Giresun Tarihi - Herşeyde biraz 2de1



Giresun Giresun resimleri, şehir merkezi, tarihi yerleri, camiler, şehir tiyatroları, geçim kaynağı, üniversiteler, devlet kurumları, hastaneler, türbeleri, şarkıları, türküleri, halk oyunları, şiirleri, sanatçıları, ozanları, ve daha fazla bilgiler.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 11-12-2006, 04:34
Banned
 
^^SuLuBoYa^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Suyla yaklaşma!!
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 5.723
Rep gücü: 0
Rep derecesi: ^^SuLuBoYa^^ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Giresun Tarihi

 
Denize doğru uzanan ve karşısında Doğu Karadeniz’in yegâne adasının (Giresun adası, Aretias, Ares, Areos Nesos, Puga) bulunduğu bir yarımadanın üzerinde yer alır. Yarımadadaki kale yerleşmenin çekirdeğini oluşturmuştur. Eski adı Kerasus olup bugünkü adı da bu kelimeye dayanır. Kerasus’un civarda bol miktarda yetişen kirazdan geldiği rivayet edilir. Bir başka kaynağa göre bu isim, yarımadanın denize doğru bir boynu gibi uzanması dolayısıyla eski Yunanca’da “boynuz” anlamına gelen kerastan türetilmiştir.

Kaynaklarda adı Kerasus, Kerasous, Cerasous, Chirizonda, Cerasonte, Kerassunde şekillerinde de geçen şehir Türk hâkimiyeti döneminde bugünkü söylenişiyle anılmıştır.

Osmanlı dönemi Giresun’u hakkında en ayrıntılı bilgiler, XV ve XVI. yüzyıllara ait Trabzon sancağı tahrir defterlerinde yer alır. Bu defterlerden en erken tarihli olanına göre 1486’ya doğru yerleşmenin kale içinde ve hemen civarında olduğu, askerî vasfın ön plana çıktığı bir şehir özelliği gösteren Giresun 114 nefer, yirmi iki bîve (dul) hıristiyan nüfusa sahipti. Bunlar kaleyi tamir etmek, Giresun’dan geçen gemilere kılavuzluk yapmak şartıyla her türlü vergiden muaf tutulmuşlardı. Bu durum Osmanlılar’ın şehri barış yoluyla teslim aldığını gösterir. Kalede muhafızlar dışında dört sivil müslümanın adı deftere kaydedilmiştir. Giresun’un ilk müslüman sivil sakinleri olan ve her biri eski timar sahibi bulunan bu şahıslar Çepni Ali, Çankırılı Hamza, İbrâhim, Îsâ oğlu Ali idi. Kalede ise dizdar Kalkandelenli Yûsuf’un idaresinde otuz kadar muhafız görev yapıyordu. Bu muhafızların bazılarının isimleri altında Niğbolu, Manastır, Üsküp, Sofya, Semendire, Selânik, Kesriye ve Kefeli olduklarına dair kayıtlar bulunmaktadır. Bu rakamlara göre şehirde 600-700 kişinin yaşadığı tahmin edilebilir. Bunların hepsinin kale içinde oturup oturmadığı belli olmamakla birlikte kale dışında sahile doğru uzanan evlerden ikamet ettikleri söylenebilir.
^^SuLuBoYa^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 11-12-2006, 04:35
Banned
 
^^SuLuBoYa^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Suyla yaklaşma!!
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 5.723
Rep gücü: 0
Rep derecesi: ^^SuLuBoYa^^ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Denize doğru uzanan ve karşısında Doğu Karadeniz’in yegâne adasının (Giresun adası, Ares, Aretias, Areos Nesos, Puga) bulunduğu bir yarımadanın üzerinde yer alır. Yarımadadaki kale yerleşmenin çekirdeğini oluşturmuştur. Eski adı Kerasus olup bugünkü adı da bu kelimeye dayanır. Kerasus’un civarda bol miktarda yetişen kirazdan geldiği rivayet edilir. Bir başka kaynağa göre bu isim, yarımadanın denize doğru bir boynu gibi uzanması dolayısıyla eski Yunanca’da “boynuz” anlamına gelen kerastan türetilmiştir. Kaynaklarda adı Kerasus, Kerasous, Cerasous, Chirizonda, Cerasonte, Kerassunde şekillerinde de geçen şehir Türk hâkimiyeti döneminde bugünkü söylenişiyle anılmıştır.

Şehrin nüvesini oluşturan kalenin ne zaman kurulduğu ve nasıl bir yerleşmeye sahne olduğu hakkında kesin bilgi yoktur. Hititler döneminde Azzi ülkesinin bu bölgeyi de içine aldığı, milâttan önce IV ve V. yüzyıl Grek kaynaklarında ise Pontos denilen kesimin bir parçası olduğu belirtilir. Kerasus adlı bir yerleşme yerinin veya kalenin, milâttan önce 670’lerde Karadeniz bölgesinde koloniler teşkil etmeye başlayan Miletoslular tarafından kurulduğu ileri sürülür. Fakat bu ad altındaki koloninin Giresun’un bugünkü yerinde bulunup bulunmadığı tartışma konusudur. Ksenefon’un (m.ö. 350) ifadeleri bu konuda kesin bilgilere ulaşmayı güçleştirmektedir. Onun belirttiğine göre, başında bulunduğu Yunanlı askerlerle (Onbinler) milâttan önce 400’lerin başında ulaşıp bir ay kadar kaldıkları Trabzon’dan üç günlük mesafedeki yerin bugünkü Giresun olmayıp Vakfıkebir körfezinde bulunduğu ve bunun yörede yer alan Kereşon deresi (Kirazlık) adından teyit edildiği üzerinde durulmaktadır. Bazı yazarlar ise söz konusu bilgilerin doğrudan doğruya Giresun’un günümüzdeki yerini işaret ettiğini belirtirler. Strabon (ö. 21’den sonra), Amisos’tan (günümüzdeki Samsun’un yerinde) itibaren şehirleri sayarken Kytoros’tan sonra (günümüzdeki Ordu’ya 8 km. mesafede) Farnakia’nın geldiğini, buranın Kytoros’ta oturanlarca iskân edildiğini, buradan önce İskhopolis’e (Tirebolu [?]), oradan da orta büyüklükteki Kerasus’a ve Trapezus’a ulaşıldığını yazar. Bundan dolayı Kerasus ile Farnakia’nın ayrı şehirler olduğu ifade edilir. Arrien (ö. 176), idarecilik yaptığı bu bölgeden Roma imparatoruna yazdığı mektupta Farnakia’nın eski adının Kerasus olduğunu ve buranın da Sinoplular tarafından kurulduğunu bildirir. Bütün bu bilgilerden hareket edene pek çok araştırmacı, milâttan önce 183’te Sinop’u aldıktan sonra bölgeyi ele geçiren Pontos Kralı I. Farnakes (m.ö. 190-169) tarafından kurulan Farnakia’nın bugünkü şehrin bulunduğu yarımadada yer aldığını, uzun süre bu adla anıldığını ve Romalılar döneminde buranın Kerasus şeklinde adlandırıldığını belirtir. A. Bryer-D. Winfeld ise Farnakia’nın Yason burnunda olabileceği ihtimalini ileri sürerler. Onlara göre eski coğrafyacıların verdiği karışık bilgiler, XIX. yüzyılın bazı titiz araştırmacılarınca üç ayrı Kerasus’un varlığını ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri Sinop’un batısında, ikincisi Vakfıkebir’in doğusunda (Kireşon), üçüncüsü de bugünkü şehrin biraz uzağındaki vadide yer almakta olup Kireşon-Kerasus ihtimali çok zayıftır; Kerasus için Giresun’dan daha uzakta herhangi bir yer aramaya da ihtiyaç bulunmamaktadır.

Çevresinde önemli gümüş ve demir üretim yerleri olan Giresun, Pontuslular’ın ardından milâttan önce 64’te Pompeius tarafından zaptedildi. Ancak Romalılar burada tam bir hâkimiyet kurmadılar. Milâttan önce 64 ile milâttan sonra 64 yılları arasında bazı önde gelen ailelerin mâlikane arazileri içinde kaldı. Romalılar devrinde burada para da basıldı. Roma idaresinin ilk dönemlerinde, Romalı yazarlardan Ammianus Marcel’e göre Romalı kumandan Lucullus buraya geldiğinde yabani kiraz ağaçlarını görmüş ve fidanlarını Roma’ya götürmüştü. Bu bilgi kirazın dünyaya buradan yayıldığı rivayetinin kaynağı olmakla birlikte Roma’da daha önce de kirazın bilindiği belirtilir. Şehir Romalılar’ın idaresinden Bizans’ın denetimine girdi. 1071 sonrasındaki hızlı Türk fetihleri sırasında ele geçirilen yerler arasında Trabzon ve yöresinin bulunduğu bilinmektedir. Bununla birlikte Kerasus’un da Selçuklular’ın hâkimiyeti altına girdiğine dair herhangi bir bilgi yoktur. Haçlılar’ın İstanbul’u işgallerinin (1204) ardından Trabzon’da kurulan Rum İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalan kaleye yönelik Türk akınları ve tehdidi bundan sonra da sürdü. Selçuklular Sinop ve Samsun yöresine hâkim olduktan sonra Trabzon Rum İmparatorluğu’nun batı sınırlarını zorlamaya başladılar. 1297’de Ünye yöresini ele geçiren ve Çepniler olduklarına inanılan Türkmenler Trabzon’a kadar akında bulundular. Bu tarihlerden itibaren Karadeniz’de ticaret kolonileri kurmaya başlayan Cenevizliler’in de şehirde temsilcilerinin olduğu sanılmaktadır. Dolayısıyla burada ayrıca Ceneviz nüfuzu da etkili olmuştur. XIV. yüzyılın başlarında Çepni Türkmenleri’nin akın faaliyetleri sırasında kalenin zaptedildiği tahmin edilmektedir. Nitekim tarihçi Panaretos’un kısa yıllığına göre 1301’de İmparator II. Alexios Kerasus’a gelip “Koustougans” adlı Türkmen beyini yenilgiye uğratmış, surları yeniden yaptırıp kaleyi tahkim etmişti. Panaretos’un zikrettiği bu Türkmen beyinin Küçük Ağa veya Küçdoğan olduğu belirtilmektedir. Giresun’un bilinen ilk Türk fâtihi olduğu anlaşılan bu beyin adının, bölgede bulunan bir yerleşme yerinin isminden hareketle Kuşdoğan şeklinde okunması daha doğru olmalıdır. Bu beyin bölgede etkili olan Bayram Bey ile irtibatı hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Ancak Bayram Bey’in 1332’de Hamsiköy’e kadar geldiği Panaretos tarafından belirtilmiştir. Çağdaş kaynaklardan Livadenos’un raporuna göre 1341’den kısa bir süre önce Kerasus Türkmenler’in eline geçti. Fakat bu konuda tamamlayıcı bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca yine Panaretos’un ifadelerinden anlaşıldığına göre daha bu sıralarda şehrin art bölgesi ve etrafı kalabalık Çepni gruplarının iskânına sahnen olmuştu. Nitekim Kelkit vadisinden gelip Harşit ırmağı boyunca yerleşen Çepniler sahile kadar inmişlerdi. III. Alexios 1380 Şubatında üzerlerine yürüyüp bunları dağıtmış, hatta kayıklarına da el koymuştu. 1348’de şehirde ticaret kolonileri olan Cenevizliler’ce yağmalanıp kale dışındaki yerleşme yeri yakılan Kerasus, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun karşı karşıya kaldığı iç bunalımlar sırasında kuvvetli bir sığınak olarak ön plana çıktı. Grandük Niketas’ın bir iç mücadele esnasında buraya kaçıp (1354) daha sonra topladığı kuvvetlerle Trabzon’a yürüdüğü, fakat başarısız olunca geri dönüp kaleye kapandığı, bunun üzerine İmparator Alexios’un burayı kuşatıp itaat altına aldığı bilinmektedir. 1356’da imparator noeli burada geçirmişti. Panaretos ayrıca, 1361’de Ünye’ye giden imparatorun Kerasus’a geri dönerken aynı zamanda damadı olan Bayram Bey’in oğlu Hacı Emîr Bey’in de kendisine refakat ettiğini yazar. Yine ona göre III. Alexios da Niksar hâkimi Tâceddin Bey’e nikâhladığı kızı ile Kerasus’a gelmiş, Trabzon’daki karışıklıklar üzerine kızını burada bırakıp geri dönmüştü (1379).

Üzerinde bir de manastırın yer aldığı Ares adası 1368 Temmuzunda Osmanlı denizcilerinin hücumlarına hedef oldu. Böylece ilk Osmanlı tehdidiyle karşı karşıya kalan Kerasus bir süre sonra bölgedeki Türkmenler tarafından zaptedildi. Hacı Emîr Bey’in oğlu Süleyman Bey 1397 ilkbaharında şehri kuşatıp aldı. Bezm ü Rezm’e göre bu fetih Kadı Burhâneddin tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmıştı. Fetihten yedi yıl sonra 1404’te Trabzon’a gitmek üzere Giresun’dan geçen Katalan elçisi Clavijo, bu sahillerin Türk Beyi Arzemir’in (Hacı Emîr [?]) kontrolü altında olduğunu ve onun 10.000 kadar atlı askeri bulunduğunu yazmaktadır. Giresun fâtihi Süleyman Bey’in ne zaman ve ne şekilde vefat ettiği, beyliğinin nasıl ortadan kalktığı bilinmediği gibi Giresun’un hangi tarihte tekrar Trabzon Rum İmparatorluğu’nun eline geçtiği hakkında da bilgi yoktur. Fâtih Sultan Mehmed’in Trabzon’u fethi sırasında Giresun imparatorluğun elinde kuvvetli bir kale durumunda bulunuyordu. Muhtemelen Fâtih, 1461’de Trabzon’u alışının ardından geri dönüş sırasında burayı da teslim almıştı. Şehrin direnmeksizin zaptedildiği, fetihten yirmi beş yıl sonra yapılan tahrirden de anlaşılmaktadır.

Osmanlı idaresi altında Giresun bir liman şehri olarak gelişme gösterdi. Bu dönem boyunca zaman zaman bazı önemli olaylarla karşı karşıya kaldı. XVI. yüzyılın sonlarına doğru görülen eşkıyalık hareketleri Giresun ve yöresini de etkisi altına aldı. Daha bu yüzyılın başlarında Giresun’un Çepniler’le meskûn dağ köylerinin bir kısım halkı Safevî propagandasının esiriyle İran’a kaçmıştı. Yüzyılın son çeyreğinde ise Pazarsuyu kazasında toplanan otuz kadar medreseli (suhte) etrafta eşkıyalıkta bulunarak Giresun’da pek çok yeri basıp yağmalamışlar ve bunlar has voyvodası Zünnûn’un yöreden topladığı il erleri vasıtasıyla 1574 yazında bertaraf edilmişlerdi. 1586 ve 1587’de şehirde muhafız olarak bulunan yeniçeriler bazı karışıklıklar çıkardılar. 1594’te bu eşkıyalık hareketleri had safhaya ulaştı, yöreden 200 hâne “terk-i vatan” etti. XVII. yüzyıl başlarındaki bu tür sıkıntılar ve Celâlî gruplarının faaliyetleri halkın merkeze başvurmasına yol açtı. Ordu bölgesinden Hacı Şamlu Giresun Kalesi’ni kuşatmış, bu tehlike Seyyid Mehmed Paşa’nın gayretiyle atlatılmıştı. 1634’te ise Kazaklar Giresun yöresini yağmaladı. Evliya Çelebi, Kazaklar’ın Giresun karşısındaki adaya kayıklarını saklayarak saldırdıklarını belirtir. 1683’teki Viyana seferi için 300 er gönderen Giresun, XVIII. yüzyılın ikinci yarısına doğru bölgede etkili olan âyanın mücadelesine sahne oldu. 1756’da Canik muhassılı olan Süleyman Paşa ve kardeşi Ali Bey 12.000 kadar kuvvetle şehri basıp yağmaladılar. Kaleye kapanan halk yirmi üç gün süren kuşatmadan oldukça etkilendi. Bu sırada şehir yakıldı, mallar gemilerle Samsun’a taşındı. Söz konusu tahribatın izleri kolay kapatılamadı. Hemen ardından devlet tarafından takibata uğrayan idam mahkûmu iki âyan kaleye sığındı ve kendilerini kuşatan Canikli Ali Bey’e altmış gün kadar direndikten sonra ele geçirildi. 1789’da başlayan savaş dolayısıyla Soğucak ve Anapa taraflarına gitmekle görevlendirilen bölge âyanı arasında Giresun yöresindekiler de vardı. Bu dönemde şehirde dizdar Lâçinoğlu Hacı Mustafa nüfuz tesis etmişti. XIX. yüzyılın ilk çeyreğindeki Tuzucuoğulları isyanı Giresun’un da içinde bulunduğu bölgeyi etkiledi. Bunlara katılan Lâçinoğulları 1816’da Giresun’a tam olarak hâkim oldular. II. Mahmud’un gönderdiği iki firkateyn ile bir korvet Giresun önlerine gelerek yeniden kontrolü sağladı. Şehir asıl önemli olayları Millî Mücadelede dönemlerinde yaşadı. İşgale uğramamasına karşılık Ruslar’ın Trabzon’u alıp Harşıt’a kadar ilerlemesi şehirde büyük bir endişeye yol açtı. Yörede Pontus Rum Devleti kurmaya yönelik hareketler, Rum çetelerin faaliyetleri ve bunlara karşı direniş pek çok karışıklığa sebep oldu. Direnişi örgütleyen belediye reisi Topal Osman Ağa önemli faaliyetlerde bulundu. Giresun askerlik şubesi başkanı ve Türk dili, kültürü hakkında yazıları olan Hüseyin Avni Bey de bu mücadelede rol oynadı. Cumhuriyet döneminde vilâyet merkezi haline getirilen (1923) Giresun’un Rum nüfusu Lozan Antlaşması sonrasında yapılan mübâdele ile burayı terketti.
^^SuLuBoYa^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Giresun Adası thecotanaks Giresun 1 23-05-2008 03:04
Giresun ve civarındaki köyler DogalGaz Coğrafya 0 02-01-2008 05:00
Marmaris ve Giresun yarı finalde Haberci Spor haberleri 0 23-05-2007 08:50
Giresun Yemekleri ^^SuLuBoYa^^ Giresun 3 22-05-2007 21:55
Giresun Folklörü ^^SuLuBoYa^^ Giresun 0 11-12-2006 04:35


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:12 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736