| | “Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.” Mustafa Kemal Atatürk İlginçtir Türkiye’de ne zaman işler biraz rayına otursa birileri çıkıyor din meselesinden yola çıkarak sorun meydan getiriyor! Aslında birileri çözüm ortaya atınca birileri mal bulmuş mağribi gibi çözümsüzlüğün üstüne giderek yaygara koparıyor. Kimisi Atatürk isminin arkasına sığınıyor yollara düşüyor sürekli, kimisi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun kabrini şikâyet bürosu gibi kullanmakta beis görmüyor. Kimisi Ergenekoncuların düzenlediği Cumhuriyet mitinglerinde ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ diye sloganlar atarak sanki ‘Laik Türkiye’yi yalnızca kendileri istiyor muş gibi bir yaklaşım sergiliyor… Kimisi ise çıkıyor adı bir dönem PKK’lılara verdiği burslarla anılan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan gibi; “Bize rağmen bir şey bu ülkede bir şey olmaz. Asılan Başbakan Adnan Menderes’i hatırlatırız Ak Parti hükümetine!” Eee kimileride demez mi birilerine; “Türkan Saylan sende kimsin, kime neye güveniyorsun… Halka rağmen iş mi yapıyorsun?” Demez mi birileri yine; “Türkan Saylan bizde sizin burs vererek beslediğiniz PKK’ları astık dağlarda!” Herkes demokrasiye inanacak, anayasaya güvenecek Cumhuriyet’in ipine sarılacak… Ama en önemlisi Atatürk’ü iyi anlayacak iyi okuyacak Mustafa kemal’i mezarında rahat bırakacak. Peki, bu nasıl yapılacak? Türkiye’yi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkartarak, demokrasiyi yücelterek, milletin efendisi olan köylüye hakaret etmeyerek, cumhuriyeti özümseyerek, darbe çığırtkanlığı yapmayarak, ülkeyi baba malı sanmayarak, saltanatı kaldırarak halkı baş tacı edip yönetimin başına getiren Atatürk’ün aksine ‘beyaz saltanatlar’ kurmayarak, insanların inançlarına karışmayarak, faşistliğe soyunmayarak, gestapoluk yapmayarak, genç kızların etek boylarıyla başörtüsüyle uğraşmayarak… Ama sürekli kemikleri sızlatılan Atatürk’ün dindarlığını iyi okuyarak bu yapılacak… Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir´deki Paşa Camii´nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam´ın yüceliğini şöyle açıklamıştır: "Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah´ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran´daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyiz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk´ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93) Mustafa Kemal, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah´ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk´ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135) Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini; “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 ) "Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk´ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66) "Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed´e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4) "Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk´ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225) Atatürk´ün dindar kişiliğini gösteren söylevlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir: "Bütün dünyanın Müslümanları Allah´ın son peygamberi Hz. Muhammed´in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Muhammed´i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet´in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay. sf. 102, 1979) Son söz ATATÜRK DİYOR Kİ: "DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMIN’A İMKAN YOKTUR" not; aLıntıdır.. harfi harfine cOk dikkatLe okudum ki, bi yanLı$ anLa$ıLmaya sebep oLmayaLım diye.. | |