AltmıŞ BeŞ güNüN HeR Günü Karanlık..! - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Paylaşmak İstedikleriniz » AltmıŞ BeŞ güNüN HeR Günü Karanlık..!

Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 23-01-2007, 22:57
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

GûL-î RâNâ
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.705
Rep gücü: 32
Rep derecesi: zuzu Daha Yolun Başındazuzu Daha Yolun Başında

AltmıŞ BeŞ güNüN HeR Günü Karanlık..!

 
Birbirini arayan düşünceler. Kavuşmayı bekleyen iki kol ve bu ânı ölümsüzleştirmek için patlatılan flaşlar. Sesler yok oluyor karışık sokaklarda. Umutsuzluk bile kaybolmuş. Sözler karanlık. İçine, tersine giden bir düzen. İddialar, ölümler, cezalar. Yasaklar ve onları delenler. Tüm bunlara inat, yeni umutlar veriyor her doğan bebek…

Yollar karanlık. Acemice duvara yazılmış aşk sözleri, soyulmuş ve yağmalanmış kırışık yüzler. Uzun uzadıya sevgi sözcükleri, yalvaran insan figürleri.

İddialar asılsız, insanlar boş. Zaman sessizce oturmuş, bu kargaşanın dinmesini bekliyor. Bekleyen sadece zaman mı?

Yollar ıslak. Sallanıyor tüm salıncaklar rüzgârdan. Bekliyorlar, küçük çocukları, şen kahkahaları. Bu kargaşada herkes, her şey bekliyor…

Yollar ıslak. Kayboluyor tüm üzüntüler, acılar. Bir gün güneş umut olacak, biliyor insanlar. Kayboluyor tüm sokaklarda karanlık. Düşünceler sessiz. Usulca, o temiz koku doluyor vücuda. Aldım, verdim, ben seni yendim.

Kaygan yüzeyde doğrulmaya çalışan insanlar. Çalışan ama hiçbir şey ifade etmeyen saatler. Yavaşça, içimizde beliren hain. Sessizce yazılan derme çatma yazılar. Her gün biraz daha yozlaştırılmayı bekleyenler. Haybeden kazanılan paraların yararsızlığı. Oysa insanlar için elleri ne önemli! O eller, o düşünceler ve o donmuş yüzler. Boş bakışlı, çoktan seçmeli insanlar. Onlar, bugün. Onlar, yarın. Onlar, gelecek.

İstemesem de bunu söylemeyi, yollar çok ıslak. Bilinmezlikler. Küfrü meziyet sanıp ortalıkta dolaşanlar, hakareti borç bilen büyük aptallar. Ödül için her şeyi değişenler, zamanı hoyratça kullananlar. Yollar çok ıslak. Yağmur boşa yağmıyor. Her bir taneciği temizlesin diye sokakları. Oysa sokaklar öyle kirli ki…

Karanlık şimdi. Yarın elbette aydınlık olacak. Zamanı şimdi, tüm küfürlerin. Nasıl olsa aldıran yok. Kim bilir, çıkar belki.

Karanlık şimdi. Yarın elbette aydınlık.
Yollar ıslaksa ne olmuş, temizlenecek her güneş doğuşunda.
Masallar bitmişse ne olmuş, yazılacak ardından en güzelleri.
İçimizdeki yabancı bir varmış bir yok olmuş…
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
zuzu için teşekkür edenler 5 kişi.
CaN'da CaN (24-01-2007), rap!n k!z! (24-01-2007), sweet_ (23-01-2007), ^^DoLCe^^ (24-01-2007), __ n i L i m __ (24-01-2007)
  #2 (permalink) Alt 23-01-2007, 23:01
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

GûL-î RâNâ
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.705
Rep gücü: 32
Rep derecesi: zuzu Daha Yolun Başındazuzu Daha Yolun Başında

 
GÜN BİTECEK

-I-

gün bitecek paramparça döneceksin kendine
silmeye çalışarak geceden suretini
aynaya bakacaksın içindeki deliye

kim bilir hangi aşkta bıraktığın gülüşün
kırıkları olacak yaralı bakışında
aynalarda gördüğün
son cesettir kendine öldürdüğün
diyecek gözlerinde kırılan ayna

sen geceden gizleyip suretini
gövdendeki hayalete sarılacaksın
tanıdık kokular kesecek bileklerini
yırtık fotoğrafları yeniden yırtacaksın


-II-

geceyi örtse de geçtiği mevsimlere
hâlâ yalanların en güzelidir aşk
sarışın acılar gizlenir gölgesine

böyle diyecek ayna, yine inanacaksın
ilk kez inanır gibi huzura ve lanete
paramparça bir yüzün son gülüşünden kalan
cam kırıkları hâlâ kanarken yüreğinde

geçtiğin sokaklara yeniden dönmek için
içindeki delinin ardından koşacaksın

sustuğun aşklar gibi konuşkan
yalnızlığın gibi bin parça
yeni bir gün çizerek yüzündeki aynaya
kendine yeniden başlayacaksın




zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 23-01-2007, 23:02
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

GûL-î RâNâ
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.705
Rep gücü: 32
Rep derecesi: zuzu Daha Yolun Başındazuzu Daha Yolun Başında

 
UYANDIRMAK İÇİN SENİ

-I-

uyandırmak için seni
ayışığı sonatından geceyi çaldım
ıssız bir şehre gittim hiç gitmediğin
sessizliğe bilmediğin şiirler fısıldadım

rüzgârların dindiği kıyılarda
öykünü dinledim ıslak kumlardan
deniz uyuyordu ayak ucunda
aramızda tüy gibi uçarken zaman

aralık perdelerden yüzüne düşen
ayın tenha seslerini okşadım
açıklarda yitmiş bir yelkenliden
eğilip yıldızlara gölgeni öptüm

-II-

kimsesiz çocukların ince parmaklarıyla
dokundum düşlerinin kırılmış aynasına
eski resimlerin soluk çizgilerinden
ellerini seyrettim mağaralarda

uyandırmak için seni
bütün geçmişini yeniden yazdım
bir gülü iliştirip yalnızlığına
unuttum ne varsa unutmadığın

uçucu bir kokuyla sardım çıplaklığını
bir dağ gecesi gibi ürperdi tenin
soluğundan soluğuma uzanan
uzun bir yol diledim

uyandırmak için seni
alnına solgun düşen saçlarını seyrettim
sonsuzluğu çağırdım avuçlarından
yalnız bir yıldız gibi ölürken kalbim
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 24-01-2007, 00:12
Kendini aşan 2de1'ci
 
SuPeRiSi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

'_bÜyÜk iNsaN_'
 
Kayıt: 20.12.2006
Mesajlar: 3.409
Rep gücü: 14
Rep derecesi: SuPeRiSi Daha Yolun BaşındaSuPeRiSi Daha Yolun Başında

 
uyandırmak için seni
ayışığı sonatından geceyi çaldım
ıssız bir şehre gittim hiç gitmediğin
sessizliğe bilmediğin şiirler fısıldadım

çok güzel olmus zuzu elıne saglık
SuPeRiSi Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 24-01-2007, 03:22
мαн_ι яαнşαη
 
sweet_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

★.HayaL MahsuLü.★
 
Kayıt: 25.06.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 7.443
Rep gücü: 25
Rep derecesi: sweet_ Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beasweet_ Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Beasweet_ Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

 
Dünya olanca hızıyla dönüyor... Umurunda bile değilim... Toprağımı yadırgıyorum buralarda. Kanıksanmış, kabule yaltaklanmış yaşamlar hakettiği küfrü yiyor benden. Acil durumlarda kırılabilecek camekanlar olmadı hayatımda. Yüzümde serseri mayın izi. Topalladığında dudağın, anlamalıydım beni sevmediğini...

Yoksunluğumun bilmem kaçıncı günü bugün. Senden ıradıkça korkunun eli ensemde... Dışarısı ayaz. Ruhum kırağıya çalıyor, kendi adımını unutmuş, kendi yerinden kovulmuş sanki.

Günün yamacına çıktım soluksuz, zirvesinde siyahı gördüm. Fısıldadığımda adını, bedenimden düştüm! Gerçeğin yansıması hayaline vurduğunda sesini yüreğime sermiştin çoktan. Üstüme çöken bu sessizliğin; gülümseyişinin sonuna rast geldiğini bilmeliydim.

Karnımda kıpırdanan bir hayata döndüm yüzümü. Sancısını mavi sandım, güldüm... Mutlu olduğunda gözlerime akan maviydi teninin rengi, unutmadım gülüm...

Sana çarptığında ruhum çoktan ölmüştüm. Oysa öpüşünle sarılmalıydı yaram. Elimi tutmayı başarabilseydin eğer, tuttuğunda dirilebilseydim.

Ölgün ruh nasıl sevilirdi ki aşkın oynak kokusu burnunda tüterken? Yakarıya kilitlenmiş dişlerimi gıcırdatırken sus dedin; Sus-tum...

Bende kaldıkça çoğalan bir ıssızlık gibi yazdıklarım. Şimdi onu sana verme zamanı. Okuduğunda bu günlüğüne, bir günlüğüne, beni unuttuğunu hatırlaman için.

Bilerek yaşadığın yazgına ağıtlar yakma! Askıda kalmış sevda sözlerimin; sonuna koşan rüzgara konuşan yapraklarda titrediğini düşün! Düşündüğünde gülümse! Gülümsediğinde sus!
sweet_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 24-01-2007, 10:13
Kendini aşan 2de1'ci
 
!NC!PéR!S! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

bLackpearL
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.848
Rep gücü: 23
Rep derecesi: !NC!PéR!S! Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Ne yapacağımı bilemiyorum sensiz. Seni arıyorum ve günah tohumları ekiyorum yüreğimin en verimli tarlalarına… oysaki seni yaşarken, gelincikler yetiştirmeyi hayal etmiştim sevgili. Seni hiçbir zaman, öykümsü kadınlarımla karşılaştırmadım ben. Sen her şey gibi herkesten farklıydın sevgili. Seni yaşadığım bedenlerle bir tutmadım ben varlığını ama en başta sen günahkar ruhunu bulunca kendi içinde, günahlarından utanınca kaybettin kendini, sana seni görmediğim gibi gördün, tanımamış olduğunu anladım, beni sen hiç tanımamışsın. Bulamadım yine başka mekanlarda, başka ruhlarda, başka kadınlarda, sen sandığım yaşantılarımda seni…


Tanrım! Kendi içinde esir ve kayıp şehirlerinde yok olacak kadar sana karşı ne yaptım diye düşünmüyorum. Çünkü biliyorum suçumu ve bana yasak, haram kıldığın bu aşkta cezam oluyor, çekiyorum cezamı, günahkar kulunum, bu ızdıraptan azad etmeni istiyorum.


Bu ruh, sığmaz oldu bu bedene, her yanımda bir cehennem ateşi yanıyor, yüreğim yerinden çıkmak istiyor ve bedenim gecenin koynunda bırakıp kendini, insanlar bir günün telaşına uyanırken, gözlerini açmamak, sonsuzluğa doğru yol almak istiyor.


Hayaller kırık dökük avuçlarımda ve her kırılan hayalin keskin parçaları, bir gülün dikeni gibi saplanıyor, yokluğunda duvarlar üstüme üstüme geliyor, avuçlarım kanıyor, bileklerim kesiklerle dolu ve ben cansızca yatıyorum, Azrail’le dertleşiyor ruhum, ölümü bekliyorum.


Sense kanadından vurulmuş güvercinlerle haber gönderiyor ruhunun derinliklerinde fırtınaların en şiddetlisini şehvet kızılı bir ızdırapla yaşayan bir kadın; sabahları penceremin kenarında senin yerine beni izliyorlar ve güne “merhaba” dememi bekliyorlar usulca. Uyanıyorum, güvercinim haber getirmiş yine senden, ayağında gümüş halhallı bir gelin gibi duruyor, alıyorum ayağında pranga gibi duran kağıdı “Sakın seni unuttuğumu sanma” yazıyor kocaman harflerle. Olduğum yere yığılıp, dizlerim artık taşıyamıyor bedenimi, yüreğimin aşkını taşıyamadığı gibi… Gözlerimden damla damla sen dökülüyorsun.


Artık bu şehirden de nefret ediyorum. Bir hafta dayanabildim peşinden sürüklendiğim bu şehre ve her dakika, her saat, çalan her telefonda, çalan her kapı zilinde sensindir diyerek koştum ama hep yokluğun sardı beni, hep sensizliği karşıladım. Çünkü sen benim değil başkalarınındın ve bu gerçek, senin gelme ihtimalini sıfırın altına çekiyordu.


Sende kayıpsın, yoksun, bitiksin kendi içinde… Her şey sana karşı, senin üstüne geliyor, yeni başlayan her günle artarak çoğalıyor yalnızlığın, yelken açtığın her yalanca sevdada kimsesizliğimi buluyorsun ve günahların senin yolunu bir eşkıya gibi kesiyor, utanıyorsun, yaşadığın her şeyden pişman oluyorsun. Sana hiçbir zaman o gözle bakmasalar da, kendini küçük bir yosma gibi gördüklerini sanıp seni seven, seni arayan insanların yüreklerini ayakların altına alıp, intikam alırcasına tüm insanlardan, kızgın bir nefretle, yargısızca infaz ediyorsun. Aslında bu sen, aynadaki gerçek senle çelişiyorsun, gerçeği sende biliyorsun, belki de işine gelmiyor gerçekler…


Ben hiçbir zaman utanmadım seni yaşamaktan, seninle yaşanan arzuların ateşinin kızılını yanaklarımda görmedim. Benden uzakta teninin sıcaklığını bilmesem de, seni yaşamalarım, hissetmelerim en zevk aldığım, seni kendime sakladığım zamanlarıydı sevgili.


Ama artık dayanılmaz acılara gebe yokluğunda, yüreğimdeki yitik aşklar mezarlığında yaşamaktan yoruldu sevgili ve seni artık şehir şehir, her şehir de kayıp ruhlarda, her limanda beni bekleyen seni aradığım farklı ruhları bırakarak aramayacağım. Hayata sıfırdan başlama kararı aldım. Önce kalbimin kapısına paslı bir kilit vurdum, yalnızlığımı takıp koluma nazlı bir gelin gibi seni aradığım şehirlerin sonuncusunda, kimsesizliğin kokusu sinmiş bir dağ evine kapatıyorum kendimi. Sen yokken yaşanan her şey haram benim için, ben seni ararken yüreğimdeki kızıl saçlı çocuk daha asi, daha da günahkar oluyor sevgili.


Adresi yok gideceğim yerin, ararsan dağlara vur kendini. Yanıma kağıt ve kalemden başka hiçbir şey almıyorum, yine dar ağacından kurtarmak için, yazdıklarımı bir kitabın sarımtırak benzinde resmederek, sayfa sayfa bütünleştirip seni, günahkar kelimelerin ağırlığını kağıtların cansız bedeninde bırakıp; yokluğunun, aşkının, senin kitabını yazacağım. Adı konusunda kararsızım sevgili; “Yokluğunun hüzünbaz aşkı” “Kayıp şehirlerde kayıp ruhlu sevgili” mi koysam bilmiyorum.


Senin anlayacağın sevgili, kelimelerde seni yaşarken, hayalini düşlerimde yaşadıkça öldüğüm, gözleri her yeni günle sensizliğin ortasına açmaya mahkum edilmiş bir ruhla, hayatım bir sensizlik romanı…
!NC!PéR!S! Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink) Alt 24-01-2007, 13:45
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

GûL-î RâNâ
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.705
Rep gücü: 32
Rep derecesi: zuzu Daha Yolun Başındazuzu Daha Yolun Başında

 



Rüyalarımda, pencereden beni izleyen boş odaların, yırtık duvar kağıtları dökülüyordu gerçeğe. Biz gerçektekiler, onları kuru yapraklar sanıp, ağaçlarını özgürce terk edişlerine imreniyorduk belki de...
Rüyalarımda, çürük merdivenlerin kırılan son basamağından boşluğa düşmeden önce, beni izleyen aynadaki kıza bakıyordum hep.
Biz gerçektekiler, aynadakinin kendimiz olduğunu sanarak konuşuyorduk duyulmayan sesimizle, kendi kendimizi duyabilmek için.
Rüyalarımda, ansızın etrafı saran mavi dalgaların, uzaklaştıkça yakınlaşan kulaçlarıma engel oluşunu izliyordum hep.
Biz gerçektekiler, zamanın uzak ve yakının arasındaki bir yer olduğunu zannedip, kumsaatine hapsolmuş kumların birbiri ardına akmasına inanıyorduk hep.
Rüyalarımda hiç görmediğiklerimin, beni görüp de unutmuş olanlar olduğunu hissediyordum hep.
Biz gerçektekiler, daha önce görüp de unuttuklarımızı, yeniden doğuruyorduk eski sarı fotoğraflarda. Oysa unuttuğumuz görüntüleri yeniden oluşturmak, hiç gör(e)mediklerimizi yaratmaktan daha zordu çoğu zaman...
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink) Alt 24-01-2007, 17:11
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

GûL-î RâNâ
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.705
Rep gücü: 32
Rep derecesi: zuzu Daha Yolun Başındazuzu Daha Yolun Başında

 
Ben senin duygusal icerigine tutldum,
gozlerınden fışkıran aleve
Rüzgarla boguşan saçlarına tutuldum,
buğday başağı gibi dalgalanışına
Ben senin masum bakışına tutuldum,
icindeki gizeme
Ağlayışına tutuldum,
kalbındeki ozlem ateşıne
Dudaklarındaki yağmura tutuldum,
onun hasretiyle yanışıma
Göz pınarındaki hasret damlasına tutldum
çağlayanının umutsuz bekleyişine
Ben senin beni birgün anlayacagına,
umutsuz bekleyişime,gozlerimdekihuzune,
kalbimdeki yaraya tutuldum.
Ben senin günün son saati güneşebakmana tutuldum.
Güneşin icindeki hüzünülü bakışı,
orda çarpan kalbi bulma ümidine tutuldum.
Ben senin kalbindeki anahtarın ,
birgün açabilme ihtimaline tutuldum.
Gecenin mavi gizemindeki ay gibi parıldamana tutuldum.
kor ateş gibi sıcak,
bulutlar kadar yumusak bedenine sarılabilme umuduna tutuldum.
Dudaklarından herçıkan sözün,
dağ gibi yüreğımı kurşun gibi delmene tutuldum.
Her deryaya bakışında güzelligini haykıran çılgın dalgalara tutuldum.
Her türkü söyleyişinde yunus balıklarını dans ettirmene,
onları diz çökturmene tutuldum.
Ay ışıgı altındaki yakamozu ağlatmana tutuldum.
Düşlerime damla damla akmana,
rüya aleminin umutlarına kucak acışına tutuldum.
Ben senin kalbindeki anahtarı acabilme ihtimaline tutuldum.
Gurbette sıla ozlemine , duygu yüklü sıcacık yüregine tutuldum.
Ama sen beni hiç sevmedinki.....
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink) Alt 24-01-2007, 22:50
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.780
Rep gücü: 25
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
“Sen üzülme diye satır aralarına ördüm yokluğunun sancılarını. Duyup ağlama diye bir saçak altına sığınıp şimşek gürültülerinde yutkundum sensizliğin çığlıklarını.”



Yüreğinde bir bahar göremeden, kanayan yaralarımı iyileştirmeden çekip gittin… Gitmeliydin, hiçbir zaman dönmeyecek şekilde yüreğimde sana dair ne varsa alıp gittin. Gittin diyorum, hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen. Evet, bu cümleyi kurmamak için ne savaşlar verdim yüreğimin hücrelerinde bir bilsen! Seni üzmemek için acılarımda demlenmiş bu cümleyi, hep erteledim dudaklarımdan. Yalnızlığında depreşen yaralarımı görme diye kalemi kırdım, ismini anan dudaklarıma kilit vurdum seni üzecek tek bir kelime söylemesin diye. Sen varken taze tomurcuklar açan kelimelerim yokluğunda paslansın istedim.



Sen benim canımdın. Sana ve gözyaşlarına kıyamadım işte. Sana acı vermemek için yüreğimdeki “sen”den kaçtım. Senin olduğun her yerden uzaklaştım. Hayattan, bu satırlardan, kısacası her şeyden kaçtım; unutmak için değil, senin gidişini kendimden gizlemek için. Gitmelerini erteledim yüreğimin kıyılarında. Bitkisel hayata girmiş varlığını kendi soluğumla yaşatmak istedim. Soluğu tükenmiş bir cana “ canımı “ verircesine yokluğuna anlatan kelimelerden kaçtım…Canımdan canımı koparıp biraz daha varlığında gülümseyebilmek için kendimi seni hatırlatan kelimelerle avuttum. Kendimi “ yalnızlığımla “ aldattım. Gidişlerine kaç kuyruklu yalan uydurdum. Kaç kez kaçınılmaz bu gerçekle aynalarda yüzleşmekten korktum. Hiçbir zaman dillendiremedim senin gidisini hatırlatan kelimelerle. Ama yutkunamadım, dudaklarıma kilit vuramadım işte . “Hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen.” Gece olup herkes evine döndüğünde anladım senin bir daha dönmeyecek şekilde gittiğini. Gittin, hiçbir zaman geri gelmeyecektin…



Varlığındayken her gece aradığın vakitlerde ben hâlâ sen ararsın diye seni bekledim sen kokan köşelerde. Seni bekledim hep. Seni beklerken karanlıklarla oyalandım biraz. Körebe oynadım zamanla. Kovalayan yalnızlıktı, ben ise sana ve varlığına kaçan oldum. Hep yokluğuna “ebe” oldum bilmediğim oyunlarda… Göz yaşlarımı avuç içlerimde saklayıp seni bekledim zamanın kor saatlerinde. Seni götüren tarihi, alnımın ortasına bir mıh gibi çaktım. Ve hâlâ gittiğin günde hâlâ bıraktığın yerdeyim…Bir gün gelecekmişsin gibi seni bekliyorum sen kokan köşelerde…



Hatırlar mısın bilmiyorum; senden önceki terk edişlerimi yazdım sana. Acılarımı katık yapıp aynı sofrada paylaşmadık mı seninle? Hüznün içinde umutsuz kaldığımda “Pes etmeler bize göre değil, yılmak da öyle. Şimdi hadi tut ellerimden. Gir hadi yüreğimden içeri böyle hüzünlü olduğun zamanlar. Orada cennetten bir köse var senin için. Kuşlar, çiçekler, kelebekler. Orada biraz mutluluk doldur yüreğine, huzur doldur. Sığınağın olsun orası, sığındığın. İçinde akan derede yıkan ve sıyrıl tüm acılarından.” satırları geliyor dilimin ucuna. Yüreğim ise her satırında seni arıyor. Susup bakakalıyorum senden kalan tek hatıra bu satırlara…



Huzur arıyorum gözlerindeki mutluluk ülkelerinin baharlarında. Sığınak arıyorum yalnızlığın ayazlarından kaçıp yüreğimi ısıtabileceğim. Seni arıyorum, lâkin yüreğimde bulamıyorum. Ruhum gitti derken, yüreğim kabullenmiyor gidişini... Ruhumla kalbim arasında tek başıma kaldım. Gittin mi yoksa giden sadece mevsimler miydi bilemiyorum. Bildiğim tek bir şey var: yalnızlığında yetim, karanlıklarda sensiz kaldım…



Bu satırları yazarken annem ile kız kardeşim yan odada ben ise sessizce göz yaşlarımla sana akıyordum senin sırtınmış gibi yokluğunu hatırlatan duvarlara yaslanarak… Hiçbir zaman gelmeyecek olsan da imkânsızlığına bırakıyordum fakir kelimelerimi. Ağlıyordum, sesimi kimseler duymasın diye ağzımı ellerimle kapatıp ağlıyordum. Yüreğim gözyaşlarını giyinip sana ve yalnızlığa akıyordu kirpiklerimden. Biliyorum ki bu göz yaşlarım senin için. Kirpiklerimden akan her göz yaşına bir dua ekledim canım. “Benim her ıslak gözyaşım sana umut dolu bir gülücük olarak dönsün!” duasını dudaklarıma ilmekleyip sana bıraktım ıslak göz yaşlarımı… Ve mektubu okurken ağlarsan, dokunma gözyaşlarına, bırak aksın yüreğin satırlara, toprağa. Aksın ki susuz kalmış ceylanlar göz yaşlarınla beslensin.



Sen bu satırları okurken ben tek hayâlimiz olan kızımıza “sonbahar mektupları” yazıyor olacağım. Gittiğin günün tarihini kaderime mühürleyip yalnızlığın demli çayından sensizliğini yudumlayacağım. Seni anacağım yıldızların karanlıklarla dansını izlerken. Ve yağmur yağarken yüreğine dokunacağım usulca… Bir gün kavuşmamızın ahretin güneşinde olacağını düşünerek ismini anacağım imkânsızlığın kor saatlerinde. Eline yıldızları, yüreğine beni alarak gelmeyecek olsan da her zamanki gibi gecenin en dar vaktinde seni bekliyor olacağım..
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink) Alt 24-01-2007, 22:57
Banned
 
Saripapatya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

~~O artık evLi~~
 
Kayıt: 19.11.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 4.826
Rep gücü: 0
Rep derecesi: Saripapatya Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Zaman durdu
Bir gurbet olmuşken Ankara yüreğimde
Ellerim tutuldu sanki dudaklarım kendime kilitlendi

Hoşçakal sevgilim
Yüreğim durdu
Ne de heyecanla çarpardı
Sana dokunurken ellerim

Tenin beni örterken sevgiyle
Hoşçakal sevgilim
Yaşam durdu kapanıyor gözlerime dünya
Nerede mavi mutluluklar

Nerede sevdamız ve yarın umutlarımız
Hoşçakal sevgilim
Zamanım doldu
Hep birşeyler vermeye çalıştım sana

Bir ömrümü yalnızca sevgi vererek geçirebilirdim
Ama sizin vermeye pek değil, hiç vaktiniz olmadı
Hoşçakal sevgilim Hoşçakal sevgilim..
Saripapatya Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Her günü son günün bil FeYeZaN Dini Konular 5 16-01-2008 10:44
Karanlık ! ! ! FoRuM_MeLeGi Paylaşmak İstedikleriniz 6 28-11-2007 10:21
Karanlık.... FeYeZaN Fotoğrafçılık ve Resimler 17 22-10-2007 22:49
Karanlık=Aydınlık @izci@ Dini Konular 5 29-11-2006 15:20
en karanLık gün...^^ _aLmİrA_ Dini Konular 4 04-08-2006 08:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:31 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577