İşi kavrayan 2de1'ci ズ-яєSSα|\/|
Kayıt: 15.05.2008 Mesajlar: 1.295 Rep gücü: 8 | BiyoLojik savaş ve KENE  | |  | | | BİYOLOJİK SAVAŞ VE HALK SAĞLIĞI 
Politik, dini ya da ideolojik hedeflere ulaşmak için ülkelerde korku, panik yaratmak ya da kitlesel ölümlere yol açmak amacıyla insan, hayvan ya da bitkileri öldürmek veya hastalandırmak için mikroorganizmaların veya mikroorganizma toksinlerinin kullanımına biyolojik savaş denilmektedir1. Biyolojik savaşta kullanılan bu etkenler tıpkı diğer savaş makinelerinde olduğu gibi terör faaliyetleri için de kullanılmaktadır. Bu etkenlerin başlıca özellikleri elde edilebilirliğinin kolay olması, üretimlerinin kolay olması, bulaşıcılığının ve öldürücülüğünün yüksek olması, dış ortamlarda dayanıklı olmasıdır. Bu amaçla yüzlerce potansiyel etken sayılabilir. Üretimleri ve elde edilebilirlikleri nispeten kolay olan bu etkenler hizmet ettikleri amaca uyan benzeri silahlara karşı da oldukça ucuzdur. Örnek olarak; 1970 yılında yapılan bir çalışmada bir kilometrekare alanda %50 zarar veren bir nükleer silahın maliyeti 800 dolar, bir konvensiyonel silahın maliyeti 2000 dolar, biyolojik silah olarak kullanılan şarbonun ise sadece 1 dolardır.
Biyolojik silahların kullanımındaki önemli avantajlar arasında etkenin ve oluşturacağı hastalığın bazı özellikleri de göz önünde tutulmaktadır2. Bunlardan başlıcaları:
� Geniş alanlara kolay yayılabilmesi,
� Saptamasının güç olması,
� Semptomların günler ya da haftalar sonra çıkabilmesi,
� Bazı türlerin kişiden kişiye yayılabilmesi,
� Kullanıcının kendini koruyabilmesi,
� Etki başlamadan önce kullanıcının bölgeden uzaklaşabilmesi.
Dünya tarihine bakıldığı zaman kayıtlara giren ilk biyolojik savaşın 1340 yılında Kuzey Fransa'daki Hainault kalesine mancınıkla hayvan-insan cesetleri atılması şeklinde olduğu görülür. Birinci ve ikinci dünya savaşları sırasında da çeşitli denemeler olmuştur3. Ancak ABD'de mektupla gönderilen aerosol halindeki şarbon sporları sonucu dünya gündemine tekrar gelmiştir. Biyolojik teröre karşı sağlık organizasyonu meydana gelecek kayıpları en aza indirmeyi hedeflemekte ve buna karşı stratejiler geliştirmektedir. Bu nedenle biyolojik silah ile yapılan saldırılara karşı bir plan hazırlanması gerekmektedir4. Bu planlarda 4 ana bölüm bulunmalıdır:
1. Hazırlık ve önleme çalışmaları.
2. Erken farketme ve sürveyans.
3. Biyolojik ajanın tanımlanması.
4. Müdahale çalışmaları.
1. HAZIRLIK
Kurumlar ve bölgeler arası işbirliği yaratarak kurum ve bu kurumlarda çalışan personelin görevlerinin belirlenmesi, ulusal iletişim sisteminin kurulup etkin bir şekilde işletilmesi, personel için rehberler hazırlanması ve personelin eğitimi kısımlarından oluşmaktadır.
2. ERKEN FARKETME VE SÜRVEYANS
Bu bölümde, bir biyolojik silahın kullanıldığına dair ipuçları değerlendirilir. Bu ipuçları; büyük epidemiler olması, sağlık personelinin etkilenmesi, yüksek morbidite ve mortalite, bir bölgede beklenmeyen bir sendrom ya da patojenin varlığı, açıklanamayan bir hastalığa bağlı ölüm ya da hastalık, kapalı alanlarda yaşayanlar, özellikle kapalı devre ya da filtreli havalandırma sisteminde yaşayanlarda düşük atak hızı olarak sayılabilir.
3. BİYOLOJİK AJANIN TANIMLANMASI
Bu bölüm, laboratuvar desteği ve doğrulama çalışmalarını kapsamaktadır. Ancak laboratuvar kapasite ve niteliklerine göre laboratuvarlar 4 kategoride değerlendirilir. Bunlar:
Seviye A : İlçe-il düzeyinde kurulup bazı etkenleri tanımlayabilir.
Seviye B : İl ve bölge düzeyinde kurulup doğrulama yapabilir.
Seviye C : Bazı merkezlerde oluşturulup moleküler diagnostik teknoloji kullanabilir.
Seviye D : Ülkenin merkez laboratuvardır. Bu laboratuvardaki yöntemler "Seviye C" laboratuvarı ile benzer olabilir.
4. MÜDAHALE ÇALIŞMALARI
İnfeksiyon önlemede alınan "Üniversal Önlemler"i ve toplumu bilgilendirme çalışmalarını kapsamaktadır .
Dünyada halen mevcudiyeti bilinen biyolojik savaşta kullanılabilecek ajanlar 4 grupta toplanmaktadır. Bunlar:
Kategori A : (Kritik Biyolojik Etkenler) Hızlı yayılabilen, öldürücü, toplumsal yıkım yaratabilecek, çok hızlı hareket gerektiren etkenler (çiçek, veba, botulinal toksin, ebola hemorajik ateşi, şarbon, lassa ateşi, arjantin hemorajik ateşi, tularemi,kırım kanamalı humması).
Kategori B : (İkinci Öncelikliler) İlk gruba göre daha yavaş yayılabilen, daha düşük mortaliteye sahip, ancak tanısal özellik isteyen etkenler (Q ateşi, brusellosis, ruam, venezuella ensefaliti, stafilokok entero toksini, E coli 0157: H7).
Kategori C : (Üçüncü öncelikliler) Ulaşılabilen, kolay üretilebilen ve dağıtılabilen, morbidite ve mortaliteyi etkileyebilenler (nipah virusu, hantavirus, kene ile bulaşan hemorajik ateş, kene ile bulaşan ensefalopati, sarı humma, (kırım kanamalı humması) MDR TB,).
Yukarıda bahsedilen etkenler arasında en fazla dikkat edilmesi gerekenler botulinal toksin, veba, çiçek şarbon ve (kırım kanamalı hummasıdır).
Kim ne derse desin kesin olan birşey varsa bulunduğunuz bölgeye ülkeye kente eğer gelmesi ve yayılması çok zor olan bir böcek türü ve buna bağlı olarakta bir hastalık geliyorsa bu %99 bir biyolojik savaşın işaretidir...
[
Dr. Levent AKIN
Doç.. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Kene yayılım haritasındada açıkça bir merkezden kenenin yayıldığını ve tehlikeli bir salgına doğru gittiği görülmekte
Kene vakalarının bozkır, kuru iklimi görülen coğrafi alanlarda fazla görüldüğünü beliren Uzman Dr. Çaşkurlu kenelerin 700'den fazla çeşidinin bulunduğunu, 'sert kene' cinsinin zehirli olduğunu belirtti.
[Yabani hayvanların fazla olduğu yerlerde kene vakaların sık görüldüğüne dikkat çeken Uzman Dr. Hülya Çaşkurlu, "Kenelerin yabani hayvanlardan kan emmeleri gerekiyor. Bunlar evcil hayvanlarda (sığır, koyun) olabilir. Yani hayvanların fazla olduğu her yerde keneyle karşı karşıya kalınabilir. Bunları göz önünde bulundurarak insanların hareket etmesi gerekir." dedi. Kene ısırmalarında genellikle ilk üç günde ateş, halsizlik, adele ağrısı, baş ağrısı, ishal şikayetleri karşılasılabileceğine dikkat çeken Uzman Dr. Çaşkurlu, " Kene ısırmasını fark edenler hemen sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Kene tarafından ısırılan bir kişi yaklaşık olarak 10 güne kadar kontrol altında tutulması gerekiyor. Özellikle piknik gibi açık alanlarda bulunanlar uzun kollu giysiler giymeleri, çizme veya çoraplar pantolonun içine sokulmaları lazım." şeklinde uyarılarda bulundu. KENEYE İLK MÜDAHALE
Kesinlikle keneyi vücudunuzdan zor kullanarak çıkartmaya çalışmayınız bu durumda zehri ve mikrobu süretle kanınıza karışacaktır.
Keneden tehlikesiz kurtulmak için işe yarayan kolay bir yöntem var.
Özellikle parmak aralarına ve saç diplerine ve sırta yapışanlar için büyük
bir kolaylık. Bir büyük parça pamuğu top haline getirin ve üzerine sıvı
sabun dökerek tamamen sıvı sabun ile kaplanmasını sağlayın. Daha sonra
kenenin bulunduğu derinin üzerini (sıvı sabuna allerjiniz yoksa tabii) bu
pamuk ile kaplayın. 15-20 saniye sonra kenenin girdiği yerden kendiliğinden
çıktığını göreceksiniz.Siz en yakın sağlık kuruluşuna ulaşana kadar kenenin derinizden çıkma ihtimali vardır.Ne yazıkki şlimdilik bireysel olarak yapabileceğiniz en sağlıklı yöntem budur... Birazda işin esprisini yapacak olursak acı olan tarafı bu ülkede milleti sömüren iki ayaklı keneler çok daha tehlileliler  | |  | |  |
Konu KuLAhmet tarafından (01-07-2008 Saat 12:53 ) değiştirilmiştir..
|