| | söylenmesi, yaşanması gerekenleri ertlememeli.. ya da hiç konuşmamalı mı..
Bir gecelikti, hepsi bir gecelik..
1961 yılbaşı mı, 62 mi..
İkisinden biri..
Bizim oralarda nasıl güzel, nasıl nazlı, nasıl narin, nasıl ince, nasıl duygulu bir kız var..
Allah onu aşık olsunlar diye yaratmış..
Çok iyi arkadaşım..
Hemen her gün beraberiz..
Ama o kadar..
Duygularımı kendime bile açıklamam söz konusu değil..
Çünkü en sevdiğim arkadaşım ona sırılsıklam aşık ve o aşkını açıklamış..
Bu, benim için herşeyin başlamadan bittiği anlamına geliyor o günlerde..
"Yılbaşında ne yapıyorsun" dedi..
"Hiç" dedim..
"Bir parti var bizim arkadaşlarda, yalnız gitmek istemiyorum, beni götürürmüsün?.."
Başka zaman olsa, körün istediği bir göz..
Beynim bana durmadan "Uzak dur ondan" derken, ne yapabilirim şimdi..
Ama reddetmem de mümkün değil..
Gittik..
O zaman 45'lik plaklar var..
Bugünün singlelarına karşılık..
Yeni, yepyeni bir Elvis şarkısı getirmiş ev sahibi Avrupa'dan gelirken..
Daha Türkiye bilmiyor bu şarkıyı..
Ben de ilk defa dinliyorum ....
Bayıldığım napolitenlerin en ünlüsü, O Sole mio'yu uyarlamış Elvis..
"It's now or never" diye..
Nasıl harika söylüyor..
Herkes büyülendi..
Ev sahibi plağı değiştirmek için gittiğinde kıyamet koptu, "Kalsın" diye..
Pikabın "Tekrar" düğmesine basıldı, sabaha kadar o tek şarkı çaldı, o yılbaşı gecesi..
Bir yandan şarkıyı dinliyorum, bir yandan giderek loslaşan mumların
ışığında, çok uzağına oturduğum bizimkine bakmamaya çalışıyorum..
Hemen herkes çift..
Elvis'in müziği ile sarılmışlar birbirlerine..
Elvis'in istediği gibi..
Sımsıkı..
Ya şimdi, ya da hiç gibi yaşıyorlar geceyi..
Dalmışım..
Omzumda bir dokunma..
"Dans et benimle Hıncal.."
O..
İŞte o..
Ve işte kaçınılmaz an..
Hayatta en çok kollarıma almak, en çok sarılmak istediğim kız, "Hadi dans edelim" diyor..
Oysa ondan uzak, çok uzak durmam gerek..
Kahretsin..
Herşey başka olamaz mıydı?..
Kalktım..
Beline sarılırken göz göze geldik..
O harika gözler buğulu mu ne?..
Ağlıyor mu yoksa..
"Come hold me tight..
Kiss me my darling.."
Başını omzuma bıraktı..
O dünya güzeli saçlar boynumu oksuyor şimdi ve ben ölmek üzereyim..
Ona sokulmak, daha sıcak sarılmak, kulağına, Elvis'le birlikte fısıldamak istiyorum..
"Yarın çok geç olacak..
Bu gece..
Bu gece..
" Ama olmaz ki..
Olamaz ki..
O en sevdiğim arkadaşımın delice aşık olduğu kız..
Bir ara hıçkırdığını hissettim..
Gözünden düşen damlanın omzunu ıslattığını da..
O da bir şey söylemek istiyor..
Konuşamıyor..
Ama sırtımda dolaşan elinden anlıyorum içinden geçeni sanki..
İkimiz de aynı şeyi söylemek istiyor, ama söyleyemiyoruz..
Yazılmamış bir anlaşma bu..
O gece öyle yaşanacak..
Hiçbirşey söylemeden, söylenecek herşeyi Elvis'e bırakarak..
Ertesi sabah hayata, o gece hiç yaşanmamış gibi kaldığı yerden devam edilecek..
Benim parmaklarım onun saçlarında, onunkiler benim sırtımda dolaşarak, tüm söylemlerimizi parmaklarımızın ucuna yükleyerek sabahın ilk ışıklarına kadar sarmaş dolaş dans ettik..
Onun gözyaşları yanaklarına, benimkiler içime aktı..
O gece başka şey olmadı..
Ve de Elvis'in dediği gibi, bir daha da, never..
Asla..
Bir gün gelip o geceyi konuşmayı kafama koymustum..
Konuşamadım..
Artık hiç konuşmamız mümkün değil..
Geçen sene öldü..
HINCAL ULUÇ (alıntıdır) | |