| | Kanser
Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır. Kas ve sinir hücreleri hariç tüm hücreler bölünme yeteneğine sahiptirler. Yenilenme, onarma ve iyileşme amacıyla bölünürler. Nerede ve ne sayıda bölüneceklerini bilirler. Bu bilinç kaybolursa hücreler kontrolsüz bölünmeye başlarlar, çoğalırlar, birikirler ve tümörleri (kitleleri) oluştururlar.
Tümörlerin belirti ve bulguları hücrenin cinsine göre değişir. İyi huylu (selim= benign) ya da kötü huylu (habis=malign) tümör olarak karşımıza çıkarlar. İşte kötü huylu tümöre kanser denir. Kanser hücreleri kan, lenf ve komşuluk yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılım gösterir ki buna metastaz denir.
Sigara, alkol, aşırı güneş ışığı ve röntgen ışını, kimyasal maddeler (benzin, boya, asbest …) virüsler, hava kirliliği, radyasyon, kötü beslenme … kanser oluşumu için en yaygın risk faktörleridir.
Ülkemizde ve dünyada en sık görülen kanser türleri ise meme, akciğer ve prostat kanseridir.
Kanser tedavisi için erken tanı çok önemlidir. Bunun için belli zaman aralıklarında kontroller yapılmalıdır. Ancak kişinin kendi değişikliklerini takip etmesi en az kontroller kadar önemlidir.
Günümüzde ilerleyen tamamlayıcı tıp cihazları sayesinde, kanser hastalığı henüz kitle boyutuna bile gelmeden çok erken dönemde elektriksel bozukluklar veya regülasyon bozuklukları… ile tanınmakta ya da şüphelenilmektedir. Buna göre de gerekli koruyucu ve destekleyici terapiler yapılmaktadır.
Tamamlayıcı tıp yöntemleri daha yaygın kullanılıncaya kadar dikkat edilmesi gereken değişiklikler; vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler, anormal vajinal kanama, makat kanaması, tuvalet düzen değişiklikleri, yutkunma güçlüğü, uzun sürelerle iyileşmeyen yaralar, ben ve siğillerde oluşan değişiklikler (büyüme, kanama, kaşıntı…), aşırı yorgunlukla beraber hızlı kilo kaybı, sık geçirilen mantar enfeksiyonları, ağızda sık sık çıkan aftlar, deride meydana gelen lekeler…
Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
Günümüzde doğal beslenmeden uzaklaşmış, çok sayıda kimyasal kullanan, sigara içen, alkol tüketen, stressiz yaşayamayan, düzgün beslenemeyen, elektriksel kirliliğin, teknolojik merkezlerin arasında kalan ve Çernobil faciasını yaşayan nesiller olarak kendi sağlığımıza önce kendimiz dikkat etmek zorundayız. | |