| | Kandil tuzağı
Malum, PKK, bizim canımızı yakıyor ve bizim için hayati önemi olan bir mesele. Amerika içinse kirli bir oyunun gerektiği zaman öne sürülen stratejik piyonundan başka bir şey değil...
Amerikan Büyükelçisi Ross Wilson’un ‘’Türkiye Kuzey Irak’a giremez,’’ mealindeki açıklamalarını başından beri hiç ciddiye almadım.
Son gelen çark etmeler, pardon açıklamalar da yanılmadığımın bir göstergesi.
Amerikan Büyükelçiliği tarafından kurulan şu cümleler pek manidar doğrusu:
‘’Ülkelerimiz PKK ve karşı karşıya olduğumuz diğer güvenlik tehditleriyle birlikte mücadele ederken, Türkiye ve Başbakan (Recep Tayyip) Erdoğan hükümetiyle yakın işbirliğimizi devam ettirme isteğindeyiz.''
Resmin bütününe bakınca, ABD’nin,Türkiye’nin Kuzey Irak’a yapacağı askeri operasyona karşı duruşunun göstermelik olduğunu düşünüyorum.
Asıl istedikleri ise bizi sınır ötesi operasyona zorlamak... Baştan karşı görünecekler, sonra da kerhenmiş gibi yaparak sözde destekleyecekler...
Ardından biz, Amerika’yı dize getirmişiz ve onayını zorla almışız avuntusu (yoksa sanrısı mı demeli) ile Kuzey Irak topraklarına gireceğiz...
Güzel... Girelim ve yılanın başını ininde ezelim... Buna, hele de sapır sapır Mehmetçik cenazeleri gelirken hangi vicdanlı Türk vatandaşı ‘’Hayır,’’ diyebilir ki?...
Peki Kandil’e girince ne olacak?
Sıcak takip zaten sürekli yapılıyor, o konuda bilinen bir problem yok. Ama adıyla sanıyla bir operasyona girişmek Türkiye’ye ne getirecek, ne götürecek işte onu iyi düşünmek gerek...
En iyi olasılıkla, -örgüt tarafından gözden çıkarılmış- bir iki büyük başın kellesiyle çıkacağız Kandil’den... ki ben buna bile ihtimal vermiyorum...
Bu işlerin önlemi çoktan alınmıştır ve gayet hesaplı bir plan yürürlüktedir bence. Sonuçta, toplumun gazını alan, biraz içini soğutan göstermelik bir harekat olmaktan öteye gidemeyecek bu operasyon ve ele geçen de PKK’lı kocabaşların zaten bir böcek gibi gördüğü, birkaç tıfıl terörist olacaktır sadece.
Benim bu konudaki asıl endişem, bu operasyondan sonra bize çok büyük bir bedel dayatılacak olması...
Kim iddia edebilir ki, Amerika’nın ‘’Hadi bakalım, biz sizin teröristleriniz için başka bir ülkeye girmenize destek olduk. Şimdi sıra sizde. Sizin teröristiniz PKK ise bizimki de Hizbullah’tır.’’ diyerek bizi kendi argümanlarımızla kıskıvrak yakalamayacağını ve Ortadoğu’daki -İran ve Suriye başta olmak üzere- bütün hamlelerinde yanında saf tutmaya zorlamayacağını?
Hatırlarsanız iki gün önceki yazımda; ‘’Gazze ve Lübnan yerle bir edilirken, Suriye seferberlik ilan etmişken, nükleer silahtı Hizbullah bağlantısıydı diyerek İran’a saldırı koşulları olgunlaştırılırken ne büyük tesadüftür ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da terör tırmanmaya başladı yeniden.’’ diyerek PKK’nın yeniden azıtmasının altında bizi bir batağa çekme niyetlerinin olduğuna dair endişelerimden bahsetmiştim.
İşte o batak bu bataktır. Oynanan bütün oyunlar, Türkiye’yi Ortadoğu ateşinin içine Amerikan’ın saflarında sürmek için...
ABD'nin Türkiye’den yarım ağızla bile olsa arabuluculuk istemesi ise tamamen palavra...
Gözü dönmüş emperyalistlerin arabuluculuk gibi bir dertlerinin olduğuna kimse inandıramaz beni.
Gelişmeler bu yöndeki şüphelerimi güçlendiriyor ve çok bilinçli, çok planlı bir şekilde hazırlanmış bir tuzağın içine çekildiğimize giderek daha fazla inanmaya başlıyorum. | |