istanbul şiirleri - Herşeyde biraz 2de1



Şiir arşivi Kural güncellemesi nedeniyle eski şiirler silinmek yerine arşivlendi. Burdan gözatabilirsiniz ;)

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 23-04-2006, 18:55
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Strangers
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 2.951
Rep gücü: 14
Rep puanı: 83

istanbul şiirleri

 
Osmanlı Sultanı Mehmet vere emrini
Fethetmeliyiz şu diyarı Konstantini

Devlet-i aliyye kurtulmalı bu düşmandan
Zira atılmalı doğu roma bu asil topraklardan

Bu zehir, bu hain, bu zillet Bizanstır
Bu zehir ki cihanı karıştıran nifaktır

Hemen topladı divanını, söyledi vezirine
Yarından tezi yok gideceksin Konstantine

Söyleyeceksin meramı harfi harfine
Evvela hisar yapılacaktır Rum iline

Vezir Halil paşa hemen terk etti meclisi
Bizansta verdi Edirnede aldığı nefesi

Dedi ey bizans imparatoru Aleksi Konmen
Gelirim cihan şümul Devlet-i Aliyyeden

Sultanım der ey kadim roma imparatoru
Gözlerini dört aç iyi dinle şu buyruğu

Lakin yapalım bir av konağı Bizansa
Ehemmiyetlidir yapılmalıdır bilhassa

Hükümdar önce hiddetlendi ve dedi o kimdir?
Bizans topraklarına ne cüretle dil uzatabilir?

Halil paşa çekti dizini doğruldu yerinden
Adeta kan fışkırıyordu hükümdara gözlerinden

Ve cevap verdi dedi ey Aleksi Konmen
Lafını iyi tart, iyi belle Türktür bu gelen

Hükümdar önce irkildi, sonra kesti sesini
Zira kestiremedi yeni bir Osmanlı sillesini

Durdu, düşündü; hakikat bu gelen Türktü
Romanın bileğini daha öncede büktü

Sonra kalkıp dedi Olur elbet yapalım
Amma şartlara öncelikle bir bakalım

Hükümdar birden döndü sanki durdu nefesi
Ve dedi ölçü olacak sığır derisi

Lakin anlaşmaya varıldı yapıldı hisar
Fetih için tamamlandı son hazırlıklar

Sultan Mehmet ilerleyip Konstantini göstererek
Dedi Cihan devleti olmak için seni almak gerek

Mucize bir zafer bekliyordu yine Türkleri
Amma bilmiyorlardı daha yoktu haberleri

Bir çağ kapanıp bir çağ açılacak hemde koskoca
Cihan osmanlının olacaktı bir uçtan bir uca

***

Nedir o. Ne olmuştu gemilere gitmiyordu suda
Sultan mehmet dedi yürütün o zaman karada

Halatlar çekildi gemiler başladı yürümeye
Alem şaşırdı gemilerin karada yürüdüğü görülmeye

Sultan mehmet kalkıp işaret ederek surları
Dedi haydi aslanlarım yıkın bu hain duvarları

Türkün muhteşem topları başlandı atılmaya
Ve başladı bin yıllık bizans şiddetle sallanmaya

Roma kaçacak yer arıyordu Türklerden
Amma kaçılamıyordu artık kutlu zaferden

Kimdir o en yüksek burca eyek basan
Bayrağı diken cengaver. Bu ulubatlı hasan

Bin yıllık bir efsane bitti artık çöküyor
Dinle konstantin Türkün ayak sesleri geliyor

Ayan oldu artık Bizansın hisarları
Konstantin artık gördü ve tanıdı Osmanlıları

Lakin artık bulmuştu gerçek sahibini
İstanbul olmuştu bin yılın konstantini

Yedi iklim cihan yerinden kalkıp gelerek
Adın FATİHtir dedi Sultan Mehmedi göstererek

Fatih dedi Bunu bütün dünya bilecek
Kıyamete dek burada Türkler hüküm sürecek.


Raid_IRON Çevrimdışı  
  #2 (permalink) Alt 24-04-2006, 00:23
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.700
Rep gücü: 25
Rep puanı: 10

Ynt: İstanbul

 





Ey Aziz İstanbul.! !




Bugün seni andık dost meclisinde,
Kimlere kucak açmadın ki, sen tarihinle
Tarihi sen yazdın Fatih’in fethi ile
Saltanatın beşiği; Ey aziz İstanbul.!

Seni muştuladı ümmetine yüce peygamber
Surlarına sancak dikmekti bütün hayaller
Senin uğruna şehit oldu nice leventler
Sana akan kan helâldir; Ey aziz İstanbul.!

Bir rüyaydı ezan sesi duymak yedi tependen
Akın etmek ne mümkün, sana karadan, denizden
Gemiler yüzdürdük en yüksek tepelerinden
Fatih’in rüyasıydın sen; Ey aziz İstanbul.!

Yıl 1453 artık vakit doldu tamam
Türk ulusunun yüreğinde varken iman
Senin gök-kubbeni çınlatmalıydı ezan
Yedi tependen ezan sesi dinmesin; Ey aziz İstanbul.!

Fethin ile sona erdi Galata’da matem
Seninle uçmayı arzuladı Ahmet Hazerfen
Boğaza ilk insan oldu uçan kulenden
Sen uçmayı aşılıyorsun; Ey aziz İstanbul.!

Kucaklamışsın her din, her ırktan milleti
Ermeni, Rum kiliselerinde çan sesleri
Müslüman camilerinden yankılanır ezan sesleri
Seni seven herkese kucağın açık; Ey aziz İstanbul.!

Anadolu’da efsaneler anlatılır adına
Bin bir paye yakıştırılır senin şanına
Yüz süresi gelir insanın, altına eş değer toprağına
Adını duyan sana aşık; Ey aziz İstanbul.!

Sana dökülür en güzel dizeler şairin kaleminden
Seni anlatan şarkılar dinlenir, Zeki Müren’ in sesinden
Üsküdar’da yağmur, efsane Kız Kule’sinden
Boğazdaki köprülerinle şahesersin; Ey aziz İstanbul.!

Asırlara meydan okuyor, ayakta Topkapı sarayı
Tek vücut kucakladın Avrupa ile Asya’yı
Kutsal emanetlerin yaşatır gören gözlere rüyayı
Sen rüyalar şehrisin; Ey aziz İstanbul.!

Beyoğlu başına geçirmiş Yeşilçam diye miğferi
Babı-ali ye doğru uzan, yetişmiş basının pirleri
Adalarda tarihi yaşatır, faytonlarda atların nal sesleri
Tarihi kim kucaklamış senin gibi? Ey aziz İstanbul.!

Unkapanı’ndan şöyle bir uzan karşında plakçılar sitesi
Her tür müziği duymak mümkün doğu ile batı sentezi
Galata’ da olta atanlar, yankılanır akustik martı sesleri
Emirgan’da tavşan kanı çay, sen başkasın; Ey aziz İstanbul.!

Hala dimdik ayakta şehri besleyen su kemerleri
Ayasofya mağrur, dudak büktürür görenleri
Mimar Sinan, her yerde onun eşsiz eserleri
Güzel olan her şeye sen sahipsin; Ey aziz İstanbul.!

Sen insanlık tarihiyle birlikte ayaklandın
Kimler geldi, kimler geçti sen ayakta kaldın
TÜRK egemenliğiyle daha bir mağrurlandın
TÜRK kimliğinle ebedi yaşa; Ey aziz İstanbul.!


Salih Özalaşan


**Zerd@** Çevrimdışı  
  #3 (permalink) Alt 29-04-2006, 14:12
Hırslı 2de1'ci
 
vaaoovv MEMO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 896
Rep gücü: 11
Rep puanı: 10

Ynt: İstanbul

 
Külrengi bulutlarıyla güz günlerinin
Sevdiğim İstanbulu gibisin
Gene de çağırıyor yüreğin
Daha aydınlık bir yeryüzünü
Her zaman genc gozlerinde guluyor
Su kocamis ve yorgun Istanbul
Gene de yasiyor ve sirli aynasinda Bana gosteriyor senin yuzunu Ayak basmadığım çorak bozkırda Sevdiğim Anadolu gibisin
Gene de bekliyor yüreğin
Uzakta ve elinde olmayanı
Sevecen gözlerinde tükeniyor
Hasret rüzgarlarıyla Anadolu
Gene de üretiyor ellerin
Yeni baştan ve umutla sevdanı
İstanbulum Anadolum sevdiğim toprak
Ne kadar yakınım sana
Ve ne kadar uzak
vaaoovv MEMO Çevrimdışı  
  #4 (permalink) Alt 29-04-2006, 14:13
Hırslı 2de1'ci
 
vaaoovv MEMO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 896
Rep gücü: 11
Rep puanı: 10

Ynt: İstanbul

 
Orda, adamı düşündüren
denizler vardır
- ışıltılı ve berrak-,
şurda gemiler durmuş,
kimbilir,
zincirleri ne ağırdır.
Sarayburnu,
Kızkulesi,
Haydarpaşa...
Bak işte Köprü,
Böyle ayak altında bütün gün.
İşte yollar gıcır gıcır,
İşte Sultanahmet Meydanı şu gördüğün
Nihayet, ilerde deniz,
Mis gibi balık kokar.
Daha sonra Adalar
Ve hep çam ağaçları.
Oranın mehtabı tatlı olurmuş,
Öyle derler,
Rüyadaymış gibi yaşar insan.
Galiba böyle görülür İstanbul
Bir kartpostal önünde durup
İştahla bakarsan.
vaaoovv MEMO Çevrimdışı  
  #5 (permalink) Alt 29-04-2006, 14:14
Hırslı 2de1'ci
 
vaaoovv MEMO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 896
Rep gücü: 11
Rep puanı: 10

Ynt: İstanbul

 
İstanbul deyince aklıma martı denir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş
İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu`da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu`da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul’a
Gülcemalle gelir
İstanbul deyince aklıma
Bir sepet kınalı yapıncak gelir
Şehzadebaşı`nda akşam üstü
Sepetin üstünde üç tane mum
Bir kız yanaşır insafsızca dişi
Boyuna bosuna kurban olduğum
Kalın dudaklarında yapıncağın balı
Tepeden tırnağa arzu dolu
Sam yeli söğüt dalı harmandalı
Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
Şehzadebaşı`nda akşam üstü
Yine zevrak-ı derunum
Kırılıp kenara düştü
İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
Cezayir marşı gelir
Dört başı mamur bir gelin odası
Haraç mezat satılmakta
Bir gelinle güvey eksik yatakta
Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
Paslı Acem kılıçları
Amerikan kovboyları
Eller yukarı
Ne kadar da beyaz elbiseleri
Amerikan deniz erleri
Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
Sütten duru buluttan beyaz
Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
Yakışmaz
Ama harbederken onlara
Bambaşka elbiseler giydirirler
Kan rengi, barut rengi, duman rengi
Kin tutar kir tutmaz
İstanbul deyince aklıma
Kocaman bir dalyan gelir
Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
Gerinir Beykoz’da
Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
Dalyanda kırk tane Orkinos
vaaoovv MEMO Çevrimdışı  
  #6 (permalink) Alt 28-07-2006, 15:44
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.957
Rep gücü: 45
Rep puanı: 19

istanbul şiirleri

 

Alınyazısı saati

(İstanbul)



Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun

Yaklaştıkça büyüyen

Ayrıntıları setleri bahçeleri

Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan

İşte ben o şehri yaşadım yıllarca

İstanbul'da parça parça

Çeşmelerinde ayı yaşadım

Servilerinde ayla birlik bölündüm

Ayla birlik yaralandım

İstanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla

Soludum bölük bölük ahiretin

Keskin çizgili özgürlüğünü

Kanlı canlı özgürlüğünü ay kesmesi

İçtim sıcak bir yaz günü içilen buz gibi bir vişne şurubu benzeri

Kutsallığın ballı biberli çilekli çile kevserini

İstanbul'dur bu otuz yıl kana kana yaşadığım

Taşlarına adeta resmim işledi

Ben İstanbul'da dağıldım zerre zerre

İstanbul damla damla içimde birikti

Mermer tozu gelip gelip içimde oluştu bir şehir

Bu yeryüzünden ve gökyüzünden ötedeki şehirdir

O bir kılıçtır Doğudan Batıya uzanıp

Çin ipeğinden örülmüş şeytan kozasını bölen

Darbeleriyle Batı çeliğini lime lime eden

O Tanrı'nın kılıç halindeki hilali

İslam ruhunun kristalleşmiş heykeli

İçimin sesi rüyamın öfkesi merhametimin şehri

İstanbul'a gel oruç günleri gez gör ve dinle derinden

Taştaki oymalarını incele bir er gözüyle

Semerkant'tan kalkıp gelmiş erlerin gözüyle gör her yeri

Camileri mezarlıkları çeşmeleri ve sebilleri

Git Sümbülefendi'ye servilerden sor olan biteni

Merkezefendi'de tüket maddeyi yırt maddeciliğin kefenini

Bağdat'ta ebedi bağı ruhun ve ilahi hikmetlerin

Şam'da son sınırı manevi medeniyetlerin

Kozmik bakış metafizik sezgi

Bağdat'tan dal, Şam'dan yaprak Diyarbekir'den çizgi

Hep İstanbul'da kırık dökük

Parçalanmış silinmiş sönmüş

Hayaletler gibi kaçmış gizliliklere

Loş boşluklara sığınmış kan rengi bir huzur arzusu

Sabah Karacaahmet'te öte şafak kırmızısında savaş borusu

Sökün eder her sabah ufkun bir ucundan yeniçeriler

Su şırıltısından gök gürültüsüne değin

Bütün seslere düzen vermiş ebedi mehter

Yok olduysa bu şehir ruhu ruhuma sindi

Ben yaşadıkça o yaşayacak bende

Kimbilir belki o da dirilecek benimle

İslam Milletinin dirilişinde

O yeniden güneşin güneş ayın ay ve dünyanın dünya

İnsanın insan olduğu o günde

Ölümün biliyorum ey İstanbul diriliş içindir

Öyleyse indir ruhunun teslim bayraklarını indir göm toprağa

Doğrul ve kalk ayağa

Kemiklerinle etin arasında

Sonsuz güç topla korku ve muştuyla

Mucize muştusuyla

Yüreğim yırtılıyor çınlıyor ağlıyor yüreğim

Fırtına yaprak yaprak dökülüyor

Gecenin tüyleri savruluyor havaya

Ölümümü kutlayan Arz oğullarıyla

Mübarek toprağın anlamından bile yoksun

Taşın demirin mermerin ve tozun metafizik kadrine bile düşman

Kabus ruhumu çalmak isteyen hırsız

Madde dönüşür binbir şeye ama ruh kaybolmaz

Altın madeni gibi pırıl pırıl kalır ve solmaz



Ve ben kardan geldim ama denizi üstlendim

Denizi yüklendim adeta denizle evlendim

Denizle yaşadım denizle öldüm

Öldükten sonra denizin gözlerini gördüm

Denizden denize yükseldim

Birliğin şarkısını işittim dinledim derinliklerinde

Sedeflerinden yapılmış İstanbul camilerinin taşları

Beyaz güvercin kanadı köpüklerinde kubbelerini gördüm camilerin

-Ama gizleyerek saklayarak itiraf etmeyerek-

Bursa'dan gelen yeşil bu denizi boyadı gökten sonra

Ve trenler şifreli düdükleriyle trajedileri perdelerken

Dönüp bir köşeden ötede kaybolurken

Ben kayalarını denizin ahenkleştirdiği kıyılarda

Gerçeği koğaladım hayal meyal görünen kelimeler arkasında

Ve derken birden karaya sıçradım Ayasofya

Padişah türbeleriyle örtülmüş maskelenmiş şehzade mezarlarıyla

Kayboldu o deniz o kentle birlikte Rabbim bildir bana

olup biteni

O yeşil ötesi ışığı o güneşi tahlil eden su çizgisini

Ve sen ey Avrupa yerin dibine batacaksın bitmez tükenmez suçlarına karşılık

Ve derken Ayasofya yüzüme çarpan karanlık

Serin ve kilim nakışlı kızıl gözlü dev bir cam gibi

Ve kılıcımın ucunda Ayasofya küçük bir bilya gibi

Uçuyorum göklerin kubbesine bir ikram gibi

Gök sofrasında bir çeşni bir garnitür gibi

Kalk ve kavra ruhum bir kadavra gibi solan bu göksel yapıyı

Bir kartal taşırken yere düşmüş

Ve kalakalmış kaldığı yerde

Sonra karanlıklardan çıkan kartallar tünemiş üstüne

Yemişler ötesini berisini

Ey kozmiğin kemirdiği bir kent gibi yükselen yapı

Ey Allah'a açılan ve kapanan ulu kapı

Bir at gibi soluyorsun kulelerinle

Deniz öfkenin köpükleriyle benekli

Gel barışın köprüsü ol içimizde dışımızda

Yeniden sularından içelim kana kana

Savaşabilirim bugün bütün dünyayla

Gerekirse

Ruhumuzun susadığı hakikat olan

Evrensel İslam Barışının zaferi için

Aşk için Tanrı hakikati aşkı için

Göğe çıkan İsa yere insin diye

-Fazla çıkardılar göğe-

Gel ey Muhammed ve İsa hakikati

Burada sizi bekleyen bütün bir insanlık var

Bulutlar yaralı insanlar zehir saçan fırtınalar

Kara-düşünce fırtınalarıyla yüklü kurşun levha havaları

Savaşırım doğudan daha doğu

Doğrudan daha doğru olanı bulmak için

Zulme karşı savaşabilirim

İnsan başı yalnız Tanrı önünde eğilecektir

Ebedi hakikat budur

Bunun için savaşırım ben

Bunun için kanım helal olsun

Şehrimin altına özgür Tanrı aşkını yazmak

İstanbul'u yeniden Tanrı şehri yapmak

Bunun için savaşırım ben

Servi için savaşırım çınar için savaşırım

Tozlanmamış gün doğuşu için

Yıldızlar geceleri yeniden görünsün diye

Tuz deniz damlasında gülsün

Çam denizle gülüşsün

Su tenimizle barışsın

Ruhumuzla ışısın diye

Savaşçıyım ben atalarım gibi

İstanbul için savaşırım

Bağdat'ın dervişlik ortağı

Şam'ın kılıç kardeşi

Olan İstanbul için

Benim güneşimden öteye kimse gidemez

Benim güneşimin üstüne doğmadığı hayat hayat değil

"Benim duvarımdan yüksek duvar haraptır"

Gerçek özgürlüktür kölelik değil Tanrı'ya kulluk

İstanbul olacak yine gerçek özgürlüğün türküsü

Kıyamete kadar söylenecek türkü

SEZAİ KARAKOÇ
@izci@ Çevrimdışı  
  #7 (permalink) Alt 28-07-2006, 15:45
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.957
Rep gücü: 45
Rep puanı: 19

istanbul şiirleri

 



İstanbul



Evin içinde bir oda, odada İstanbul

Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul

Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı

Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul

Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm

Çekmeğe başladı, oltada İstanbul

Bu ne biçim su, bu nasıl şehir

Şişede İstanbul, masada İstanbul

Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık

Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul

İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım

Nereye gidersen git, orada İstanbul.


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


@izci@ Çevrimdışı  
  #8 (permalink) Alt 28-07-2006, 15:46
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.957
Rep gücü: 45
Rep puanı: 19

istanbul şiirleri

 
İstanbul ağrısı



kanatları parça parça bu ağustos geceleri

yıldızlar kayarken

şangur şungur ayaklarımın dibine dökülen

sen eğer yine İstanbul'san

yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

pançak pançak şiirler tüküreceğim

demek yine ben

limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor

kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler

Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları

mavi asfaltlara çökmüş

diz bağlıyor

eğer sen yine İstanbul'san

kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan

Sirkeci Gar'ında tren çığlıklarıyla bıçaklanıp

intihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan

Anadolu üstlerine bakıp bakıp

ağlıyan

sen eğer yine İstanbul'san

aldanmıyorsam

yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa

kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar

yine senin emrindeyim

utanmasam

gözlerimi damla damla kadehime damlatarak

kendimi yani şu bildiğin Attila İlhan'ı

zehirleyebilirim



sonbahar karanlıkları tuttu tutacak

Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor

imtihan çığlıkları yükseliyor üniversiteden

Tophane İskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş

direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler

uykusuz dalgalanıyor

ulan İstanbul sen misin

senin ellerin mi bu eller

ulan bu gemiler senin gemilerin mi

minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında

liman liman götüren

ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi

akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar

neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor

antenlerinden

neden

peki İstanbul ya ben

ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy

gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas

ya benim kahrım

ya senin ağrın

ağır kabaranlarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın

çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi



burgu burgu içime boşalttığın

o senin ağrın

o senin

eğer sen yine İstanbul'san

yanılmıyorsam

koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim

Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine

satır satır okumak istediğim

sen

eğer yine İstanbul'san

eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim

ulan yine sen kazandın İstanbul

sen kazandın ben yenildim

kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar

yine emrindeyim

ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa

parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam

hiçbir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa

yanılmıyorsam

sen eğer yine İstanbul'san

senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar

gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan

bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir

ulan bunu sen de bilirsin İstanbul

kaç kere yazdım kimbilir

kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken

1949 Eylül'ünde birader mırç ve ben

sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık

sana taptık ulan

unuttun mu

sana taptık



ATTİLA İLHAN



@izci@ Çevrimdışı  
  #9 (permalink) Alt 28-07-2006, 15:47
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.957
Rep gücü: 45
Rep puanı: 19

istanbul şiirleri

 

İSTANBUL'UN FETHİ

-Beş yüzüncü yıldönümü için: -

I

Gün batmada İstanbulun üstünde Haliçten,

Bir renge bürünmüş yanıyor Marmara içten.

Durgunlaşıp engin, silinirken kırışıklar,

Oklar gibi fışkırmada her yandan ışıklar...

Bir penbe bulut bağrı delinmiş kanamakta,

Yorgun uyuyan tekneler altında uzakta.

Altındır ufuk çizgisi, altındır akisler,

Altın tozlu hainde iner her yana sisler...

Durgun sular üstünde kesik vakvakalarla,

Uçmakta gümüş martılar, altın gagalarla.

Gök şimdi yeşil, şimdi kızıl, şimdi turuncu,

Camilerin andırmada mermerleri tuncu

Kandır dağılan şimdi günün battığı terden,

Kandır sızan etrafa alev pencerelerden.

Kandır görünen Fatihin altın aleminde,

Fethin yine İstanbul o en kanlı deminde:

II

Mevsim mayısın sonları, yaz başlamış artık,

Gittikçe açılmakta, dağılmakta karanlık.

Her şey hareketsiz, ağaran tan yeri sessiz,

Kalmış gibi şehrin sarılan bağrı nefessiz...

Bir korkulu rüyayı yataklarda sayıklar,

Dalgın uyuyanlar beraber uyanıklar...

Bir saltanatın son gününün korkusudur bu!

" - Türkler hareketsiz duruyor, bir pusudur bu!"

Kostantin ümitsiz, saray erkanı telaşta

Surlarda Bizans askeri, Jüstinyani başta!

Çarpmakta bugün bir yeni korkuyla yürekler,

Zağnos Paşa bir yanda hücum emrini bekler.

TURHAN Bey uzaklarda yakıp yıkmada hâlâ!

Bir yandan o Beylerbeyi korkunç Karaca'yla,

Türk ordusu İstanbulu sarmış çepeçevre,

Dünya girecektir bu sabah bir yeni devre!

III

Birdenbire gökkubbe dolar velvelelerle,

Atlar koşar ön safta kabarmış yelelerle!

Tozlarla, dumanlarla karışmakta ateş, kan...,

Yer yer tutuşur toprağın altındaki volkan!

Mızraklar uçar, oklar uçar, taşlar uçarken,

Burçlar yıkılırken, kesilen başlar uçarken,

Etrafa saçılmakta cehennemden alevler,

Tunç topların ağzıyla homurdanmada devler...

Her hamleyi bir hamle kucaklar yeni baştan,

Jüstinyani bir sedyede kaçmakta savaştan!

Bir burca zafer sancağı dikmiş Ulubatlı...

İlk hızla girer Topkapıdan yirmi bin atlı!

"Türkler geliyor!" çığlığı aksetmede dağ dağ,

Bir çağ kapanır böylece, başlar yeni bir çağ

Rum Kayseri'nin kellesi bir mızrak ucunda,

Şarkın eşi yok incisi Türkün avucunda!

IV

Ey Kayser, öğünsen yeridir kanlı başınla,

Tarihe adın geçti o erkek savaşınla!

Ey Fatih, iraden gibi kuvvetli bir elde,

Dünyanın asırlar boyu göz koyduğu belde!

Ey ünlü kumandan paşalar, tuğlu vezirler,

Ey tulgalı erler, ağalar, beyler, emirler...

Haşmetli zafer menkibeniz geçti şafaktan,

Gördüm, düşünürken sizi beş yüz yıl uzaktan!

Ey mutlu ışık beldesi, nurunla yıkansın,

Her türlü hiyanet dolu tarihi Bizansın!

Artık savaşın hüsnüne hayranlık içindir,

Artık zaferin şi'r için, insanlık içindir.

Sihrinle, füsununla, gururunla, nazınla,

Altın Halicin, Marmaran, aşık Boğazınla,

Endamını sarmakta ipek tüllü karanlık,

Türkün güzel İstanbulu mesut uyu artık!



SADÂBÂD

- I -

Baygın bir ihtizaz ile bîhûş akar dere

Sahillerinde kızlar uzanmış çemenlere..

Narin dudaklarında mücevher piyaleler..

Açmış kuz-caklarındaki aşüfte laleler..

Mestane nağmelerle bakarlar, pür ihtiras,

Bekler sıcak göğüsleri şehvetli bir temas..

- II -



Akşam.. silindi çehreler artık birer birer,

Etrafa indi gölgeden, asude cümleler..

Rakkaseler uzandı açılmış kucaklara,

Sessiz çekildi, kol kola, çiftler uzaklara.

Leyl oldu, akmıyor, dere sahilde dinliyor..

Baygın, kesik nefesler, uzaklarda inliyor..



ÇENGELKÖY

Boğazın her yeri bir parça değişmiş şimdi,

Yine Çengelköyü lakin öyle!

Bahçeler, bağlar, ağaçlar, evler...

Yine sessiz, yine sakin öyle!

Elli yıl köyden uzak kalmışken

Tanıdım: İşte benim doğduğum ev!

İşte, en eski mahallem, sokağım!

Geçiyor aynı sokaktan hâlâ

Kendi halinde vakur insanlar...

İşte hiç fasılasız dört mevsim

Köye lezzet dağıtan bostanlar!

İşte tılsımlı o bağlar ki bütün dünyada

Yoktur eşi!

Sonbahar oldu mu dallar eğilir,

Sararır ayvalar altınlaşarak,

Meyve halinde verirler güneşi.

Tanıdım: Çarşının en ihtiyarı

Başı göklerde asırlık çınarı.

Bir tevekkül katıyor manzaraya.

Çekilen eski kayıklar karaya.

Öyle hoş bir yüzü vardır ki köyün,

Bir gören artık unutmaz neresi?

İşte, kış vakti coşup çağlarken,

Yaz gelip kupkuru kalmış deresi!

Tanıdım: Şevk ile erken uyanıp

Gittiğim camii bayramlarda!

Karabaş nesli tükenmiş artık

Kediler damlarda..

Gözlerim daldı yine,

Bir hayal alemine!

Elli yıl önceki tipler geçiyor karşımdan:

Kamil Ağa.. göğsü açıktır kış, yaz,

Karda, yağmurda da hep böyle gezer aldırmaz.

Yaşı yetmişse de hâlâ gençtir,

Dağılır, parçalanır göğsüne çarpan yıllar...

Bir avuç taze köpüktür sanki

Şu ağarmış kıllar!

Sami bey.. ismi tanınmış hattat.

Bizce İzzetle Yesari'ye de üstün kat kat.

Huyu hırçıncadır amma severiz

"O bizim hattatımızdır" diyerek

Övünür, hem överiz.

Hatemi bey ki Meşihatteydi,

"Molla bey!" derdik ona.

Şıktı, bir parça da hatta züppe!

Başta bir ince sarık, sırtta ipek bir cüppe,

Elde mercan tesbih,

Şal yelek, incecik altın köstek...

Şıktı velhasılı pek!

Komşumuz Miralay Ahmet bey ki:

Unutulmaz daha genç yaşta ölen

O güzeller güzeli Eşi Növber Hanımın iç acısı!

Kerim Ağa.. hamlacı, Abdülmecidin hamlacısı.

Anılır ismi, sayar gençler onu,

Boğazın eski kürek şampiyonu!



Her zaman kaşları öfkeyle çatık,

Yüzü hep böyle asık,

İşte en sert baba: Çerkes Ali bey!

Köyde sessiz yapılırken her şey,

İki haylaz çocuğun terbiyesi

Duyulur her gece çığlık, çığlık!



İşte ilk sevgilim, ilk aşkım,

O güzel Naile ki,

Hepimiz gizlice aşıktık ona!

Titreyen perdelerin ardından

Arıyorken biz onun gölgesini,

Ansızın gökten uçan bir yıldız

Gibi bir gün bırakıp gitti bizi!



İşte, gayetle temiz,

İşte, gayetle titiz

Ebe İlhame Hanım!

Severiz, bizleri paylar da yine!

Çünkü biz dünlü çocuklar, hepimiz

Doğmuşuz ellerine!



Elde bir çanta uzaktan görünür,

Köyün en hazik olan, diplomasız

Cerrah Mustafendi!

Evvela çanta gider, sonra peşinden kendi.



İhtiyar Angeli aktar küçücük dükkanda,

Sürme, laden, kına hep ayrı durur bir yanda.

Kutular ayrı, paketler, kavanozlar ayrı.

"Ne arasan bulunur derde devadan gayrı!"



Ve nihayet

Sokağın bekçisi sadık Karabaş!

Bizi bir gördü mü gözler parlar,

Duyulur tatlı, kesik havlamalar.

Köyde herkesle yakından tanışır,

Dili yok, söyleyemez söz amma,

Sallanan kuyruğu dildir konuşur!



İşte rüyası hayalimde kalan Çengelköy!

Elli yıl önceki tipler işte!

İşte bağ semti, Çakaldağ, Maslak...

İşte, İcadiye!

İşte, mehtabı yakından

Bir gümüş ayna gibi

Seyreden Tarlabaşı!

İşte, tarihe bakan gözlerle

Ceneviz devrini görmüş çarşı!

Yine rüyalara dalmış uyuyor,

Küçücük koydaki sessiz yalılar,

Yine herkes tanıyor birbirini,

Yine eş, dost öyle!

Bir benim sade uzaktan gelmiş,

Bir benim sade köyün bilmediği,

Bir benim el sayılan!



Beklerdim bir tanıdık yüz boşuna,

Bekledim boş yere bir dost bakışı,

Bir dost gülüşü...

"Göçtü çoktan!" dediler

Anarak ismini sordumsa kimi!

Daracık, kuytu sokaklarda gezip,

Aradım gençliğimi!



ORHAN SEYFİ ORHON




@izci@ Çevrimdışı  
  #10 (permalink) Alt 28-07-2006, 15:48
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.957
Rep gücü: 45
Rep puanı: 19

istanbul şiirleri

 

Bahar sarhoşluğu



İlk sevgilinin gülüşüne benzer

Bir Nisan havası değil mi esen?

Zincirlere, kelepçelere inat,

Kanatlarımı açmak zamanıdır;

Allaha ısmarladık kaldırımlar.



Giyenler düşünsün dar elbiseyi,

Ölçülü sözü, hesaplı adımı

Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;

Saltanat sürer gibi uçuyorum,

Erik ağacı gelin olduğu gün.



Hayranım bu şehrin bacalarına

İrili ufaklı hep bir ağızdan.

Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru

Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!

Dumanın daim olsun güzel baca!



Yuvası saçakta kalan kırlangıç,

Yavrusu dallara emanet serçe,

Derken camiler üstünde güvercin

Minareler katından geçiyorum

Gökyüzü mahallesi İstanbul'un



Süt beyaz bir martıyım açıklarda

Gemilere ben yol gösteriyorum,

Buğday ve ilaç yüklü gemilere

Bir kanat vuruşta bulutlardayım;

Bir süzülüşte vatanım dalgalar!



CAHİT SITKI TARANCI


@izci@ Çevrimdışı  
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Resimlerle Istanbul ToLL Fotoğrafçılık ve Resimler 15 07-06-2008 17:28
Gün Batımı..(istanbul) FeYeZaN Fotoğrafçılık ve Resimler 15 17-10-2007 12:17
Ah IsTaNbul Ahhh!!!!!! DiLrUbA İstanbul 10 14-05-2007 19:07
istanbul resimleri!!! SuPeRiSi İstanbul 4 28-02-2007 20:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:06 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631