| | Panik Atak
Panik atak ya da panik bozukluk, son iki üç yıldır adını sıkça duyduğumuz, toplumun basın ve medya yoluyla tanıştığı hatta bir miktar da provoke edildiği kişinin sürekli kaygı duyma durumudur.
“Kalp krizi geçirip ölme”, “Kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “Felç geçirme" inancıyla sürekli üzüntü ve olası kötü sonuçlara karşı önlem almak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) gibi davranış bozukluklarının görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.
Panik atak literatürde tek başına kodlanan bir bozukluk değildir. Genelde sokakta, kalabalık yerlerde, açık alanlarda tek başına kalamama (agorafobi) ile birlikte görülür.
Bir hastaya panik bozukluğu var diyebilmek için aşağıda belirtilerden dördünün veya daha fazlasının bir ay ve daha uzun süredir yaşanıyor olması gerekmektedir:
Çarpıntı, kalbin kuvvetli vurması
Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma
Nefes alamama hissi,
Baş dönmesi, sersemlik hissi, bayılacak gibi olma
Uyuşma, karıncalanma
Üşüme, ürperme, ateş basması
Bulantı, karın ağrısı
Titreme, terleme
Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, farklı hissetme
Kontrolünü kaybetme korkusu
Ölüm korkusu
Kötü bir şey olacak hissi…
Yaşantıyı oldukça kısıtlayan, sorunu yaşayan kişilerin tek başlarına faaliyetlerini sürdürmelerini engelleyen bu bozukluğun bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır.
İlaç tedavisi; Beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenler.
Bilişsel davranışçı tedavi; Hastanın panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
En iyi sonuç bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır. | |