#1 (permalink)
15-10-2007, 11:06
|
Hırslı 2de1'ci ((SELÂMETLE))
Kayıt: 27.07.2007 Yaş: 30 Mesajlar: 730 Rep gücü: 6 Rep derecesi:  | Sultanahmet Te Ezanlar  | |  | | | Sultanahmet’te Ezanlar O kış günü içim ısınmıştı…babam: “İstanbul’dan bir mektup aldım, bizi İstanbul’a davet ediyorlar” dediğinde. -Gidecek miyiz baba? - Evet -Oh bir kere daha göreceğim İstanbul’u… İstanbul’la on yaşında tanıştım ben... İstanbul’la tanışmak bir bahtiyarlıktır. Kendimi bir bahtiyar sayıyorum. İstanbul dünyada çok kişinin rüyalarını süsleyen bir şehir... Ben on yaşlarında tanışmıştım İstanbul'la İstanbul’u çok sevmiştim. Bin kere gitsem yine doyamazdım: Camilerini sevdim. Tarihi eserlerini sevdim…. İstanbul’a ilk gittiğimde fazla kalamamıştım... Tadımlık bir geziydi bu ama tadı damağımda kalmıştı İstanbul’un ve hep “Ah bir fırsat doğsa yine gitsem İstanbul’a “dedim … İstanbul’u görmüştüm ya artık babamın-annemin bana verebileceği en güzel ödül İstanbul’a beni götürmesi olurdu… Allaha hep şükretmeliyim… Hayatımda çok imkanlar doğdu İstanbul’a tekrar tekrar gitmeme Mektup Hasanın babasından gelmişti.”Enesi de getir “diye yazılıydı… O ne iyi amcadır . Bana ilk namaz surelerini o öğretmişti. Hasanlar ,Fatih’te Oturuyorlardı.Orta halli olmalarına rağmen çok cömert insanlardı.Babam onların cömertliğinin altında ezilmek istemezdi. Köyden bir kuzu keserek giderdik misafirliğe. Bu mektup beni çok sevindirmişti. Ben İstanbul'da okunan ezanların aşığıydım… Yaz tatilinde İstanbul’da misafirdim . Öğle ezanına yakın bir vakitte sokaktan Enes diye sesler gelmişti. Pencereye koştuğumda Aliyle karşılaşmıştım. -Aptes al ve acele aşağıya in. Sultanahmet camiine gideceğiz -Tamam Aptes almış ve acele Alinin yanına koşmuştum.Alinin babası bizi arabasıyla götürecekti Sultanahmet’e. Sultanahmet’te okunan ezanlar beni mest etti o gün… Ben o gün bu gündür İstanbul’a ne zaman gitsem Sultanahmet’e gitmek için can atarım… Mektubu elimden hiç düşürmedim o gün. Tekrar tekrar okudum. -Baba öğle namazlarını Sultanahmet’te kılar mıyız? -Olur Enes Nasıl sevinmiştim Sultanahmet’te ezanlar dinleyecektim. Yüce Allah bana bir lütufta daha bulunuyordu… Allah’a şükretmiştim ve Hasanın babasının bu iyiliğini hiç unutmayacaktım. Hasana da sevgim birden artmıştı… Hasanla gidiyorduk Sultanahmet’e her gün öğlen ezanı yeni başlamış olurdu Sultanahmet’e vardığımızda… Ne güzel okuyordu bu müezzinler ezanı. Büyüleyici bir haz alıyordum hep. Bir gün gözlerim yaşarmıştı. Babam: -Enes bir şey mi oldu -Duygulandım Hasan: -Ezanlar onu duygulandırır… Nasıl duygulanmaz insan .Şu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli… Koca cami yavaş yavaş doluyordu. Arka saflarda namaz kılabiliyorduk ancak… Bir yaz tatilinde yine İstanbul’a gitmek nasip olmuştu ve Hasanın babasıyla Sultanahmet’e gitmiştik . Hasanın babası müezzinleri tanıyormuş namazdan sonra müezzin odasına gittik. Müezzinlerden biri: -Buyurun sefer ağabey,diyerek Hasanın babasına ayağa kalktı Hasanın babası: -Bu oğlum Hasan,Bu da oğlum kadar sevdiğim bir çocuk… -Emret Sefer ağabey. -Bu iki çocuğa ezan okumayı öğretmeni istiyorum. -Emrin olur, memnuniyetle… Biz o yaz haftada üç gün o müezzin efendiden ders alacaktık… Çok sevinmiştim bu karara . Ezan okuma derslerine başlamıştık. İkimizin de yaşı on dörttü. Müezzin efendi: -Yaşlarınız kaç -On dört.. -Ben on dört yaşımda hafızlığı bitirmiştim… On dört yaşında mı… Bu insanın neden nurlu olduğunu anladım o gün…Çok nurlu bir adamdı bu müezzin. Nasıl böyle nurlu olunur diyordum hep onun yüzüne bakarken. O müezzinden dinledim güzel ezanları . O beni duygulandıran ezanları. Beni camiye daha bir dost eden ezanları…On dört yaşında hafız olmuş. Allah’ın lütuf’una bakın… Yaşım on dokuz olmuştu . Babamın ticareti ile daha çok ilgileniyordum . Ticaret gereği İstanbul’a daha sık geliyordum . İlk fırsatta yine Sultanahmet’te alıyordum soluğu…Doyamıyordum ezanlara. Sultanahmet’te minareler tuba dallarıdır…Ezanlar meyveleri…Sultanahmet’te çöl susuzluğuna çeşmelerdir ezanlar… Hamdi Oruç | |  | |  | |
| |