Hızır’la görüşenler - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Hızır’la görüşenler

Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 10-05-2006, 18:47
v
Çalışkan 2de1'ci
 
v - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 118
Rep gücü: 10
Rep derecesi: v Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Hızır’la görüşenler

 
Hızır’la görüşenler


İstanbul’un hamisi Hızır Aleyhisselam’dan ders alanlar, onun hikmet denizine dalanlar hayatı, sanatı, şehri gerçek haliyle anlamaya başlıyor.

5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece Türkiye’nin dört bir yanında, Balkanlarda ve Türkî cumhuriyetlerde Hıdrellez ateşleri yakıldı, nahıllara dilekler takıldı, gül diplerine yüzükler gömüldü, aşırı tuzlu kurabiyeler yiyen genç kız ve erkekler kısmetlerini rüyada görmek ümidiyle koydular başlarını yastıklarına. Çiftçiler Hızır Aleyhisselam’ın bağ ve bahçelerini ziyaret edip yeşertmesini, ev hanımları mutfakları bereketlendirmesini, genç kızlar kısmetlerini açmasını bekledi. Türk ve Roman kültüründe Hızır ile İlyas Aleyhisselam’ın buluştukları gün olarak bilinen Hıdrellez, İslam öncesi dinlere ait bir gelenek olmakla birlikte bugün sadece İslam topraklarında kutlanıyor. 6 Mayıs günü karaların koruyucusu Hızır Aleyhisselam ile denizlerin koruyucusu İlyas Aleyhisselam’ın buluştuklarına inanıldığından kutlamalar genellikle su kenarlarında gerçekleştiriliyor. Dinimizde Hızır ile İlyas’ın buluştukları yönünde bir inanışa yer olmamakla birlikte Hızır’la buluşan, ondan ders alan insanların bulunduğu yönünde kuvvetli bir inanç var. Hızır’la görüşenlerin en meşhuru da Hz. Musa.

PEYGAMBERE ÖĞRETMENLİK YAPAN BİLGE

“Hani Musa genç yardımcısına demişti: ‘İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim.’ Böylece ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; balık denizde bir akıntıya doğru kendi yolunu tuttu.” Kehf Suresi’nde, anlatımına bu şekilde başlanılan yolculuğun, Hz. Musa’nın kendisinden hikmet öğreneceği Hızır Aleyhisselam ile buluşmasıyla neticelendiği bilinir. Bilinmeyen, buluşma mekânı olarak zikredilen ‘iki denizin birleştiği yerin’ İstanbul’daki Kız Kulesi olma ihtimalidir. En azından Hızır’la görüştüğü iddiasında bulunan Oktan Keleş böyle inanıyor. Keleş, 1999 yılında başlayıp 2005 yılına kadar devam eden ‘görüşmelerini’ Kırk Kandil Yayınları’ndan çıkan ‘Bir Meczubun Rüyası’ adlı kitabında anlatmış. Kitapta İlhami Abi adıyla sunulan Hızır Aleyhisselam, gündelik hayatın akışını sorgulayan Âdem adlı gence (Oktan Keleş), ledün ilminden sırlar vermekle kalmıyor, cephesi her yer olan bir savaştan ve bu savaşta yüklendiği rolden de bahsediyor.

Oktan Keleş kitabında, görüştüğü İlhami Abi’nin Hızır Aleyhisselam olduğunu veya ondan sırlı bilgiler aldığını iddia etmiyor. Ancak Aksiyon’a verdiği demecinde kendisinin tıpkı Ladikli Ahmet Ağa gibi Hızır’la yaptığı görüşmeler hakkında ‘konuşma izni verilenlerden’ olduğunu ifade ediyor. Yine Kırk Kandil Yayınları’ndan çıkan Mustafa Özdamar imzalı ‘Ladikli Ahmet Ağa’ isimli kitapta, bu kez Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşamış, Gazze cephesinde ölüme terkedilmişken Hızır Aleyhisselam tarafından kurtarılıp kendisine ‘hikmet öğretilmiş’ Ahmet Ağa’nın keramet ve ibret dolu hikayesi anlatılıyor. Hızır’la görüşenlerin çok olduğunu, hatta pek çok insanın bunun hiçbir zaman farkına varmadığını söyleyen Oktan Keleş, bunlardan çok az bir kısmına bu konuda konuşma izninin verildiğini hatırlatıyor. Keleş, Hızır’la görüşmenin bir üstünlük veya ayrıcalık değil, bir lütuf olarak görülmesi gerektiği uyarısında da bulunuyor.

Yine de büyük peygamberlerden birine öğretmenlik yapmış bir zatla görüşmek, ondan ders almak, onun izni ve emriyle insanlara mesajlar ulaştırmak hafife alınacak iş değil. Hızır’la görüşmenin, onunla yolculuk yapmanın hiç de kolay olmadığını bizzat Hz. Musa’nın Kehf Suresi’nde anlatılan kıssası gösteriyor. İki suyun buluştuğu yerden geri dönüp, Hızır Aleyhisselam’la buluşan Hz. Musa, Kur’an’ın adını bildirmediği bu bilge kişiye öğrenci olmak ister. Bu bilge kişi, iç yüzüne vâkıf olamayacağı olaylar sebebiyle bu beraberliğe sabredemeyeceğini söylese de, Hz. Musa’nın ısrarı üzerine talebi kabul eder. Yolculuk sırasında bu zat önce bindikleri gemiyi deler, sonrasında bir çocuğu öldürür ve nihayet şehir halkı kendilerini misafir etmediği halde orada yıkılmak üzere olan bir duvarı düzeltir. Hz. Musa her bir olay karşısında şaşkınlık içinde kalır ve sebebini sorgular. Bilge kişi de Hz. Musa’nın sabırsızlığı nedeniyle yolculuğu sona erdirir ve yaptığı işlerin hikmetlerini birer birer anlatır. İslam âlimleri gerek bu bilge kişinin, gerekse asırlar sonra Hz. Süleyman’ın talep ettiği Belkıs’ın tahtını göz açıp kapayana kadar getiren zatın Hızır (as) olduğu kanaatindedirler.

Oktan Keleş sadece Hızır’ın görüştüğü kişiler hakkında yanlış kanaatler olmadığını, Hızır’ın da aksakallı bir pir-i fâni olması gerektiği yönünde saplantıların olduğunu söylüyor. “Öyle yırtık pırtık elbiseli bir dilenci görmeyi bekler insanlar. Pekala gayet modern elbiseli biri olarak da görünebilir Hızır Aleyhisselam.” diyen Keleş’e göre Hızır’la görüşmeler bizzat yaşadığımız hayat tabakasında gerçekleşiyor. Bu meselenin sadece inançsız insanlar tarafından değil, İslam âlimlerince de ihmal edilmiş olduğundan yakınan Keleş, tayy-ı mekan gibi meselelerin akla hiç de uzak olmadığını, bazı dünya devletlerinin bizim gizli ilimler dediğimiz bu konuları açıktan araştırdıklarını söylüyor.

Aynı konulara değinen Ladikli Ahmet Ağa’nın anlattığına bakılırsa kendisi de Hızır’la görüşmüş ve Hızıriyet makamına çıkmış olan Bediüzzaman Said Nursi de Hızır’dan (as) bahsederken, “Hızır (as) hayattadır, ancak onun hayatı ikinci derece hayat olduğundan birçok âlimler hayatta olmadığını düşünmektedirler.” şeklinde not düşmüştür. Hızır’ın (as) bu farklı tabiatı nedeniyle halk arasında ‘ihtiyacı olanın yardımına koşan’ şeklinde bir sıfatı vardır. Bu yüzden halk arasında “Hızır (as) imdadımıza yetişti.” tarzında söylentiler yayılmıştır. Yine bu söylem çerçevesinde Hızıriyet makamı dediğimiz Hızır makamına çıkıp da Hızır’dan ders alan velilerin olduğu, bunların Hızır gibi darda kalanların imdadına koştuğu, bu yüzden de onların da Hızır’ın kendisi sanıldığı bilinir.

Böyle bir Hızır yardımına muhatap olanlardan biri de Melek Nine (Adını vermek istemediği için bu adı kullanıyoruz.) Melek Nine on yıl kadar önce İstanbul yollarından birinde karşıdan karşıya geçerken orta yaşlı birisi yanına gelip ona yardım etmiş ve elindeki eşyaları yolun karşı tarafına geçirmiş. Bundan çok memnun olan Nine; “Hızır gibi yetiştin oğlum. Allah razı olsun.” demiş. Orta yaşlı adam, “Hızır’ı görmek istiyorsan yarın Eyüp Sultan Camii’ne git. Orada aksakallı, sen yaşlarında birisi seni bekleyecek.” demiş. Melek Nine hikayenin gerisini şöyle anlatıyor: “Bana çok tuhaf geldi. Zaten unuttum. Aradan üç gün geçti, aklıma geldi. Biraz da merakımı gidermek için Eyüp Sultan Camii’ne gittim. Camide cenaze vardı, çok kalabalıktı. Orada Hızır aranır mı? Sonra birden avlunun ortasında sakallı birisinin bana baktığını gördüm. Yanına yaklaşıp, ‘Sen Hızır mısın?’ dedim. ‘Üç gündür seni bekleyen benim.’ cevabını verdi. Sonra donup kalmışım, kalabalıkta kayboldu aksakallı.” Melek Nine’nin Hızır ile görüşmeleri bundan sonra devam etmiş. Anlattığına göre Hızır ona sadece İstanbul surlarının içinde görülüyormuş. Melek Nine Hızır’dan bahsederken bir mahalleliden bahseder kolaylığında konuşuyor: “Her zaman değişik şekilde görüyorum. Allah razı olsun bana çok yardımcı oluyor. Konuşuyoruz, bana yol gösteriyor. En daraldığım anlarda karşıma çıkıyor.”

BU KEZ YARDIM DEĞİL MÜCADELE İÇİN GÖRÜŞÜYOR

Hızır’ın insanlarla görüşmesinin temelde ‘zamana atılmış bir neşter’ olduğunu söyleyen Oktan Keleş, bu görüşmelerin bazen yardım, bazen de mücadele ve mücahede için olduğunu söylüyor. “Zülkarneyn, Yecüc Mecüc duvarını onararak zamanın yönünü nasıl değiştirmişse, Hızır’ın da yaptığı müdahalelerle tarihin yönünü değiştirmesi söz konusu. Çanakkale’de o vardı, Kıbrıs’ta, Kore’de vardı. Melekler gibi, Rical-i Gayb dediğimiz insanlar da cephede yer almışlardı. Bunları çok gören, onlardan ders alanlar olmuştur.” şeklinde konuşan Keleş’i onlarca hatıra doğruluyor.

Oktan Keleş’e göre Hızır’ın kendisiyle görüşmesi de Kıbrıs gibi, Kore gibi tarihin seyrini değiştirmeye yönelik müdahalenin küçük bir parçası. Hızır’ın kendisi vasıtasıyla bazı plan ve projeleri dünyaya duyurarak akim bırakmaya çalıştığını söyleyen Keleş, Hızır’la görüşmeden önceki halini kitabında ‘akışın bir parçasıydım’ diye tasvir ediyor. Oysa şimdi perde arkasında büyük bir mücadelenin olduğunu görmüş. Tarih boyunca varlığı devam etmiş olan bir ‘şer cephesi’nin bugün korkunç bir planla İslam coğrafyası üzerindeki emellerini hayata geçirdiğini söyleyen Keleş, ‘cephesi her yer olan bir savaş’tan bahsediyor. “Bu hak-batıl savaşının devamıdır.” diyen Keleş’in verdiği bilgilere göre şer cephesinin içinde bizzat şeytandan emir alan, adeta insî şeytanlar diyeceğimiz kişiler de var, şeytanın kalplerini kötülüğe meylettirdiği ve fakat yaptıklarının şeytani ve kötü olduğunun farkında bile olmayan insanlar da.

Oktan Keleş’in cephesi her yer olan savaş dediği mücadele kültürel, sanatsal, hatta şehir planlamasına bakan boyutları olan bir savaş. “Müziği alet ettiler. Her kavmin bir notası var. Türk-Osmanlı müziği bir hüzün, bir zarafet, bir incelik müziğidir. Adeta Kur’an musikisiyle örtüşen bir müziktir. Bunun yerine neleri ikame ettikleri ortada. Dede Efendiler, Itriler milletimize cenaze marşı gibi gelmeye başladı.” şeklinde konuşuyor. Hemen Hızır’ın müzikle ne işi olur demeyin. Keleş’e göre hayatın da bir notası var ve insan bu nota ile insanlığını bilir. Şer cephesi bu notayı bozarak insana ve vicdana ait değerlerin her türlü görünümünü yok etmeye çalışıyor.

İLLUMİNATİ DEĞİL KÜLTÜR SAVAŞI

Oktan Keleş İlluminati benzeri bir ‘şeytanın işgali’ iddiasından daha öte, şeytanın varlık sebebi olan insanlığı dinden ve inançtan uzak tutma hedefiyle alakalı bir savaştan ve Hızır Aleyhisselam’ın bu savaşta oynadığı rolden bahsediyor. Şer cephesi biyonik insan üretmekten hususen Türk dilinin yozlaşmasına kadar bir dizi proje yürütüyor. Türkçe’de kutsala ait bütün kelimelerin yok edilmesi veya anlam ve his kaymalarına uğratılmasının da projelerin bir parçası olduğunu söyleyen Keleş’e göre şer cephesi İslam coğrafyasının kaderinin Türk hâkimiyetinde olduğunu biliyor. Bu sebeple de Türk milletinin İslam’la bütün bağlarının koparılması herhangi başka bir milletin yozlaştırılmasından daha önemli.

Keleş, “Vakıf mallarını, mezar taşlarını yok etmeye çalışıyorlar. Temelde İstanbul’un silueti değiştirilmeye çalışılıyor. İnsanların zihninde minarelerin göğü deldiği bir İstanbul şekli vardır. Şimdi bunun yerini gökdelenlerin aldığı bir şekil oluşturuluyor. Galataport da böyle bir projeydi.” şeklinde konuşurken bir uyarıyı sıklıkla yapıyor. Bu projelerde yer alan herkes direkt şeytanın emrindedir diye bir şey yok. Bazılarını para, bazılarını piyasanın şartları, bazılarını rekabet sürüklüyor. Ama bunların hepsinin arkasında şeytani bir plan var.

İstanbul’un siluetinin değiştirilmesi ile Kabe’nin yıkılması arasında fazla bir fark görmüyor Keleş. Çünkü Mekke İslam’ın zahiri merkezi ise İstanbul da batıni merkezidir. Tarih boyunca semavî dinler hep bu şehrin etrafında dolaşıp durdukları gibi, şehir üçler, yediler ve kırklar diye bilinen ricâl-i gaybın da buluşma mekanı olagelmiştir. “Ahirzaman’da İstanbul çok daha merkezi bir rol üstlenecek.” diye uyarıyor. İstanbul üzerinden bir mücadele olur da İstanbul’un hamisi, Ayasofya’nın yönünü kıbleye çevirmiş olan Hızır Aleyhisselam müdahil olmaz mı?

Oktan Keleş birincisi çok büyük bir rağbet uyandırmasa da ikinci kitabını yazmayı bitirmiş. Henüz ismini koymadığı kitapta İstanbul üzerinde oynanan oyunları daha bir netlikle ifade etmek istiyor. Kitap, “adeta Hızır’ın ofisi” dediği Kız Kulesi’nin mekanı hakkında da Hz. Hızır’dan alınmış bilgiler içerecek. “Şer cephesi’nin sizi ortadan kaldırmasından korkmuyor musunuz?” sorusuna, gülümseyerek, “Ben bir meczubum,” diye karşılık veriyor: “Birinci kitaba bu adı koydum: Bir Meczubun Rüyası. Onda bir hakikat varsa, onu hakikat erleri anlar. Bir hakikat bulamayanlar için de güzel bir meczup rüyasından ibaret kalır…”

BİR MECZUBUN RÜYASI

Kırk Kandil Yayınları’ndan çıkan kitap Oktan Keleş’in Hızır Aleyhisselam’la görüşmelerini roman tarzında anlatıyor. Altı yıl gibi bir zamana yayılan görüşmeler kitabın içinde bir güne sıkıştırılmış. İlk okunuşta bir tasavvuf sohbeti tadı veren kitap ‘Haberler’ adlı bölümde gelecekte yaşanacak bazı felaketleri bildiren bir kenahet kitabına dönüşüveriyor. Kitabın kahramanı İlhami Abi’nin talebesi Âdem’e dediği gibi, ‘Surete takılmayıp, içeri girmek lazım!’

BEŞİNCİ BOYUT

Samanyolu Televizyonu’nun sevilen dizisi Beşinci Boyut, Kıbrıs Harekâtı sırasında şehit düşerek başka bir hayat boyutuna geçen ve Hızır Aleyhisselam’la görüşerek ondan ders alan fedakâr Türk genci Salih’in hikâyesini anlatıyor. Hızıriyet makamına yükselen Salih, yardıma muhtaç insanların hayatlarına yön vermelerini sağlıyor. Yönetmenliğini Melih Sezgin’in yaptığı dizinin başrolünde Cengiz Toraman oynuyor. Dizi yaşadığımız hayatın ötesinde hayat tabakalarının var olduğu mesajını veriyor.

FARKLI KÜLTÜRLERDE HIZIR ALEYHİSSELAM

Hızır (as) ile ilgili söylemler Nusayriler başta olmak üzere, Şii, Yezidi ve Dürzi kültürlerinde de yer almaktadır. Bazı oryantalistler, Hızır kültünün farklı destan ve efsanelerden esinlenerek oluştuğunu ileri sürmektedir. Hızır kültürünün Gılgamış Destanı’ndaki Utnapiştim karakterinin veya İskender Efsanesi’nde ölümsüzlüğe ulaşan aşçısının veya Yahudi kaynaklarındaki İlya’nın İslamlaştırılmış bir hali olduğu da iddia edilmiştir. İslamiyet dışındaki kültürlerde görünen Hızır figürlerinden en ilginç olanı kuşkusuz Hıristiyanlığın Aziz George karakteridir. Aziz George, milattan sonra 3. yüzyıl sonlarında ve 4. yüzyıl başlarında yaşamış Romalı bir asker olarak bilinir. Roma imparatorluğunun Hıristiyanları kesip doğradığı bir dönemde, Hıristiyan olduğunu ilan eder ve onulmaz işkencelere maruz kalarak ölür. Aziz George’un bir canavarı öldürerek bir prensesi kurtardığı ve koca bir şehrin Hıristiyan olmasına vesile olduğu yönünde inançlar da vardır. Aziz George başta İstanbul olmak üzere pek çok şehrin ve ülkenin koruyucu azizi kabul edilmiştir. 11. yüzyılda İngiltere kralları tarafından koruyucu aziz olarak benimsenmesiyle Aziz George para, pul ve bayraklarda sembol olarak kullanılmaya başlanmıştır.

“Aziz George’un Hikayesi” adlı kitabında Anthony Cooney, Aziz George’un herhangi bir millete hasredilemeyeceğini, onun evrensel bir koruyucu ve dardan kurtarıcı olduğunu vurgular. Hıristiyan dünyasında Aziz George’la alakalı anlatılan her şey Hızır Aleyhisselam’a uyarlanabilecek şeyler değildir. Aziz George’un Haçlı ordularına rehberlik yaptığı gibi inançlar onun askerlerin koruyucusu ilan edilmesini sağlamıştır. İlginç olan Hızır Aleyhisselam’la görüşen ve Hızıriyet makamına çıkan pek çok kişinin bu görüşmeyi bir savaş sırasında yapmış olduğu gerçeğidir.

v Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 11-05-2006, 23:10
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.896
Rep gücü: 45
Rep derecesi: @izci@ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Ynt: Hızır’la görüşenler

 
Paylaşımın için Allah razı olsun.
@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Türkiye’deki CEO’lar 79 bin Euro’yla ’gelir lideri’ çıktı CiwCiw Son Dakika Haberleri 1 28-08-2007 13:41
Hızır A.s. £R$$!İN Dini Konular 0 03-05-2007 14:05
Vali Güler: Dink'le valilikte görüşenler istihbarat görevlisi Haberci Son Dakika Haberleri 0 20-01-2007 14:30
’Dalga’yı bırakın YTL’yi ’Kurul’ ile Euro’ya endeksleyin CiwCiw Son Dakika Haberleri 0 17-07-2006 21:33
Hızır Raid_IRON Dini Konular 3 28-04-2006 23:34


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:06 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752