İlahi Peygamberler ve Peygamberimiz - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Peygamberlerimizin Hayatları » İlahi Peygamberler ve Peygamberimiz

Peygamberlerimizin Hayatları Yalnızca "Peygamlerlerimiz" ve "Hayatları" ile ilgili konular paylaşabilir, görebilirsiniz.. Lütfen bölümün hassasiyet derecesini unutmayın.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 01-08-2007, 14:25
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.290
Rep gücü: 33
Rep derecesi: KaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

İlahi Peygamberler ve Peygamberimiz

 
İslâm inancına göre, "peygamberlik", Allah'ın kullarına en büyük lûtfudur. İnsanlık derecesinin en yüksek pâyesidir. Peygamberlik makamına hiç kimse, kendi zekâsıyla, kendi irfanıyla, kendi gayretiyle ulaşamaz (10).
Peygamberlik Allah vergisidir. Cenâbı Hak, kimleri lâyık görürse, peygamberlik vazifesini onlara verir (11). Peygamberlik rütbesi, yüksek bir dağın tepesine benzer. İnsan o dağın eteğinden çıkmağa başladığı zaman, tepesinin pek yakın olduğunu zanneder. Fakat, yükselmeğe devam ettikçe varmak istediği tepenin daha ileride bulunduğunu anlar. Bu yolda ne kadar yükselirse yükselsin, asıl tepeye varamaz. İrfan sahipleri, seviyelerini ne kadar yükseltseler, peygamberlik makamına ulaşamazlar. Bilgileri yükseldikçe, peygamberlik mertebesinin daha da yükseklerde bulunduğunu görürler. Artık, ona yaklaşılamayacağı kanaatine varırlar (12).
İşte bu yüksek vazifeye Allah'ın bir ihsanı olarak nail olan büyük insanlara nebî veya resûl ve peygamber isimleri verilir.
Peygamberler, Allah ile kullar arasında birer elçidir. Fakat, diğer insan!ar gibi birer insandır. Ancak, masum ve doğru insanlardır. Hiç yalan söylemezler. Kimseyi aldatmazlar. İnsanların en akıllısıdırlar. Kalbleri hakikatin nuruyla doludur. Günah işlemezler. insanlar içinde peygamberlerden başka masum kimse yoktur. Hiçbiri kendilerinin insandan başka bir şey olduklarını iddiâ etmemişlerdir, yalnız Allah'tan aldıkları emirleri, doğru olarak bildirmek vazifesiyle görevli bulunduklarını açıkça söylemişlerdi .

- De ki: Ben, sizin gibi bir insandan başka bir şey değilim. Bana Tanrınızın. ancak, tek bir Allah olduğu vahyolunuyor.(13)

İlâhî peygamberlerin birincisi Hazreti Âdem, sonuncusu; Hazreti Muhammed’dir. İnsanlar arasında yetişmiş İlâhî peygamberler pek çoktur. Hazreti Âdemden Hazreti Muhammede kadar yüzyirmidörtbin peygamber gelmiş bulunduğu rivayet ediliyor(14). Fakat bu rivayet, peygamberlerin çokluğuna işaret sayılmaktadır. Yalnız bu peygamberlerin isimleri, yerleri ve ümmetleri beli değildir.(15). Ancak, Kur'an-ı Kerimde isimleri yazılı peygamberlerin sayısı yirmibeştir:
Hz.Âdem
Hz.İdrîs
Hz.Nûh
Hz.Hûd
Hz.Salih
Hz.İbrahim
Hz.Lût
Hz.İsmail
Hz.İshak
Hz.Ya'kub
Hz.Yûsüf
Hz.Eyyûb
Hz.Zülkifl
Hz.Şuayb
Hz.Mûsa
Hz.Hârûn
Hz.Dâvud
Hz.Süleyman
Hz.İlyas
Hz.Elyesa
YHz.unus
Hz.Zekeriyya
Hz.Yahya
Hz.İsa
Hz.Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)

Bu yirmibeş peygamberin dışında, "filân peygamberdir veya değildir" diyemeyiz. İhtimal ki, 124 binin içinde vardır veya yoktur (*)
Kur'an’da yazılı olanlardan beş tanesi (Nûh - İbrahim - Mûsa - Îsa ve Muhammed -aleyhimüs selâm-, büyük ve yenilenen şerîat sahibiydi (16) Bu sebepten bu beş peygambere: Ülül-azm (azim ve sebat sahibi) peygamberler denir. Şerîat sahibi peygamberlerin birincisi: Nûh, sonuncusu: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- dir.
Peygamberlik vazifesi bakımından bütün peygamberler birbirlerine eşittir, aralarında fark yoktur. Fakat fazilet bakımından birbirlerinden ayrılırlar (17). Fazilet sırasıyla "Muhammed - İbrahim - Mûsa - Îsa - Nûh" peygamberler, diğerlerine üstündür. Bunların içinde en faziletlisi: Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizdir.
İlâhî peygamberler ya bir kavme, ya bir ülkeye veya belirli bir zamana gönderilmiş veyahut belirli ümmetlerin belirli devirleri için gelmişlerdir (18). İçlerinden ancak “Hâtemül Enbiyâ Muhammed Mustafâ" Efendimiz, yalnız Arablara değil, yeryüzünde bulunan bütün milletlerin, hattâ yedinci yüzyıldan dünyanın sonuna kadar bütün insanların saadetini sağlamak için gelmiş (19) ve İlâhî peygamberlerin sonuncusu olmuştur (20).
İsimleri Kur'an’da geçen peygamberler, ya Arablara gönderilenler veya Arabistan'a yakın bölgelerde gelmiş olanlar veyahut İsrâiloğulları içinde yetişenlerdir. Halbuki, yeryüzünde her ümmete bir peygamber gönderilmiştir
- Her ümmetin rasûlü vardır. (21)
Biz her ümmete rasül gönderdik. (21a)
- Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde kendilerini Allah azâbıyla korkutan biri gelmemiş olsun. (21b)
Ancak, Kur’an-ı Kerim, İlâhî peygamberlerin bir kısmından bahsetmiş, fakat bir kısmını bildirmemiştir
- Biz senden evvel de peygamberler gönderdik. Onların içinde sana kıssalarını anlattıklarımız bulunduğu gibi, kıssalarını nakletmediklerimiz de vardır. (22)
İlâhi peygamberlerin gönderilmesi bir zarurettir. İnsan aklının en büyük ihtiyacıdır. Allah, insanı, iyi ile kötüyü ayırdedebilmek için akıl nimeti ile yaratmıştır. Halbuki insanın biri maddî (gözle görülen), diğeri mânevî (gözle görülemeyen) iki varlığı vardır. Çoğu zaman, insanın maddî varlığı, mânevî varlığına üstün gelmektedir. O zaman insan iradesi, hak tanımaz olur. Fazilet yolları kapanır. Adaleti sağlamak için akıl, varlığını gösteremez hale gelir. İnsanlar içindeki kuvvetliler, kanunun takibinden emin olunca âcizlerin bütün haklarını çiğner. Kavîler zayıflara, zenginler fakirlere çullanır. Mânevî bağları kalmayan insanlar, maksatlarına kavuşabilmek için fena yollara saparlar. Doğru yoldan ayrılırlar. Zevki çalışmada değil, hile ve desisede bulurlar. İnsanların doğuşundan beri yeryüzünü kaplayan ;zulümlerin, tarih sahifelerini dolduran haksızlıkların içyüzü bundan ibaretti.
Akıl, kemâl derecesine ulaşamadığı için, hayatta her şeyi bilemez. Hiçbir hakikatin mahiyetini kavrayamaz. Bu âlem bizce meçhuldür. Bu hayat bize karanlıktır. Rûh, bedenden ayrıldıktan sonra, olacağı şüphesiz bulunan halleri gösterebilecek bir kuvvet, insana verilmemiştir. Duygu ve tecrübe âleminde bile şaşırıp kalmış olan akıl, gözle görülemeyen âlemi ansıyamaz. Görülen âlemle görülemeyen. âlem arasındaki bağı bulamıyor. Her şeyden şüpheleniyor. Hakikatlere gözler yumuluyor. Kulaklar tıkanıyor. Bu hal, mânevî bir hastalıktır. Bu kalb hastalığını tedavi edebilecek tek çare. vahy ilâcıdır(23), İlâhî vahydir, peygamberlerin gönderilmesidir. İlâhî peygamberler, çığırından çıkan insan ahlâkını düzeltir. Alçalan rûhları yükseltir. Aklın bulamadığı hakikatleri gösterir. Allah’ın sıfatlarını, âhiret hayatını öğretir. Yaratılışından beri insanları korkutan "ölüm"ün mutlak bir yokluk olmadığını, bilâkis, yeni bir hayatın başlangıcı bulunduğunu anlatır.
Abdülaziz Çaviş, Anglikan Kilisesine verdiği cevapta derki: "Cenâbı Hakkın ezelî kanunu öyle cereyan ediyor: Herhangi ümmetin başı sıkılırsa, efrad arasında fesat çoğalırsa, içlerinden bir rasûl, yahut bir nebî veyahut âkıbetin vehametini anlatacak bir müceddid gönderilir. İnsanın yeryüzünde doğuşundan beri, hal böyle devam etmiştir. Dünyanın sonuna kadar da aynı yolda gidecektir."
Peygamberlik, İlâhî vahye dayanır. Cenâb-ı Hak, insanların birbirleri ile konuştukları gibi, apaçık konuşmaz (24). Çünkü Allah, çok büyük ve çok âlîdir. İnsanlar, Allah’ın yüksekliğine yetişerek, sözü, olduğu gibi, işitmeye tahammül edemezler. Bu sebepten, Hak Teâlâ hikmetine göre, vahy ile söyler; (25). İradesini üç suretle tebliğ buyurur: 1) Vahy sureti (Peygamberin kalbine inen ilhamdır). 2) Perde arkasından konuşmaktır (İlâhî hitaba nail olan peygamber, perde arkasından bir ses duyuyormuş gibi olur). Ses duyulur, fakat o sesin sahibi görülmez. 3) Melek gönderilmesidir (26).
İnsanların dünya ve âhirette saadetlerini sağlamak için, Cenâbı Hak, kendi iradelerini, peygamberleri, vasıtası ile bildirmiş ve bu peygamberler de Tanrının bu iradelerini, olduğu gibi insanlara ulaştırmışlardır.
İlâhî peygamberlerin öğrettikleri İlâhî kanunlara "semâvî kitaplar" adı verilir. Bunların bir kısmına "suhuf" (sahifeler, broşürler), bir kısmına da "kitap" denir.
Büyük kitaplar: (Tevrât - Zebûr - İncîl - Kur’ân-ı Kerim olmak üzere) dörttür. Tarih sırasıyla Tevrât: Mûsâ Peygambere, Zebûr: Dâvûd Peygambere, İncil: İsâ Peygambere, Kur'ân-ı Kerim Mübîn: Peygamberimiz Hazreti Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-e indirilmiştir.
Hazreti Mûsâ'ya gönderilmiş olan Tevrât: İsrâîloğullarının mukaddes din kitabıydı. 18. Firavun sülâlesi zamanında, İsrâîloğullarını Mısırdan çıkarmak suretiyle, esaret hayatından kurtaran Mûsâ Peygamber, "Tûr" dağında ilâhî vahye nail oldu. Milâddan tahminen 1600 yıl önce, kendisine Tevrât gönderildi.
Hazreti Mûsâ’dan sonra, Filistin’de devlet kuran İsrâîloğulları, Çok geçmeden siyasi birliklerini kaybettiler. Dinlerini de, ahlâklarını da koruyamadılar. Tek Tanrı inancından ibaret olan esas Tevrât, pek çok tahriflere, ilâvelere uğradı. Bugün, Tevrât adını taşıyan kitaplar: "İbrâni - Yunânî - Sâmirî" olmak üzere üç türlüdür. Bunların üç şekli de birbirlerini tutmaz. Hele içindeki konula~, "Allah sözü" olmak vasıflarını kaybetmiştir. Çünkü, Hazreti Mûsâ’ya , vahyolunan esas Tevrât muhafaza edilememişti.
Mûsâ’dan sonra, Dâvûd Peygambere gönderilen Zebûr: Şerîat kitabı değil, duâlar mecmuasıydı. İçinde, ilâhî kanunlar yoktu. Tevrât’tan sonra geldiği halde, Mûsâ şerîatının hükümlerini değiştiremedi.
Tevrât’a "Ahd-i Atîk" denildiği gibi, İncîl’e de "Ahd-i Cedîd" adı verildi. İkisine birden "Kitâb-ı Mukaddes" denir.
Tevrât, Milâddan önce, 3. yüzyılda Yunancaya çevrilmiş, kitâb-ı mukaddes de 4. Milâd asrında, lâtinceye tercüme edilmiştir. 14, 15 ve 16 ncı yüzyıllarda (hususiyle, 16 ncı asırda "reform" adı verilen ve katolik mezhebi içinden protestanlığın çıkmasına yol açan: İnanışta değişiklik devrinde mukaddes din kitabı, milli dillere (İbrânîce aslından değil de) lâtince tercümesinden çevrilmişti.
Hazreti İsâ, üç yıl peygamberlik yapabildi. Çocukluğunda Filistin'den çıkmış, otuz yaşına kadar Mısır'da kalmıştı. Filistin çöllerinde dinini gizlice yaymağa başladığı zaman, yahudiler kendisini tanımıyorlardı. İsâ Peygambere inananlar, yalnız oniki Balıkçı oldu. Bunlara "Havârîler" denir. Havârîlerden Yuda Şem'un (Yehuda, Isharyotı) Îsâ'ya ihanet etti. Aldığı bir miktar rüşvet karşılığı olarak; İsa’nın gizlendiği yeri yahudilere haber verdi. Hazreti Îsâ'yı öldürmek isteyen yahudiler, onu bulamayınca, Îsâ’ya benzeyen Yudayı yakaladılar. Onu Îsâ zannıyla bağırta bağırta astılar (çarmıha gerdiler) .
-- Onların sözleri Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu Mesîh İsâ’yı katlettik demeleridir. Halbuki onlar, İsâ'yı öldürmediler de asmadılar da. Fakat, (İsâ, salbolunan bir adama) benzetilmişti. (27)
Îsâ Peygamber (İdrîs gibi) âli mekâna kaldırıldı (28). Havariler takip olundu. Bunlar azlıktı. Hem yahudilerin, hem puta tapıcıların zulümlerine uğradı. Her biri birer tarafa savuştukları için Îsâ'ya vahyolunan esas İncîl toplanamadı. Muhafaza olunamadı.
Havârîler, Îsâ dinini yaymak için etrafa dağılmışlardı. Îsâ'nın hayatına dair çeşitli kitaplar yazıldı. Bu kitaplara "İncîl" denildi. Bu suretle, yazılan İncîllerin sayısı çoğaldı. Birkaç yüzü buldu (29). Bunların verdikleri bilgiler, yekdiğerini tutmuyordu. İçlerinden birbirlerine oldukça yakın görülen dördü seçildi. Bu dört İncîl, Îsâ dinine aid mukaddes din kitabı olmaktan ziyade, kilise tarihiydi. Havârîlerden Matta, Yuhanna ile bunların talebesinden: Luka; Markos tarafından yazılmıştı.
Hazreti Îsâ'dan sonra, hıristiyanlık, çok geçmeden Îsâ dini olmaktan çıktı. İçine, eski Yunanlıların ve eski Romanın puta tapıcılığı karıştı. Hindin ve eski Mısırın "teslîs" denilen üçüzlü tanrı inancı girdi.
Hıristiyanlıkta "Baba - Oğul - Rûhülkudüs" den ibaret üç muhtelif şahsın "Tek Tanrı" teşkil etmesine "teslîs" adı verilir. Hıristiyan inancına göre, kadir-i mutlak "baba", semada saltanat makamında "oğul" sağ tarafında, Rûhülkudüs sol, tarafında. Fakat, bunların üçünden ibaret "Allah" birdir. "Baba" da Allah, "Oğul" (Îsâ) da Allah, "Rûhülkudüs" (Cebrâil) de Allah’tır. Lâkin üç Allah değil, bir Allah’tır.
Halbuki, Hazreti Îsâ'nın öğrettiği dinde: Âlemleri yaratan "Allah" bir iken, hıristiyanlıkta üç oldu (30).
Görülüyor ki, Kur'an-ı Kerim gelinceye kadar, mukaddes sayılan bütün din kitapları ya ortadan kalkmış veya bozularak "Allah sözü, ilâhî din kitabı" olmak değerini kaybetmişti. Fazla olarak Kur’ân-ı Kerim, en son inen Allah kelâmı olduğu için, kendisinden önce gelen bütün semâvî kitapların hükümleri kalmamıştır.
Kur’an-ı Kerim, Cenâbı Allah tarafından gönderilen İlâhî kitapların sonuncusudur. Cebrâîl adındaki melek vasıtasıyla, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’e, vahy yoluyla geddi. Toptan değil, yirmiiki küsûr yılda, âyet, âyet, sûre sûre indi (610-632 M.).
Cenâbı Hak, Kur’an’ın ebedî muhafızı olduğunu beyan buyurmaktadır
- Kur'ân-ı biz gönderdik. Herhalde onu biz muhafaza edeceğiz. (31) Allah'ın bu iradesini yerine getirmek için müslümanlar, Hazreti Peygamberin irşadıyla iki yol tuttular. Birincisi: Kur’an-ı ezberlemek. Diğeri: Kur’an-ı yazmak. Kur’an-ı Kerimin her âyeti, Peygamberimiz tarafından ilân edildikten sonra, ashâbı tarafından hem ezberlenir, hem yazılırdı (32)
Kur’an-ı Mecîd, ondört asır evvel, nasıl nâzil olduysa, hangi şekilde geldiyse, Rasûl-i Ekrem tarafından da nasıl tebliğ edildiyse, öylece muhafaza olunmuş, zerre kadar tahrife uğramadan, nesilden nesile geçerek zamanımıza kadar ulaşmıştır. Bu mazhariyyet, başka hiçbir semâvî kitaba nasip olmamıştır. Bu hakikati, İslâm düşmanları bile kabul etmektedir. Bilhassa, (Hayât-ı Muhammed) adındaki eserin sahibi, İngiliz tarihçisi Sir William Muir, İslâm dininin tenkidcisi olduğu halde, Kur'an-ı Kerim hakkında: Oniki asır metninin bütün satvetini bu kadar muhafaza edebilen başka bir kitap yoktur, demekten kendini alamamıştır (33).
Kur’an-ı Mübînin, değişmeden, bu eşsizliğini muhafaza etmesinde çeşitli sebepler vardı. En mühimi, bizzat Rasûl-i Ekrem zamanında, Kur’an-ı Kerimin yazılmış olmasıydı.
Allah'ın kulları için seçtiği din birdir. Tek Tanrı inancı olan "İslâm" dır, müslümanlıktır (34). Müslümanlık, hakikatte insanlık dinidir. İlk Peygamberden son Peygambere kadar devam eden Allah’ın dini: İslâm’dır. Tek Tanrı inancı (Tevhîd) dir.
İnsanların ilk öğrendiği din, Allah’ın birliği inancıydı. insanlara Tek Tanrı inancını öğreten, kendi içlerinden çıkmış olan İlâhi Peygamberler oldu. Bütün Peygamberlerin bildirdiği dinlerin esası. Allah’ın birliği inancı: Tevhîd itikadıydı. Son Peygamber Hazreti Muhammed de bu inancı bildirmiştir.
Ancak, evvelki Peygamberlerin öğrettikleri Tek Tanrı inancının esasları gitgide gevşedi. Çeşitli sebeplerle, sonraları değişikliğe uğradı. Allah'a ibâdetin yerini puta tapıcılık aldı.
Puta tapıcılığın esası, tabiat kuvvetlerini tanrılaştırarak yükseltmek, resim!er, heykellerle temsil ettikleri bu kuvvetlere insanları taptırmak suretiyle insanlığın şerefini alçaltmaktan ıbaretti.
Hazreti Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanın tesiriyle değişmiş olan bu esasları, ilâhî vahy ile aslî kıymetlerine çevirdi. Tabiat kuvvetlerine tapmayı yasak etmekle kalmadı. aynı zamanda bu kuvvetlerden faydalanmayı bildirerek insanlığın şerefini yükseltmiş oldu. Çünkü Cenâb-ı Allah, yerde ve gökte ne varsa insan zekâsına bırakmıştı .

- O, göklerde ne var, yerde ne varsa, (herşeyi) kendinden (kendi tarafından olmak üzere) size (insanlara) râm etti (müsahhar kıldı.) Şüphe yok ki, ,6unda, iyi düşünerek bir kavim için kat'î âyetler (delâletler, ibretler) var(35).
Şurası hiç unutulmamalıdır ki, din insanların eseri olmadığı gibi, Peygamberler tarafından da kurulmuş değildir. Çünkü Peygamberler, Allah’ın birer elçisidir. Dinin hakîkî sahibi: Cenâbı Allah’tır. Hazreti Muhammed de İslam dininin kurucusu değildir. İlâhî nizamın son şeklini ümmetine bildiren bir elçidir.
Kur’an-ı Kerimin bildirdiğine göre, çeşitli devirlerde, çeşitli kavimler arasında pek çok peygamber gelmiştir. Bunların öğrettikleri din, esas itibariyle müslümanlıktan başka bir şey değildir. Bu bakımdan, insanların tabiî (fıtrî) dini İslâm dinidir. Bütün esasları akla, tabiata uygun bulunan müslümanlık, bütün insanlığı kaplayan Allah’ın bu ebedî dini, Peygamberimizle kemâl derecesine yükselmiştir.
Puta tapıcılığı kaldırarak insanlara şerefini, tabiî hürriyetini kazandıran, yalnız "Allah" huzurunda insanların mutlak bir kul, fakat* Allah'tan başkasına karşı mutlak hür olduğunu bildiren, insanlık tarihinde bütün inkılâbların esasını hazırlayan İslâm dininin yüce Peygamberi Cenâb-ı Hakk'ın son elçisi olmuştur. Artık, O'ndan sonra peygamber gelmeyecektir.
Hakikî din, bir Peygamberin, vahy suretiyle Allah'tan aldığı hükümlerin toplamıdır. Din denilince, Tek Allah ile O'nun elçisi hatıra gelmektedir. Allahsız din olamayacağı gibi, İlâhî vahye dayanmayan, bir peygamber tarafından bildirilmeyen sistemlere de "din" adı verilemez.
Din, insanlıkla beraber doğmuş, her asırda yaşamış, insanlık durdukça da duracaktır. "Allah" fikrinin ortadan kalkması, insanlığın yok olması demektir. Şair Mehmed Âkif:
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür. diye, ne güzel söylemiştir..
KaaN Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
KaaN için teşekkür edenler 4 kişi.
freebot (05-09-2007), hannan (29-11-2008), pilot (27-04-2008), uvey_duygulu_vampir (27-07-2008)
  #2 (permalink) Alt 01-08-2007, 14:31
göηℓüмüzüη ѕυℓтαηı
 
Notheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

****$@I(!RT'3***
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 30
Mesajlar: 8.461
Rep gücü: 58
Rep derecesi: Notheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama Fazla

 
Allah Razı olsun ..konu için ama burda daha iyi olacak sanırım ...taşıdım izninle
Notheart Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 01-08-2007, 14:35
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.290
Rep gücü: 33
Rep derecesi: KaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Allah (c.c.) sendende razı olsun
KaaN Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 01-08-2007, 15:08
İşi kavrayan 2de1'ci
 
Philip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Zaman imanı kurtarma zamanı!
 
Kayıt: 03.05.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 2.211
Rep gücü: 15
Rep derecesi: Philip Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Allah razı olsun kardeş..
Philip Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 02-08-2007, 13:38
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.290
Rep gücü: 33
Rep derecesi: KaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Allah (c.c.) cümlemizden razı olsun
KaaN Çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 27-04-2008, 20:58
Kendini aşan 2de1'ci
 
pilot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

sevdam davam
 
Kayıt: 13.03.2008
Mesajlar: 4.436
Rep gücü: 35
Rep derecesi: pilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Alpilot Mübarek Bune Hız Az Nefes Al

 

pilot Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
İlahi Sözleri CiwCiw Dini Konular 11 06-11-2007 15:25
Bütün Peygamberler Islam'i Anlatmıştır FeYeZaN Dini Konular 0 23-10-2007 00:25
ALLAH'ın Gazabı ve İlahi Aşk Raid_IRON Dini Konular 3 13-08-2007 01:05
İlahi & Güllerin Efendisi SweetWitch İslami Download 0 09-04-2007 15:52
Depremin İlâhî Yönü @izci@ Dini Konular 2 21-01-2007 18:40


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:34 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789