#1 (permalink)
11-12-2006, 04:52
|
мαн_ι яαнşαη ★.HayaL MahsuLü.★
Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23 Mesajlar: 7.452 Rep gücü: 25 | Hayat kimin hayatı  | |  | | | > Hayat kimin hayatı
> Hepimiz yaşarken bir şekilde hayatı severiz, iyi ve kötü yanlarını benimseyerek ya da benimsemeyerek. Buna rağmen hepimizin bir hayatı vardır. Ve bir de yaşamakta olduğumuz hayatın içinde küçük de olsa bir yerlerde barındırdığımız, hayalimizde hep yaşamak istediğimiz hayatımız. Belki varlığının farkındayız belki de farkına yeni varmaktayız kim bilir...
> Keşke herkes kendi istediği hayatı yaşayabilecek kadar şanslı ve istediği hayatı yaşarken dilediği kadar mutlu olabilseydi. Böyleleri yok mu, tabi ki vardır ama çoğunluğun çok altındadır sayıları eminim. Tüm bunların ötesinde hayatımızın kontrolü başkalarının elindedir çoğu zaman. Peki ama o zaman şu soruyu sormamız gerekmez mi: ”Hayat kimin hayatıdır?”
> Hayatımız sayıca fazla zamanlarda tamamiyle kendimize ait olmaktan çıkar gider. Kontrolünü aileler, büyükler, tanıdıklar, sorumluluklar... alır. Bize sadece gösterilene uymak düşer. Ya biz farkında olmadan başkalarının hayatlarını kısıtlıyor ve onların hayatlarını yönetmeye çalışmıyor muyuz? Çocuklarımıza sınırlı saatler koyup 24 saati yaşamalarına izin vermeyerek onların hayatlarının kontrolünü ellerinden almıyor muyuz? Ya da yine farkında olmadan başkalarına yön çiziyor ve elllerine harita verir gibi çizgilerini belirlemiyor muyuz? İllaki bir yerlerde bir hata yapıyor ve farkına varmıyoruz. Tüm bunları yaşarken neden kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak onun duygularını anlamaya çalışmadan hareket ediyoruz? Belirli kalıpları kırmamak, başkalarına hesabımızı kolay vermek, elalemin yanlış anlamasına olanak vermemek adına hayatımızı nasıl oluyor da istediğimiz gibi yaşadığımızı sanıyoruz. Koskoca bir dünyada küçücük bizler, büyük duyguları yaşamayı engellemek için mi kendimize kalıplar koyuyor ve bir şeyleri anlamsızca tutturuyor ve doğrunun bu olduğunu sanmaya devam ediyoruz. Çok yanlış yapıyoruz çok....Bırakın herkes kendi hayatını yaşasın.
> İki kapı var hayatımızda. Birinden giriyoruz, birinden çıkıyoruz. Girişten çıkışa kadar geçen zaman zarfı içinde bir çok evreden sırasıyla bir öbürüne geçiş yapıyoruz. Kimi çok zor hatırladığımız; kimi hayatımız boyunca unutamadığımız ; kimiyse hatırlamak bile istemediğimiz anlarla doluyor. Peki en fazla olan hangisi oluyor? Neden hayatımız hep hatırlamak istediğimiz çılgınca yaşadığımız ve hiç unutamayacağımız anlarla dolup taşmasın. Neden böyle olmasın. Elimizde olmadan zamanın nasıl geçtiğini ve hayatın içinde bir yaşam mücadelesi vermek adına harıl harıl çalıştığımız zamanlar tabi ki çoğunlukta oluyor ama gençlikte?....Hatalar her evrede var iken gençlikte daha çok yapılıp doğrusu öğrenilmiyor mu? Ya o gençliği yaşamamıza izin verilmemişse, ya o gençliği yaşamalarına izin vermiyorsak? Anlar ne kadar anlamlı olduğunu ya da olmadığını sadece belirli yaşlarda mı gösteriyor. Koskocaman bir “ HAYIR! ”Peki ama biz biliyor muyuz hayatı yaşamayı...Hayat nasıl yaşanır. Kendine göre mi, başkalarına göre mi? Kime göre? Neye göre? Cevapları ne yazık ki bir tek kelime değil, di mi?
> Hayatı yaşamak anlayarak,
> Hayatı yaşamak anlatarak.
> Hayatı yaşamak görerek,duyarak,hissederek.
> Geriye asla dönemeyeceğini bilerek.
> Hep ileri giderek, düne dönemeyerek, yarını bilemeyerek.
> Günü yaşamak mı? Dün de kalarak mı? Yarına koşarak mı?
> Zincirleme zaman tamlamasında var olarak mı?
> Hayat bizim hayatımız. Ben o zincirleme zaman tamlamasında var olarak yaşamak diyorum. Sabaha karşı doğan güneşi görerek, günün batışını izleyerek, günün yerini geceye bıraktığını görerek. Ve yarın yine aynısının olacağını bilerek. İzin verin, İsteyin, Yaşayın.
> Siz nasıl istiyorsanız. | |  | |  | |
| |