| | Aşkını Söyle Bana
Hayattan hiçbir şekilde vazgeçmemek gerektiğine inan ben,ümitlerimi yitirmeye başladığımı hissettiğimde kaçmak istedim.
Ve üniversite maceram böylelikle start aldı. Yıllarca beklediğim,ömrümün geri kalanını birlikte geçireceğimi
zannettiğim ilk aşkım beni sırtımdan vurup başkası ile nişanlandığında,en iyi çarenin uzaklaşmak ve zamanın
bu acıya merhem olmasını beklemek olduğuna karar verdim. Ve yeniden ünversite sınavına girdim. Kazandım da,
benim için mutluluk ve acıyla geçecek yeni yepyeni bir sayfa açıldı hayatımda...
Benim hikayemin kahramanıyla okulun ilk günlerinde tanıştım. Gözleriyle ilk karşılaşmamda hayatımın bundan
sonraki bölümünü işgal edeceğini hissetmiştim.Kendime defalarca tekrar tekrar "hayır,yine mi acı çekmek istiyorsun"
"o sana uygun değil"diye akıl vermelerim boşa gitti. Onu gördüğüm ilk anda aşık olmuştum. Başkalarını bilmem ama
benim için son derece anormal bir durumdu bu! Çünkü ben çok kolay aşık olan, şıpsevdi biri değildim.
İlk görüşte aşka da inanmazdım ama daha ilk günden bütün hayat felsefemi yerle bir etmişti hınzır.
Dillere destan bir tanışma öykümüz var zaten,anlattığım herkez gülme krizleri geçiriyor."Merhaba"
dediğimiz andan itibaren sanki yıllardır bir aradaymışız gibi hissettim. Sonraki günlerde aklımdan hiç çıkmadı.
Kendime engel olma çabalarımsa sadece çaba olarak kaldı.Kendimi ondan uzak tutamadım.
Birbirimize gece ile gündüz kadar zıttık oysa. Ben sakinliği severim,o hızlı ve kalabalık ortamları.
Benim çok az dostum vardır,o ise sayısını bile bilemez ahbaplarının,ben duygusal ilişkileri severim,
o bedensel,ben şiirlerle şarkılarla paylaşırım yanlızlığımı,onunsa yanlız olacak vakti bile yoktur.
O okulun en popüler,peşinden en çok koşulan yıldız çocuğu, bense o yıldıza bakıp dilekler tutan bir
hayalperest...
Aslında çirkin bir kız değilim,ayrıca son derece zeki ve akıllı olduğumda görmezden gelinmemesi gereken bir gerçek.
Neyse fazla uzatmayayım, sonunda kendimizi adının ne olduğunu bilmediğimiz garip bir ilişki içinde bulduk.
Ne o bensiz,ne ben onsuz olabiliyorum. Arkadaş değiliz,sevgili de değiliz. Oysa hayatımızın tüm neşesini,acısını,
mutluluklarını,kaygılarını paylaşıyoruz. Okul zamanı birbirimize çok fazla vakit ayıramıyorduk,ancak okulu bitirip
İstanbul"a dönünce ilişkimiz daha farklı bir anlam kazandı. Onun ailesi beni,benim ailem onu çok seviyor.
Bense ona ilk günkü gibi aşığım. Onunla her görüşmemizde kalbim deliler gibi çarpıyor. Dört senedir hiç değişmedi.
Birgün heycandan ölüp gideceğim diye korkuyorum.
Zaman yanındayken öyle hızlı geçiyor ki,sinir oluyorum. Birlikte çok fazla vakit geçirmemize rağmen yanında olmaya doyamıyorum.
Gezmeye gidiyoruz,arkadaşlarımızı ziyaret ediyoruz,sabahlara kadar şamata gırgır, bazen birlikte para kazanacağımız
promosyon işleri yapıyoruz, her gün görüşemezsek mutlaka telefonda saatler harcıyoruz.
Şu an aklıma gelmeyen öyle çok şey var ki! Kısaca hayatımızı paylaşıyoruz. Ama kim sorarsa o benim sevgilim değil,
bana aşık değil. Neden kabul etmiyor ki buz gibi aşık bana! Ben de onun için çıldırıyorum,milyonlarca kez onu sevdiğimi
söyledim ve tek istediğim beni sevdiğini söylemesi,bu kadar mı zor.
Bundan sonra zaman bize ne gösterecek bilmiyorum. Bazen gerçekten beni sevmediğini düşünüyorum.
Hikayemi sizlerle paylaşmak istedim,özellikle de sevdiği halde söyleyemeyen arkadaşlar varsa,yazımı
okuyup bir kez daha düşünsünler ve gidip sevdikleri kıza "Seni Seviyorum"desinler,doya doya hemde,
hayat çok kısa ve belkide yarın çok geç olabilir. | |