldüğü gibi; doğru sözlü ve doğru sözlü olduğu tasdik edilmiş bulunan, vahiy ile konuşan o yüce zatın (salât ve selam ona) hadiste görüldüğü gibi yemin etmektedir.
Acaba "anne" de "valid: baba" lafzının kapsamına girmekte midir? Hafız İbn Hacer bu soruya şu sözleri ile cevap vermektedir: "Eğer "vâlid: doğuran" lafzı ile çocuğu olanı kastediyorsa elbetteki geneldir yahutta iki zıttan birisini zikretmekle yetinilerek diğerini sözkonusu etmeye gerek olmadığı gibi, burada da onlardan birisinin anılması ile yetinilmiştir. Bu durumda sözü edilen, örnek olmak üzere anılmış ve bütün sevgili ve değerli varlıklar kastedilmiş olur. Sanki: "Ve beni değerli bütün varlıklarımdan daha çok sevmedikçe..." demiş gibi olur."
C- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Eşten, Maldan Ve Bütün İnsanlardan Daha Çok Sevmenin Gereği

İmam Muslim'in rivayetine göre Enes Radıyallahu anh şöyle demiştir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Kul beni eşinden, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz."

D- Yaratılmış Herhangi Bir Varlığı Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'den Daha Çok Sevenlere Tehdit

Yüce Allah baba, evlat, kardeş, eş veya aşiretten herhangi birisini yahutta herhangi bir mal, ticaret ve meskenleri yüce Allah'tan, Rasûlünden ve onun yolunda cihad etmekten daha çok seven kimseleri ilahî ceza ile tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:
"De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soy ve sopunuz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah'tan, Rasûlünden ve onun yolundaki cihaddan daha sevgili ise, o halde Allah'ın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah fâsıklar topluluğuna yol göstericilik yapmaz." (et-Tevbe, 9/24)
Hafız İbn Kesîr âyeti tefsir ederken şunları söylemektedir: "Yani bu şeyleri eğer "Allah'tan, Rasûlünden ve onun yolundaki cihaddan" daha çok seviyor iseniz, onun başınıza getireceği cezayı ve ibretli intikamı "bekleyedurun" demektir."
Mücahid ve el-Hasen -yüce Allah'ın rahmeti üzerlerine olsun- yüce Allah'ın: "Allah'ın emri gelinceye kadar" buyruğunu: "Dünyada ya da âhirette onun cezasını (bekleyedurun) diye açıklamışlardır."
Büyük ilim adamı Zemahşerî, âyetin tefsirinde: "Bu âyet-i kerime oldukça ağır hüküm ihtiva etmektedir. Ondan daha ağır hüküm ihtiva eden bir âyet göremezsiniz." demektedir.
İmam Kurtubî diyor ki: "Âyet-i kerimede Allah'ı ve Rasûlü sevmenin vücubuna delil vardır. Bu hususta hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Ayrıca bu sevgi, sevilen herşeyden daha önce gelmelidir."

2) Rasûlullah’ı Sevmenin Semereleri

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in bizim sevgimize ihtiyacı olmadığını söylemeye gerek yoktur. Bizim onu sevmemiz, onun makamını yükseltmez, onu daha da yüceltmez. Sevmeyişimiz de onun makamını, şerefini alçaltmaz. Hem nasıl böyle olmasın ki? O alemlerin Rabbinin sevdiğidir.
Hatta bu kadar da değil. Aksine ona uyanı Allah sever ve günahlarını bağışlar. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafûrdur, rahîmdir." (Âl-i İmran, 3/31)
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in sevgisinden ancak onu sevenler yararlanır ve bu sayede böyle bir kimse dünya ve âhirette mutluluğu elde eder. Bu bağlamda bundan bir dereceye kadar tafsilatlı bir şekilde sözetmek uygun düşecektir.
@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #30 (permalink) Alt 04-12-2006, 16:09
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.899
Rep gücü: 45
Rep derecesi: @izci@ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
A- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Sevmek İmanın Tadını Elde Etmenin Sebeplerindendir

Yüce Rabbimiz imanın tadını elde etmek için birtakım sebepler takdir buyurmuştur. Bunlardan birisi de Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i bütün yaratılmışlardan daha çok sevmektir. Buhârî ve Muslim'in Enes Radıyallahu anh'dan rivayetlerine göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
"Üç husus vardır ki, bunlar kimde bulunursa imanın tadını alır: Allah'ı ve Rasûlünü onların dışındaki herbir şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan hoşlanmadığı gibi tekrar küfre geri dönmekten hoşlanmamak."
İlim adamlarının -Allah'ın rahmetleri üzerlerine olsun- açıkladığı gibi imanın tadının anlamı, itaatlerden lezzet almak, din uğrunda zorluklara katlanmak ve bunu dünyanın geçici menfaatlerine tercih etmek demektir.
Bu ne güzel ve ne şerefli bir meyvedir! Allah'ım, bundan bizi mahrum buyurma, Kabul buyur, ey âlemlerin Rabbi!

B- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Seven Âhirette Onunla Birlikte Olacaktır

Rasûl-i Ekrem'i -Rabbimizin salât ve selâmları üzerine- seven bir kimse, âhirette onunla birlikte olacaktır.
İmam Muslim'in rivayetine göre Enes b. Malik Radıyallahu anh şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek:
“Ey Allah'ın Rasûlü kıyamet ne zamandır”, diye sordu. Nebi Sallallahu aleyhi vesellem:
"Kıyamet için ne hazırladın ki?" diye sordu. Adam:
“Allah'ın ve Rasûlünün sevgisi”, dedi. Peygamber:
"Şüphesiz ki sen sevdiklerinle beraber olacaksın" diye buyurdu.
Enes Radıyallahu anh dedi ki: Müslüman olduktan sonra, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Şüphesiz ki sen sevdiklerinle beraber olacaksın" sözünden dolayı sevindiğimiz kadar hiçbir şeye sevinmedik.
Enes Radıyallahu anh dedi ki: İşte ben Allah'ı, Rasûlünü, Ebu Bekr'i ve Ömer'i -Allah ikisinden de razı olsun- seviyorum. Her ne kadar onların amelleri gibi amelde bulunamadı isem de onlarla birlikte olacağımı ümit ediyorum."
Buhârî ve Muslim'in rivayet ettikleri bir başka hadiste Abdullah b. Mesud Radıyallahu anh şunları söylemektedir: Bir adam Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek şöyle dedi:
“Ey Allah'ın Rasûlü, bir topluluğu sevmekle birlikte onlar gibi ameller yapamayan kimse hakkında ne dersin?” Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi sevdiği ile beraberdir." diye buyurdu.
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Kişi sevdiği ile beraberdir" sözünden kasıt, cennette onunla birlikte olacağıdır.
Allahu Ekber! Rasûl-i ekrem'i seven kimsenin mükafatı ne kadar üstün, ne kadar büyüktür!

3) Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Sevmenin Alâmetleri

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin birtakım alâmetleri vardır. Bu ümmetin ilim adamları bunları sözkonusu etmişlerdir. Mesela Kadı Iyad şunları söylemektedir: "Onun sünnetine destek olmak, şeriatini koruyup kollamak, o hayattayken huzurunda bulunmayı ve uğrunda canını ve malını vermeyi temenni etmek de onu sevmekten ileri gelir."
Hafız İbn Hacer diyor ki: "Sözü geçen sevginin belirtilerinden birisi de kişiye şunun teklif edilmesidir: Eğer maksatlarından herhangi birisini elden kaçırmak yahutta Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i -eğer mümkün olsaydı- görmekten mahrum edilmek arasında birisini seçmesi istenir de o da mümkün olduğu takdirde onu görmekten mahrum kalmayı, maksatlarından herhangi birisinden mahrum kalmaktan daha ağır buluyorsa, sözü geçen onu daha çok seviyor demektir, değilse hayır. Bu hiç şüphesiz varlık ve yokluğa münhasır bir şey değildir. Bunun bir benzeri onun sünnetine destek vermek, şeriatini koruyup kollamak, ona muhalif olanların kökünü kazımak için de sözkonusudur. Bunun kapsamına iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak da girer."
Büyük ilim adamı Aynî diyor ki: "Şunu bil ki, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmek, ona itaat etmeyi istemek ve ona muhalefeti terketmektir. Esasen bu da İslâmın farzlarındandır."
İlim adamlarının sözünü ettikleri hususlardan şu sonuca varıyoruz: Aşağıdaki hususlar Rasûl-i Ekrem'i sevmenin alâmetleri arasındadır:
1. Onu görmeyi, onun sohbetinde bulunmayı çokça arzu etmek ve bunlardan mahrum olmayı, dünya hayatında bunların dışında her ne olursa olsun herhangi bir şeyi kaybetmekten daha ağır bir musibet görmek.
2. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem uğrunda canı ve malı feda etmek için tam hazırlıklı olmak.
3. Emirlerine uymak, yasaklarından sakınmak.
4. Sünnetine yardımcı olmak, şeriati koruyup kollamak.
Her kimde bu alâmetler bulunursa, o Rasûl-i Ekrem'i sevmekten ötürü yüce Allah'a hamdetsin ve bu hususta kendisine sebat vermesini dilesin. Bunu büsbütün ya da kısmen kaybetmiş olan bir kimse ise yüce Allah'ın huzuruna selim kalp ile giden müstesnâ, hiçbir malın ve evladın fayda vermeyeceği günden önce kendisini hesaba çeksin. O günde insanların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmayacaktır. Sakın Allah'ı ve mü'minleri aldatabileceğini düşünmesin, öyle bir işe de kalkışmasın. Çünkü yüce Allah'ı aldatmaya çalışan bir kimse ancak kendisini aldatır.
"Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da yine farkına varmazlar." (el-Bakara, 2/9)
Yüce Allah'ın yardımı ile ashab-ı kiramın Rasûl-i Ekrem Muhammed Mustafa'ya duydukları sevgiyi sözkonusu etmekle birlikte, bizim mevcut halimize de işaret ederek bu hususu sözkonusu edeceğim. Olur ki, yüce Allah bizim halimizi ıslah eder ve bizi doğru yola iletir. Herbir alâmeti yüce Allah'ın izniyle ayrı bir başlık altında ele alacağım:

Birinci Alâmet

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'i Görmeyi, Onun Sohbetinde Bulunmayı Çok Arzulamak Ve Bunlardan Mahrum Kalmayı Dünyada Her Ne Olursa Olsun Herhangi Bir Şeyi Kaybetmekten Daha Ağır Bilmek

Bilindiği gibi kişinin temenni edip, sevebileceği en ileri şey, sevdiği kimseyi görmek ve onun sohbetinde bulunmak saadetine erişmektir. Rasûl-i Ekrem Muhammed Mustafa'yı (Allah'ın salât ve selâmları ona) seven bir kimse, hiç şüphesiz onu görmek için iştiyak duyar, onun sohbetinde bulunmayı arzu eder. Dünya ve âhirette onunla birlikte olmayı çok ister. Böyle bir mutluluğa erişmeyi büyük bir şevk ve ihtimam ile bekler. Eğer böyle bir mutluluk ile bütün dünya nimetleri arasında tercih yapması istenecek olsa, bu mutluluğa başka hiçbir şeyi tercih etmez. Onun onurlu yüzüne bakmakla şerefleneceği vakit sevinir, onun sohbetinde bulunmak saadeti ile sürur duyar. Onu görmekten ve arkadaşlığından mahrum edilmek korkusu onu üzer, ondan ayrılık onu ağlatır.
Aşağıda, dediğimiz hususların açıkça görüleceği şekilde, Allah Rasûlünü samimi olarak sevenlerin gözkamaştırıcı bazı tutumlarını kaydedeceğiz:

1. Ebu Bekir Es-Sıddîk'in Allah Rasûlü İle Hicrette Arkadaşlık Yapacağını Öğrenince Sevincinden Ağlaması

İmam Buhârî'nin rivayetine göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in eşi Âişe Radıyallahu anha dedi ki: Bir gün biz Ebu Bekir Radıyallahu anh'ın odasında öğle sıcağının başladığı bir sırada oturmakta iken birisi Ebu Bekir'e: İşte Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem başını sarmalamış olarak geliyor, dedi. O saat Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in bize geldiği bir vakit değildi.
Bunun üzerine Ebu Bekir dedi ki: Anam, babam ona feda olsun! Allah'a yemin ederim, bu saatte mutlaka önemli bir iş için gelmiş olmalıdır.
(Âişe Radıyallahu anha devamla) dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem geldi, izin istedi, Ebu Bekir ona izin verdi, o da içeri girdi. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Bekir'e: "Yanında kim varsa dışarı çıkar" diye buyurdu. Ebu Bekir: Yanımda olanlar -babam sana feda olsun- senin aile halkındır, ey Allah'ın Rasûlü, dedi.
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem: "Hicret için bana izin verildi" diye buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir sordu: Babam sana feda olsun! Ben de seninle birlikte olacak mıyım? Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Evet dedi.
Ebu Bekir es-Sıddîk bu yolculuğu kuşatacak korku ve tehlikeleri bilmeyen birisi değildi. Fakat bu durum onun sevgili dostu Rasûl-i Ekrem ile birlikte arkadaşlık arzusunu etkilemedi ya da azaltmadı. Allah Rasûlü kendisine isteğinin olumlu karşılandığını bildirince, böyle bir mutluluğa nâil olmanın sevinciyle ağlamaya başladı.
Hafız İbn Hacer dedi ki: "İbn İshak rivayetinde şunu da ilave etmektedir: Âişe Radıyallahu anhâ dedi ki: Ebu Bekir'in ağladığını gördüm. Ben ise kimsenin sevinçten ağlayacağını o zamana kadar bilmiyordum."

2. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Yanlarına Gelişi Dolayısıyla Ensarın Sevinci

Ensar-ı Kiram, sevgili Rasûl-i Ekrem'in yurtlarına hicret ettiğini işittiler. Bu sebeple onu karşılama şevkini duydular. Sünnet ve sîret kitapları, onların Allah Rasûlünü karşılama şevklerini ve kendilerinin yanına varmaktan dolayı duydukları sevinci tasvir eden ifadeleri bize kadar saklamış bulunuyor. Mesela, İmam Buhârî bize Urve b. ez-Zübeyr Radıyallahu anh'dan onların Rasûl-i Ekrem'i el-Harre denilen yerde nasıl beklediklerini rivayet etmektedir. Onun rivayetinde şu ifadeler yer alır:
"Medine'de müslümanlar Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in Mekke'den çıktığını işittiler. O bakımdan her sabah Harre denilen yere çıkıyorlar ve öğle sıcağı onları geri dönmek zorunda bırakıncaya kadar onu bekliyorlardı. Bir gün uzunca bekleştikten sonra geri döndüler. Evlerine vardıklarında yahudilerden bir adam, yahudi kalelerinden birisi üzerinde bir hususa bakmak üzere çıkmıştı. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i ve ashabını beyaz elbiseleriyle -ve bazen serabın onların görülmesini engelleyerek- gelmekte olduklarını gördü. Yahudi sesi çıkabildiği kadar bağırmaktan kendisini alıkoyamadı: Ey araplar topluluğu! İşte sizin beklediğiniz, şan ve şerefiniz(e sebep) geliyor.
Müslümanlar hemen silahlarına koşuştular. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Harre'nin sırtlarında karşıladılar. Onlarla sağ tarafa doğru yöneldi ve nihayet onlarla Amr b. Avf oğulları diyarında konakladı."
Allahuekber! O sevgili Rasûlü karşılamaya ne kadar da şevkli, istekli idiler! Her sabah Harre'ye onun gelişini bekleyerek çıkıyorlar ve güneşin sıcağı şiddetleninceye kadar orada oturduktan sonra evlerine geri dönüyorlardı.
İbn Sa’d'ın zikrettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Güneş onları yaktı mı evlerine geri dönerlerdi."
Hakim'in rivayetinde: "Öğle sıcağı kendilerini rahatsız edinceye kadar onu bekliyorlardı" demektedir.
Yine İmam Buhârî, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in Ensar tarafından Medine'de nasıl karşılandığını anlatmaktadır. Enes Radıyallahu anh'dan şöyle dediğini rivayet ediyor: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Harre'nin yan tarafında konakladı. Sonra ensara haber gönderdi, onlar da Allah'ın Peygamberi ile Ebu Bekir'in yanına geldiler. Onlara selam verdiler ve: "İkiniz de emniyet içerisinde ve size itaat edilenler olarak bineklerinize bininiz."
Bunun üzerine Allah'ın Peygamberi ve Ebu Bekir bineklerine bindi, silahlılar etraflarını kuşattı. Medine'de: Allah'ın Peygamberi geldi, Allah'ın Peygamberi geldi denildi. Bulundukları yerden bakıp: "Allah'ın Peygamberi geldi" diyorlardı. O da Ebu Eyyub Radıyallahu anh'ın evine yakın bir yerde konaklayıncaya kadar yoluna devam etti.
İmam Ahmed’in, bize Enes Radıyallahu anh'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ile Ebu Bekir es-Sıddik Radıyallahu anh'i karşılayanlar, ensardan beşyüz kadar kişi idiler. Onların yanına varınca ensar: "İkiniz de emniyet altında ve size itaat edilenler olarak yürüyünüz" dediler.
Aynı şekilde yine İmam Ahmed Medine halkının şerefli Rasûlünü nasıl karşıladıklarını Ebu Bekir es-Sıddîk Radıyallahu anh'ın anlatımıyla şöylece nakletmektedir:
"Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem -ben de onunla birlikte- devam ettik. Nihayet Medine'ye geldik. İnsanlar onu karşıladı. Yola ve damlara çıktılar. Hizmetçiler ve çocuklar yolda hızlıca koşarak: "Allahuekber! Rasûlullah geldi! Muhammed geldi!" diyorlardı. (Ebu Bekir Radıyallahu anh) dedi ki: Herkes Allah Rasûlü hangilerine misafir olacak diye birbirleriyle çekişiyorlardı...
Enes b. Malik Radıyallahu anh bu mübarek günde gördüklerini şu sözleriyle dile getirmektedir: "Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ile Ebu Bekir'in Medine'ye girdikleri günden daha nurlu ve daha güzel hiçbir gün asla görmedim."
el-Berâ b. Âzib Radıyallahu anh da Medinelilerin Rasûl-i Ekrem'in yanlarına gelişleri dolayısıyla duydukları sevinci şöylece dile getirmektedir:
"Medinelilerin Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem dolayısıyla duydukları sevinci başka hiçbir sebep dolayısıyla duyduklarını görmedim."
@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Ahir Zaman Alametleri!!! Notheart Dini Konular 9 04-07-2008 01:01
Kadir Gecesinin Alametleri..! NuR-u HüdA On bir ayın sultanı 6 09-10-2007 03:37
Kiyamet Alametleri Notheart Dini Konular 9 10-11-2006 12:37
İman Zayıflığının Alametleri Raid_IRON Dini Konular 3 17-07-2006 02:42
İman Zayıflığının Alametleri belongtodeath Dini Konular 0 28-06-2006 16:16


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:16 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.