Alvarli Haci Muhammed LÜtfİ Efendİ Hazretlerİ (1868-1956) - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Hayat-üs Sahabe İslam Alimleri » Alvarli Haci Muhammed LÜtfİ Efendİ Hazretlerİ (1868-1956)

Hayat-üs Sahabe İslam Alimleri Evliyalar, Sahabeler ve Alimlerin hayat hikayeleri örnek davranışları hakkında tüm bilgiler..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 07-07-2007, 11:39
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.273
Rep gücü: 30
Rep derecesi: KaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır GeliyorKaaN Bangır Bangır Geliyor

Arrow Alvarli Haci Muhammed LÜtfİ Efendİ Hazretlerİ (1868-1956)

 




Muhammed Lutfi’yi hayr ile yad et
Hayır dua ile kalbin abad et
Bir Fatiha oku ruhunu şad et
Her iki alemde mansur olasın

TARİHÇE-İ HAYATI

1285 H (1868 M) tarihinde Erzurum'un Hasankale'ye bağlı Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir.İsmi Muhammed Lütfi'dir. Pederleri Hâce Hüseyin Efendi, valideleri Seyyide Hatice Hanım’dır. Evlad-ı Resuldür.Tahsilini basta pederleri olmak üzere devrinin şöhretli alimlerinden tamamlamış, icazet alarak 1891’de(Hicri:1307) Hasankale’nin Sivaslı Camii'ne imam olmuştur. Aynı yıl pederleri ile birlikte Bitlis'e giderek her ikisi de Hace Muhammed Pir-i Küfrevi Hazretleri'nin mümtaz bir halifesi olarak Hasankale'ye geri dönmüşlerdir. Efe hazretleri bu ziyarete bir şiirinde şöyle değinir:

“Bin üç yüz yedide oldum revane
Eriştim ravza-yı dar-ül emane”

Merhum Osman Demirci Hocaefendi bu ziyareti şöyle anlatmıştı: “Tabi o(Efe hazretleri) gençliğinde de büyük bir zat imiş…Babası Hüseyin Efendi de, Erzurum’da Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeniler tarafından şehid olmuş, o da meşayihten, evliyaullahtan büyük bir zat. Hüseyin Efendi oğlunu 17 yaşlarındayken Bitlis’e götürmüş, Muhammed Küfrevi hazretlerinin dergahına… Bitlis’te dergahın etrafında binlerce insan bekliyor. Ne zaman ziyarete kabul edilecek? O da bir tarafta oturuyor. Bir bakıyorlar ki, dergahtan bir adam çıkıyor ve diyor ki: “Erzurum’lu Hüseyin Efendi hocanın mahdumu Muhammed Lütfi Efendi kim?” Buyur ediyorlar. Kendi anlattı, Allah şefaatlerini nasip eylesin; “İçeri girdik, oturduk, öyle bir nazar etti ki, başım sanki semalara değdi.”
Fethullah Gülen Hocaefendi de 1996’da yaptığı bir sohbette şu hatırayı naklediyorlar: Pir-i Küfrevi Hazretlerinin Alvar İmamı için dediği şey vardı. Mollalar Alvar Imamı ve babasının başını sarıyorlar, gece yarısına kadar zorluyorlar, “nasıl oldu da bu adamlar hemen dün bir, bugün iki geldiler, hilafet postuna oturdular, Pir-i Küfrevi Hazretleri bunlara iltifat etti” Gece yarısı birden kapı açılıyor, Hazret don gömlek içeri giriyor; “Mollalar, mollalar” diyor, “Lütfü Efendinin, Hüseyin Efendinin bize ihtiyacı yoktu, kemâlleri getirdi buraya.”
Daha sonra buradan Erzurum'un Dinarkom köyüne gitmiş ve orada Birinci Cihan Harbi'ne kadar kalmıştır. Dinarkom onun çok sevdiği bir yerdir. Bir şiirinde buna şöyle değinir:

“Lütfi ne güzeldir kuy-i Dinarkom
Âb-ı hayat akar suy-ı Dinarkom
Safalar bahş eder buy-ı Dinarkom
Güllendi bir zaman bağ-u bostanım”

Birinci Dünya Savaşını ve Ermeni zulmünü bir şiirinde şöyle anlatır:

“Koptu bugün Kıyamet
Yeryüzü alkan oldi
Görülmemiş alamet
Kandan bir tufan oldi.

İslam hanümanıyla
Kurtulmaz bir canıyla
Herkesin öz kanıyla
Saçları elvan oldi.

Yiğitler baltalanmış
Öz kanına boyanmış
Körpe kuzular yanmış
Gören adem kan oldi.

Rusların istilası müddetince orada kalmış; Ermenilerin katliama başlaması üzerine, köyden ve diğer köylerden topladığı altmış kadar çete halindeki bir müfreze ile Rusların karargâh deposu olan köye, o gün Ermeni topluluğunun da burada bulunuşu dolayısıyla taarruz etmiş. Böylece, Ermeniler püskürtülmüş ve kendileri müfrezesiyle birlikte Oyuklu köyünün yanı başında Rusların yığdığı kıyas kabul etmez bir depoyu teslim almış ve Zergideler Köyü'nde Türk ordusuna iltihak ederek ordu ile birlikte gün ışırken Erzurum'a girmiş ve hemen pederlerinin yanına koşmuş. Pederleri Hüseyin Efendi bir Ermeni dipçiği ile ağır yaralı bir vaziyettedir. Pederlerini kana bulanmış, ağır yaralı bir halde bulmuş ve o günün ikindisine kadar pederleriyle meşgul olmuş. Akşama doğru vefat eden pederlerini Kavak Kapısı Kabristanı’na defnetmiştir.
Fethullah Gülen Hocaefendi bir sohbetinde şunları ifade ediyor; “Babaları Hüseyin Kındı efendiyi ben görmedim. Ermeni taşnaksiyonu on sekizli yıllarda şehit etmişler. Elli dörtte, mezarından çıkarıldığında, sakalının bir tüyü bile dökülmemiş, dipdiri çıkardıkları o günleri ben idrak ettim.”
Bilahare görevini Yavi nahiyesine, oradan da, anavatanı olan Hasankale'ye nakletmiştir. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğü’nü kabul etmemiş, Hasankale'ye bir saat mesafede bulunan Alvar köyü halkının istirhamı üzerine oraya giderek bu köyde yirmi dört sene vazife yapmıştır Halk arasında "Alvar imamı" ve "Efe hazretleri" unvanıyla tanındı.. Efe Hazretlerinin duygu ve düşüncesinin piştiği yer Alvar Köyü'dür.
1939 yılında Prostat hastalığından dolayı tedavi için Erzurum'a gitmiş, Mehdi Efendi Mahallesi'nde kiracı olarak bir evde ikamet ederek 16 sene de burada olmak üzere 90 yıllık çok bereketli ömrünü dine ve insanlığa adamıştır. 1947,49 ve 1950’de olmak üzere üç defa Hacca gitmiştir. 12.03. 1956 tarihinde ebedi aleme intikal etmiş ve naş-i şerifi Alvar köyünde pederleri Hüseyin Efendi yanında gömülmüştür.

ŞEMAİL VE AHLAKI
Efe hazretleri mütebessimdi. Nurani idi. Beyaza yakın buğday benizli idi ve mübarek kaşlarının arası açıktı.
Efe hazretleri, Resulullah ahlakının canlı bir numunesi idi. Alvar İmamında dikkatimizi çeken en önemli özellikler şefkati, cömertliği ve halktan istiğna duygusu idi. Kısaca bunlara değinelim:1-İstiğnası: İstiğna, halktan maddi yardım talep etmemektir,şahsına yönelik olarak minnet altında kalmamaktır. Özellikle din düşmanlarının “ilmi kazanç vasıtası yapıyorlar” ithamına karşı istiğna düsturu bu zamanda çok ehemmiyet kazanmıştır. Efe hazretleri de mübarek ömrü boyunca istiğnaya azami dikkat etmiş bir zattır. Oğlu merhum Hâce Seyfeddin Efendi bu yönü için şunları demektedir: “Bu zat, şu doksan sene ömrü hayatı içinde, taşı taşın üstüne koymamış, bir ev sahibi olmayı daha hatırlamamış, dünya metaı ve malına malik olmayı hiç arzu etmemiş. Gayet temiz elbise giyer, mu'tedilen her hareketi vakur, müstağni...Dünyası ve geçimi hatırası için bay-geda hiç kimseye göz ucu ile veya ima ile dahi olsa tenezzül etmemiş ve dar-i maişetini temin etmek üzere hiç kimseden ufacık bir yardım hatırından bile geçmemiş. Her zaman için ve her gün sofrasında müteaddit insanlara ikram etmek üzere misafirperverliğini her şahıs hayretle takdir ederdi.”
M. Fethullah Gülen Hocaefendi de 1982’de yapmış olduğu bir sohbette Efe hazretlerinin istiğnasına şöyle değinir: “Kendi emanet evde ruhunu Allah’a teslim etti. İhtimal ki altındaki sedir de emanetti. Beyin yapıcımız gibi müstağni bir insandı. Kendisine ait hiçbir şey yoktu. 40 sene-30 sene postnişin olduğu tekkede hatırımda kaldığına göre hasır serilirdi. Halı kilim yoktu. Gayet müstağni idi.”
2-Cömertliği:
“Misafirin kademleri kesilse,
O evden bereket ref olur elbet.
Gönülde sehavet gülleri solsa,
Hurmet-i ahbaba kalır mı himmet.”
Alvar İmamının nazarı dikkati çeken mühim bir hususiyeti de alabildiğince cömertliği idi. Oğlu Seyfeddin Mazlumoğlu bu hususiyetini şöyle anlatır: “Son zamanlarında kendisine niyaz ve istirhamla hediye edilen neler ise, yerli yerince mahallini keşif ederek bir emaneti yerine tevdi etmek üzere ulaştırır idi. Bu meyanda gidavi(gıdasal) her hangi hediyeleri misafirlerine ikram eder ve kendilerine dua ederek ikramını minnet bilir, kemal-i iltifatla misafirlerini yolcu ederdi. Ve hatta şunu da kasemle ilave edeyim ki, yirmi iki yaşından doksan yaşına kadar yani altmış sekiz sene sofrasına misafirsiz el sunduğu ender görülmüş idi.”
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi, Efe’nin cömertliği hakkında şunları ifade ediyor; “Dikkatimi çeken mühim bir meziyeti de onun cömertliği idi. O, eşe, dosta, ihtiyaç sahiplerine ikram etmekten çok zevk alırdı. Herkesin isteklerini ve ihtiyaçlarını büyük bir sürur içerisinde yerine getirmeye gayret eder, böylece gönüllerle muhabbet ve uhuvvet tohumlarını ekerdi.”
3-Şefkat ve merhameti:
“Sakın incitme bir canı
Yıkarsın arş-ı Rahmanı”
dizeleri Alvar İmamının inceliğine ne güzel bir misaldir.
Düşkünlere ve hastalara o derece merhametli idi ki, hiçbir ana ve baba evladına o derece şefkat ve merhamet edemez... Yanına gelen muzdariplerin ızdıraplarına çareler aramak üzere maddi ve manevi onlarla beraber muzdarip olur ve çok kimseler yanından ızdıraplarına çare ve dertlerine derman olunmuş halde ayrılırlar idi.
Bir başka ölçüsü de şöyledir:
“Adalet, merhamet, insaf gerektirir ehl-i imane
Mürüvvet et kıyas-i nefs ile zulmetme insane”


İRŞADI VE SOHBETLERİ
Alvar İmamı bir Nakşbendiyye-Halidi şeyhi olamkala beraber aynı zamanda Kadiriyy tarikinde de mürşid-i Kamil idi. Nakşi yanıyla Küfrevilerin halifesi idi, diğer yanıyla Kadiriler açısından, Azerbaycan Türk'ü Seyyid Hamza’nın halifesi idi.

O'nun meclisi herkese açıktı. Sohbetleri Tevhid derslerini talim mahiyetindedir. Hadis-i şeriflerden bahseder, Peygamber ve Sahabe sevgisini işlerdi. Mehmed Kırkıncı Hocaefendi bu konuda şunları söylüyor: “Ekseriya sohbetlerinde marifetullah ve muhabbetullahtan, Allah’ı sevmekten bahsederdi.Bu bakımdan meclisinde bulunanlar onu zevk ve şevkle dinlerlerdi. Doğrusu onun sohbetinde başka bir haz, başka bir tat var idi. Bu ise ona Allah’ın bahşettiği bir lütuftu.”
Dergahında hatm-i hacegan denilen zikir toplantılarında cehri ve hafi zikirler çekilir, aynı zamanda Efe hazretlerinin bestelenmiş şiirleri ile kalpler coşardı. Bir şiirinde zikrin ehemmiyetini şöyle anlatır:

Arş-ı azam sallanır
Zakir Allah dedikçe
Levhu kalem allanır
Zakir Allah dedikçe”

Fethullah Gülen Hocaefendi, müzikle alakalı bir soruya cevap verirken çocukluğunda devam ettiği Alvarlı’nın dergahında def eşliğinde Efe hazretlerinin şiirlerinin okunduğunu belirtir ve bir misal olarak şu dizeleri nakleder:

“Ey talib-i feyzi Hüda
Gel halkaya gir halkaya
Ey aşık-ı nur-i Hüda
Gel halkaya, gir halkaya”
Efe hazretleri’nin Gavs-ı Azam Abdülkadir Geylani hazretlerine çok ciddi bir merbutiyeti vardır, divanında bu açıkça sezilir. Bir şiirinde ondan “Şemş-i marifet pirimiz, tarikatte rehberimiz, gönüllerde enverimiz, dü cihan destgirimiz” diye bahseder.Ona göre Geylani hazretleri “Haremgah-ı visalin mahremidir.” Bir başka şiirinde de Hazret-i Gavs için şunları söyler:
“Feyz-i Rabbani merkezi
Sırr-ı velayet mehazi
Meydan-i reşadet bazi
Abdülkadir’dir Gavsullah”

Şeyhi olan Muhammed Küfrevi için de, bir şiirinde şöyle der:
“Muhammed Küfrevi kenz-i keremdir
Meyan-ı kamilde Mesiha demdir
Avn-i Hüda ile sahib kademdir
Lokman-ı manevi derman iledir.”

EHL-i BEYT MUHABBETİ:
Efe hazretlerinde ehl-i beyte çok büyük bir tazim vardır. Divanında bu açıkça görülür. Birçok şiiri Kerbela faciasına ayrılmıştır. Onların en meşhuru da şudur:
“Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.
Bu gün Eyyam-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar.

Hüseyn-i Kerbela’yı elvan eden gündür.
Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar.

Bugün Âl-i abanın gülşeninin gülleri soldu,
Düşüp bir ateş-i dilsuz, kamu ehl-i iman ağlar.

Bugün Gülzar-ı Muhtar-ı Hüda’ya bir hazan esti,
Zemine düştü vaveyla, felekte kehkeşan ağlar.

Bugün hunbar olur gözü elbet Haydar-ı Kerrarın
Görür Zehra’yı hun efşan, Resul-i âli şan ağlar.

Bu gün evlad-ı Haydar, hem dahi ahfad-ı Peygamber
Döküldü gül gibi yerler yüzüne, asuman ağlar.

Gülistan-ı Muhammedin Gül-i hamraların derdi
Yed-i kahr ile ol gaddar, bu gün devr-i zaman ağlar.

Risalet gül gülistanı, nübüvvet bağu bostanı
Hüseyni ol nuristanı gören Pir ü civan ağlar

Güruh-i hanedana Lütfiya kurban ola canım
İla yevmil kıyame can ile ehl-i iman ağlar.”

Onun şiirlerinde Hz. Ali’ye de büyük bir sevgi ve bağlılık görülür:
“Nur-ı ayn-i Muhammed’dir
Şah-ı merdan Hayder Ali
Dürr-i Deryayı Ahmeddir
Şah-ı Merdan Hayder Ali

Fethullah Gülen, bu yönüne şöyle değiniyor; Alvar imamı, Sünni dünyada neşet etmiş, yetişmiş ama bilirim ben, “Ali” deyince gözleri dolardı ve hepimiz onun ağlamasıyla ağlardık.”
Fakat onun bu sevgisi ölçülüdür ve Ehl-i sünnet prensipleri dairesindedir. O, dört halifenin de aşığıdır:
“Veliler serveri Sıddık-ı Ekber.
Severdi Sıddıkı Allah, Peygamber.
Adalet güneşi Hazret-i Ömer.
Nur-u Kur’an ile Osman Münevver.
Şecaatte Ali güneşten ezher.
Biz severiz çar-ı yar-i veliyi
Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali’yi.”

Efe hazretleri bir felaket ve helaket devrin gül yetiştiren dertli bahçevanlarındandı. Hep ızdırablı yaşadı.Halk içinde Hak ile beraber olma güzelliği içinde kalbine gelen ilhamlarla etrafını çemenzara çevirdi.İnşallah bu küçük çalışma içimizde onu yakından tanıma aşkı şevki uyandırır.

HAKKINDA SÖYLENİLENLER:
* M. Fethullah Gülen: “Şarkın dolu sineli insanı Alvar İmamının tekyesinde, 16 yaşına kadar çocukluğum geçmiştir. Reşid ve meseleyi anlamış bir insan olarak o büyük zattan -son devrin uful eden güneşlerindendi- istifade edememiştim, edemem de... İstifade kabiliyete de bağlıdır.”
"O sıkışık dönemde Alvar İmamı merhum hem medreseler açısından, hem dini hayatın tasavvufi bir ocakta terennümü açısından kuvve-i maneviye olmuştur.”
“O, ruh gücü ve yüksek himmetiyle bulunduğu muhitte bir veliler başbuğu, ledünni bilgisiyle devrin ünlüsüydü. Eşiğine baş koyan herkesi manevi güç ve cazibesiyle büyüler, kendine çeker; sohbetine erenleri de irfanıyla mest ederdi. O, ince mercanlarla dolu bir deniz, çağıltılarla akan bir nehir ve derinlikleri herkesi düşündüren, harekete sevk eden bir garip gibiydi. Bugün O' nun hayat çeşmesinden kana kana içip ölümsüzlüğe eren nice kimseler vardır ki, aradan bunca yıl, bunca zaman geçmiş olmasına rağmen, Ruhlarında hala O'nun hayatbahş olan soluklarını duyar gibi ürperirler.”
Merhum Osman Demirci Hocaefendi 6 Ekim 2002’de Alvarlı Efe hazretleri için şunları söyler:

“1950’de askerden terhis olduktan sonra, Erzurum’da Arapça tedrisata başlarken ilk defa o zatı ziyaret ettik.Ziyaret ettiğimde hayalimin üstünde bir zat gördüm. Karşıma, ayın on beşi gibi bedirlenmiş,beyaz sakalı, nurani simasıyla şahsiyeti mükemmel bir insan çıktı. Ben hayalimde “asr-ı saadetten sonra,sahabe-i kiram’dan sonra Kur’an-ı Kerim’in emirlerine kayıtsız şartsız tabi olan,yaşayan acaba bir Müslüman var mı?” diye hayal ederken o zatı görünce, her haliyle sanki sahabeden bir zat geri kalmış gibi geldi barekallah. İslam’a karşı olan bütün hadiseler karşısında ateş gibi yanıyor, gece gündüz Kur’an,iman, Resulullah diyerek,etrafına gelenlere bir taraftan ümid veriyor, bir taraftan da hadiseleri şiirleriyle değerlendiriyordu.”
“O zatı gördüğümde ben tatmin olmuştum. Demek ki her asırda Cenab-ı Hakk’ın Kur'an-ı Kerim’in bütün emirlerine bağlı, Peygamberimiz (SAV) verasetini deruhte eden şahsiyetler bulunuyor. Zaten onlar olmazsa kâinat yaşayamaz. Onlar bir nevi sütun ve direk mesabesindedir. O'nun o vazifeyle tavzif edildiğini müşahede ettim. Sohbetlerine devam ettim. O'na bağlandım.”
“Sohbet esnasında, doksan yaşında olmasına rağmen bir delikanlı gibi dinç, Hatm-i Hâce’de Silsile-i âliyeyi ezbere okurdu. Ta Resulullah(SAV)’dan başlayarak o silsileyi son şeyhe kadar bütün bağışlaya bağışlaya gelirdi. Fesuphanallah, nasıl bir hafıza?

“Resulullah Muhammed Mustafa’dır.
Veliyullah Aliyyül murtezadır.
Veliler ekberi Sıddık-ı Ekber
Anı tasdik eder zat-ı peygamber.
Ömer’dir şems-i eflak-ı adalet,
Eder izhar-ı İslam’a delalet.
O Zinnureyn Hak yar-i Osman
Güneş gibi yüzünde nur-i Rahman
Resulullah dedi; Selman-ı Faris,
Benimdir, emreder nur-il mecalis.
Radıyallahu anhum her dü alem
Ve nur-i Seyyid-i Evlad-ı Adem
İlahi, ez kerem bab-ı keremkün
Kabulü bab-ı dergah-ı haremkün.”

Mehmed Kırkıncı Hocaefendi 6 Ekim 2001’de Alvar İmamı ile ilgili şunları söyledi:
“Çok mükemmel bir adam, aklı da, ubudiyeti de, irfanı da... Çok severdim kendisini. 1946-48’lerde medresede ders okuduğum zamanlarda, yanına gittiğimde çok sevinirdi. O kadar çok severdi ki, sohbetlerine gittiğimde yaşlı başlı insanların yanında beni yanına alırdı. Çok utanırdım. İlme çok ehemmiyet verirdi.”
“Nakşi Tarikatının büyük mürşidlerinden olan Muhammed Lütfi Efendi de hamiyetperver zatlardan idi. Yalnız Erzurum’da değil, tüm Şark’ta şöhret kazanmış, büyük bir mürşid idi. Fıtraten mümtaz olan bu zat, Fıkıh, Hadis, Tefsir ve Kelam gibi şeriat ilimlerinde de fevkalade vukufiyete sahipti.”

***Sadi Mazlumoğlu(Torunu): “Âlimdi, kâmil ve mükemmel bir insandı.
***Ahmed Turan Bey; “Alimdi, Mürşid-i kamildi. Fakat bunların en üstün meziyetlerinden birisi de fevkalade zeki bir insandır.”

ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER
Hülasat-ül Hakayık adlı eserinden nakledilmiştir.

Efe hazretlerinin şiirlerinden bir kısmı Ahirzaman alametleri ve devrin maddi manevi felaketleri üzerinedir:
“El elden üzülmüş, yar elden gitmiş.
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.
Kurb-ı kıyamettir, tarih de bitmiş.
Humekayı zaman nanay oynarlar.

Taraf taraf bela istila eyler,
Kahrullah gazaba istinad eyler,
Kanlar akar yerde incimad eyler,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.

Ar ile namus da kalmadı gitti.
Yüzler siyah oldi, hayâ da bitti.
Dünyada yaşamak kemale yetti.
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.

Avretler erine itaat etmez,
Erlerin avrete sözü kar etmez,
Evlad baba ile iftihar etmez,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.

Erkek dişi birbirine karışdı,
Herkes arzusunu buldu görüşdi,
Alamet-i Kübra heman kavuşdı,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.

Lütfiyi affede Hazret-i Allah,
Merhamet buyura vallahi billah,
Korkarım tecelli ede adlullah,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.”


***

“Beni benden cüda kılsan
Nolur ya Rab nolur ya Rab
Hak yoluna feda kılsan
Nolur ya Rab nolur ya Rab

“Şem’a-i nur-i Ahmed’e
Cibriller pervane döner
Nur cemalli Muhammed’e
Kudsiler pervane döner.”

“Bad-ı hazan esti, bağlar bozuldu.
Gülistanda katmer güller mi kaldı?
Şecerler kırıldı, parlar üzüldü.
El atacak dahi dallar mı kaldı.”


“Dilberi gülber isterem,
Ruhleri ahmer olmalı,
Fatih-i Hayber isterem,
Yanında Kanber olmalı.”


”Sefinem gark oldu derd deryasına,
Sahra-yı sinemi dert aldı getti.
Hasretkeş olmuşdur dil leylasına,
Bülbül tek zarımı gül aldı getti.”
KaaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
şarapçı recai ile kankası kumarbaz lütfü okanıl Resimler ve Karikatürler 4 01-09-2007 01:32
H.z Muhammed (s.a.v) duyguların yazarı Dini Konular 4 29-05-2007 21:50
BehlÜl-İ DÂn Hazretlerİ Ve Menkibelerİ senolmarket Hayat-üs Sahabe İslam Alimleri 0 05-05-2007 21:56
BEHRULLAH EFENDİ Parkie Kim Kimdir 0 30-09-2006 01:33
Hz.Muhammed (s.a..v) !!! _aLmİrA_ Dini Konular 3 25-04-2006 21:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:26 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784