#1 (permalink)
04-06-2007, 19:36
|
Banned ~~O artık evLi~~
Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 24 Mesajlar: 4.825 Rep gücü: 0 Rep derecesi:  | Sevmek gitmekmiydi, sevdiği için mi giderdi insan..  | |  | | | Aşk sana, gitmek kadar yakındı.. Bir rüzgar ile yollara düşebilen aklından, paslanmış aşk tortuları çıkabilirdi sadece. Sessizliğinle gelip geçerdin şehirlerimizden. Sana aşık yürekleri birkaç dakikalığına ziyaret ederek kayıtsızca, umarsızca çekip giderdin… Yüreğin yollara bölünmüştü senin.. Aşk sana gidemediğin yerler kadar yakındı ancak. Vardığında hayali son bulacak şehirlerin gibiydi... Ben seni bir akşam sonrası, ıssızlığına terk edilmiş o istasyonda gördüm ilk. Gerçek miydin, yoksa denizleri andıran gözlerini taşıyan, o saf,masum nilüfer kokulu yüzün bir sanrı dan öte değil miydi… Yalnızlığımı paylaşan eskimiş yarı kırık bankın üzerinde oturup hiç gelmeyecek bir yolcu bekler gibi raylara bakarken nereden de gelmiştin…
Yollara olan aşkından bahsederdin, ona olan tutkundan.. Sabitlenemeyen çelişkili ruhlarının bastırılmışlığı altında büyük bir sevdayı gizlediğin belliydi bakışlarından. Tutamadım bir an kendimi… Bir ses koptu içimden incecik bir tınıyla, kulaklarımın bile zor işitebileceği… ve sonra, kalkıp gittin yanımdan…Ben yüzüm raylara dönük, arkama yığılı şehirleri bırakmışlığımla kaldım oracıkta.. Bir akşam sonrasıydı, rüzgar aşk gibi esiyordu üzerimizden.. Rüzgara aldanan yüreğinle, sallanamayan mendillere karışan gözyaşlarının eşlik ettiği , başka bir yola düştün, içine bir nebze ben koyamadan…
Aşk sana, gitmek kadar yakındı… Yolu ikiye bölen şeritler gibiydi yollar, hayatla senin aranda. İkiye bölünmüşlüğünün farkındalığını unutmak için kaybolmayı seçmiştin. Çok eskiden birini seviyormuşsun, öğrendim.. Yollarda mı kaybettin onu yoksa.. Bir yolculuğun başlangıcında yitirilen bir aşkın yasımıydı senin gitmelere sebep olan tutkun. Ne kadar gidersen o kadar iyiydi senin aşk kadar güzel ve yakıcı yüreğin için. Bir yerlerde karşılaşma hayalinin kurbanlarındandın belki de, yolu parçalara bölen şeritlerin arasında yitirilmişliğine ulaşmayı amaçlamaktı belki de bütün yolculuğun.. Biri seni sevse korkardın, kaçardın kendinden kaçar gibi, bulunamayan o yabanıl aşklarımızın ölümü düşerdi aklına, susardın.. Gözlerinden anlasınlar isterken, sözcüklerini hiçliğe kurban ederdi aşk düşkünleri. Yapacak tek şey vardı ya, onu yapardın..Giderdin…
Zamanla akşam sonraları, kalabalıklaştı bu ıssız istasyon. Kırık bankımı mesken tutanlar “sarhoşlarım”ın dışındakiler de oldu. Gözlerim çok uzaktaki bir dağın tepesine takılı kalmıştım. Biri sordu ne oluyor diye, sana baktığımı söyledim, her dağın doruğunda sen varsın diye bakışlarımı geçirirdim uzaklara, bilmezlerdi. Sarf ettiğin son sözün kıyısında oturmuş, sensizliğe isyan olsun diye suyun içersindeyken bile kendini kurutan bir papatyanın özünde gördüm seni bir an. Gözlerin gözlerime yakın, yine savrulmuş bir kelebek misali güçlü görünmeye çalışan ama o incecik kanatlarıyla dirnemeyen bakışlarını gördüm. Neydi, bu sis dumanı kaplamıştı bakışların. Bu hayalin içinde ne anlatmaya çalışıyordun.. ?
Ben seni eskimiş bir aşkın yasını tutarken tanımıştım. Sen gelmeden önce sözlerin geçmişti içime..Sen gelmeden önce acıların geliyordu önünden. Yollar tükenir miydi sende bilmiyordun, gittikçe azalabilir miydi içinde gizliden gizliye sakladığın sevdaların. Gitmekle başlıyor sanıyorduk hayat, oysa gittikçe hayata gömülenlerdik biz..Şimdi yanıma geldiğin o kırık,eski, kazınmış bankın üzerinde her yola bakıp ayak izlerine karışmasını umduğun aşkın yasını izliyorum. Sevmek gitmekmiydi, sevdiği için mi giderdi insan, sevdiğine ulaşmak için mi giderdi...Biz ne için bu hayalin peşindeydik ? Kendimiz kime kavuşabilirdik ki boşlukta sallandırdığımız kendimize bu kadar uzak düşmüşken... | |  | |  | |
| |