Bırakıp da Gidene... - Herşeyde biraz 2de1



Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 19-01-2007, 10:14
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.785
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

Bırakıp da Gidene...

 
Bırakıp da gidene


Burnu bir karış havada, gözü yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde. Hele hele benim aşkımı yerden yere vurup, nasıl kırmıştı kalbimi zalim.

Dudaklarından dökülen acı sözleri; öyle ki, bugün bile unutamadım. Ne tebessümdü o , zehirden beter. Her olayda içim paramparça, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu. Yorgun düşerdim onsuz geçen, onunla dolu, koyu siyah gecelerden. Pişmanlıktan kendime lanetler eder, sevgimi söylediğim günü düşündükçe, kaleme sarılıp yazardım ona nefretin aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.
Derdim ki; alın yazımdı, on beşimin çocuksu aşkıydı. Nasıl da gülerdi canı istedi mi... En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir, ardından bir uçurumun kenarına yapayalnız bırakır giderdi. Ben çaresiz, ben yorgun, ben bıkkın bu sevdadan. Ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça...
Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda; onda ne bulduğumu bugün bile bilemem. Ama o günlerde hayatımın amacı, varolma gibi gelirdi bana. Çocukluk mu, yoksa gençliğimin safça tutkusu muydu bu ki ölesiye bağlanış, içten içe kopan fırtınalar, bu delice yakarış?
Kim bilir, belki de sevilmeye muhtaç bir kalbin bitmek bilmeyen kaprisi...
Ondan hiçbir şey istememiştim. Sadece sevgi...
Evet, şimdi yıllar sonra ben, onu düşünüyorum ilk defa kucağımda resimler, hatıralarla. Hava yine soğuk, yine kasvetli gözleri gözlerimde yine sevgi, derin yüreğimde.
Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım, ağladım saatlerce.
Bu onun "ölüm yıldönümü"dür. 17'sinde toprakla kucaklaşan, o zalimin hikayesidir anlatılan. Bir melodidir kırık, umutsuz...
Doldururken sensizlik o an odayı gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı. Bir feryat yankılanmıştı acı dolu tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda. Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu. Benim kadar çaresizdi her köşe.
Kendi kendime konuşarak yaklaştım sırasına; "Sen ölemezsin; canımsın, sevgimsin, emelimsin... Dileğince nefret et, alay et duygularımla kızmam sana ama ne olur bir yalan olsun, acı bir şaka. Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun. Her şeyini özledim... Allah'ım son defa göreyim yeter bana" Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü ta ki, ölümün o sinsi kokusunu içimde duyana kadar. Hıçkıra hıçkıra ağladım, sıraya kazıdığın ismini öptüm. Sonra, ona ait bir şeyler bulmak için aradım her köşeyi...
Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa, rengi solmuş. Yazı, onun yazısı. Bir mektuptu, özenilerek yazılmış, belki de çok emek verilmiş her satırına...
Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi. Korkakça, kaybolmasından korkarak, acıyla okudum her cümleyi kalbimde büyüyen bir özlemle...
Hele hele o ilk satırı... Öyle ki, bugün bile unutamam, okudukça ağlarım.
"İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, AFFET BENİ !!!..."
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
^^DoLCe^^ için teşekkür edenler 3 kişi.
Saripapatya (22-01-2007), sweet_ (22-01-2007), ^^CeM^^ (22-01-2007)
  #2 (permalink) Alt 19-01-2007, 10:36
Hırslı 2de1'ci
 
£-M@NY@K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 11.12.2006
Mesajlar: 857
Rep gücü: 9
Rep derecesi: £-M@NY@K Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
umarım affeder, affedilir..

ama sevdiğiyle uğraşırı duydum da yerden yere vururu bilmiyodum

elinize sağlık
£-M@NY@K Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 19-01-2007, 10:40
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.785
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
Teşekkür ederim L-Manyakcım.Ama atasözü vardır ya insan sevdiğini yerden yere vururmuş diye O hesap yani
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 19-01-2007, 10:50
Hırslı 2de1'ci
 
£-M@NY@K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 11.12.2006
Mesajlar: 857
Rep gücü: 9
Rep derecesi: £-M@NY@K Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
vur o zaman,kafasını gözünü kır
£-M@NY@K Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 19-01-2007, 11:01
Kendini aşan 2de1'ci
 
!NC!PéR!S! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

bLackpearL
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.850
Rep gücü: 25
Rep derecesi: !NC!PéR!S! Daha Yolun Başında!NC!PéR!S! Daha Yolun Başında

 
Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum. Yoksun işte. Cümlelerim bile değişti sensizliğin vurgun saatlerinde. Herşey anlamsız, herşey kapkaranlık. Seninle gülümseyen satırlarım bak şimdi yokluğunda karamsarılığa büründü "Hayatımın hiç bir karesinde sevgi olmamıştı. Sevgi zannetmiştim yalanları, umut zannetmiştim karanlıkları. Hep severken terkedildim, hep gülümserken acıya yenildim. Belki de sevilmeyi haketmedim ben. Belki de hiçbir zaman sevginin sofrasında gülüşlerimle nefes alamayacağım."


Sensizliğin vurduğu dalgaların arasında ılık nefesini bekliyorum. Telefonlarım hala sessiz, yüreğim ise sensiz. Bıraktığın yerdeyim. Çok mu senden istediklerim ? Çok mu seni uzaklarda bekleyip bir yudum nefesini beklemelerim çok mu ? Haklısın. Ben sevgiyi hiç haketmedim..Hiçbir zaman da haketmeyeceğim.


Şimdi bu yazıyı okuyupta çok karamsarsın deme bana. Sensizlikte çektiğim acıları bilemezsin. Sanma senin yokluğundan kanayan yaralarımın sancı değil çektiklerim. Dört duvar yalnızlığı arasında nefes alan yüreğimin çığlıklarıdır hissediklerim. Hani senin düşlerinde gökyüzüne kanatlanmayı öğretecektin bana ? Hani gözlerimin renginden gökyüzünü " mutluluğa " boyamayı öğretecektin ? Şimdi yalnızlığa demlenmiş yokluğunla başbaşayım. Sevgiyi haketmeyen yüreğimle sesinden gelecek ılık rüzgarları bekliyorum odamda. Yokluğun kanıyor içimde, yetimliğin ağlıyor gözbebeklerimde....


Birkaç gün sonra doğum günüm. Haklısın dünyanın en mutlu insanı benim. Yanılıyorsun, dört duvar yalnızlığında üşüyorum. Artık dışarıya bile çıkmıyor. Herşey seni hatırlatıyor. Dört duvar yalnızlığında yokluğunu soluyorum. Çok mu istediklerim senden ? Çok mu sana dair beklentilerim....?


Düşlerinde ellerini tutmaktan öte ne istedim senden. Karanlıklarıma bir avuç güneşinle gelmeni, gecenin avuçlarında uyumaktansa avuç içlerinin arasına kıvrılıp bir cocuk gibi senin yanında gülümsemeyi istedim hep. Gelmeyeceğini bile bile bir yudum sevgini diledim. Çok mu istediklerim ? Artık kelimeler anlamsız, çaresizliğim ise yapayalnız. Şimdi beni bıraktığın yerde hala seni bekliyorum. Çok şey istemiyorum senden. Yüreğime yüreğinle dokunmak, ılık nefesinden düşüp gülüşlerinden avuçlarına yuvarlanmak..Sadece gözlerinde demlenmiş umutları sesinden duymak, kirpiklerinde ıslanmış gözyaşlarınla kanayan yokluğunu yıkamak. Söyle hadi senden istediklerim çok mu sevgili ?


Senden hiçbir zaman yollarıma serilecek bir ömür istemedim. Ya da duygularıma sunulacak bir beden diledim senden. Asla senin yüreğinde bir yudum sevgi damlası istedim. Dilinde ıslanan bir kelime, iki dudağından havaya kanatlanmış bir nefes olmayı diledim ben. Biliyorum hiçbir zaman ellerimiz birbirini tutmayacak. Yüreklerimiz hep hasretin avuçlarında " imkansızlığı " yaşayacak. Lakin karanlıkların içindeyim. Ne olur nefesinden bir yudum " hayat "yolla. Seni soluyayım havayı solur gibi. Zifiri gecenin içinde kaybolmak üzereyim. Yokluğun kanarken ne olur bir avuç güneşinle karanlıklarıma gel. Karanlıkların içinde sonbaharda solan bir yaprak gibi düşmek istemiyorum kuru toprağa. Anla sevgili; gözlerinde saklı aydınlığına ihtiyacım var benim..



Eğer gelmeyeceksen sevgili ; bırak tövbeleri yarım kalmış günahlarını ser bedenime. Sevgiyi haketmeyen kalbim bari bir işe yarayıp küllerimden yalnızlık gülleri yeşersin yalnızlığın gölgelerinde. Bir yudum sevginle düşlerime gelmeyeceksen; bırak ta sensizliğin içinde avuç içlerinden kanatlanayım sonsuzluğun satırlarına. Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen; bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinde akan son damla olup toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine; nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine soluyayım..


" Karanlıklarıma yokluğunun hançerinin düşmesine izin verme; gözlerinde saklı bir avuç güneşle gel yalnızlığın gölgelerine. "
!NC!PéR!S! Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 19-01-2007, 11:02
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.785
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
Alıntı:
£-M@NY@K isimli üyeden alıntı Mesajı göster
vur o zaman,kafasını gözünü kır
Yuh o kadar da değil

ayrılıklar da emek ister
birlikteliklerin istediği gibi

her ayrılık biraz gecikmiştir ama

kağıt üzerindedir bazı ayrılıklar
kağıt üzerinde bile değilken bazı birliktelikler

hiçbir yerde yazmayabilir bazı kopmaz ayrılıklar
her yerde yazarken çoktan kopmuş birliktelikler

silinmez izler kalabilir bazı ayrılıklardan
tek iz kalmazken bazı birlikteliklerden...
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink) Alt 19-01-2007, 12:14
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

# ^a£e£uyia # asq'm
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.862
Rep gücü: 40
Rep derecesi: zuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırımzuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırımzuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırımzuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırımzuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırımzuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırımzuzu Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

 
Durup doyasıya seyretmediği gün dünyası kararıyor, işleri dahi yolunda gitmiyordu. Hasretten yüreği kafeste olan kuş gibi sıkılıyordu. Kimseyi görmek, kimseyi dinlemek istemiyordu. Elana’nın her bakışı aklını başından alıyor, sözleri esrarengiz bir gelecek vad ediyordu. Dağlara çıkıp bağırası geliyordu.
“Ey dağlar, ey kayalar, ey güneş duymadık demeyin. Ben Elena’yı seviyorum.” Her şey gönlüne bir başka gözüküyordu. Dünya yaratılalı beri, sanki hep öyle güzel, öyle aydınlık ve tozpembe geliyordu.
“Bir ömür seni bekledim. Yanındayken bile seni özlüyorum. Seni beklemek için şafağın sökmesini beklediğimi bir bilseydin? Her şeye senin bakışın sinmiş. Sakladığım resmine bakıp seni öpüyorum. Ayrılıklardan sonra seni gördüğümde sevinçten ağlamak, heyecandan konuşamaz oluyorum. Şaşkınlıktan elim ayağım dolaşıyor” diyordu.
Elena’nın Moskova’ya giderek, Taşkent’e evli olarak dönmesini bir türlü kabullenememişti. O günden beri ne yaptığını, ne yapacağını bilemez olmuştu. Her geçen gün, biraz daha hırçın biri olup çıkmıştı. Elena’yla ilişkisi onun bunun diline düşmüştü. Okulda, gazetede hatta sokakta bile; konuşuluyordu. Bu doğrudan kendi kulaklarına da gelir, duyar olmuştu. Elena’nın kocasının bir telefonu, Müdür Beyi harekete geçirmeye yetmişti. Müdür seni çağırıyor dedikleri zaman; suç işlemiş gibi hissetti kendini. Daldığı hayal aleminden uyandırdığı için, müdüre de, çağırana da içinden ağır sitemler, kahırlar gönderdi. Ağır aksak kalktı, müdürün odasına gitti. Müdür:
“Çağırmasam semtimize uğradığın yok! Neden çağırdığımı anladın mı?”
“Evet!”
“Ne olacak şimdi?”
“Bilmiyorum!”
“Bilememen en kötüsü… Hafife almaya gelmez. Akıbetin kötü olur. Kocası hiçbir şeyin peşini bırakmayan biri... Gençlik hevesi desek… o kadar gençte sayılmazsın.”
“Seviyorum. Ne yaptığımı bende bilmiyorum.”
“Çocuk değilsin. Ciddi şekilde düşünmen gerek. Yüksek tahsilli kızlar bile senin için can atar. İstersen köyünden adem eli değmemiş bir kızla evlen. O bir başkasının karısı olduğuna göre… Başına bela mı alacaksın?”
“Sevmediğim bir kadınla evlenip onu mutsuz etmeye ne hakkım var?”
“Bende severek evlenmedim ama krallar gibi yaşayıp gidiyorum. Üstelik beşte çocuğum var…”
“Onsuz hayatın bir anlamı yok ki!”
“Yazdığın yazıları okuyorum. Yazdıklarından anlaşılıyor. Ancak, seven insan böyle şeyler yazabilir… Sıradan yazılarının bile destansı havası var. Bazen sana imrenmiyor da değilim. İnsan yaşadı mı kara sevdadan geri olmamalı… Kara sevda herkese nasip olmaz!”
“Kaderden kaçış olmazmış…”
“Ama, kader de insanın kendi elinde…”
“Ben öyle sık dokuyup sık eleyen biri değilim. Kimi seveyim? Kiminle evleneyim? Pek planlar yapmam.”
“Gözün başka bir şey görmüyor!”
“İstiyorsanız çeker giderim.”
“Acele etme… Seni sevemeseydim söylemezdim. Bilirsin ki, kavgaların çoğunluğu birbirilerini deli gibi sevenler arasından çıkar. İnsan gençliğinde birçok şeyin hesap kitabını yapamıyor. Aşkla kabiliyet yan yana da yürür. Seni tenkit etsem bile, bir gün seninle çalışmış olmaktan gurur duyacağım. Öyle insafsızlar var ki, binlerce iyiliklerinizi görmezler de bir kaşık suda fırtına koparırlar. Hatta iftira bile edebilirler. Bahtsızlığından hoşlananlara, ayağınızın kayışı bile hoş gelir. Aşk ağacı his ve duygularla beslense de, kökleri akıldan kuvvet alır.
İnsanların kalitesinin bozuk olduğu yerde, sevgi ve saygı da ortadan kalkar. O cemiyette maddi ve manevi kalkınma olmaz. Yarınlarını karanlık görenleri suyun başında bulundukları dönemlerde küplerini doldurma yoluna bakarlar. İşlenen cinayetlere ortak olanlar, mecburen cinayet belge ve delillerini saklamaya yardım ederler. Güvensizlik ve korku bir araya gelince ihanet kaçınılmaz olur. Arkasında dağı olanın, yüreğinde taşı olur. Dağları korumak için tepeleri muhafaza etmek gerekmez mi? Yanlış yerde yürümek, insanın hayata bakışını olumsuz yönde değiştirdiği gibi maneviyattan da uzaklaştırmaz mı? 'Yiğit adam kendisi için doğar, başkası için ölür. İyi adamın başı beladan kurtulmaz' derler.”
Bir süre daldı. Müdürün ne söylediğini duymaz olmuştu. “Seni severim. Konuştuklarımız da aramızda kalsın.” Sözünü bağlamasıyla kendine geldi.
Okul müdürü nasihatle karışık ihtar çekmişti. Bu ise yüreğine hoş gelmese de, pek aldıracağı da yoktu. Düzenli olarak; haftalık gazete ve aylık dergilere de yazılar yazıyordu. Elena ile duygusal bağları olmasına rağmen; o, kendi ırkından biriyle evlenerek sevdasına ihanet etmişti. Onunla yaşadıklarını hatırladıkça, ona olan aşkına, duygularına söz geçiremiyordu. Yaşı ilerlemesine rağmen; hala bekardı. Mavi gözlü, sarışın, güzel bir kadın olan Elena da aynı okulda dil derslerinde öğretmenlik yapıyor veya öyle gözüküyordu.
Elena’nın işi bırakmasının üzerinden birkaç ay geçmiş ve bir de oğlu olmuştu. Gerçek babası kimdi? Kim bilirdi ki… Artık okula da gelemeyecekti. Kocası her ne kadar ticaretle uğraşıyor gözükse de, polütbüro da; iyi bir nüfuza sahip biri olduğunu bilmeyen de yoktu. Görüşemez olmuşlardı. Elena’nın pencersindeki saksılarında ki güller; kaç kez tomurcuk çıkardığını, artık saymaz olmuştu. Saçak altındaki kırlangıçlar yavrularını yuvadan uçurduğunda ise gün, güze geliyordu. Hep birlikte yok olmuşlar, güneye sıcak memleketlere gitmişlerdi. Karlı tepeler gibi uzak aşkı, hicran ve azap vermeye devam ediyordu.
Elena’yla geçen Moskova’da okul dışı kaçamaklarını, Kırım’da yaptıkları yaz tatillerini, yedikleri Semerkand’ın hüseyni pidelerini, Yedisay’ın kazıları(sucukları)nı, Harezm’in şekerparelerini hatırladı durdu. Edebiyat fakültesine giderken; o filolojide okuyordu. ‘Yaşlılık günlerinde hatırlamaya değecek şeyleri gençlik günlerinde becermek. Sen öldükten sonra isterse kelle paçanı pişirip yesinler. İnsan gördükçe göresi, yaptıkça yapası gelir’ diye anıp duruyordu.
Akyar dağına içini çekerek bakıyordu. Ay dağ arkasında sini gibi yükseldiği günlerde köyden okumak için çıkışını ve lekelenen sevgilerini, eşi ve benzeri bulunmayan Aybala’yı düşlediği geceleri hatırladı. Verdiği sözlere, yaşadığı duygularına, yaylalar çiçeğe durduğu günlerde sevdasına kar yağıyordu. Gözüne hoş görünen şeylerin sihirli güçleri, zaman içinde yok oluyordu? Gözüne dünya dar gelemeye başladı. Duvarda asılı duran ‘bir meçhul güzel’ tablosuna takılıp kalmıştı.
Takibe ve iftiraya uğradı. Bir yığın sıkıntı ve mihnetten sonra meslekten men edilerek kapı dışına konmuştu. Yapacağı, yapabileceği bir şey yoktu. Doğduğu, büyüdüğü yerlere gitmek istiyor, utancı buna mani oluyordu. 'Kendimi belki biraz toplarım'diyerek köye dönmüştü. Uzayıp geçen yılları, beklediği halde gelmeyen haberi, sevgi ve sevdasına sahip çıkmayan birini beklemye tahammül edemedi. Ailesine, yakınlara direndi de, sevdiginin ihanetine dayanamadı. Aybala köyde gözyaşları içinde evlenmiş, geride kalan yıllar ona üç de çocuk hediye etmişti... Geri dönmüştü ama artık o da yoktu. Elleri bomboştu... Ne Aybalası, ne de Elena kendine yar olmuştu. Aybala'nın saf ve temiz aşkına olan ihanetin gazabına uğramıştı. Bir yanda kirlenmiş sevgileri, bir yanda o güzel kız, yürekler yakan kız, sevdasına göz yaşları dökmüştü. Zaman, Aybala’yı, bir başkasının kolları arasına salmıştı. Yüreği yangın yeri olmasına rağmen… El değmemiş sevdalar yaşamasına rağmen… Dere kenarında yanında çocukları ve kaynatası olan Aybala ile karşılaşmıştı. Aybala’dan doğan o çocuklar, kendinin olabilirdi. Zayıflamıştı. Bakımsızdı. Ama hala bir saf, temiz dağ çiçeğinden farkı yoktu. Geçen günlerine, onu ihmal edişine, ona ihanet edişine, ondan daha çok kendine acıdı. Ama o bunu bilmiyordu. Onunla evlenmediğine bir değil, bin defa hayıflandı.
Selam verdi. Yakın bir kayaya oturdu. Kayn atası çocuklara bilgiler aktarıyordu. Bunları çocukluk yıllarında kendisi de öğrenmişti. Buluta bakıp havanın nasıl ocağını... gölgeye bakıp saatin kaç olduğunu anlardı. Akan derenin suyu çoğalsa, hava ılık geçeçeğini ve tomurcuklar fırtına olmasa bile düşeceğini bilirdi. Bunun bir yağmurun habercisi oluduğnu... Rüzgar eserken dallardaki yapraklar sağ taraftan başlayarak yere düşerse de yağmur alameti olduğunu... Kuru bulut alçaktan geçerse de yağmur alameti olduğunu. Suyun yüzü tomurcuklansa da yağmur çok yağacağını... Ne kadar kar yağarsa yağsın vişne yapraklarını dökmedikçe kış gelmiş sayılmayacağını... Güz başında şiddetli bir yağmur yağasa, bir ay-kırk gün hava kuru geçeceğini... bilirdi. Buna da ‘hava çocuk düşürdü’ derlerdi. Ne diyeceğini, ne söyleyeceğini bilemedi.
“Aybala yüzün gülmüyor.”
“Evinde dirliği olmayanın sokakta yüzü mü gülermiş?”
“…”
“Sevdasına kar yağan biri nasıl güler, nasıl mutlu olur? Hele bunu senin hiç mi hiç sormaya hakkın yok!” Duygulanmıştı. Aybala’nın yanaklarından sessiz akan gözyaşları göğsü üstüne damlıyordu. Koca adam olmasına rağmen eli ayağı birbirine dolandı. Dudakları kurudu. Yutkunmak istediyse de boğazına bir yumruk durmuştu sanki…
Köyünde eskilerden aradığı hiçbir şey yoktu. Ne o eski insanlar, ne eskilerin neşesi, ne dirlik ve ne de düzen vardı. Köy her geçen gün biraz daha viraneye dönüyordu. Şu veya bu sebeple şehre gidenler bir daha köye, geri dönmek istemiyordu. Ne Aybala, ne de Elana kendine yar olmamıştı. Her şeyini kaybetmiş olarak; akşamın alaca karanlığı içinde, hem gözlerinden ve hem de yüreğinden sevdasına yağan karları eritmek istercesine ağlıyor, ağlayarak yürüyor, şehre doğru gidiyordu.
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink) Alt 22-01-2007, 00:04
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.785
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
Vakit gece yarısını çoktan geçti
Kimsesiz kimimle boş kaldırımlardayım
Bir bir sönerken ışıkları bu koca şehrin
Ben sensizliğin kalabalığındayım
Böyle susma ne olur
Ya yokluğunu bitir,
Ya yokluğunda yok oluşumu.
Kaçıncı günü sensizliğinin
Bu akşamda sen bendesin
Üşüyorum yamaçlarında gözlerinin
Sen günahsız günahıma inat
Ben müebbet sevdama mahkum
Sabahı olmuyor gecemin
Bir çığ gibi sensizlikten yana çığlıklarım
Bir gonca GÜL’e haykırıyorum sevmişliğimi
Merhabasız bir güneş doğuyor üstüme,
Param Parça.
Ben yine sensizim
Ben yine sana açım
Kimsesiz kimimle boş hücremdeyim
Öyle susma ne olur
Ya yokluğunu bitir
Ya yokluğunda yok oluşumu
Ben yalnız adamım
Sensizlikte ölüyorum.




^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink) Alt 22-01-2007, 00:08
Banned
 
Saripapatya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

~~O artık evLi~~
 
Kayıt: 19.11.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 4.825
Rep gücü: 0
Rep derecesi: Saripapatya Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, AFFET BENİ !!!..."


yüregine sagLik bitanem..
Saripapatya Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink) Alt 22-01-2007, 00:22
Banned
 
^^CeM^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

~~O da artık evLi~~
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 10.345
Rep gücü: 0
Rep derecesi: ^^CeM^^ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Bende bilgisayarı yerden yere vuracam şimdi :S
Ellerinize sağlık
^^CeM^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
25'liği bırakıp 43'lüğe gitti Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 23-12-2007 15:30
Bırakıp Gittin Beni.. BurcuUu_ Şiir Köşesi 0 18-12-2007 10:27
Bırakıp da gidene.. seeelinnn89 Paylaşmak İstedikleriniz 5 04-07-2007 17:12
GiDeNe eLyA Şiir Köşesi 10 12-05-2007 01:09
Bırakıp Gitme... aSi MeLeq Paylaşmak İstedikleriniz 10 25-12-2006 01:01


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:41 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617