Öyle Bir Zaman Gelecek Ki - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Öyle Bir Zaman Gelecek Ki

Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 27-05-2007, 18:23
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Sen benim kim olduğumu biliyon mu?
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 3.126
Rep gücü: 23
Rep derecesi: Raid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

Öyle Bir Zaman Gelecek Ki

 
Peygamber SAS Efendimiz'den Ebû Hüreyre RA'ın rivayet ettiğine göre, buyurmuş ki Peygamber SAS Efendimiz:

RE. 504/4 (Ye'tî alen-nâsi zemânün yüşârikühümüş-şeyâtìnü fî evlâdihim. Kìle: E ve kâinün zâlike yâ rasûlALLAH? Kàle: Neam. Kàlû: Ve keyfe na'rifü evlâdenâ min evlâdihim? Kàle: Bikılletil-hayâi ve kılletir-rahmeh.)

İlginç bir hadis-i şerif, tabii hadis-i şeriflerin hepsi ilginçtir. Bu hadis-i şerifin mânâsını söylediğim zaman, siz de ilginç bulacaksınız. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

(Ye'tî alen-nâsi zemânün) İnsanların başına devirler geçip bir zaman gelecek ki, Peygamber Efendimiz'in yaşadığı zamandan sonra, ileride insanların üzerine bir zaman gelecek ki, (yüşârikühümüş-şeyâtînü fî evlâdihim) şeytanlar onlarla çocuklarında ortaklık yapacaklar. Şeytanlar bu kişilerin çocuklarına ortak olacaklar."

Bunu duyunca sahabe-i kirâm --rıdvânullàhi aleyhim ecmaîn, ALLAH hepsinden razı olmuştur, şefaatlerine erdirsin cümlemizi-- (Kìle: E ve kâinün zâlike yâ rasûlALLAH?) şaşırarak, hayret ederek dediler ki: "Bu olacak mı?.. Yâni biz evleniyoruz, bizim çocuklarımız oluyor, olan çocukların bir kısmı şeytanın çocukları nasıl olacak; bu olacak mı yâ RasûlALLAH?"

(Kàle) Buyurudu ki Peygamber Efendimiz: (Neam) "Evet, olacak." Doğan çocukların bir kısmı sizin çocuğunuz, bir kısmı şeytanın çocuğu... Bakın ne kadar ilginç.

(Kàlû: Ve keyfe na'rifü evlâdenâ min evlâdihim?) "Yâ RasûlALLAH, biz doğan her çocuğu kendi evlâdımız biliriz. Doğan çocukların arasından hangisi bizim evlâdımız, hangisi şeytanın evlâdı; bunu nasıl ayıracağız, tefrik etmek için bir işaret, bir emâre var mı?.."

(Kàle: Bikılletil-hayâi ve kılletir-rahmeh.) "Utanmalarının azlığından, yâni hayâsızlıklarından, utanmamalarından ve merhametlerinin, acımalarının azlığından, gaddar, zâlim, merhametsiz oluşlarından anlayabilirsiniz."

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Bu hususta konunun açıklanmasını sağlayacak bazı bilgiler vererek konuyu genişletmek istiyorum. Peygamber SAS Efendimiz'in huzurunda birisi yemek yiyordu. Yemeğe başladı, bir zaman sonra aklı başına geldi, besmele çekti yediği yemeğe... O zaman Peygamber SAS Efendimiz buyurdu ki:

"--Sen besmele çekmeden önce, senin tabağından seninle beraber şeytan da yemek yiyordu. Sen o besmeleyi çektikten sonra, bıraktı."

Hattâ, (Bismillâhi min evvelihî ve âhirihî) "Evvel anından ve şimdiden bismillâh!" demiş o zât-ı muhterem; o zaman şeytan daha evvelinden beri yediklerini de çıkarmış diye rivayet var.

Tabii, şeytanları biz göremiyoruz. Kur'an-ı Kerim'de şeytanlar hakkında:

(İnnehû yerâküm hüve ve kabîlühû) "O ve onun avanesi, şeytanın ordusu, evlâtları, maiyyetindeki küçük şeytanlar vs; (min haysü lâ teravnehüm) onlar sizi görürler, siz onları görmediğiniz halde..." buyruluyor. Şeytan böyle bir yaratık, ama şeytanın olduğuna dair çok ayet-i kerîmeler var...

Bizim görmediğimiz ama varlığı olan pek çok varlık var ki, aletlerle ölçüyoruz veya emârelerinden anlıyoruz, sezinliyoruz. Aletler gösteriyor. Meselâ hiç bilmediğimiz radyoaktiviteyi aletler farkedip, "Ooo, çok fazlalaştı!" diye ikaz edebiliyor, kırmızı noktaya gelebiliyor.

Demek ki, biz yemeği besmelesiz yemeye başlarsak, şeytan da bizim tabaktan başlayacak yemeye... Şeytan beslenecek, biz zarar göreceğiz. Onun için e�zü besmele çekmek lâzım!

Sonra evlendiği zaman insan, müslüman her yaptığı işe e�zü besmele çekerek başlayacak. E�zü çekmek müstehab, besmele çekmek ALLAH'ın emri... Hattâ Kur'an-ı Kerim derslerimizde de sizlere ilk hafta açıkladık; ALLAH-u Teàlâ Hazretleri'nin ilk inen emri:

(İkra' bismi rabbikellezî halâk) "Yaratan Rabbinin adı ile oku!" Yâni bir işe başlarken ALLAH'ın adı ile başlanılacak, "Bismillâhir-rahmânir-rahîm" denilecek. ALLAH'ın rızası düşünülecek, ALLAH'tan yardım istenilecek, öyle başlanacak.

Tabii yemeğe de besmele ile başlayacak insan; düğüne, derneğe, gerdeğe de besmele ile başlayacak. O zaman her şeyi hayırlı olacak. Dükkânını da besmele ile açacak, işine de besmele ile başlayacak; o zaman işi rast gidecek. Ama besmelesiz başladığı zaman;

(Ve şârikhüm fil emvâli vel-evlâdi ve iddu vemâ yaizühümüş-şeytànü illâ gurûrâ) Öyle başlanmadığı zaman şeytan, kabiliyeti dolayısıyla, yaratılışındaki hünerleri dolayısıyla insanın besmelesiz başladığı işlerine iştirak ediyor, katılıyor, ortak oluyor. Böylece evleniyor insan, çoluk çocuk sahibi oluyor, ama çocuğu şeytanın çocuğu olabiliyor. Onun farkında değil... Çünkü işler hayırlı yapılmıyor, besmeleli yapılmıyor, günahla oluyor, haramla oluyor. Haramla yuva kuruluyor, haramla düğün yapılıyor. Eğlenceler haramlarla, yasaklarla, içkilerle devam ediyor. Ondan sonra tabii şeytan ortak oluyor.

Böyle çocuklar nasıl anlaşılır?.. Huyu değişik, çocuk merhametsiz, çocuk gaddar, çocuk utanmaz, arlanmaz... İşte o şeytanın çocuğu.

Demek ki aziz ve muhterem kardeşlerim, her işimizde besmele çekeceğiz, her işimizde şeytandan ALLAH'a sığınacağız. Her işimizin başlangıcında, o işimizin ALLAH'ın rızasına uygun olup olmadığını düşüneceğiz. Uygun değilse, yapmayacağız. Uygunsa, ALLAH'ın rızasını kazanmak için yapacağız o işi...

Eğer hayırlı bir işi yapmağa başlamışsak, biliyoruz ki güç kuvvet ALLAH'ın elinde, o yardım ederse olur, yardım etmezse olmaz. Kudret verirse olur, men ederse insan kolunu kıpırdatamaz, gözünü açıp kapayamaz. Ondan yardım dileyeceğiz, ona tevekkül edeceğiz.

İş çocukarın oluşmasına şeytanın iştirakine kadar varıyor ve bazı çocuklar şeytanın çocukları olabiliyorlar. Çok ilginç bir konu bence... Çok korkmak lâzım, çekinmek lâzım, tedbir alma lâzım ve her işi besmeleli yapmak lâzım! Şeytandan sakınmak ve şeytana karşı dâimâ ALLAH'a sığınmak lâzım!
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 27-05-2007, 18:23
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Sen benim kim olduğumu biliyon mu?
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 3.126
Rep gücü: 23
Rep derecesi: Raid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

 
b. İslâmî Hayatın Zorlaşması

İkinci hadis-i şerif... Aziz ve muhterem kardeşlerim! Peygamber SAS buyuruyor ki:

RE. 504/6 (Ye'tî alen-nâsi zemânün lâ tütàkul-maìşetü fîhim illâ bilma'sıyeh, hattâ yekziber-racülü ve yahlif; feizâ kâne zâlikez-zemân fealeyküm bil-herab. Kìle: Yâ rasûlallàh, ve ilâ eynel-mehrab? Kàle: İlallàhi ve ilâ kitâbihî ve ilâ sünneti nebiyyihî.)

Bu mübarek kelimelerini okuduğumuz hadis-i şerifi, Deylemî Enes RA'den rivâyet etmiş. Şimdi kısa kısa bu ikinci hadis-i şerifimizi açıklamaya geçelim:

(Ye'tî alen-nâsi zemânün) "İnsanların üzerine bir zaman gelecek; mübarek asırlar geçecek, devirler değişecek, zaman ilerleyecek; toplumlar İslâmî yapısından ayrılacak, bozulacak, kokuşacak, tefessüh edecek... (Lâ tütàkul-maìşetü fîhim illâ bilma'sıyeh) Müslüman toplumlarda bile yaşam, kazanç o zamanda ancak günah işleyerek sağlanacak. Geçim yalan dolan ve günahla olacak. ALLAH'a isyanla hayat ve geçim temin edilecek ve sürdürülecek."

(Hattâ yekziber-racül) Hattâ adam yalan söyleyecek." Halbuki yalan söylemek müslümanın en yapmadığı şey... Müslüman doğru sözlüdür, aslâ yalan söylemez. Yalan söyleyecek. (Ve yahlif) "Ve yemin edecek, 'Vallàhî, billâhî, tallàhî...' diye ALLAH'a yemin ediyor ama, doğru değil. Yâni yalan yere, kandırmak için yemin ediyor." Öyle bir kötü zaman... Halbuki müslüman böyle şeyi yapmaz.

Müslüman her işi ALLAH'ın rızasına uygun yapardı, günah olan şeyden kaçardı. Doğru sözlü, doğru özlüydü eski devirlerde... Sözün aslâ yalan olmamasına, doğruyu söylemeye dikkat ederdi. Boş yere yemin etmezdi ve yalan yeminden kaçınırdı. Ama çağlar değişip de huylar bozulunca, toplumlar tefessüh edince böyle şeyler olacak diye Peygamber efendimiz bildiriyor.

(Feizâ kâne zâlikez-zemân) "Eğer benim bu hadisimi işitenler veyahut rivayetlerini okuyanlar, ümmetimden birileri böyle bir zamana ulaşmışsa; (fealeyküm bil-hereb) o zaman firar edin, kaçın!" diyor Peygamber Efendimiz. (Herebe, yehribü; kaçmak demek.)

(Kìle: Yâ rasûlALLAH, ve ilâ eynel-mehreb?) "Kaçış nereye? Yâ RasûlALLAH, öyle bir durumla karşılaşırsak nerden nereye kaçalım? O devirde yaşayan bir kardeşimiz nereye kaçsın, ne yapsın?.." dediler.

Peygamber SAS Efendimiz yine ilginç bir cevap veriyor: (Kàle: İlallàhi) "ALLAH'a kaçsın! (Ve ilâ kitâbihî) ALLAH'ın kitabına, Kur'anına kaçsın! (Ve ilâ sünneti nebiyyihî.) ALLAH'ın peygamberinin sünnetine kaçsın!" Bu ne demek?.. Yâni, "ALLAH'ın sözünü dinlesin, Kur'an'a uysun! Peygamber Efendimiz'in sünnetinin gereği neyse onu yapsın! Öyle yaşamını, kazancını yalana, dolana dayatmasın! Onlarla kazanç sağlamaya, geçim sürdürmeye, ömrünü devam ettirmeğe sapmasın!" demek olur bu...

Aziz ve muhterem kardeşlerim, bana çeşitli telefonlar geliyor. Kaldığım, misafir olduğum evdeki telefonu buluyorlar, soruyorlar:

"--Başımızda şöyle bir sıkıntı var hocam, sizin fikrinizi almak istiyoruz; ne yapalım?"

İşte Peygamber SAS Efendimiz söylüyor: Müslüman günaha sapmayacak, yalana sapmayacak, boş yere yemin etmeyecek, ALLAH'ın rızasını düşünecek. ALLAH'a sığınacak, kötülüklerden ALLAH'a kaçacak. Yâni ALLAH'ın rızasını tercih edecek. Mahrumiyetli de olsa, kayıplı da olsa, sıkıntılı da olsa ALLAH'a ilticâ edecek.

ALLAH'ın Kur'an'ına sığınacak. Kur'an ne diyorsa bakacak ona, ondan sonra gönül hoşluğu ile, huzur-u kalb ile, "Kur'an böyle söylüyor, kardeşim ben o günahı işleyemem, işlemem! Eksik olsun ordan gelecek fayda..." diyecek ve sapasağlam, kale gibi dik duracak, merdâne duracak ve Peygamberimizin sünnetine sarılacak.

Tabii, Peygamber SAS Efendimiz'in sünneti çok büyük bir hazine, çok teferruatlı bir hazine... Kur'an-ı Kerim'i okuyacaksınız, öğreneceksiniz. Tefsirlerini okuyacaksınız. Hocalara rica edeceksiniz, "Aman bize Kur'an-ı Kerim'i anlat, öğrenelim!" diyeceksiniz.

Biz de, arkadaşlarımız bizden rica ettiği için salı akşamları [Akra'da] tefsir derslerine başladık. Haftada bir de olsa, ne yapalım seyahatte hiç olmazsa haftada bir, bir ders yetiştirelim diye...

Kur'an-ı Kerim'e çalışacaksınız. Peygamber Efendimiz'in hadis-i şeriflerini okuyacaksınız. Büyük ariflerin, müttakî salih kimselerin hâlis muhlis, ilâslı kimselerin davranışlarını okuyacaksınız, tercihlerini göz önünde bulunduracaksınız. Siz de günahlardan kaçınacaksınız, ALLAH'ın rızası tarafına geleceksiniz. ALLAH'ın Kur'an-ı Kerim'de emrettiklerini öğrenip, o tarafı tercih edeceksiniz. Şeytânî tarafı terk edeceksiniz.

Toplum bozulmuş, her şeyi hoş görüyor. Hayır! Siz ALLAH'ın istediği, Kur'an'da yazılı, ahlâk kurallarına uygun tarzı seçeceksiniz. Peygamber Efendimiz'in sünnetini öğreneceksiniz. Hayatınızı, iş hayatınızı, kazancınızı sünnet-i seniyye-i nebeviyyeye göre tanzim edeceksiniz. Harama, günaha dayalı bir kazanç, yaşam aslâ düşünmeyeceksiniz, sağlam duracaksınız.

Çünkü dünya hayatı bir imtihandır. Günahlar câzibedardır, çekicidir; onun için insanlar günahlara dalıyor. Onların bir de öyle şeytânî lezzeti vardır; insanın canı ister, ağzının suyu akar, kendini zor tutar. Oraya meyli olur herkesin... Koşmak, kaçmak ve oraya gitmek ister. Ama sonunda zarar vardır.

Meselâ bu esrarkeşler o esrarı para vererek, hatta hırsızlık yapıp para tedarik ederek, her türlü tehlikeyi göze alarak yapıyorlar. Parayı temin ettikten sonra alıyorlar, kullanıyorlar. Buralarda [Avustralya'da] görüyoruz, çok yaygın olduğu söyleniyor. Bunu yapıyorlar, isteyerek yapıyorlar, adam parasıyla alıyor. Sonra kısa zamanda vücut tahrib oluyor, beyin tahrib oluyor, insan ölüyor. Yâni kısa bir zevk, arkasından fecî bir akıbet...

Günaha dayalı, yalana dolana, boş yere yemine dayalı kazanç, geçim yolları; onlar da öyle... Tatlı gibi görünür, sonu kârlı gibi görünür; maddî ve mânevî, dünyevî ve uhrevî felâketle, hüsranla, ziyanla sonuçlanır.

Onun için ALLAH'a döneceğiz, Kur'an'a sarılacağız. Peygamber Efendimiz'in sünneti çizgisinde, o cadde-i kübrâ-yı Muhammediyyede yürüyeceğiz. Bozuk yollara, çamurlu, uçurumlu, çukurlu, tehlikeli, yol kesicilerin olduğu, haramîlerin olduğu taraflara sapmayacağız. Dinimizin ana caddesinden, dümdüz sırat-ı müstakîminden gideceğiz, sevgili dinleyiciler, izleyiciler!..
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 27-05-2007, 18:24
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Sen benim kim olduğumu biliyon mu?
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 3.126
Rep gücü: 23
Rep derecesi: Raid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımRaid_IRON Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

 
c. Niyetlerin Bozulması

Bugünkü sohbetimizin üçüncü hadis-i şerifini de, okuduğumuz kitap Hazret-i Ali (RA ve kerramallàhu vecheh) Efendimiz'den rivayet etmiş. Peygamber SAS Efendimiz şöyle buyuruyor:

RE. 504/7 (Ye'tî alen-nâsü zemânün) "İnsanların başına bir zaman gelecek ki; yâni devirler değişecek, asırlar geçecek, toplum değişikliklere uğrayacak, iyilikler azalacak, kötülükler çoğalacak... Ahir zamanda, dünyanın bozulmasına yakın zamanda olacak bunlar. Öyle bir zaman gelecek ki, (hemmühüm büt�nuhüm) insanların bütün gayretleri, çalışmaları, çabalamaları mideleri, yâni karınlarını doyurmak olacak. Bütün gayretleri bu olacak, ne yiyelim diye düşünecekler."

Halbuki eskiler böyle yapmazdı. Eskiler haram yememeğe çok dikkat ederlerdi, haram yemektense aç durmaya gayret ederlerdi. Hattâ helâl yiyecekleri bile azaltarak, orucu çok tutarak nefislerini ıslah etmeye dikkat ederlerdi.

Demek ki o devir geldiği zaman, insanların akılları, işleri, güçleri karınlarını doyurmak olacak. Ha babam, ye babam... Doyuncaya, patlayıncaya, tıksırıncaya kadar yemek...

Bütün gayretleri mideleri, karınları, işkembeleri olacak. (Ve şerafühüm metâuhüm) Şerefleri de sahib oldukları malları, mülkleri olacak. "Şu kadar evim var, şu kadar otomobilim var, şu kadar bilmem neyim var." diye onunla öğünecekler. Halbuki onlar, İslâm'a göre doğrudan doğruya şeref sebebi değil; haramdan kazanılmış ise, aksine şerefsizlik sebebi ve insanın kötü insan olduğunun alâmeti olur. Malın çokluğuyla, azlığıyla değildir insanın şerefi, asâleti; dürüstlüğüyledir, güzel ahlâkıyladır, takvâsıyladır, ihlâsıyladır, topluma, insanlara yaptığı iyiliklerledir.

Ama toplum bozulunca, onların işleri güçleri maddiyat olduğu için, materyalist kişiler oldukları için, şerefleri ellerindeki eşyalar, mal mülk olduğu için, "Şu kadar yüzüğüm var, bu kadar pırlantam var, şu kadar otomobilim var, bu kadar malım var, mülküm var, köşküm var, Mercedesim var vs." diye öğüneekler.

(Ve kıbletühüm nisâühüm) '"Ve kıbleleri de kadınları olacak." Yâni müslüman dağbaşında, tarlada, bayırda, çayırda, seyahatte bile olsa, namaz kılacağı zaman, "Aman kıble ne tarafta?" diye araştırır. Mekke-i Mükereme tarafını bulup, Kâbe-i Müşerrefe kıblemiz olduğu için o tarafa döner. Ama o bozuk zamanın insanlarının kıblesi ne olacak buyuruyor Peygamber Efendimiz?..

Söyleyen güzel, nakleden güzel; sözler de acı da olsa haklı... Dost acı söyler, düşman güldürür.

(Kıbletühüm nisâühüm) O zamanın insanlarının kıbleleri karıları olacak. Yâni, kadının ağzına bakıyor, ne derse tamam... Gerdanlık isterim!.. Tamam... Bilezik isterim!.. Tamam... Pırlanta isterim, tamam... Güzlük isterim yazlık isterim!.. Tamam...

--Bunları nerden kazanacak?..

--Ne yaparsa yapsın, bana ne?.. Getirirse, getirir; getirmezse boşanırım, anamın babamın evine giderim. Ben arkadaşlarımın yanında mahcub oluyorum. Kıyafetim şöyle olacak, böyle olacak... Geçen nişanda, düğünde giydiğimi bir daha giymem!..

Bunları hep duyuyoruz. Bir tantana, bir şâşaa, bir debdebe... "Peki hanımcığım, olur efendim, derhal efendim!" diye, erkekler de hanımların ağzının içine bakıyor; haram mı istiyor, günah mı istiyor, yanlış mı istiyor, hiç itiraz yok...

Halbuki onları yönetecek ailenin reisi erkek... O dengeyi tavsiye edecek, ölçüyü tavsiye edecek, iktisadı tavsiye edecek, ahlâkı tavsiye edecek... Onları frenleyecek, yönlendirecek, ALLAH'ın rızası yönünde yönetecek. Sorumluluğu var... Ama o, kıbleye döner gibi yönünü hanımına çevirmiş, hanımı ne derse onu yapıyor. Hanımı dine aykırı, ALLAH'ın emrine aykırı, sünnet-i seniyyeye aykırı, ailenin bütçesine aykırı, akla mantığa, mâkul çizgilere aykırı, ölçüye aykırı, ölçüsüz, sınırsız kaprislerle, tavırlarla, yıkıcı isteklerle erkeği parmağında oynatıyor, avucunun içinde oynatıyor; günahlara sevkediyor, baştan çıkartıyor ve mahvediyor.

Öyle tipler var ki, hattâ bazıları av avlar gibi peşinden koşup, maalesef evli erkekleri bile baştan çıkartan, mahveden kimseler olabiliyor. ALLAH şerli olanların şerrinden cümlemizi korusun...

"Kıbleleri kadınları olacak. (Ve dînühüm derâhimühüm ve denânîruhüm) Dinleri de altın gümüş paraları, dinarları, dirhemleri olacak." Dini imanı para deriz, bir insanın gözü başka bir şey görmüyorsa... Aklı fikri parada ise, arkadaşlık, ahbaplık, dürüstlük, kanun, insaf, merhamet, acıma diye bir şey yok... Adamın gözünü hırs bürümüş; para, para, para... İşte dinleri imanları, dinarları dirhemleri oluyor. Yâni aslında din, iman kalmamış oluyor, dünya hırsı gözlerini kaplamış oluyor.

(Ülâike şerrül-halk) İşte bu sıfatlarla, Peygamber SAS efendimiz'in çizdiği bu çizgilerle tasvir edilen kimseler; aklı fikri karınlarını doyurmak olan; övünçleri, şerefleri ellerindeki zenginlikler, mal mülk olan, takı, süs, zînet olan; kıbleleri kadınlar olan, dinleri imanları da para pul, dinar dirhem olan kimseler... "Bunlar ALLAH indinde mahlûkàtın en kötüleridir." Çünkü İslâmî bütün değerlerden yoksun bunlar...

(Lâ halâka lehüm indallàh) "ALLAH indinde onların hiçbir kıymeti, değeri, nasîbi, mükâfâtı, ecri, sevabı olmayacak." Tabii ahirette bu vurdum duymazlıklarının, günahkârlıklarının, sınır tanımazlıklarının, dinden imandan uzaklaşmalarının, ahlâksızlığa sapmalarının, yaptıkları kötü şeylerin mutlaka cezasını çekecekler.

Tabii aziz ve muhterem kardeşlerim, bu seferki okuduğumuz hadis-i şerifler, hepsi alfabetik sırayla sıralanmış olduğu için, (Ye'tî alen-nâsi zemânün) diye başlayan hadis-i şerifler geldi karşımıza... Biz de Peygamber Efendimiz'in asr-ı saadetine göre o ilerideki zamanda; yâni insanların bozulduğu, toplumların dejenere olduğu, artık kıyametin yaklaştığı zamanda neler olacağını öğrenmiş olduk. Bunlardan bizim çıkartacağımız hisseler nelerdir?..

Bu hadis-i şeriflerin ana fikrini anlamaya çalışmalıyız. Buna benzer durumlar varsa, tehlikeler varsa, çevremizde oluşmağa başlamışsa, kendimizi onlardan korumalı, Peygamber SAS'in tavsiye ettiği çizgiye gelmeliyiz.

Bir müslümanın aklının, fikrinin karnını doyurmak olmaması lâzım! Aklının, fikrinin ALLAH'ın rızasını kazanmak olması lâzım!.. (Hemmühüm büt�nühüm) yerine, (hemmühüm tahsîli rıdà rabbihim) diyebiliriz. Yâni her mü'minin asıl gayreti, ALLAH'ın rızasını kazanmak olmalı...

(Şerafühüm metâühüm) "Şerefleri, öğünçleri, itibarları paralarındadır, mallarındadır." cümlesinin karşılığı ne olmalı?.. (Şerafühüm ilmühüm ve irfânühüm ve ahlâkuhüm ve âdâbühüm) demek lâzım. Yâni insanın şerefi ahlâkıdır, ilmidir, irfanıdır.

(Kıbletühüm nisâühüm) "Kıbleleri hanımlarıdır." cümlesinin karşılığı olarak; müslümanın kıblesi Kâbe-i Müşerrefe'dir. Sözünü dinlediği kaynak da ALLAH'ın kitabıdır, Peygamber Efendimiz'in tavsiyeleridir, dinimizin emirleridir.

Dinleri altın, gümüş parası, dinar, dirhem olan bu insanların karşısında müslümanın durumu ne olur?.. Müslümanın dini takvâya dayalı, ihlâsa dayalıdır. Cenâb-ı Hakk'ın bir gün huzuruna varıp da, bu dünya hayatındaki her şeyden hesap vereceği ahiret günün düşünür. Mâliki yevmid-dîn olan ALLAH'ın, bir gün kulları huzuruna çağırıp, onları mahkeme-i kübrâda muhakeme edeceğini düşünür ve dindarlığını hâlisâne yapar, ihlâsla yapar.

Böyle insanlar, aklı fikri ALLAH'ın rızasını kazanmak isteyen mübarekler; ilim, irfan, edeb, ahlâk sahibi insanlar, yapacakları işlerin neler olmasını, hanımlarını ağzına bakarak değil de, dinimizin emirlerine, Kur'an'a bakarak tesbit eder. Ahiret gününü, mahkeme-i kübrâyı düşünüp de, her işini ALLAH'ın emrine, yasağına, Peygamber Efendimiz'in sünnetine yapmağa çalışırlar.

Hazret-i Ali Efendimiz RA'ın rivayet ettiği hadis-i şerifleri çok seviyorum ve Hazret-i Ali Efendimiz'i çok seviyorum. Efendimiz'in bu hadis-i şerifi de Hazret-i Ali tarafından rivayet edilmiş. Hepimize herhalde çok şeyler hatırlatacak ve çok uyanıklığa sebep olacak. Yeni şevk ile inşaALLAH dînî yaşantımızı ALLAH'ın rızasını kazanmaya yönelik tarzda düzenleyeceğiz.

Ramazan yaklaşıyor. Şa'ban ayının birinci haftası gitti; ikinci haftasının sonunda, Şa'banın ondördünü onbeşine bağlayan gece Berat Gecesidir, çok önemli bir gecedir. Kulların said mi, şakî mi olduğunun divanlara kaydedildiği, bir senelik işlerin, mukadderatın teferruatının semâ-yı dünyaya nüzûl ettiği bir gecedir.

Ondan sonra da mübarek Ramazan... O günleri, o geceleri, o mübarek Ramazan ayını düşünerek zâten kendimize bir çeki düzen vermemiz gerekiyordu. Üçaylar insanın gafletten uyanması, iyi müslüman olmaya yönelmesi mevsimiydi; ortasına gelmiş bulunuyoruz. Bu hadis-i şerifler de tam Şa'ban ayına ve mevsimin özelliğine uygun oldu.

ALLAH-u Teàlâ Hazretleri bizi Şa'ban ayının feyzinden, bereketinden en yüksek derecede faydalananlardan eylesin... Bu ayıda güzel geçirip, Ramazana da erişip, ALLAH-u Teàlâ Hazretleri'nin "Bin aydan daha hayırlıdır." diye medhettiği Kadir Gecesine de isabet ederek ihyâ etmeyi nasib eylesin... Böylece bir ömür boyu çalışarak kazanılacak mânevî sevapları kazanmayı nasib eylesin...

Hàsılı sonuç olarak hüsnü hàtimeler ile ahirete göçüp, şu can emanetimizi ALLAH'ın sevdiği vech ile teslim edip, ahirete ALLAH'ın sevdiği kul olarak varmayı, cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı, ALLAH cümlemize nasib eylesin...

ALLAH hepinizden razı olsun... Yardımcı olsun hepinize, tevfikını refîk eylesin...


M. Es'ad COŞAN Rh.A
27. 11. 1998 - AVUSTRALYA

Konu Raid_IRON tarafından (27-05-2007 Saat 19:02 ) değiştirilmiştir..
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
En Son Tokat'ı Ne Zaman Yediniz Ya da Ne Zaman Attınız... ÖLü_DamaT 2de1-Café 35 19-07-2008 03:10
Be Going To/Gelecek Zaman Ruhsar Yabancı Dil 0 11-10-2007 21:59
The Simple Future Tense/Gelecek Zaman Ruhsar Yabancı Dil 0 11-10-2007 21:57
Ralston, gelecek hafta Ankara'ya gelecek Haberci Son Dakika Haberleri 0 26-01-2007 23:10


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:33 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788