| | A- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Sevmek İmanın Tadını Elde Etmenin Sebeplerindendir
Yüce Rabbimiz imanın tadını elde etmek için birtakım sebepler takdir buyurmuştur. Bunlardan birisi de Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i bütün yaratılmışlardan daha çok sevmektir. Buhârî ve Muslim'in Enes Radıyallahu anh'dan rivayetlerine göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
"Üç husus vardır ki, bunlar kimde bulunursa imanın tadını alır: Allah'ı ve Rasûlünü onların dışındaki herbir şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan hoşlanmadığı gibi tekrar küfre geri dönmekten hoşlanmamak."
İlim adamlarının -Allah'ın rahmetleri üzerlerine olsun- açıkladığı gibi imanın tadının anlamı, itaatlerden lezzet almak, din uğrunda zorluklara katlanmak ve bunu dünyanın geçici menfaatlerine tercih etmek demektir.
Bu ne güzel ve ne şerefli bir meyvedir! Allah'ım, bundan bizi mahrum buyurma, Kabul buyur, ey âlemlerin Rabbi! B- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Seven Âhirette Onunla Birlikte Olacaktır
Rasûl-i Ekrem'i -Rabbimizin salât ve selâmları üzerine- seven bir kimse, âhirette onunla birlikte olacaktır.
İmam Muslim'in rivayetine göre Enes b. Malik Radıyallahu anh şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek:
“Ey Allah'ın Rasûlü kıyamet ne zamandır”, diye sordu. Nebi Sallallahu aleyhi vesellem:
"Kıyamet için ne hazırladın ki?" diye sordu. Adam:
“Allah'ın ve Rasûlünün sevgisi”, dedi. Peygamber:
"Şüphesiz ki sen sevdiklerinle beraber olacaksın" diye buyurdu.
Enes Radıyallahu anh dedi ki: Müslüman olduktan sonra, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Şüphesiz ki sen sevdiklerinle beraber olacaksın" sözünden dolayı sevindiğimiz kadar hiçbir şeye sevinmedik.
Enes Radıyallahu anh dedi ki: İşte ben Allah'ı, Rasûlünü, Ebu Bekr'i ve Ömer'i -Allah ikisinden de razı olsun- seviyorum. Her ne kadar onların amelleri gibi amelde bulunamadı isem de onlarla birlikte olacağımı ümit ediyorum."
Buhârî ve Muslim'in rivayet ettikleri bir başka hadiste Abdullah b. Mesud Radıyallahu anh şunları söylemektedir: Bir adam Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek şöyle dedi:
“Ey Allah'ın Rasûlü, bir topluluğu sevmekle birlikte onlar gibi ameller yapamayan kimse hakkında ne dersin?” Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi sevdiği ile beraberdir." diye buyurdu.
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Kişi sevdiği ile beraberdir" sözünden kasıt, cennette onunla birlikte olacağıdır.
Allahu Ekber! Rasûl-i ekrem'i seven kimsenin mükafatı ne kadar üstün, ne kadar büyüktür! 3) Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Sevmenin Alâmetleri
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin birtakım alâmetleri vardır. Bu ümmetin ilim adamları bunları sözkonusu etmişlerdir. Mesela Kadı Iyad şunları söylemektedir: "Onun sünnetine destek olmak, şeriatini koruyup kollamak, o hayattayken huzurunda bulunmayı ve uğrunda canını ve malını vermeyi temenni etmek de onu sevmekten ileri gelir."
Hafız İbn Hacer diyor ki: "Sözü geçen sevginin belirtilerinden birisi de kişiye şunun teklif edilmesidir: Eğer maksatlarından herhangi birisini elden kaçırmak yahutta Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i -eğer mümkün olsaydı- görmekten mahrum edilmek arasında birisini seçmesi istenir de o da mümkün olduğu takdirde onu görmekten mahrum kalmayı, maksatlarından herhangi birisinden mahrum kalmaktan daha ağır buluyorsa, sözü geçen onu daha çok seviyor demektir, değilse hayır. Bu hiç şüphesiz varlık ve yokluğa münhasır bir şey değildir. Bunun bir benzeri onun sünnetine destek vermek, şeriatini koruyup kollamak, ona muhalif olanların kökünü kazımak için de sözkonusudur. Bunun kapsamına iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak da girer."
Büyük ilim adamı Aynî diyor ki: "Şunu bil ki, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmek, ona itaat etmeyi istemek ve ona muhalefeti terketmektir. Esasen bu da İslâmın farzlarındandır."
İlim adamlarının sözünü ettikleri hususlardan şu sonuca varıyoruz: Aşağıdaki hususlar Rasûl-i Ekrem'i sevmenin alâmetleri arasındadır:
1. Onu görmeyi, onun sohbetinde bulunmayı çokça arzu etmek ve bunlardan mahrum olmayı, dünya hayatında bunların dışında her ne olursa olsun herhangi bir şeyi kaybetmekten daha ağır bir musibet görmek.
2. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem uğrunda canı ve malı feda etmek için tam hazırlıklı olmak.
3. Emirlerine uymak, yasaklarından sakınmak.
4. Sünnetine yardımcı olmak, şeriati koruyup kollamak.
Her kimde bu alâmetler bulunursa, o Rasûl-i Ekrem'i sevmekten ötürü yüce Allah'a hamdetsin ve bu hususta kendisine sebat vermesini dilesin. Bunu büsbütün ya da kısmen kaybetmiş olan bir kimse ise yüce Allah'ın huzuruna selim kalp ile giden müstesnâ, hiçbir malın ve evladın fayda vermeyeceği günden önce kendisini hesaba çeksin. O günde insanların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmayacaktır. Sakın Allah'ı ve mü'minleri aldatabileceğini düşünmesin, öyle bir işe de kalkışmasın. Çünkü yüce Allah'ı aldatmaya çalışan bir kimse ancak kendisini aldatır.
"Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da yine farkına varmazlar." (el-Bakara, 2/9)
Yüce Allah'ın yardımı ile ashab-ı kiramın Rasûl-i Ekrem Muhammed Mustafa'ya duydukları sevgiyi sözkonusu etmekle birlikte, bizim mevcut halimize de işaret ederek bu hususu sözkonusu edeceğim. Olur ki, yüce Allah bizim halimizi ıslah eder ve bizi doğru yola iletir. Herbir alâmeti yüce Allah'ın izniyle ayrı bir başlık altında ele alacağım: Birinci Alâmet
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'i Görmeyi, Onun Sohbetinde Bulunmayı Çok Arzulamak Ve Bunlardan Mahrum Kalmayı Dünyada Her Ne Olursa Olsun Herhangi Bir Şeyi Kaybetmekten Daha Ağır Bilmek
Bilindiği gibi kişinin temenni edip, sevebileceği en ileri şey, sevdiği kimseyi görmek ve onun sohbetinde bulunmak saadetine erişmektir. Rasûl-i Ekrem Muhammed Mustafa'yı (Allah'ın salât ve selâmları ona) seven bir kimse, hiç şüphesiz onu görmek için iştiyak duyar, onun sohbetinde bulunmayı arzu eder. Dünya ve âhirette onunla birlikte olmayı çok ister. Böyle bir mutluluğa erişmeyi büyük bir şevk ve ihtimam ile bekler. Eğer böyle bir mutluluk ile bütün dünya nimetleri arasında tercih yapması istenecek olsa, bu mutluluğa başka hiçbir şeyi tercih etmez. Onun onurlu yüzüne bakmakla şerefleneceği vakit sevinir, onun sohbetinde bulunmak saadeti ile sürur duyar. Onu görmekten ve arkadaşlığından mahrum edilmek korkusu onu üzer, ondan ayrılık onu ağlatır.
Aşağıda, dediğimiz hususların açıkça görüleceği şekilde, Allah Rasûlünü samimi olarak sevenlerin gözkamaştırıcı bazı tutumlarını kaydedeceğiz: 1. Ebu Bekir Es-Sıddîk'in Allah Rasûlü İle Hicrette Arkadaşlık Yapacağını Öğrenince Sevincinden Ağlaması
İmam Buhârî'nin rivayetine göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in eşi Âişe Radıyallahu anha dedi ki: Bir gün biz Ebu Bekir Radıyallahu anh'ın odasında öğle sıcağının başladığı bir sırada oturmakta iken birisi Ebu Bekir'e: İşte Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem başını sarmalamış olarak geliyor, dedi. O saat Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in bize geldiği bir vakit değildi.
Bunun üzerine Ebu Bekir dedi ki: Anam, babam ona feda olsun! Allah'a yemin ederim, bu saatte mutlaka önemli bir iş için gelmiş olmalıdır.
(Âişe Radıyallahu anha devamla) dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem geldi, izin istedi, Ebu Bekir ona izin verdi, o da içeri girdi. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Bekir'e: "Yanında kim varsa dışarı çıkar" diye buyurdu. Ebu Bekir: Yanımda olanlar -babam sana feda olsun- senin aile halkındır, ey Allah'ın Rasûlü, dedi.
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem: "Hicret için bana izin verildi" diye buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir sordu: Babam sana feda olsun! Ben de seninle birlikte olacak mıyım? Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Evet dedi.
Ebu Bekir es-Sıddîk bu yolculuğu kuşatacak korku ve tehlikeleri bilmeyen birisi değildi. Fakat bu durum onun sevgili dostu Rasûl-i Ekrem ile birlikte arkadaşlık arzusunu etkilemedi ya da azaltmadı. Allah Rasûlü kendisine isteğinin olumlu karşılandığını bildirince, böyle bir mutluluğa nâil olmanın sevinciyle ağlamaya başladı.
Hafız İbn Hacer dedi ki: "İbn İshak rivayetinde şunu da ilave etmektedir: Âişe Radıyallahu anhâ dedi ki: Ebu Bekir'in ağladığını gördüm. Ben ise kimsenin sevinçten ağlayacağını o zamana kadar bilmiyordum." 2. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Yanlarına Gelişi Dolayısıyla Ensarın Sevinci
Ensar-ı Kiram, sevgili Rasûl-i Ekrem'in yurtlarına hicret ettiğini işittiler. Bu sebeple onu karşılama şevkini duydular. Sünnet ve sîret kitapları, onların Allah Rasûlünü karşılama şevklerini ve kendilerinin yanına varmaktan dolayı duydukları sevinci tasvir eden ifadeleri bize kadar saklamış bulunuyor. Mesela, İmam Buhârî bize Urve b. ez-Zübeyr Radıyallahu anh'dan onların Rasûl-i Ekrem'i el-Harre denilen yerde nasıl beklediklerini rivayet etmektedir. Onun rivayetinde şu ifadeler yer alır:
"Medine'de müslümanlar Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in Mekke'den çıktığını işittiler. O bakımdan her sabah Harre denilen yere çıkıyorlar ve öğle sıcağı onları geri dönmek zorunda bırakıncaya kadar onu bekliyorlardı. Bir gün uzunca bekleştikten sonra geri döndüler. Evlerine vardıklarında yahudilerden bir adam, yahudi kalelerinden birisi üzerinde bir hususa bakmak üzere çıkmıştı. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i ve ashabını beyaz elbiseleriyle -ve bazen serabın onların görülmesini engelleyerek- gelmekte olduklarını gördü. Yahudi sesi çıkabildiği kadar bağırmaktan kendisini alıkoyamadı: Ey araplar topluluğu! İşte sizin beklediğiniz, şan ve şerefiniz(e sebep) geliyor.
Müslümanlar hemen silahlarına koşuştular. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Harre'nin sırtlarında karşıladılar. Onlarla sağ tarafa doğru yöneldi ve nihayet onlarla Amr b. Avf oğulları diyarında konakladı."
Allahuekber! O sevgili Rasûlü karşılamaya ne kadar da şevkli, istekli idiler! Her sabah Harre'ye onun gelişini bekleyerek çıkıyorlar ve güneşin sıcağı şiddetleninceye kadar orada oturduktan sonra evlerine geri dönüyorlardı.
İbn Sa’d'ın zikrettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Güneş onları yaktı mı evlerine geri dönerlerdi."
Hakim'in rivayetinde: "Öğle sıcağı kendilerini rahatsız edinceye kadar onu bekliyorlardı" demektedir.
Yine İmam Buhârî, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in Ensar tarafından Medine'de nasıl karşılandığını anlatmaktadır. Enes Radıyallahu anh'dan şöyle dediğini rivayet ediyor: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Harre'nin yan tarafında konakladı. Sonra ensara haber gönderdi, onlar da Allah'ın Peygamberi ile Ebu Bekir'in yanına geldiler. Onlara selam verdiler ve: "İkiniz de emniyet içerisinde ve size itaat edilenler olarak bineklerinize bininiz."
Bunun üzerine Allah'ın Peygamberi ve Ebu Bekir bineklerine bindi, silahlılar etraflarını kuşattı. Medine'de: Allah'ın Peygamberi geldi, Allah'ın Peygamberi geldi denildi. Bulundukları yerden bakıp: "Allah'ın Peygamberi geldi" diyorlardı. O da Ebu Eyyub Radıyallahu anh'ın evine yakın bir yerde konaklayıncaya kadar yoluna devam etti.
İmam Ahmed’in, bize Enes Radıyallahu anh'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ile Ebu Bekir es-Sıddik Radıyallahu anh'i karşılayanlar, ensardan beşyüz kadar kişi idiler. Onların yanına varınca ensar: "İkiniz de emniyet altında ve size itaat edilenler olarak yürüyünüz" dediler.
Aynı şekilde yine İmam Ahmed Medine halkının şerefli Rasûlünü nasıl karşıladıklarını Ebu Bekir es-Sıddîk Radıyallahu anh'ın anlatımıyla şöylece nakletmektedir:
"Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem -ben de onunla birlikte- devam ettik. Nihayet Medine'ye geldik. İnsanlar onu karşıladı. Yola ve damlara çıktılar. Hizmetçiler ve çocuklar yolda hızlıca koşarak: "Allahuekber! Rasûlullah geldi! Muhammed geldi!" diyorlardı. (Ebu Bekir Radıyallahu anh) dedi ki: Herkes Allah Rasûlü hangilerine misafir olacak diye birbirleriyle çekişiyorlardı...
Enes b. Malik Radıyallahu anh bu mübarek günde gördüklerini şu sözleriyle dile getirmektedir: "Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ile Ebu Bekir'in Medine'ye girdikleri günden daha nurlu ve daha güzel hiçbir gün asla görmedim."
el-Berâ b. Âzib Radıyallahu anh da Medinelilerin Rasûl-i Ekrem'in yanlarına gelişleri dolayısıyla duydukları sevinci şöylece dile getirmektedir:
"Medinelilerin Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem dolayısıyla duydukları sevinci başka hiçbir sebep dolayısıyla duyduklarını görmedim." | |