| | "Hadi kalk gidelim"derdim kendime...
"Yürü hadi,nerede eserse orada dur!"
Kim inanırdı beni böyle nizami olmaya?
Bütün bu kurallara,olması gerekenlere,'orada dur'lara...
Susmak gerektiğine kim ikna etti beni durduk yere?
"Hadi kalk gidelim"derdim kendime,
"Yeşiline alına inandığın her istasyonda dur!"
Pis bir hava var İstanbul'da.
Ne ilk bahar,ne yaz....Öyle ağır bir mutsuzluk taşıyor ki insanın üstüne..Geçtiğin yolları bile göremiyorsun kafanı saran sis yüzünden.Sabah kalktığında bilemiyorsun sabah mı,yoksa akşam mı olmuş şimdiden..
Saat mi yanılmış?Ne olmuş böyle?
* * *
Bir çocuk Allah aşkına neden sevinir her şeye?
Böyle doğuyorsa ana rahminden,nasıl bir ponza taşıdır bu yusyuvarlak eden insanı?Sevinmekten,sevinebilmekten korkan bu yuvarlacıkları,bu birbirine benzerleri yapan taşı diyorum...
Beynini beynini taşlayan o taşı..
Ne kadar çıkıntın varsa alıp gotüren..
Bir şeye karşılık vermişim ben SERSERİ RUHUMU.
Bir çocuğun "akıl dışı"bütün davranışlarndan oluşan halimi..Süte sevinen,camda yürüyen sineğe,havadaki kuşa,uzatılan eriğe,vitrindeki bebeğe,kapıdaki kediye,uzanan bir kola sevinen,sevinirken birden zıplamaya başlayan,zıplarken bir anda yerdeki karıncayı gören,karıncaya eğilirken masadan düşen kaşığın sesine koşan,kaşıktan kaldırdığı başını masadaki suya uzatan o deli çocuk hallerimi...
"Bir şeye"karşılık vermişim,bütün bunları...
O "bir şeye"bakıyorum şimdi...
Neye benziyor diye...
* * *
Kadınlar oturuyor karşımda.
Erkekler oturuyor.
Gençler oturuyor ve gözlerime bakıyorlar...
"Hadi kalkın gidelim"desem kalkıp gitmeye hazır bakıyorlar..
Konuşmaya bir an ara veriyorum.
Bir soluk alma anı,kısacık bir an.
Kıvırcık saçlı,güzel gözlü bir genç kız,beyaz gömlekli,kır saçlı bir adam,elinde bir demet çiçekle bir hanım gözlerini ayırmadan soluk alıyorlar benimle...
Birden"Serseri ruhumu özledim"diyorum...
Kocaman bir gülümseyiş var hepsinin yüzünde..
"İşte biri itiraf etti"der gibi...
"Ben de,ben de"der gibi..
Hadi kalkın gidelim desem,hazır hepsi,gidecekler benimle....
* * *
Bir şeylere karşılık vermişiz o ponza taşına ruhumuzun en deli,en serseri köşelerini...
Elbiseler dikmişiz,bir güzel giyinmişiz...
O küçücük renkli deli şeylerden daha çok kıymet vermişiz giydiklerimize...
Bizi biz yapan onlar sanmışız...
Bizi anne yaparibizi adam yapar,bizi meslek sahibi,önemli kişi,sözü dinlenen,muktedir,bir bilen,saygın,otoriter,lafında kelam,gerisinde boncuk aranan yapar sanmışız...
Biz elbiselerin içinde,tıraşlanmış gönüller,derbeder dünyayı izlemekteyiz...
"Hadi kalk gidelim"diyen de yok nicedir...
İCLAL AYDIN | |