Herşeyde biraz 2de1
Kayıt ol Etiketler ² Gruplar Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
 

Geri git   Herşeyde biraz 2de1 > Yaşama Dair > Fan Club Şenliği

Fan Club Şenliği Sevdiğiniz sanatçı, ünlü, manken veya markaların fan clublarını kurarak paylaşın, sevginizi gösterin..


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-11-2007, 02:48   #1 (permalink)
Forever aS!
 
Kr㣠- ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·´¯`·-ღ KãRdé£éN ღ-·´¯`·
 
Kayıt: 19 April 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 20.117
Rep gücü: 5000
Rep puanı: 101171395
Büyük Osmanlı 700 Fan Club'ı





KURULUŞ
Osman Gazi, siyasi ve askeri faaliyetlerine Bizans toprakları üzerinde başladı. 1281 yılında Kayı Boyu'nun Beyi olduğunda, ilk iş olarak birçok Türkmen boyunu etrafında topladı. Osmanlı tarihinin ilk savaşı, Bursa'nın İnegöl kazasına 10 km uzaklıkta bulunan Hamzabey köyünde gerçekleşen Ermeni-Beli savaşıdır (1284). Bu savaşta Osman Gazi'nin yeğeni Baykoca şehit düştü. Osmanlı tarihindeki ilk kale fethi olan Kulaca Hisar'ın fethi ise 1285 yılında gerçekleşti.

Bu sıralarda Selçuklu Sultanı Üçüncü Alaüddin Keykubad, Eskişehir ve İnönü taraflarını Osman Gazi'ye verdi. Osman Gazi 1291 yılında İnegöl Tekfuru ile savaşıp Karacahisar'ı aldı. Sakarya taraflarına akınlar düzenledi. Amcası Dündar Bey Bizans Tekfurları ile ilişki kurduğu için 1298 yılında öldürüldü. Osman Gazi'nin yoğun siyasi ve sosyal faaliyetlerinin devam ettiği bu yıllarda, İlhanlılar Anadolu Selçuklu Sultanı Üçüncü Alaüddin Keykubat'ı sürgüne göndermişler ve Selçuklu Devleti tahtsız kalmıştı. Osmanlı başkentinin Bilecik'e taşındığı, Selçuklu tahtının boş kaldığı 1299 yılında Osmanlı Devleti'nin kurulduğu kabul edilmektedir. (Bazı kaynaklarda Osmanlı Devleti'nin kuruluş tarihi 27 Temmuz 1301 olarak geçmektedir. Bu tarihte Osmanlı kuvvetleri Bizans ordusunu Bafeus Savaşı'nda yenilgiye uğratmış ve bağımsızlığını kazanmıştır). 1300'de fethedilen Yenişehir kalesi, bir yıl sonra Osmanlı Devleti'nin başkenti yapılacaktır.

Osman Gazi, eski Türk geleneklerine bağlı kalarak, elde edilmiş olan yerleri kardeşine, oğluna ve silah arkadaşlarına dirlik olarak bölüştürdü. Kardeşi Gündüz Bey'e Eskişehir'i, oğlu Orhan Gazi'ye Karacahisar'ı, Hasan Alp'e Yarhisar'ı, Turgut Alp'e İnegöl bölgesini verdi. Buralar Osmanlı'nın uç bölgeleriydi. Böylece sınırların genişletilmesi düşünüldü. Osman Gazi'in silah arkadaşlarından Abdurrahman Gazi, Akçakoca, Samsa Çavuş, Konuralp, Aykutalp gibi komutanların yeni yerlerin fethedilmesinde çok büyük hizmetleri oldu.
1302'de Bizans İmparatorluğu Ordusu'na karşı Koyunhisar'da yapılan savaştan Osmanlılar galip çıktı. 1303'de İznik kuşatıldı, Marmaracık kalesi fethedildi. Osmanlıların irili ufaklı fetihleri devam ediyordu. 1306'da yapılan Dinboz Savaşı sonunda Kestel, Kete ve Ulubad kaleleri fethedildi ve Osmanlı Tarihi'nin ilk askeri antlaşması imzalandı. 1308 yılında ise Karahisar fethedilip, bölgenin önemli ticari ve sosyal merkezlerinden olan İznik sıkıştırılmaya başlandı. Osman Gazi'nin siyasi dehasını gösteren önemli bir olay da, Bizans'ın ticari yollarına hakim olarak, Bizans'ı zor durumda bırakmasıydı. Zaman zaman Bizans halkından ve tekfurlarından müslüman olanlar vardı. Harmankaya tekfuru Köse Mihal de bunlardan biriydi. Müslüman olup, kalesiyle Osmanlılara katıldı. Lefke, Mekece ve Akhisar dolayları onun gayretleriyle ele geçirildi. Osman Gazi padişahlığı döneminde Bursa'yı da kuşattı (1315), Karatekin, Ebesuyu, Tuzpazarı, Kapucuk ve Keresteci kalelerini fethettip, Akçakoca ve Kocaeli diyarını Osmanlı topraklarına kattı (1317).
Osman Gazi yaşlanıp hastalandığı için 1320 yılından sonraki faaliyetlere katılmadı. Yerine vekil olarak bıraktığı oğlu Orhan Gazi; 1321'de Mudanya ve Gemlik, 1323'de Akyazı ve Ayanköy, 1324'de Karamürsel ve Karacabey, 1325'de de Orhaneli'yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Osman Gazi babası Ertuğrul Gazi'den 4800 km.kare olarak devraldığı toprakları oğluna 16000 km.kare olarak devretti.
Osman Gazi fetihlerle meşgul olmaya devam ettiği sıralarda, fethedilen yerlerin idareleri ve İslamlaştırılmaları için gerekli teşkilatları da kuruyordu. Osman Gazi ihtiyaçlara göre kanun mahiyetinde birtakım emirler veriyor, bu konuda Selçuklu kanunlarından da yararlanıyordu. İlk vergi Osman Gazi zamanında alındı. Pazara getirilen, toptan kabul edilen "yük" cinsinden mallar "Bac" denilen vergiye tabi tutulmuştu. Köylünün satmaya getirdiği bir iki tavuk, uç beş kilo yağ gibi mallardan Bac alınmazdı. Selçuklular zamanında geçerli olan tımar usulü Osman Gazi zamanından itibaren sürdürüldü. Kendisine Tımar verilen sipahi, bulunduğu köyün vergisini toplar, buna mukabil de savaş zamanı atı, zırhı ve yardımcısı ile birlikte sefere giderdi.



Osmanlı döneminden bazı önemli isimler:

Konu Kr㣠tarafından (03-04-2007 Saat 21:05 ) değiştirilmiştir..
Kr㣠isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Kr㣠için teşekkür edenler 44 kişi.
**Zerd@** (02-11-2007), adLer (02-12-2007), aemermer (09-22-2007), ahSenTi (02-25-2007), albtrs (12-01-2007), arda34 (03-26-2007), Argion (02-26-2007), aSi MeLeq (02-11-2007), azerhan (02-11-2007), CadIcIk (02-12-2007), CaN'da CaN (02-22-2007), CoCoStar (02-18-2007), Delikanli_Kiz (12-02-2007), dElikAnLı_38 (11-28-2007), DiLrUbA (02-19-2007), ediy (02-11-2007), eLFiDa (06-18-2007), Esmerciq (03-11-2007), fuzuli (02-11-2007), GamzeLim (02-18-2007), Gecem (02-11-2007), HaYaL_ET_ (10-05-2007), heavenhell (02-16-2007), KaLpsiz (02-11-2007), KãRdé£éN (02-11-2007), LaubaeLe (01-14-2008), Law (02-12-2007), M'LANCOLY (02-12-2007), masis (12-30-2007), mavixanka (09-14-2007), merveli (02-16-2007), RoCKMaN_TR (09-11-2007), RoSe_Lu (02-20-2007), Ruhsar (02-11-2007), Safak (03-23-2008), SESAANK (09-02-2007), Silahşör (03-21-2008), srdngct (11-30-2007), sweet_ (02-11-2007), ventuRe (02-12-2007), zuzu (02-14-2007), ^^CeM^^ (02-11-2007), ^^DELİKIZ^^ (02-12-2007), ^^DoLCe^^ (02-11-2007)
Alt 02-11-2007, 02:53   #2 (permalink)
Forever aS!
 
Kr㣠- ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·´¯`·-ღ KãRdé£éN ღ-·´¯`·
 
Kayıt: 19 April 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 20.117
Rep gücü: 5000
Rep puanı: 101171395
Law


Club a üye olmak için alttaki kodu imzanıza yerleştirip konuya mesaj yazmanız yeterlidir.

Ayrıca konu hakkında paylaşım da yapabilirsiniz..

İmzanıza eklemek için kod:


PHP- Kodu:
[font=Arial Black][b][url="http://www.2de1.net/fan.club.senligi/43423-buyuk.osmanli.700.fan.clubi.html"][size=3][color=Red]Osmanlı Fan Club, 700 Yıllık Saltanat..[/color][/size] [/url][/b][/font] 
-Üyeler

Konu KaLpsiz tarafından (01-14-2008 Saat 09:36 ) değiştirilmiştir..
Kr㣠isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 02-11-2007, 11:26   #3 (permalink)
Kendini aşan 2de1'ci
 
CeSaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21 May 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2.674
Rep gücü: 1185
Rep puanı: 118194
CeSaR - MSN üzeri Mesaj gönder

Osmanlı olurda yüze çevirmek olur mu..en azından vatana nankörlük olur..tarihe nankörlük olur ..bende varım...Helal olsun KraL...
CeSaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 16:58   #4 (permalink)
Bölüm Moderatörü
 
RoSe_Lu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

sessiz çığlık
 
Kayıt: 22 April 2006
Mesajlar: 3.832
Rep gücü: 8637
Rep puanı: 863191

Bende burdayım
Tşkler KraL
RoSe_Lu isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 17:14   #5 (permalink)
ηιﻮђt קяเภ¢єรร
 
Gecem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

"G£c£_£$iNTİ$i "
 
Kayıt: 20 April 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 9.662
Rep gücü: 33028
Rep puanı: 3301647
Gecem - MSN üzeri Mesaj gönder

Osmanlı Döneminde Bir İmparatorluk Dili Olarak Türkçe

Gy. HAZAİ



Anadolu'da 13. yüzyılda ilk yazılı ürünlerini vermeye başlayan Türk dilinin sonraki yüzyıllar boyunca görülen gelişmesinin çeşitli cepheleri hakkında şimdilik elimizde ne kadar bilimsel incelemenin var olduğunu huzurunuzda hatırlatmak gereksizdir sanırım. Bu değerli eserlerin, kitapların ve makalelerin sayesinde Batı-Oğuz kökenli bu dilin gelişmesi, yani geniş bir sahaya yayılması, bir yazı dili ve edebi dil olarak gösterdiği dönüşümünün çeşitli safhaları, yapısında görülen değişiklikler, tarih boyunca ortaya çıktığı ağızlarının özellikleri hakkında bir çok şeyler biliyoruz. Aynı zamanda bu dilde yüzyıllar boyunca ortaya çıkan yazılı ürün ve edebi eserlerin malzemesinin aklı şaşırtacak ölçüdeki zenginliğini göze alırsak, sonraki kuşakların şimdiki bilgimizi kolaylıkla genişletebileceği hakkında şüphemiz olamaz.

Bu durum bu Kongreye katılan değerli araştırıcılara bir yenilik sunmak amacı ile bildiri okumak isteyen bir dilcinin durumunu bir hayli güçleştirir Konu seçmek sorunu beni, samimiyetle söyleyeyim, çok düşündürdü.

En nihayet Türkçe'nin bir imparatorluk dili olarak oynadığı rolünü ve bu fonksiyondan çıkan etkisini incelemeğe karar verdim. Bu konu tarih boyunca Akdeniz bölgesinde ortaya çıkan diğer imparatorluklardaki dil durumunu da karşılaştırıcı bir temel üzerinde incelemeği de akla getirmektedir Böyle bir yaklaşım belirli noktalarda faydalı sonuçlara varmak ümidini verir Bu karşılaştırmanın temelini oluşturan diğer dillerin tarihine ait etütlerin zenginliğini ve ortaya çıkarılan görüş açılarının çeşitliliğini özellikle Vurgulamak gerekir. Bu yüzden mütevazı bildirimi bu konuyu incelemekte bir ilk yaklaşım, ileri süreceklerimi tartışılması gereken düşünceler olarak kabul etmenizi rica ederim.

Sorunlara geçmeden önce kullanmak istediğim terimleri açıklamama ve yapmak istediğim karşılaştırmanın tarihi boyutunu çizmeme izin veriniz.

İmparatorluk benim için geniş bir sahaya yayılan ve bir hükümdar (kağan, padişah, İmparator vb.) tarafından yönetilen, ne de olsa bunun rolü ile sembolize edilebilen siyası hakimiyetin geniş bir sahaya yayılmış olması, söz konusu bölgede imparatorluğun kurulmasından önce mevcut siyasi birliklerin (krallıkların, beyliklerin vb .) yıkılıp yeni siyasi hakimiyetin çerçevesi içine entegre edilmesi demektir.

Bir imparatorluğun kurulmasıyla söz konusu hakimiyet sahasında yaşayan, kültürü, dini ve dili farklı olan çeşitli halklar bağımsızlıklarını kaybedip bir siyası merkeze bağlanıyorlar.

İmparatorlukta yeni hakimiyet merkezi kuranların dili kendiliğinden anlaşıldığı gibi bir resmi dil haline gelip hayatın her sahasında belirli bir ağırlık kazanır. Bu dilin bu yeni rol ve fonksiyonundan dolayı bu dil ve imparatorluğa entegre edilen halkların dilleri arasında bir karşılıklı alışveriş kurulmasına yol açılır. Tarihin bize öğrettiği gibi bu alışveriş çeşitli imparatorluklarda pek farklı bir model gösterebilir .

Osmanlı İmparatorluğunun kurulmasından önce, aynı coğrafi sahalarda, yani Akdeniz bölgesinde dört defa imparatorluk niteliğini taşıyan siyası hakimiyet ortaya çıktı. Büyük İskender'in kurduğu imparatorluğun ağırlık merkezi Doğu Akdeniz bölgesi idi. Roma İmparatorluğu bütün Akdeniz bölgesini hakimiyeti altında birleştirebildi. Doğu Roma-Bizans İmparatorluğunun ağırlık merkezi, pek kısa bir dönemi gözardı edersek, Kuzey-Doğu Akdeniz bölgesi idi. Arapların fütühatı Batı Akdeniz bölgesine de başarılı bir şekilde yayılmasına rağmen halifeliğin ilk yüzyıllarındaki ağırlık merkezi Güney-Doğu Akdeniz bölgesine bağlı kaldı.

Herkesçe bilinen bu gerçekleri hatırlattıktan sonra bu imparatorlukların yarattığı, etkisi bugüne kadar uzanan dil durumuna bir göz atalım. Vaktiyle geniş sahaya yayılan ve Roma İmparatorluğu zamanında bir çok bakımdan Latin dilinin rakibi olan Yunan dili eski rolünü kaybedip konuşulduğu sahalardan geri çekilip Kuzey-Batı Akdeniz bölgesinde bilinen hudutları içinde yaşamaktadır. Roma İmparatorluğunun resmi dili olan Latince merkezin ağırlığı yüzünden vaktiyle bütün vilayetlerde, yani bütün Akdeniz bölgesinde ve ona bitişik sahalarda kök salabilmiştir .Fakat Latin dili sonralarında Doğuda ve Kuzey Afrika'daki pozisyonunu tamamen kaybetmiştir. Öte yandan imparatorluğun Batı ve Güney ­Doğu vilayetlerindeki Romanizasyonun sonucunda Latincenin halef dilleri sayılan Yeni Romen dilleri (İtalyanca, Fransızca, İspanca, Portekizce, Romence, Retoromence, Arumence) ortaya çıktı. Arap fütühatının sonucunda ise Yakın Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin dil haritası tamamen değişti. Arap dili hakim bir duruma gelmiştir .

Bugünkü bu tablo pek tabii yüzyıllar boyunca süren ve pek farklı cepheler gösteren bir gelişmenin sonucunda vücuda geldi. Ne yazık ki bugün bunun ancak bazı ayrıntıları üzerinde durmakla yetinmemiz gerekir.

Bütün bu gerçekler bize faydalı bir karşılaştırma yapmak geleneğini yaratır. Bu karşılaştırmada temel model olarak sadece Latin dilinin verdiği örnekleri alacağız.

Roma İmparatorluğunun bilinen yayılımı sonucunda Akdeniz bölgesi, Yakın Doğunun belirli bölgeleri, Batı ve Orta Avrupa'nın en büyük kısmı ve Balkanlar tek bir siyasi kuvvetin hakimiyeti altına girdi. Bu aşağı yukarı 500 yıl süren fütühat dönemine paralel olarak bu bölgelerin ''romanizasyonu'' başladı. Bu terim hakkında bugün her ne kadar tartışma varsa da bu sürecin, ki futuhat döneminden çok daha uzun sürdü, Avrupa'nın dil haritasında yaptığı muazzam değişiklikleri herkes bir gerçek olarak kabul etmek zorundadır. Romalıların dili, yani Latince ilkin İtalya'daki ''kardeş dillerin 11 yerini, sonra ise İmparatorluğun Batı vilayetlerinde konuşulan dillerin -Baskça hariç -yerlerini almış ve Balkanlarda da kök salmıştır. Muazzam sahalara yayılan bu dil sürecinin özüne bakarsak şu özellik göze çarpmaktadır. Eski dillerin kayboluşu ve yeni dillerin ortaya çıkışı, yani dil haritasında oluşan ''romanizasyon'' temelinde büyük halk kitlelerin hareketleri sonucunda değil, tersine sadece diller arasındaki temas ve alışverişlerin sonucunda gerçekleşmiştir. İmparatorluğun tarihinde pek tabii farklı olaylar , örneğin kölelerin başka yerlere sürüklenmesi vb da bilinmektedir .Fakat böyle olaylar , söz konusu olan dil değişikliklerinin tümüne bakarsak, bu süreçte şüphesiz ki istisnai bir rol oynamıştır .

Böylece Romalıların işgal ettiği vilayetlerin ahalisinin hayatı aynı bölgelerde devam etmiştir. Aynı zamanda şüphesiz ki bu ahali imparatorluğun merkezinden veya diğer vilayetlerinden gelenlere nazaran bir çoğunluk durumunda idi Gene de yeni düzen dolayısıyla bu vilayetlere gelen asker, memur, tüccar vb. elemanların konuştuğu Latince, yerli ahali tarafından günlük ihtiyaçlar , öte yandan da bu dil tarafından temsil edilen kültürün prestiji yüzünden gittikçe benimsenmeğe başlandı. Yüzyıllar boyunca süregelen bu süreçte böylece en önemli rolü barış içinde yan yana yaşamak, günlük temaslar ve alışverişler oynamıştır

Devlet ve onu temsil eden asker ve memurlar tarafından bir müdahale olmamıştır , ne de olsa kaynaklarımız böyle olaylara tanık değildir. Avrupa'da bu süreçte en önemli etken olarak Roma'nın o dönemde bilinen kültür üstünlüğünü kabul edersek, Latin dilinin Y akın Doğudaki başarısızlığını da daha kolayca anlayabiliriz. Bu bölgelerde ''rakip bir dil'' olarak bilinen Yunanca bu bölgelerin ihtiyaçlarını hem lingua franca, hem de kültür dili olarak Romalıların fütühatından önceki yüzyıllardan başlayarak uzun zaman boyunca başarılı bir şekilde doyurmuştur. Yani Latince Batıda oynadığı rolü bu bölgelerde oynayamadı.

Türk dilinin Anadolu Selçukluları, sonraları ise Osmanlıların dönemindeki yayılıp gelişmesi ve diğer dillerle yanyana yaşamasını incelerken önümüze demin incelediğimiz örneğe nazaran tamamen başka bir tablo seriliyor.

Osmanlı İmparatorluğunun her bakımdan kalbi sayılabilen Anadolu ve Rumeli bölgelerinin Türkleşmesinden bahs ederken bu terimin iki anlamlı olmasına özel dikkat vermemiz lazım. Türkleşme bir taraftan Türklerin, belirli siyasi kuvvetlerin, yani ister Selçuk devlet ve beyliklerinin, ister Osmanlı devletinin fetihleri sonucunda bu bölgelere yerleşip yaşamağa başlaması demektir Öte yandan Türkleşme, terim olarak, belirli bir bölgedeki ahalinin Türk dilini gittikçe benimsemesi ve bu sürecin sonucunda eski dilini unutması anlamına gelir.

Fakat tarihin bize sergilediği örneklere bakarsak temelinde Türkleşmenin ancak birinci modeline, yani Türklerin yarattığı yeni siyasi çerçeve içinde ya kendi inisiyatifi, ya da devletin İskan politikası sonucunda belirli bölgelere yerleşmesine rastlıyoruz. Yerli ahalinin Türk dilini kabul edip eski dilini terk etmesine ait elimizde örnek varsa da, böyle haller sürecin tümü bakımından bir İstisna niteliğini taşıyor. Başka bir deyişle. Selçuk ve Osmanlı fetihleri sonucunda Anadolu ve Rumeli'de yerleşen Türkler eski yerli ahaliyle yanyana yaşamağa başlar Bu süreç pek tabii çeşitli diller ve Türkçe arasında çok taraflı temas ve alışverişlere yol açar , fakat eski yerli dillerin kaybolmasına yol açmaz.

Somut örneklere bakalım. Balkanların İslamlaştırılmış bölgelerinde bile yerli ahali, örneğin Doğu Rodoslarda Pomaklar, Batı Rumeli'de ise Boşnaklarla Arnavutlar İslam dinini kabul ettikten sonra kendi dillerini korumuşlardır.

Anadolu'da Hıristiyan Ermeni ve Rumların, ayrıca Müslüman Kürtlerin yüzyıllar boyunca görülen dil bağımsızlığı benzer bir örnek sergiliyor .

Bu hallerin tersine Karamanlıların örneği gösterilebilir. Fakat bu halk gurubunun menşeini, hele onlardaki dil durumunun nasıl ortaya çıktığını hala bilmiyoruz.


Sözün kısası, Osmanlı İmparatorluğunun merkezi sahalarında çeşitli dillerin yüzyıllar boyunca yanyana yaşadığını görmekteyiz. Bu sürecin sonucunda İmparatorluğun bir çok bölgesinde ahalinin iki veya çok dilliliği ortaya çıkmıştır . Bu hal ise diller arasındaki temas, alışveriş ve karşılıklı etkilemeleri daha da kuvvetlendirmiştir. Bugün söz konusu olan bütün bu dillerde bu olayları ispatlayan bir sürü veriye sahibiz.

Balkan dillerindeki Türkçe alıntıların bu dillerin söz hazinesindeki genişliği bu sahalardaki kuvvetli iki dilliliğin sonucunda ortaya çıkması şüphesizdir. Aynı zamanda Türkçeden gelen bu alıntılar o dönemde Türkçe bilmeyenler için Türklerle anlaşmada bir basit lingua franca temelini sağlamıştır.

Çeşitli dillerin Türkçe ile ''yapıcı bir şekilde" yanyana yaşamak durumunda gelişmesine ait elimizde bir çok önemli kanıtlarımız da var. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan bazı halkların Türk dilini yüksek bir seviyede benimseyip, aynı zamanda kendileri tarafından kullanılan Türkçe için kendi yazılarını uyguladığı herkesçe bilinen bir şeydir.

İmparatorluk dili rolüne ve fonksiyonuna giren Türkçenin imparatorluktaki yayılması ve orada önceden kullanılan dillerle tarihi bağlantısının tablosu Roma İmparatorluğunun tarihinde tanık olabildiğimiz tablodan farklı olduğu bellidir. Batı Avrupa'daki eski yerli diller belirli bir ''barışçı asimilasyon'' sürecinde kaybolup yerlerini Latincenin halef dillerine verkmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğunda böyle bir asimilasyon dillerin gelişmesinde temel model değildi, tam tersine diller bağımsızlıklarını korumuşlardır .

Bu gelişmenin nedenlerini ileride etraflıca incelemek her halde faydalı olur .İlk akla gelen izah imparatorluğun bilinen millet sisteminin ortaya çıkışında belirlenen prensiplerin dil konusundaki uygulallil1ası olabilir. Bu sistemde temin edilen ''din ve kültür bağımsızlığı'' böylece pek tabii ''dil bağımsızlığı'' hattını kuvvetlendirmiştir .

Aynı zamanda imparatorluğun hudutları içerisinde konuşulan diller arasında yüzyıllar boyunca pek derin temas ve alışverişlerin oluşması görülmektedir. Yanyana yaşayan dillerin birbirlerini ne kadar etkilediği hakkında yalnız kelime hazineleri değil, fonetik, morfolojik ve sentaks sistemleri de bilgi veriyor. Burada bu gayet iyi bilinen ve hakkında sayısız inceleme yapılan olaylara ait örnekler sıralamak gereksizdir sanırım.

Sadece bir tanesini anmakla yetineyim. Türkiye Türkçesinin fonetik sisteminin diğer Türk dillerinin fonetik sistemine nazaran -basit bir terim kullanayım -''daha yumuşak'' oluşu, yani bazı seslerin boğumlama yerlerinin öne kayması da bu olaylardan biri olarak sayılabilir .İlk defa 19-uncu yüzyılda A. Vambery tarafından farkına varılan bu olay üzerinde duran meslektaşımız, Profesör K. H. Menges bunun anahtarını Türkçe ile Hindi-Avrupai diller arasında uzun yüzyıllar boyunca süregelen temaslarda görmektedir .

İncelediğimiz konunun son noktasına gelirken bir imparatorluk dili haline gelen Türkçenin bir edebi dil olarak gelişmesine bir göz atalım. Bu rolün coğrafi ve siyasi şartları Türk edebi dilinin gelişmesini etkilediler mi, etkilediler ise, bu etki ne şekilde ifadesini bulmuştur sorusuna cevap aramağa çalışalım. Bu konuyu incelemek bakımından Anadolu'da ortaya çıkan ve Osmanlıların bilinen tarihi rolü sonucunda Rumeli'de de kök salan Türk yazı dilinin gelişmesini Orta Asya'daki Türk yazı dilleriyle karşılaştırmak bir fayda sağlar sanırım.

Bilindiği gibi Orta Asya'da yüzyıllar boyunca ortaya çıkan yazı dilleri bir tek siyasi ve kültür merkezine bağlı değillerdi. Tam tersine bu yazı dillerinin ­tarihi şartların gerektirdiği gibi -dönemden döneme başka bir merkeze bağlı olduğu, ve böylece arkasındaki lehçe temelinde de belirli bir değişikliğin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu gelişmenin nedeni bellidir: Orta Asya'daki Türk halklarının tarihinde yüzyıllar boyunca daha üstün bir siyasi ve kültür merkezi ortaya çıkmamıştır .Arka arkaya kurulan, bazıları gerçekten imparatorluk niteliğini taşıyan siyasi formasyonların merkezleri başka başka bölgelere bağlı idi.

Anadolu'ya gelen Türklerin hayatı tamamen başka şartlar içinde gelişmiştir. Bu gelişmede en önemli etken rolünü kuşkusuz ki tarihi miras oynamıştır. Osmanlıların kısa bir zaman içinde dünya tarihinde pek önemli rol oynayan Anadolu ve Rumeli sahalarına, sonra ise Asya ve Avrupa arasında gerçekten köprü rolünü oynayan İstanbul'a sahip olmaları önceki imparatorlukların payitahtı olan bir iktisadi, siyasi ve kültürel merkeze sahip olmak demekti. Bu tarihi miras ise Osmanlılar için bir çok şeylerin, böylece yazı dilinin gelişme şart ve yollarını da önceden saptamıştır. Roma ve Bizans imparatorluklarından sonra Balkanların tekrar tek bir hakimiyet altına gelmesiyle bu bölgeler Osmanlıların Batıya yönelik ilgi ve siyaseti yüzünden imparatorluğun hayatında diğer bölgelere nazaran daha önemli bir rol kazanmışlardır. Yüzyıllar boyunca bu bölgelere, özellikle Doğu Rumeli'ye yerleşen Türklerin dili yerli ağızların verdiği bilgiye göre imparatorluğun payitahtı ve etrafı ağızlarına paralel olarak gelişmiştir. İstanbul ve Doğu Rumeli Türkçesin de görülen bu koşutluk dilin yapısında oluşan en önemli değişikliklerde açık bir şekilde göze çarpmaktadır Böylece bugünkü Türk yazı dilinin yapısını bu bölgenin Türkçesine bağlamalıyız.

Eski Anadolu Türkçesi Osmanlılar sayesinde bir yandan Rumeliye de yayılmış, öte yandan da bir imparatorluk dilinin rolü ve fonksiyonunu da kazanmıştır .

Söz konusu olan tarihi olaylar sonucunda ortaya çıkan yeni siyası durum ve onların arkasında saklanan -ve tarihte defalarca görüldüğü gibi -sonraki gelişmeyi de etkileyen tarihi miras Türkçenin gelişmesi için yepyeni şartlar yaratmış ve hayat yolunu büyük bir çapta önceden saptamıştır .

Bu gelişmenin sonucunda ortaya çıkan dil ve dil durumu belirli bir açıdan Osmanlı İmparatorluğunun yerini alan Türkiye Cumhuriyeti için de bir tarihi miras oldu. Fakat bu sorunları incelemek bugünkü konumuzun dışında kalır.


burdayım
Gecem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 17:39   #6 (permalink)
Kendini aşan 2de1'ci
 
ErGeNeKoN_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21 April 2006
Mesajlar: 2.748
Rep gücü: 581
Rep puanı: 57606
ErGeNeKoN_ - MSN üzeri Mesaj gönder

bu clup a üye olmazsak şimdi ayıp olar bende burdayım

heyyyt fırtanalar yaratan bir ecdadın torunlarıyız...
ErGeNeKoN_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 19:58   #7 (permalink)
İşi kavrayan 2de1'ci
 
fuzuli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

* اﷲ * Son Sen ; Sen Son
 
Kayıt: 1 October 2006
Yaş: 22
Mesajlar: 1.913
Rep gücü: 15931
Rep puanı: 1592894

evet ben de burdayım keyifle
fuzuli isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 20:05   #8 (permalink)
İşi kavrayan 2de1'ci
 
_piki_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

The souL is endLess...
 
Kayıt: 10 February 2007
Yaş: 19
Mesajlar: 1.552
Rep gücü: 6971
Rep puanı: 696805
_piki_ - İCQ üzeri Mesaj gönder _piki_ - AİM üzeri Mesaj gönder _piki_ - MSN üzeri Mesaj gönder _piki_ - YAHOO üzeri Mesaj gönder

Tarihimiz bizim gururumuz üye oLmak istemez miyim hic
_piki_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 20:13   #9 (permalink)
İşi kavrayan 2de1'ci
 
_piki_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

The souL is endLess...
 
Kayıt: 10 February 2007
Yaş: 19
Mesajlar: 1.552
Rep gücü: 6971
Rep puanı: 696805
_piki_ - İCQ üzeri Mesaj gönder _piki_ - AİM üzeri Mesaj gönder _piki_ - MSN üzeri Mesaj gönder _piki_ - YAHOO üzeri Mesaj gönder

ekleyemedim kodu yer yokmu§
_piki_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-11-2007, 20:35   #10 (permalink)
Kendini aşan 2de1'ci
 
aSi MeLeq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Bildiğin Meleq İşte :)
 
Kayıt: 20 April 2006
Yaş: 20
Mesajlar: 8.527
Rep gücü: 2364
Rep puanı: 235362
aSi MeLeq - MSN üzeri Mesaj gönder

Piki'ye katılıyorum, tarihimiz bizim gururumuz..
Tabiki bende varım
aSi MeLeq isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Büyük derbiye, büyük koruma Haberci Son Dakika Haberleri 0 02-02-2008 14:30
En BÜyÜk Yildiz KeŞfedİldİ GÜneŞten Bİle BÜyÜk Emirhann Bilelim Öğrenelim 0 12-07-2007 19:29
Osmanlı NÜmİsmatİĞİnİn BÜyÜk Problemİ "İŞaret Harfler” goldengirl Osmanlı Devleti 2 09-01-2007 14:57
Osmanlı Tarihi : A'dan Z'ye Herşeyi İle Osmanlı Devletiii... adLer Türkiye Hakkında - Genel - 82 08-18-2007 18:14
Ortaylı: Fatih, büyük bir Türk, büyük bir Müslüman ve büyük bir imparatordu Haberci Son Dakika Haberleri 0 05-26-2007 14:10




Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
vBulletin Style by: kreativfantasy.com


kapı | kadın | sohbet odaları | Güzel sözler | güzel resimler | kesici takım | videolar | komik videolar | şiir | ssk | dizi izle | vidivodo | uydu programları | erzurum | silkroad | Benim eserlerim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252