| | Bahardı gelişin, ağaçlar yeni fizlenmiş, gökkuşağı sarar olmuştu mavi
boşluğu. Kuş seslerinin en melodik şekilde duyulduğu baharın
ilklerindeydi seslenişin.
Geldiğinde gideceğini daha en başından yerleştirmiştim benliğime.
Gelişin ilkse, gidişler de son olmalıydı…baharın sonu… sonun baharı…
sonbahar… sonun oldu bahar…
Gerçeklerden kaçar oldu herkes, hayal dünyalarına sığınır olduk.
İnsanlar hep mutsuzlukların içinde kayboluşları yaşıyor...
Yüreklerdeki kıvılcımlar sönmüş, gözlerin ışıltısı kaybolmuş,
yüzlerin tebessümü sanki resimlerde asılı kalmış...
Nasıl olmalıydı? Hayat neden tek düze gidiyor?
Neden artık insanlar gerçekten sevemez oldu?
Bu kadar zor muydu aşk?
Bu kadar mı bunlattı sadakatsizlikler?.
Samanlardan oluşmuş bir yaşantının içinde, minicik bir iğne
misaliyim. Kaybolmuş benliğimi arıyorum.
Bulma ihtimalim sizce nedir???
Samanlıkta iğne aramak!..
Karanlıkların içinde kayboluşlarım...
Uzanan her ele tutunup, yardıma koşmak, insanlara destek olmak ve
sonra onların çektiği çukurlara yuvarlanmak...sorgusuz infazlara
kurban gitmek...artık zoruma gidiyor.
Her yüreğimi açtığım üzerime basıp geçti.
Şimdi her tarafım ayak izi.
İyi niyet, kötülüğün en büyük simgesiymiş… Kötüler her ne kadar yere
göğe sığdırılamayacak kadar yüceltilse de, ben iyiliği terkedemedim.
Ben sahtekar olamadım, ben insanları enayi yerine koyamadım. Hayatın
bu aşamasında da kaybettim
Ya aşk??? Onu da tükettiler, tıpkı güzel olan herşey gibi, aşk da
nasibini aldı kötü bedenlerden…
Artık aşkın tanımı bile değişti,
Ahmakların
Şapşalca
Kahrolması
Aşkın kendi gitmiş, adı kalmış… Ne işe yarar bilmem!.. Yenilir mi???
İçilir mi??? Aldığın nefese mi karışır yoksa???
Gecenin içine sığınıyorum her defasında. Artık gündüzler bile
karanlıklara büründü. Gün ışığı sadece mecburiyetten yaşanır oldu.
Sanki bu dünya için gündüzleri varım, kendim için, sadece gecelerde
yaşıyorum...
Yıldızlar gökyüzüne bir bir düşerken benim hayatım başlıyor. Onların
ışıltısı yüreğime yansıyor, yüzüme tebessüm, içime sıcacık sevgi
sunuluyor her defasında.
Boşluklarda savrulurken, tutunacak bir dal bile olmadığını
farkediyorum. Gerçeklerden kaçıp, hayallere sığınıyorum... Onlar
olmasa, bunca sene yaşanmazdı, biliyorum. Sonra satırlara
dökülüyorlar kendiliğinden...bana güzellikler sunuyorlar. Belki de
mutluluğu getiriyorlar gizliden. Hayal de olsa güzel. Gerçeklerin
asla olamadığı kadar güzel.
Gerçekler nerede kaldı ?..
Daha ne kadar sürer bu sığıntı şeklinde yaşananlar ?..
Kendimizden kaçar olduk... İnsanlardan, daha doğrusu hayattan kaçar
olduk!.. Yaşamak git gide zorlaşıyor. Ya da bu duruma biz
getiriyoruz. Ne istediğimizi bilmeyerek...Kendimizden bile
hislerimizi gizliyoruz. Korkular sarıyor benliğimizi, ayrılık anları
hayalde bile yıkıveriyor tüm dünyamızı. Görünmemiz gereken kalıplara
bürünüp, içimizde kopan fırtınaları duymazdan geliyoruz. Vermiş
olduğumuz büyük savaşlardan sonra da o hayalini kurduğumuz ıssız
adalara sığınıveriyoruz.
Bir de o adayı bulabilsek !.. | |