Erzurum'dan Ramazan Hatıraları - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » İl İl Türkiye » Doğu Anadolu Bölgesi » Erzurum » Erzurum'dan Ramazan Hatıraları

Erzurum Erzurum resimleri, şehir merkezi, tarihi yerleri, camiler, şehir tiyatroları, geçim kaynağı, üniversiteler, devlet kurumları, hastaneler, türbeleri, şarkıları, türküleri, halk oyunları, şiirleri, sanatçıları, ozanları, ve daha fazla bilgiler.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 21-08-2007, 09:39
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.222
Rep gücü: 28
Rep derecesi: KaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor Sanki

Erzurum'dan Ramazan Hatıraları

 
Ramazan ayının genelde bütün Müslümanlar, özelde de ülkemiz insanları nezdinde çok saygın bir yeri vardır. Ancak bu saygının derecesi ülkeden ülkeye değiştiği gibi, bir ülke içerisinde yöreden yöreye göre de değişmektedir. Ülkemizde Ramazan ayına en çok özen gösteren yerlerden birisi -ve belki de en birincisi- hiç kuşkusuz Erzurum'dur. Ramazan ayını Erzurum'da ve diğer şehirlerimizde geçirme imkanı bulanlar bu farklılığı açıkça görmekte ve bunu Ramazana özel sohbetlerinde dile getirmektedirler. Bu vesileyle ben de bu yazımda, doğup büyüdüğüm ve tahsilimi yaptığım ve on yedi yıldan beri uzakta Ramazanı geçirdiğim, güzel şehrim Erzurum'un bu özelliğini ve güzelliğini okuyucularımla paylaşmak istedim.
Erzurumluların çok sevip değer verdiği ve "Alvarlı Efe"' diye andıkları Merhum Alvarlı Mehmed Efendi de Erzurum'u ve Erzurumluları anlattığı "Erzurum Destanı" adlı şiirinde yöre halkının bu özelliğini şöyle dile getirmektedir.

Ramazanda bir ali şan ederler
O şehr-i siyamı zişan ederler
Fakirler gönlünü gülşen ederler
Mevlaya emanet olsun Erzurum

Civanlar pirlere hürmet ederler
Duasın almağa gayret ederler
Ramazana güzel hürmet ederler
Mevlaya emanet olsun Erzurum.

Mehmed Efendi'nin de şiirinde açıkça ifade ettiği gibi, Ramazan ayı Erzurum ve Erzurumlular için bir başkadır. O ay, bir ibadet ayı olmasının yanında, bir şenlik ve neşe ayıdır da. Erzurumlunun neşesi, sevinci ta üç ayların başlamasıyla birlikte başlar. Ramazan yaklaştıkça tatlı bir heyecan kaplar Erzurumluları. Bu, Ramazan hazırlığı heyecanıdır. Çünkü, evlerde temizlik yapılacak, Ramazan için gerekli erzak alınacak, bu aya sıkıntı içerisinde girebilecek olan fakirlere yardım eli uzatılacak, evlerde okutulacak mukabele için hafız ayarlanacaktır.
Ramazana en az on gün kala evlerde temizlik hareketi başlar, evler baştan aşağı silinir, temizlenir, boyanır. Her taraf pırıl pırıl olur. Sanki evler de bütün kir ve pisliklerden tevbe ederek girer Ramazan ayına. Evin reisi Ramazan ayının kumanyasını almak için, hanımdan talimat alır. Zira evin hanımı Ramazan yaklaştıkça tedirgin olur. Hazırlıklar tamamlanmadan bırakmaz beyinin yakasını, sıkıştırır onu.
Çare yok artık bir an önce "Kuru Kapan" denilen gıda çarşısına gidilecek, Ramazan için dut, aşma, incir, ceviz içi, pestil, erişte vb. yiyecekler alınacaktır.
Genelde Ramazandan bir gün önce hatime başlanacağından, evin hanımı konu komşuya haber salar. Hafız gelmeden, hatim dinleyecek hanımlar, başlarına ipek namaz örtülerini örtmüş, ihramlarına bürünmüş ve güzel kokular sürünmüş olarak hatim okunacak eve gelir, hafızı beklemeye başlarlar. Bu arada aralarında bir sohbet açılır, tatlı bir fiskos başlar. Tabii sohbetin konusu yine oruç ve Ramazandır. Bazen bunun dışına çıkıldığı da olur. Genellikle sohbetler sahura nasıl kalkıldığından, neler pişirildiğinden, kendisine kıyılmayıp da sahura kaldırılmayan küçük çocuğun son anda uykudan uyanıp "Beni niye seslemediniz?" diye nasıl ağladığından bahsedilir. Birden bire bir öksürük sesi duyulur. Bu hatim okumak için geldiği eve yaklaşmakta olan hafızın öksürüğüdür. Boğaz temizleme tarzındaki bu yapmacık öksürüğün anlamı, hanımlara, "toparlanın, hafız geliyor" demektir. Hemen hanımlar parolayı anlar "Hafız efendi geldi" diyerek toparlanırlar. Ehramlarını başlarına alırlar, Kur'an'larını açarlar. Hafız Efendi içeri girer, sessizce selam vererek, odanın üst başında kendisine ayrılan mindere diz çöker. "Tamam mıyız? Başka gelecek var mı?" diye sorup, "tamam" cevabını alınca başlar okumaya. Biraz sonra başka bir evde de hatim okuyacağından biraz acele eder, hızlı okur. Kur'an okumayı iyi bilenler bu duruma alışık olduklarından, hafızı hiç kaçırmadan takip ederler; ancak okuması zayıf olanlar, bazen onu izleyemez, hangi ayeti okuduğunu kaybederler. Bu durumda yapabilecekleri tek şey, sayfa sonundaki ayette hafızı bekleyip, onu orada yakalamaktır. Esasen bu durumun farkında olan hafız efendi de, sayfa sonuna geldiğinde ses tonunu değiştirip okuma hızını biraz keser, ayetin sonunu iyice uzatarak sayfanın bittiğini ima eder, yeni sayfaya biraz daha yüksek sesle ve değişik bir ses tonuyla başlar. Böylece sayfa ortalarında-halkın tabiriyle- hafızın izini (okuduğu yerİ) kaybedenler onu sayfa başında yakalamış olmanın heyecanını taşırlar. Hanımlar bazen hafızın hızlı okuduğundan şikayet ederlerse de, özellikle ezberden Kur'an dinleyenler, bu durumdan memnuniyetlerini: "yok ..... hanım bizim hafız bir cüzü 20 dakikada ohir, filanların hafızı 15 dakikada ohirmiş.." diyerek dile getirirler. Hatm-i şerif bu şekilde Ramazanın sonuna kadar devam eder. Arefe günü hatim duası yapılır.





Evlerde durum bu iken, tabii camilerde daha başka olur. ErzurumIu erkekler de bu ayda ibadete daha çok vakit ayırırlar. Namazlarını daha fazla cemaatla kılmaya özen gösterirler. Hatta Erzurumlu bazı memur ve işçiler daha rahat oruç tutabilmek ve camilerdeki dinî faaliyetlere daha fazla katilabilmek için, yıllık izinlerini Ramazan ayında almaya çalışırlar. Camilerde vakit namazlarından önce ve sonra, güzel sesli hafızlar tarafından okunan mukabeleleri can-u gönülden dinlerler. Ekserisi Kur'an okuma bilen halkın çoğunluğu hatimleri Kur'an'dan takib eder. Dinleyiciler, hiç olmazsa yılda bir defa hatmedilsin diye evlerinden kendi Kur'an-ı Kerimlerini getirirler. Hatmi onun üzerinde takib ederler. Böylece hem Kur'an-ı Kerimleri baştan sona bir defa daha okunmuş olur, hem de kendileri okuyuşlarını kuvvetlendirmiş olurlar. Hatim esnasında mihrabta Kur'an okuyan hafızın etrafında geniş bir halka oluşturulur. Hafız hata yapınca "cık, cık" sesleriyle onu uyarırlar. Kur'an-ı Kerim'i okuma bilmeyenler de camide uygun bir yere yasIanıp, okunan Kur'an-ı Kerim'i huşu içinde dinlerler. DinleyiciIeri izIerler. Bu arada Kur'an-ı Kerim'in o tatlı nağmesiyIe, bir ninni gibi istemeden kendisini uykuya kaptıranlar da eksik olmaz. Bu kişiIer farkına varılınca yanındakiler tarafından anında uyarılırlar. Bu durumda uyuyanlar, hem uyarana teşekkür, hem de uyuduğundan dolayı duydukları mahcubiyetIerini başIarını sallayarak veya kaş-göz işaretleriyle ifade ederIer. LaIa Paşa Camii imamları, Yusuf Hoca, Hırtızlı Hafız, Gürcü Kapı Camii İmamı Nazif Hoca, Caferiyye Camii İmamı Mehmet Gürgür Hoca vb. gibi meşhur Kurra hafızIarın mukabelesini dinIemeye ayrı bir önem verirlerdi. Özellikle Lala Paşa Camii'nde alaturka saatla saat onbirde yani iftara bir saat kala tanınmış hafızlarca okunan ve yörede on bir hatimi diye bilinen, hatm-i şerifi dinlemenin ayrı bir önemi vardı. Bu ara yine AlvarIı Efe'nin dediği gibi:

Vaazları kürsileri bezetmiş
Candan geçmiş Emrullah'ı gözetmiş
Allah için sohbetini uzatmış
Mevlaya emanet olsun Erzurum.






Erzurum'da Ramazan ayında vaaz ve nasihatlarda da büyük bir artış olur. Normal zamanlarda vaaz yapılmayan camilerde vaazlar başlar. Bazı camilerin vakfiyelerinde Ramazan'da vaaz veriImesi ve vaaza ödenecek para da yazıIıdır. MüteveIIi heyetleri buna çok dikkat ederler. Tabii vaaz denince akla LaIa Paşa Camii gelir. Çünkü orada Erzurum'un en meşhurları, halkın deyimiyle "en böyük, en derin hocaları" vaaz verirler. Bu sebeple çevre köylerden Erzurum'a özeI olarak LaIa Paşa vaazını dinlemek için gelenler olduğu gibi şehirde yapacağı işlerini vaaz saatine göre ayarlayanlar da çoktur. Kış aylarında akşam oturmalarında bu vaazların kritiği yapılır. Eski vaazlar yad edilir. Eski alimlerden bahsediIir. Uzun yıllar Lala Paşa Camii Kürsüsü'nden verdikleri vaazIarla halkı aydınlatan Erzurum Eski Müftüsü Solakzade Sadık Efendi, Sakıb Efendi, Müderris Hacı Faruk Efendi, kendisine has şivesiyle kürsüde dobra dobra konuşan Horasan Müftüsü Sıddık Taşkesenli Hoca Efendi, vaazları genelde fıkıh ağırlıklı olan ve hocalar arasında "ezizim" diye anılan rahmetli Osman Bektaş Hoca Efendi ve İhmal Camii İmamı gibi Erzurumluların gönüllerinde taht kurmuş, onlara kendilerini kabul ettirmiş büyük zatların vaazlarında bulunmuş olanlar, onlardan duyduklarını anlatırken, gençler ve bu imkanı yakalayamamış olanlar onları merakla dinlerler. Hele biri "ben bu meseleyi Solakzade'den duydum" deyince kimse ona itiraz edemez. Hayatta olan hocalardan, vaazlarında Arapça ve Farsça şiirler, edebi nükteIer önemli yer tutan, ezbere (kitaba bakmadan) vaaz etmesiyle halkın dikkatini çeken Eski Çat Müftüsü Halis Emek Hoca Efendi ve son günlerde bölücü terör örgütüne karşı duyulan infial esnasında yaptığı etkili konuşmasıyla Güzel Erzurumumuzda kardeş kanının dökülmesine mani oIup ve büyük bir felaketin önlenmesine sebep olan ve bir anda Türkiyemizde de adı duyulan Naim GölleroğIu hocamızın da Erzurum vaizleri arasında önemli bir yeri vardır. Genelde Cuma günleri, Ramazanda da ikindi namazından sonra Zeynel Camii'nde vaaz veren Naim Hoca'nın Erzurum şivesiyle vaaz etmesi, kendisine has üslubu, jest ve mimikleri, kürsüde yaptığı diğer hareketleri ve espirileriyle, halk seviyesinde ve onların anlayacağı dilde yaptığı sohbetleriyle "ola MüsIüman, eIIem kullem yok!", "ola vallah doğri söylirem", "Müslüman dikkat et hikmet konişirem" gibi kendine has cümleleriyle Erzurumlular arasında özel bir yeri vardır. Cemaat onun vaazlarından ayrı bir zevk duyar, neşelenir. Vaaz verdiği camide iğne atsan yere düşmeyecek kadar kalabalık bir cemaat olur, ta üniversite'den Zeynel Camii'ne vaaz dinlemeye gelen hocalar bile olurdu. Hoca efendi, Şeyhi Alvarlı Efe'den naklettiği beyitlerle, yer yer yaptığı espiriler, evliya menkıbeleri ve nüktelerle süslediği vaazlarıyla cemaatına hoşca vakit geçirtir, hem güldürür, hem ağlatır, hem düşündürürdü. İnsan onun vaazlarında vaktin nasıl geçtiğini bilemezdi.
Şu andaki Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Nuri Yılmaz da gençlik yıllarında, vaazlarıyla Erzurum'da ün yapmış, ta o yıllarda kendisini Erzurumlulara kabul ettirmiş âlimlerimizdendir. O'nun, o yıllarda Caferiye Camii'nde yaptığı ateşli vaazlarını dinleyen Erzurumlular, kendisinin hocası Sakıb Efendi'nin yerini dolduracağını ve gelecekte önemli mevkilere geleceğini tahmin ediyorlardı ki, zaman onların bu tahminlerinde yanılmadıklarını gösterdi.





Erzurumlular, vaizlerİn, sözlerini taraf tutmadan, lafları ağızlarında eğip bükmeden, Naim Hoca'nın ifadesiyle "ellem kullem etmeden" söylemesini beklerler. Kürsüde yeri geldiğinde celallenip bağıran hocayı severler, "adam kürsiyi kıracak" derler. Hocaya hak verdiklerinde "kitabın ortasından konişir" derler. Kürsüde konuşan hocaya itiraz etmezler. Bunu hiç hoş karşılamazlar. Hoca kitaptan konuştuğu müddetçe, kendilerine hakaret etse bile ses çıkarmazlar. Bu durumu bilen hoca efendiler de zaman zaman sert çıkışlarında kendilerini mazur göstermek için: "Ben demirem, kitap diyir!" diyerek, halkın deyimiyle "kafadan atmadıklarına" kitaptan konuştuklarına dikkat çekerler. Dışarıda tenkit edenler olursa onlara da "sus ola hoca doğri konişir" diyerek müdahele eder ve konuyu kapatmak isterler. Hocaların aleyhinde konuşmaktan hoşlanmazlar. Hocalara olan bu saygı ta eskilerden, Alvarlı Efe'den ve Müftü Solakzade Sadık Efendi'den gelmektedir.
Erzurum'da İslam'ın şartlarından biri olan oruç ibadetine çok önem verirler. Hemen hemen bütün Erzurumlular Ramazan ayında oruç tutarlar. Şehirde kimsenin açıktan oruç yediği görülmez. Ramazan ayında bütün Iokanta ve kahveler gündüz kapalıdır. Açık olan bazı mahalle kahvelerinde de çay verilmez, insanlar birlikte oturup sohbet ederler. Çay ocakları kapalıdır. Servis yapılmaz. Özellikle yaz aylarında ve sıcak mevsimlerde işsiz çay ve sigara tiryakileri vakitlerini kahvehanelerin önünde oturup, Oltu taşından iri taneli tesbihlerinİ ellerinde hızla çevirerek, birbirlerine takılıp, şakalaşarak geçirirler. Oruç sanki ibadet olmasının yanında Erzurum'un hatta Erzurumluluğun bir simgesi olmuştur. Bu durumu Erzurum dışında yaşayan Erzurumlularda da görmek mümkündür. Nitekim ben l988 yılı Ramazan ayında İzmir-Karşıyaka'dan Konağa gelirken otobüste tesadüfen yanıma oturan ve Bayraklı'da ikamet eden ve bir kaç sene önce İzmir'e yerleşmiş olan hemşehrilerimden biriyle sohbetim esnasında: "Sizin mahallede çok Erzurumlu varmış, orada yalnızlık çekmezsiniz. Nasıl hemşehrilerimizle zaman zaman bir araya gelip hasret gideriyor musunuz?" deyince: "Yok hocam, bunların bazılarında Erzurumluluk-merzurumluluk kalmamış. Bu mübarek günde buralılar gibi oruç yiyirler."demişti.
Erzurum'da iftar vakitlerinin ve iftar sofralarının da ayrı bir yeri vardır. İftar vakti yaklaşınca evin hanımlarını ve çocukları bir telaş kaplar. Hanımlar sofra hazırlama, çocuklarsa iftar topunu gözetme ve geç kalmadan mahallenin meşhur çeşmesinden iftara su getirmek telaşı içerisindedir. İftar sofrasında Dabahene, Yazıcı, Akpınar, Şabahane, Cennet Çeşmesi gibi çeşmelerden su bulunması özellikle de sıcak mevsimlerde çok önemlidir. Bu tarihi çeşmelerin başında bazen uzun kuyruklar oluşur. Erzurum'da Ramazan'da ikindiden sonra özellikle iki yerde kuyruk görülür; biri çeşme başında, biri de kadayıfçıların önünde. İftar sofralarının değişmeyen yemeği kadayıf dolmasının yanında ayran çorbası ve yumurtalı kıymadır. Ayrıca yumurtalı ve susamlı taze Ramazan pideleri sofraya ayrı bir tat katar. Orucun hurma ve zeytinle açıldığı sofrada ailenin maddî durumuna göre, pastırma, bal, reçel, peynir ve turp ta bulunur. Sofralarda o gün ilk defa oruç tutan çocuk varsa ona ayrı iftarlık alınır, kendisine özel ilgi gösterilir.
Sigara tiryakileri için iftarın daha ayrı bir yeri vardır. Tütün içenler iftar topunun atmasına birkaç dakika kala bir iki sigara sarar, içmeye hazır beklerler. O anda çok hassastırlar, komutanın ateş emrini bekleyen siperdeki askerler gibidirler. Top atılır müezzin minareden Allahu Ekber derdemez sigaralar yakılır. Evin hanımı bunu bildiği için çeşme suyundan yeni demlediği çaydan bir bardak beyinin önüne koymayı hiç ihmal etmez. Halk arasında bu insanların o andaki halet-i ruhiyelerini anlatan güzel fıkralar bile vardır.
Ezanın okunmasıyla büyük bir mutluluk ve o günkü görevi hakkıyla yerine getirmenin vermiş olduğu sevinçle yemekler yenir, duadan sonra akşam namazına kalkılır. Namazdan sonra eğer imkân varsa alelacele birkaç bardak çay içilir. Teravihten önceki sohbete yetişmek ve camide yer bulmak için acele etmek gerekmektedir. Evden çıkarken evin küçük oğIuna çaya ve suya tam kanmamış olan baba ve ağabeyler tarafından, Yazıcı, Tabahane, Dört Güllü, Şabahane gibi meşhur çeşmelerden veya eve yakın bir çeşmeden hem teravih sonrası içmek ve hem de çay demlemek için su getirmesinin tembihlenmesi de unutulmaz. Esasen soğuk ve tatlı suya düşkün olan Erzurumlunun bu hassasiyeti Ramazan'da kat kat artar. Bütün camilerde büyük bir şenlik havası içinde Teravih Namazı kılınır. Ayaz Paşa ve İbrahim Paşa gibi bazı camilerde Teravih hatimle kıldırılır. Bu camilerin özel cemaatı vardır. Bunun yanında on yedi, on sekiz dakika gibi çok kısa bir sürede Teravih namazı kıldıran imamlar da vardır ki, bunlar halk arasında "jet İmam" lakabıyla anılır. Bu imamların camilerinde namaz kılmak gençler tarafından özellikle tercih edilir. Hele teravihten sonra çekilen Erzurum'a has "İşfe' Iena..." duasının cemaat üzerinde büyük bir etkisi vardır. Duanın sonunda müezzin "amin" dediğinde Teravih namazının bütün yorgunluğu, bu dua ile sanki atılmış olur.
Teravihten sonra cemaatin bir kısmı evine giderken bazıları da kahvehanelere gider; sohbet eder, çay içerler, vakitlerini burada geçirirler. Bazı kahvehanelerde aşıklar sazları, deyişleri, hikayeleri ve atışmalarıyla müşterilerine hoşça vakit geçirtirler. Erzurum'da mahalle bakkalları da genelde sahura kadar açıktır. Bazı insanlar da bakkallarda oturup sohbet ederler.
Eğer havalar sıcaksa, çocuklar da caddeleri ve minareleri süsleyen mahya ve kandillerin ışığında sokaklarda oyun oynarlar. Birden bire davulcu davulunu dövmeye başlar. Sahur yaklaşmıştır. Sokaklar gündüz gibi şenliktir. Çocuklar uzun eşşek, tütünüm eğri, kozaleppik, itti bitti vb. yöresel oyunlar oynarlar. Kimileri tapa patlatır. Sahur vakitlerinde bir bayram şenliği vardır sokaklarda. Her mahallenin ayrı davulcusu vardır. Eskiden sokaklar davulcunun kayışına başranan dyeci feneriyIe aydınlatılırmış. Çocuklar davulcunun etrafını sararlar. Gençler onun önünü keserek çifte telli, gosalma gibi barlar oynarlar. Bu arada bütün evIerin lambaları yakılmıştır. Bazıları da pencerelerinden sokaktaki şenliği seyrederler. Özellikle davulcuların olmadığı köylerde komşular birbirlerine dikkat ederler. Eğer uyanamamış olanlar varsa onun kapısını çalıp uyandırırlar. Köy bekçileri de bu hususa dikkat ederler.
Sahurlarda keşkek, erişte pilavı, mercimekli bulgur pilavı, dut-aşma karışımı hoşaf, kete-çörek gibi tok tutucu yiyeceklerin yenilmesine dikkat edilir. İmsak topunun atılacağı endişesiyle yemekler hararetle, hızlıca yenir. Ardından sabah namazı hazırlıkları başlar. Namazdan önce camilerde okunan mukabeleye geç kalmamaya çalışılır.
Mahallede bir yakını vefat etmiş, yaslı aileler varsa o evin iftar ve sahur yemekleri komşuIarı tarafından hazırlanır. Bu hususa çok önem verilir, hiç ihmal edilmez. Zenginler tarafından mahallede bulunan fakirlere de ayrıca iftarlıklar gönderilir. Onların ramazan harçları görülür. İhtiyaçları giderilir.
Ramazan ayının on beşinden sonra iftar davetleri başlar. Yeni dünürler varsa onlar davet edilir. (Nişanlı görmenin yasak olduğu yörelerde) bu vesileyle fırsattan istifade nişanlı da görülmüş olur. Konu komşuIara, eş-dosta ve fakirlere verilen iftar yemeklerine mahallenin imamı ve müezzini de mutlaka çağırılır. Makbul mazeretleri yoksa, imam ve müezzinler de bu davetlere icabet etmek zorundadırlar, aksi takdirde davet sahibi küser. Yemekten sonra hoca efendi yemek duası yapar. Bu arada şakayla, davetin tekrarının nasib edilmesini dilemeyi de ihmal etmez. Bu son dileğe misafirler gülerek "amin!" derler, ev sahibi de değişik tepkilerle memnuniyetini izhar eder. Eskiden ramazanın yirmisinden sonra, son on gününde Peygamberimizin (s.a.s) sünnetine uyularak camilerde itikafa girilirdi. Şimdilerde bilebildiğim kadarıyla bu sünnet Yukarı Mumcu Camii'nde hâlâ sürdürülmektedir. Camiinin müezzini Muhterem Hacı Şefik Güllük Hoca Efendi bu geleneği yıllardan beri sürdürmekte, dostu Hacı Hilmi amca da bazı ramazanlarda O'na eşlik etmekteydi. Hacı Şefik Hoca Efendi: "bir sünnet-i kifaye." olduğunu söylediği bu ibadetin mahallede mutIaka birileri tarafından yapılması gerektiğini söylemekte ve görevi kendisi üstlenmektedir. İtikaf süresince ta bayram namazı kılınana kadar cami içerisinde ayrılan bir bölümde namaz kılmakla, Kur'an okumakla, zikir ve duayla meşgul olunur. Gece-gündüz ibadet yapılarak Allah'a yalvarılır; dünya kelâmı etmekten sakınılır. İtikâfa giren kişi tuvalete gitmek ve abdest almak gibi zarûri ihtiyaçlarının dışında camiden hiç çıkmaz. Yiyecek ve içeceği iftar ve sahur vakitlerinde camiye getirilir. Bu arada Kadir gecesinin de ayrı bir özelliğİ ve güzelliği vardır. O gece bütün camiler cemaatla dolup taşarlar. Bazı camiler sabaha kadar açık kalır. Birçok camide cemaatla tesbih namazı kılınır. Özellikle hanımlar bu namazı kılmaya daha çok önem verirler. Ramazanın sonuna doğru bir hüzün ve sevinç kaplar insanları. Üzülürler, çünkü on bir ayın sultanı, mübarek Ramazan ayı sona erecektir. Sevinirler çünkü görevlerini yapmış olmanın mutluluğu içerisindedirler. Son teravihte hafızlar tarafından "elveda..." ilâhileri okunur. Dua ve göz yaşlarıyla Ramazan uğurlanır. Birbirleriyle musafaha yapan mü'minler bir dahaki Ramazana kavuşmayı Yüce Mevlalarından dileyerek hüzünle son teravih namazından ayrılırlar.

KaaN Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
KaaN isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler:
BonJuk (21-08-2007)
  #2 (permalink) Alt 21-08-2007, 11:29
Hırslı 2de1'ci
 
imkansiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Ağlama Dayanamam :(
 
Kayıt: 14.08.2007
Mesajlar: 251
Rep gücü: 5
Rep derecesi: imkansiz Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Sağol toprak harika bilgiler vermişsin Allah herkese hayırlı ramazanlar nasip etsin
imkansiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 21-08-2007, 11:58
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.222
Rep gücü: 28
Rep derecesi: KaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor SankiKaaN Rep Yağıyor Sanki

 
amin kardeşim
ziyaretin için teşekkürler
KaaN Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Ramazan Ayi kalem20 On bir ayın sultanı 1 30-09-2007 15:39
Kuş hatıraları japonseno Şiir Köşesi 1 20-09-2007 18:13
Erzurum'dan forma hediyeli kampanya Haberci Spor haberleri 0 05-08-2007 06:40
Ramazan Ayı !NC!PéR!S! Dini Konular 0 09-10-2006 23:51
Bir dervişin Osmanlı hatıraları @izci@ Kültür / Sanat / Sinema 0 10-07-2006 08:16


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:52 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771