Çanakkale'nin Unutulmaz Kahramanlarından Seyyid Onbaşı - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Osmanlı Devleti » Çanakkale'nin Unutulmaz Kahramanlarından Seyyid Onbaşı

Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 09-03-2008, 11:05
göηℓüмüzüη ѕυℓтαηı
 
Notheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

****$@I(!RT'3***
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 30
Mesajlar: 7.899
Rep gücü: 35
Rep derecesi: Notheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor Sanki

Red face Çanakkale'nin Unutulmaz Kahramanlarından Seyyid Onbaşı

 
Çanakkale'nin Unutulmaz Kahramanlarından Seyyid Onbaşı



"Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
…..
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer."

(Mehmed Âkif Ersoy'un
Çanakkale Şehitleri şiirinden)

Kasım 1914...

Öldürmek hırsı bir ur gibi sarmıştı düşmanın bütün hücrelerini. Büyüdükçe büyüyordu içlerindeki Müslüman Türk düşmanlığı... Tıpkı ataları gibi, Birleşik Filo da bu düşmanlıkla besliyordu ruhunu.

Seddülbahir Kalesi’nin duvarlarında sabah ezanı yankılanıyordu. Dördüncü Mehmed'den beri kim bilir kaç kez yankılanmıştı bu ilâhî seda bu duvarlarda. Güneşin taze ışıkları Birleşik Filo’nun çelik namlularında yansıdı ve ölüm, giden geceden kurtulmuşçasına yürüdü seksen altı vatan evlâdının üzerine. Alınları secdedeydi. Yürekleri Hakk ile beraber... Yıllardır tükenmeyen kin, Çanakkale Boğazı'nı seçmişti hedef olarak... Harp kopmuş gelmişti işte.

Bilmiyorlardı doğan güneşin Anadolu'nun umudu olduğunu... Bilmiyorlardı giden karanlık gecenin kendi ruhları olduğunu...

Anadolu çoktan vermişti kararını... Gök çökmedikçe inmeyecekti hilâl yere. Vatan sahipsiz kalmayacak namus pâyimâl olmayacaktı. Birleşik Filo’nun canavarları bilmiyorlardı Ahmetlerin Mehmetlerin ellerine kınalar yakılarak gönderildiğini peygamber ocağına. Anaların bağrındaki yangını şahadetin söndürdüğünü bilmiyorlardı. Bilmiyorlardı göz koydukları toprakların kendilerine mezar olacağını.

Analar kararını vermişti. Vatanın dört bir yanından Gelibolu'ya koşan şahadete susamış kahramanların ayak sesleri ve semâda yankılanan Allah Allah nidâları kanla yazılacak bir destanın ilk mısralarını işlemeye başlamıştı bile. Benzeri görülmemiş bir saldırı ve karşısında etten bir duvar... Torunlarına ithaf edecekleri bir destanı yazıyordu şimdi cihangir ruhlu yiğitler. Hepsinin yüreğinde tek bir duygu vardı: Din, vatan ve bayrak düşman postalları altında kalmasın da varsın aksın kanımız bu topraklara…

Dile kolay, yüz otuz gündür süren amansız bir çarpışma. Yedi düvel şaşkın.. bilmedikleri topraklarda bir mânâ veremedikleri savaşın içerisine giren düşman askerleri moralsiz.. umutlar her geçen an biraz daha tükeniyor. İşgal güçlerinin her bir neferinin aklını karıştıran, içini kemiren, fakat bir türlü dile getirilemeyen hezeyan bulutları, dev donanma gemilerinin ufuklarını da sarmıştı. Sorular hep aynıydı. Hani bu güç karşısında hiçbir kuvvet tutunamazdı, hani dünyanın en büyük ve en kudretli filosu işini birkaç günde hallederdi? Neden bitmiyordu bu savaş? Karşı tepelerden durmaksızın üzerlerine yağan ve kendilerine adım attırmayan bu güllelerin ardı arkası neden kesilmiyordu, bu milletin kaç askeri vardı? Ve dilden dile dolaşan, rüzgârdan daha hızlı, yıldırımlardan daha keskin denilen şu beyaz üniformalı askerler de neyin nesiydi? Kimlere karşı savaşıyorlardı. Gelibolu'da akşam oluyordu. Kül rengi bulutların arkasına saklanıp yüzünü zaten pek göstermeyen güneşin gurub etmesiyle çöken karanlık, Osmanlı topçusuna dinlenme ve ertesi güne hazırlanma imkânı veriyordu. Seyrek duyulan patlama sesleri dışında Morto Koyu'na tam bir sessizlik hâkimdi şimdi. Nöbetçilerin sayısı artırılmış kalan askerlere de istirahat emri verilmişti.

Fakat vatan acı çekerken uyumak ne mümkündü. Askerlerin birçoğu Kur'an okuyor, diğerleri de onları dinliyor, zafer için Sonsuz Kudret Sahibi’nden el açıp yardım diliyorlardı.

Görevli olduğu Rumeli Mecidiye Bataryası'nın üç numaralı topunun çelik gövdesine sırtını dayayıp gözlerini usulca kapayan Balıkesir Havranlı Topçu Er Koca Seyyid'in kulağında az ileride okunan Kelâmullah, gözlerinin önünde ise, sabahın ilk saatlerinde düşman gemilerinden yağan güllelerle şahadet şerbeti içen arkadaşları vardı. Her biri, tek tek gözünün önünden geçerken hemşehrisi Sabri Çavuş'un Davûdî sesinden yayılan âyete dikkat kesildi, âyet bittiğinde bütün benliğiyle 'amin' dedi. Son okunan âyet bir tebessüm bırakmıştı Koca Seyyid'in yüzünde. Okunan; Nisa Sûresi'nin; "O halde, dünya hayatına değil, âhirete tâlip ve müşteri olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşa girer de şehit olur veya gâlip gelir gâzi olursa, her iki halde de Biz ona yarın pek büyük mükâfat vereceğiz." müjdesini veren 74. âyetiydi.

Pehlivan gibiydi Seyyid. Arkadaşları ona bu yüzden 'Koca Seyyid' derlerdi. Memleketini görmeyeli kaç yıl olmuştu hatırlamıyordu. Düşman nereye saldırırsa, Koca Seyyid ve arkadaşlarını buluyordu karşısında. Bu cepheye geldiğinde bayramın ikinci günüydü. Bayram sevincini yaşayamamıştı. Çünkü, bütün millet gibi o da bayram sevincinin ne zaman yaşanacağını çok iyi biliyordu.

Düşmanı kovmadan zulmü durdurmadan gülmeyi ve sevinmeyi haram kılmışlardı kendilerine. Vatanın bayramı, Seyyid'in bayramı olacaktı. Derken çocukluğu geldi aklına. Hep iyi bir asker, büyük bir komutan olmak istemişti. Çünkü doğduğunda babası kulağına Seyyid diye fısıldamıştı. Seyyid, lider demekti, önder demekti. Ardından gelen serdengeçtilerle beraber düğüne gider gibi savaşa gidebilmekti onun çocukluk hayalleri. Bir de Peygamber soyundan gelenlere deniyordu Seyyid. Öyle olmayı ne kadar çok isterdi. Zira meftûndu Koca Seyyid hem Efendisine, hem de onun Ehl-i Beyt'ine. Hazreti Ali (ra) Hayber'de savaşın kızıştığı bir hengamede elinden kalkanı düştüğünde kalenin kapısını asılmış ve onu yerinden sökerek kalkan gibi kullanmıştı. Kapıyı bıraktığında da yedi kişi kaldıramamıştı. Bu yüzden Hazreti Ali'ye (ra) ayrı bir hayranlığı vardı. Bu düşüncelerle kapadı gözlerini Koca Seyyid. Kim bilir belki o gece rüyasında yedi kişinin kaldıramadığı kapıyı yerinden sökerken Hazreti Ali'yi gördü.

İçine işleyen bir sesle açtı gözlerini Koca Seyyid. Şafakla beraber Saba makamında bir ezan yayılıyordu Morto Koyu'na.

Namazdan sonra hummalı bir hazırlık başladı Türk karargâhında. Artık işgal donanmasının beli kırılmalı, bu vatanın mahşere kadar İslâm yurdu olarak kalacağı, onlara anladıkları dille anlatılmalıydı. Koca Seyyid'in yıllar önce hafızasına aldığı bir söz, imandan gelen hürriyetin, zillete düşmemeyi emrettiğini söylüyordu. Müslüman zillet içinde yaşayamazdı. "İnandık, iman ettik." dedikleri yüce dinin özünde vardı hürriyet. Yeni yetmelik yıllarında, köyünde katıldığı bir sohbet meclisinde öyle dememiş miydi rahle-i tedrisine diz çöktüğü hocası: "Hürriyet, Cenab-ı Allah'ın Rahmân ve Rahîm isimlerinin bir ihsanı, imanın da bir hassasıdır."

O sabah, her biri "Bismillah!" denilerek haznelere yerleştirilmiş güllelerin ağır bombardımanıyla sarsıldı düşman gemileri. Birleşik Donanma'nın da vakit kaybetmeksizin başlattığı karşı saldırıyla Çanakkale Boğazı, tarihin en kanlı günlerinden birisine daha tanıklık etmeye başlamıştı.

Denizler ötesinden Boğaz'a gelmiş olan dev filo, ölümüne korunan bu geçidi aşarsa, çok geçmeden Osmanlı'nın payitahtı da düşecek ve vatan topraklarının işgalinin yolu açılacaktı. Osmanlı topçusu bunun farkındaydı. Ve bu şuurla da her mermiyi Allah'ın adıyla gönderiyorlardı düşman üzerine.

Savaşın yoğun olarak yaşandığı bir anda kendi mevzilerine doğru gelmekte olan bir karaltı gördü Seyyid. Kalb atışları hızlandı kendi bataryasına verilen kesin emri düşündü ve ürperdi, 'Allah'ım sen vatanımızı ve milletimizi koru' diye dua etti. Düşman gemisinden bataryalara doğru yollanan dev gülle iyice yaklaşmıştı. Son anda toparlandı ve 'Herkes siper alsın!' diye, canhıraş bir feryat kopardı. Havada ıslık çalarak gelen top mermisi Mecidiye Bataryası'nda görevli askerlerin girdiği siperlerin tam ortasına düştü. Müthiş bir patlamayla sarsıldı ayaklarının altındaki toprak. Şarapnel parçaları havada uçuyor, patlamayla oluşan mantar görünümlü toz ve alev bulutu, gözleri göremez hale getiriyordu. Seyyid yattığı siperden sendeleyerek kalktı. Adım atmaya çalışırken birden yere yığıldı. Sol ayağı yok gibiydi. Kalkmak için tekrar davrandı. Bu arada gözü yerde duran top namlularını temizlemek için kullandıkları harbi demirine takıldı. Vücudunu birkaç metre sürükleyerek demir çubuğu yerden aldı. Elindeki çubuğa dayanarak daha kolay yürüyebiliyordu.

Toz bulutunun içerisinde arkadaşlarını arıyor; fakat kimseyi bulamıyordu. Her şey kesif duman ortadan kalkmaya başlayınca anlaşıldı. Arkadaşlarının hepsi şehit olmuştu. Seyyid olduğu yere yığıldı kaldı. Allah'ım bu nasıl bir acıydı. Ne yapacağını bilemiyordu. Bataryada, dev gülle düştüğü anda sığınakta telefonla konuşmakta olan Yüzbaşı Hilmi Bey ile Niğdeli Ali'den başka sağ kalan olmamıştı. Gözpınarlarında biriken hüzün tomurcukları, "Allah'tan geldik ve dönüş yine Ona’dır." lâfz-ı celilesini tekrarlaya tekrarlaya toprağa düşerken, Seyyid'in gözleri Boğaz'a kaydı. Gördüğü manzara karşısında dondu kaldı. Evet yanlış görmüyordu. Topların susmasından istifade eden büyük bir gemi Boğaz’ı geçmek üzere tam hızla yol alıyordu. Boğaz'ın serin sularını yararak ilerleyen bu gemi, İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden ve medâr-ı iftiharlarından olan Ocean'dan başkası değildi.

Eğer bu gemi düşünüleni yapabilirse, Çanakkale geçilebilir bir boğaz haline gelecek, düşmanın mâneviyatı artacaktı. Bunun bedeli çok ağır olurdu. Acilen bir şeyler yapmalıydı. Yalnızca üç kişiydiler ve ellerinde bir tek top kalmıştı. O topun da mermiyi kaldırmaya yarayan vinci parçalanmıştı. Yüzbaşı Hilmi Bey yardım getirmek için rüzgâr gibi uçtu tepelerin ardına doğru. Fakat zamanı daralmıştı. Düşman gemisi hiçbir mukavemetle karşılaşmadan ilerliyordu Marmara'ya doğru. Koca Seyyid'in zihninde şimşekler çaktı, gözleri parladı. Allah'ın kendi yolunda cihat edenlere sonsuz yardım edeceğine ve büyük ecir vereceğine imanı tamdı. İçinden gelen bir güçle gayr-i ihtiyari mermilere doğru ilerledi.

Mermilerin yanına geldiğinde "Allah'ım bana güç ver!" diye içten dua ederek eğildi mermiyi kaldırmak için. Mermi tam 276 kiloydu. Yüksek sesle tekrarladığı ‘Allahu ekber’ sesleri eşliğinde ve yanındaki arkadaşı Niğdeli Ali'nin şaşkın bakışları arasında altından kavradı, kendisinden neredeyse dört misli daha ağır olan gülleyi. 'Bismillah' diyerek kaldırdığı mermiyi büyük bir dikkatle hazneye yerleştirdi ve İngilizlerin kibir âbidesine doğru ateşledi. Ardından bir mermi daha ve nihayet üçüncüsü... tam kalbinden vurmuştu hedefini. Ağır bir yara almıştı dev gemi. Allahu ekber sesleri yankılanıyordu semâdan. Seyyid dizlerin üzerinde oturup hamdetti Rabb'ine ve ardından secdeye kapandı. Ağlıyordu şimdi, yüreği dağlardan daha büyük şanlı asker.

Aldığı ölümcül yaralarla batmaya başlayan zırhlı, denizde oluşturduğu türbülânsla işgal devletlerinin hayallerini de götürüyordu Boğaz'ın derinliklerine.

O gün Çanakkale'de bir tarih yazıldı. Daha önce Malazgirt'te, Kosova'da, İstanbul önlerinde ve Preveze'de olduğu gibi... Zamanlar faklıydı, savaşlar farklıydı, kahramanlar farklıydı; fakat bütün bu zaferlere imza atanlar hep aynı milletin evlâtlarıydı.

Mekânın cennet olsun büyük kahraman...


Yahya Kürekçi
Notheart Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
Notheart için teşekkür edenler 3 kişi.
jan_valjan (09-03-2008), KaaN (10-03-2008), Osmanlıkızı (09-03-2008)
  #2 (permalink) Alt 09-03-2008, 14:20
Hırslı 2de1'ci
 
MUSE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

*engellemelere rağmen hala POPÜLERİM(:*
 
Kayıt: 20.10.2007
Mesajlar: 735
Rep gücü: 8
Rep derecesi: MUSE Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaMUSE Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaMUSE Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaMUSE Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

 
Allah razı olsun ....
MUSE Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 09-03-2008, 14:30
İşi kavrayan 2de1'ci
 
jan_valjan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ve gülümse şimdi..
 
Kayıt: 30.09.2007
Mesajlar: 2.097
Rep gücü: 10
Rep derecesi: jan_valjan Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beajan_valjan Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beajan_valjan Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

 
çannakkale şehitliğini gezdim..seyit onbaşı nın mezarını gördüm...
o şehitlikteki manevi atmosferi herkesin teneffüs etmesini isterim..
jan_valjan Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 09-03-2008, 18:52
göηℓüмüzüη ѕυℓтαηı
 
Notheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

****$@I(!RT'3***
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 30
Mesajlar: 7.899
Rep gücü: 35
Rep derecesi: Notheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor SankiNotheart Rep Yağıyor Sanki

 
Sizdende Allah Razı olsun...
Notheart Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 09-03-2008, 19:20
Çalışkan 2de1'ci
 
ahmet0002 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

BJK
 
Kayıt: 26.02.2008
Yaş: 54
Mesajlar: 153
Rep gücü: 2
Rep derecesi: ahmet0002 Daha Yolun Başında

 
guzeldı saol
ahmet0002 Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Çanakkale'nin altına dinamit döşenmiş! Haberci Son Dakika Haberleri 0 01-02-2008 16:10
Seyit Onbaşı’nın kuLLandığı top buLundu... Law Son Dakika Haberleri 0 26-09-2006 03:08
Çanakkale'nin simgeleri Malatya'lı **waterlily** Son Dakika Haberleri 0 31-08-2006 04:24
Seyit Onbaşı (1889 - 1939) @izci@ Kim Kimdir 0 15-08-2006 18:46


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:03 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736