Birtakım yazılar - Herşeyde biraz 2de1



Türkiye Hakkında - Genel - Parti olaylarına pek girmeden Türkiye yararına yazılar yazınız. Siyaset kesinlikle yasaktır!

Anketimiz: yazılarımızı nasıl buldunuz ?
harika 3 75,00%
güzel 0 0%
fena değil 0 0%
berbat 1 25,00%
Katılımcı sayısı: 4. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 16-05-2008, 05:54
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

Birtakım yazılar

 


Biz bize

Bu gün bir noktaya parmak basmak istiyordum ,fakat parmak basmak istediğim noktanın
üstünde altında sağında solunda bir sürü kişi varmış meğer.

Hey sizler... Lütfen çekilir misiniz ?
Çekilenlere teşekkürler.
Peki madem çekilmeyenler var,*günah benden gitti çekilmeyenler gözlerini kollasınlar.
( *tabi nasıl gidiyorsa bu günah onuda anlamış değilim)

Yaradana sığınıp basıyorum noktaya parmağı.

Bir şeyler yazanlar için söylüyorum, yada sanatla sanatsal olaylarla uğraşanlar için.
Bu gün bu noktaya parmağı basıp,haddimi aşmaya niyetim var.
Edebi ve ebedi eserler olarak ayırıyorum tüm yazılmış çizilmişleri ve sanatsal yapıtları.
Eğer edebi şeyler yazacaksanız ? Bu birikim bu olgu varsa yazmanız zor değil
.Muhakkak bir şeyler yazarsınız. Eserin okuyucuya tutunmasını sağlayan,okuyucuyu yazınıza monte eden yapıştıran,kaynaştıran aslında yazınızın edebi olması değil uslubunuzdur,eğer bilgiye güzel bir uslub giydirebildiyseniz yazdıklarınız okunur,takdir edilir sevilirler,fikirlerinize taban tabana zıt olanlar bile okuma ihtiyacı hissederler.
Peki edebi bir yazı ebedi olamaz mı? Olur tabi ama ebedi olması için bazı öncelikleri vardır. Siz o anı anlatırken bile yarın öbür gün on sene sonra yazınızı okuyanlar hala kendilerinden Bir şey buluyorlar yazdıklarınız sizden sonrakileri de uyarabiliyorsa etkiliyorsa hatta zıt bir fikre hala batabiliyorsa o ebedi bir yazıdır,yoksa gününü aşamayan yazılar olarak bir köşede kalmaya mahkumdurlar. Bu konuda şanslıyız diyebilirim,edebi yazılarına harika usluplarını giydiren ve her dönem her nesil in her kişinin içerisinde kendini bulabileceği,duyguya harika vurgular yapan ebedi kalacak eserler yazan arkadaşlarımız kardeşlerimiz üstatlarımız var. Hepsinin yazdığı yazılar köşelerde hapis kalamayacak kadar güzel yarın bir daha okuyalım dedirtecek kadar harika yazılar.
Zaten ebedi olabilenin içerisinde edebilik ve edep vardır. Yazının edebi okuyandan ziyade yazanın yazdıklarına saygısındandır.
Güzel yazılmış her yazı yazarına muhakkak geri döner,sevgi olarak duygu olarak takdir olarak. Şimdi yazar arkadaşlar birazda maddi olarak dönseydi diyecekler,bunca duygunun yüklü olduğu hangi sanatın maddi dönüşümü olmuştur ki? Bizler anca gönül sermayesini kurtarabilmişlerdeniz,hiç heveslenmeyin derim...
Ebediyet taşımayan popülarite mutfağının yalaka soslu çorbaları bizim mutfağımızın menüsünde hiç olmadılar olamazlar. Ama ben bu çorbayı kaynatırım diyebiliyorsanız işte o zaman maddiyatın kesesi açılabilir....

Ben uslubunu duygularından alan kişiler olarak lezzetini bizden yıllar sonrada kaybetmeyecek okuyanın kendisinden her zaman bir şeyler bulabileceği tadı damağının bir köşesinde duracak lezzetlere devam derim..

Fazla beklentimiz yok, bizim mutfağımıza duyguyla girilip bir küçük teşekkürle çıkılsa kafidir.


qulahmet

Konu KuLAhmet tarafından (16-05-2008 Saat 06:59 ) değiştirilmiştir..
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 16-05-2008, 05:58
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
İNSANAT BAHÇESİ

Bir şeyler oldu insanlara;
İnsanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda.


Keşke bir şeyler olacağına bir şeyhler olsaydı diyesi geliyor insanın akrobat misali ip cambazları arasında...
Zaman eskiye dair tüm güzellikleri,duyguları alıp giderken;Kaybedilen insanlığın arkasından kesilmiş bir koyun kellesinin boş boş bakan gözleriyle bakıyoruz...


Günün güncel tüm dertleri kalemimi bütün enerjisiyle tutmaya çalışırken,inatla zorluyorum yazmaya. Yerine getiremediğim sözler,yanılmışlıklar,ödenmesi gerekenler dağ gibi yığınlar arasında, ve tüm bu zamanın getirisi olan olumsuz olurlar insanlığımdan her gün bir şeyler koparmaya çalışırken,lazıma bir türlü yetmeyen getiriler içerisinde çaresiz şükürlerle enerji toparlamaya çalışıp inatla direniyorum...


. Bir şeyler oldu insanlara;
İnsanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda.


Eskileri özler insanoğlu hep; Çok eskileri özler,eski oldukları için değildir özlemleri. Anılara saygısından,geçmişe tarihe saygısından da değildir özlemleri...


Hani birileri -Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı. demişler ya...
Nur bit pazarına yağmamış fakat nur nur,ışık,ışık aydınlıkmış eski yürekler.
Karanlıklar çökmemiş o eski zamanlarda yüreklerin üzerine,can evleri insan eti kızartılan barbekülere dönmemiş daha insanların....


Kadınlar yarlar,yarenler sevgililer,cananlar beklerdi sefere giden canlarını efendilerini sevdalarını kocalarını aylar boyu, duman duman tüterdi hasret burunlarında,öylesi sevdalardı işte,öylesi sadakatti yüreklerinde var olan...Özleri öz,sözleri sözdü onların...
Onların bekleyişlerine nedenleri yoktu,nedende aramazlardı,onların sevdalarına verilmiş sözleri vardı her şeye rağmen tutacakları...
Onlar er değillerdi ama sözlerinin eriydiler o zaman...Şimdiki erim diyenden erkek,canım diyenden candılar...
Şimdilerde arkasını dönmeye korkar olmuş yarine,yarenine kadınına medeniyim sanan insan! Haksızda değildir korkusunda.Hele ki dön de bir gör anlayamazsın bile arkandan vurulurken...İşin acısı da seni vururken haklıdır her zaman...Dilinde sana söyleyecek bir karış,hatta karış karış sözü hazırdır her an...


Bir şeyler oldu insanlara;
insanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda...


Keşke bir şeyler olacağına bir şeyhler olsaydı diyesi geliyor insanın akrobat misali ip cambazları arasında...


Eski zamanlarda insanların bir sürü içi boş sözleri kavramları,demokrasileri cumhuriyetleri başı bozuk özgürlükleri,böylesi ağız dolusu tükürük tükürük,salya salya bağırtıları,falanları filanları stepleri aerobikleri yoktu belki... Yalanları dolanları aldatmaları acımasızlıklarına bahaneler buluşları çok ama çok hatta yok denecek kadar azdı... Boş boş sözcükler yerine dolu dolu duyguları,küçük mutlulukları sevdaları aşkları dostlukları arkadaşlıkları daha bir yoğun daha bir insancaydı... Ve insan o zamanlarda içine saklandığı hayvandan çok daha insandı...


Her geçen gün biraz daha fazla maddi varlıkları araçları teknolojileri,çılgınca hobileri bobileri oldu insanın... Her gelen gün,günbegün insanın insanlığından bir harf,insanca duruşundan bir parça,insanlık sıfatından bir damla eritip gitti. O güne kadar var olmayan kavramlarla teknolojik araçlarla tüm bağlantı vidaları para olan,menfaat ve sömürü dişlilerinden oluşan bir değirmene düştü insan...
İnsanın kendi uğraşarak yaptığı bu değirmenle biçer döver karışımı sanal alet,her saniye menfaatten oluşan ezici çarklarını çoğaltarak,öğüten taşlarını her salise büyüterek sapla samanın,taneyle kepeğin ayrıldığı gibi insanı insanlığından ayırdı. İnsanca duygularını daha bir ince,daha bir yoğun,un un öğütüp eleyip söküp alan bir muallak kadere sürükledi acımasız dişlileri arasında..


Bir şeyler oldu insanlara;
insanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda...


Mutluluk parayla satılır oldu.. Gerçek insanların değil almak ,kiralaması bile imkansız hale getirildi sonunda... Yardımlar iyilikler bile reklam reklam ilan edildiler TV programlarında... Fakirin fakirliği,yokun yokluğu şamar şamar yüzüne vurulur oldu;
Garibanın sırtından çıkarıldı yapılan iyilikler;
Ezilmişliğine birde haber değeri,reklam aracı olmanın ezikliği eklendi. Mahsun yüzünden yediği şamarların kızarıklığı geçmeden yalan oluverdi o çok değer verdiği insanlığı,onuru...


Birbiriyle yarışır oldu fukarayı mazlumu deşifre etmekte TV programları,kendisine kalan tek şey olan onurunu da ezip geçerek şöhretlerine şöhret kattılar reyting reyting oldu gözyaşları...
Acılı gözleri çekim çekim medya oldu,o pırlanta değerindeki göz yaşları tartılıp ederinin çeyreği bile verilmedi.
Hani komşusu açken tok yatan bizden değildi? Hani sağ elinin verdiğinden sol elinin haberi olmayacaktı? Yedi düvele duyuruldu ezginliğin yokluğun hıçkırıkları,bu hıçkırıklardan yüzlerce kişi nemalandı,maaşlar aldı..


Bir şeyler oldu insanlara;
İnsanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda.


Eski zamanlarda kıyıda köşede doğuda zalim ağalar,batıda ezen sömüren acımasız zenginler vardı. Parmakla sayılır gibiydi bunlar. Şimdilerde her köşe başını tutmuş gibiler ağalar,sömürgeciler,zalimler...Sana yol tarif etse,otobüste yer verse,hatta selam verse seni borçlu çıkarır olmuş..Gücü yeten gücü yetene ağa olmuş paşa olmuş,yediğini kan kusturası zulüm zulüm olmuş caizi tabirse! Ve özellikle caizi tabirse!


Bin bir isim konmuş türettikçe türetilmiş ,insan ezmesine zeytin ezmesi gibi markalar yapıştırılmış,saplar kulplar takılmış ezilmişliğine...un un öğütülürken insanlık, ekonomi denmiş,politika denmiş,faiz denmiş piyasa denmiş,döviz denmiş,borsa denmiş,dendikçe denmiş kahrolası.... Ne denirse densin hep insanlık kaybetmiş ezim ezim ezilerek..
İnsan hakları masalı anlatılırken uykusu kaçar olmuş çocukların,olanlar karşısında cinli perili masallar dinler gibi pört pört olmuş gözleri...
Hep yarışı kaybetmiş insan hakları... Kendi haklar kulvarında hiçbir zaman hayvan haklarını geçememiş...İnsanlık kelaylak kuşu kadar bile korunamamış insanat bahçesinde...


Birileri insanlık öldü mü diye bağırıken,diğeri gülerek daha ölmedi komada can çekişiyor diyebilmiş;Evet komadaymış insanlık tek çaresi olan iman bile tozlu raflara kaldırılmış,kutsal kitapların yerine medyatik söylemlerle yeni kutsal kitaplar yazılmış,kutsalları da bir garip olmuş giden insanlığın...Geçmişte kalsaydı dercesine mişli geçmiş zamana takılır olmuş yazılarım.. Mişlerle keşkelerle avunmaya çalışır olmuş duygularım...Olmuşsa olmuş...Dursun Olduğu yerde kalsın artık, dercesine isyanla...


Bir şeyler oldu insanlara;
insanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda...


Artık insani duygularla mücadele edemiyor,yarına güzel hayaller kuramıyor,dürüstlük ve samimiyetini bir yerlerde düşürmüş,yitirmiş insanlık...Kendini kurtarma güdüsüyle materyalizm denizinde tüm yolcuları boğmak pahasına gemisini kurtaran kaptan olmuş...
Gemiyi ilk terk eden fareler bile kurtulamayıp bu bencillikten ,hayvanlıklarından utanmışlar boğulurken ...


İnsanlığa uzak kalması gereken tüm hayvani duygularla sarmaş dolaş olup hayvanilik virüsüne teslim olmuş insanoğlu.


İnsanlıktan uzak tüm hayvani duygularla güne başlarken,gününü yalnızca ettiği maddi karların hesabıyla bitirir olmuş,vahşi hayvanın o günkü avının kemiklerini sıyırırcasına şekli insanı andıran hayvansı yaratık...Materyalizmin ihtiyaçlar ve yokluk zindanlarında hapsedilen soyu tükenmeye yüz tutmuş insan ise insanlığından utanır olmuş.


Bir şeyler oldu insanlara;
İnsanlığa bir şeyler oldu akıp giden zamanda...

Zaman eskiye dair tüm güzellikleri,duyguları alıp giderken,kaybedilen insanlığın arkasından kesilmiş bir koyun kellesinin boş boş bakan gözleriyle bakıyoruz...


Bize kalansa geçmişle kaçıp gidenden,çok bilen çok yanılan çok yanıltan teknolojik insansı yaratık...


İnsanlık yalan olsa da biz soyu tükenmeye yüz tutmuş kelaylak kuşları gibi bu zıtlıkları görerek bir yerlerde hep var olacağız....
Her gün her saniye bir yerlerde sayısız canlı doğacak,bunlardan bir bölümü bütün olumsuzluklara baskılara acımasızlıklara materyalizme ve tüm baskıcı izmler topluluğuna rağmen insan olarak kalacaklar...Gelecek o insan doğup insan kalabilen bebeklerin geleceği olacak...


İnsanlık yalanda olsa
Bu insanat bahçesinde devasa yürekleri duygularına sığmayan insanlar her zaman var olacak.
qulahmet

Konu KuLAhmet tarafından (16-05-2008 Saat 06:07 ) değiştirilmiştir..
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 16-05-2008, 06:06
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
SELA

Duygularım bilincimin altı,masamın üstü karma karışık
Etraf dağınık her yer her yerde...
Şiddetli bir fırtına esmişçesine bir köşeye giysileri diğer yana kağıdı kalemi
bir yana dertleri elemi fırlatıp savurmuş,neşeyi bir kenara sıkıştırmış,rüzgarın demir prangaları
cesedimi zincire vurmuş...Ruhum göndere çekilmiş bayrak gibi çırpınıyor...

Uykusuzluktan kum,kum yanan gözlerim ufak bir gülücük yakalamaya çalışan donuk dudaklarımı görmemezlikten geliyorlar.
Deli bir dağınıklık çılgın bir karmaşa,her şey her yerde,sen bir yerde,ben bir yerde. Senlenemeyişim sana tozu dumana katıyor isyan,isyan...Boz bulanık çırpıntıları kalbimin.


Bütün dağınıklığa inat yazılarım yerli yerinde.. Taş taş oturuyor kelimeler tüm gediklere,alt üst olmuş astarı yüzüne yüzüne çevrilmiş dünyada.
Masum bir akılla geziniyor kalemim satırlarda, tüm şeytani sivri zekalara taş çıkartırcasına. Sipsivri zekaların bencil sarkıtları dikitleri arasında yol almak zor;Kimi atlamak kimi sürünmek gerekiyor.
Jilet gibi keskin kenarlı fikirler devriye geziyorlar çevremde,kaçınılmaz yaralıyor,kesiyor parçalıyorlar değdikleri yeri..

Kasıtlardan,egolardan,menfaatlerden oluşmuş çıkışı meçhul ecel ecel uzayıp giden bir mağara. Labirent labirent dost engeller düşmanlardan çok daha inatçı,hiçliğimi bile kıskanır olmuş için için,nazar nazar dostum diyenler,yokluğumdan fırsat bekleyenler çok daha acımasız,bilmiş bilmiş okları hazır benlik yaylarında...keskin nişancı egolarının attığı her ok karavana..Boğulup gidiyorlar tek tek bildik sandıklarında...Sözün kılıcını tekrar koyuyorum kınına..Sabır kilidiyle kilitliyorum tüm silahlarımı...Bırakıyorum onlar napalm bombası sansınlar patlattıkları sakız balonlarını... Kalemim inatçı kararlı, labirentler arasında düzgün düşler çiziyor yolunu şaşırmadan Her çıkmazda ilahi bir kapı açıyor aklım,zar zor ruhumun geçeceği kadar.
Yaralı bedenimi sürüklüyor menzile ruhum,yere düştüğümde tutup kaldırıyor imanım.
Zaman zaman sofralar kuruluyor geniş meydanlarda.
Küçük lokmalar veren kaşıkların sapları gözleri çıkartıyor,kaşıklardan kaçabilenlere özel beslenmiş kargalar saldırıyor,oylum oylum oymaya şaşkın gözleri...acımasız kargaların dost,dost gagaları sipsivri. Her an bir açık bekliyorlar...Yüreğim göz göz olmuş kargalara yem gibi.


Zehir zemberek boşalıyor zaman...Yolu bulmak zordan da zor,kum kum yanan uykusuz gözlerim kapanıyor,göz göz olmuş kalbimin gözleri kıbleyi arıyor
Ezan ezan yol gösteriyor rahmet ruhuma.


Masamın üstü karma karışık her şey alt üst olmuş fırtınadan sonraki sessizlik tak ederken can evime. Tüm karışıklıkta yalnızca yazılarım düzgün kelimeler düzenle sırayla yol alıyorlar paralel ve meridyenlerde... Benliğimi donduruyor buz buz kutuplara ulaşan çizgide mısralar.


Yanan yüreğimi kesiyor ikiye ekvator acımasız keskin çizgisiyle,kuzeyden güneye,batıdan doğuya uzanan alev alev bir yangın var...
Melek melek damlaları taşıyor yağmur,inançtan ırmaklar oluşuyor bilincimin dik kanyonunda,bedenimi yakamoz yakamoz akan suya bırakıyor ruhum. Yanık tenimi merhem merhem sarıp serinletiyor suyun kolları.
Bir yudum şarap ilk tattığım rahmet,hiç susamamacasına.


Yer yüzüne dönüyor sonsuza açılmış ellerim, delik deşik uyanıyorum darmadağınık masamda. Ter ter vücudumdan sızım sızım can sızıyor...
Ölüme bir adım daha canlanıyorum...Hayata kalkıyor ve yürüyorum..
Yürüyorlar ve yürüyorsun...
Yönün hangi yöne olursa olsun bilinmez bir uzaklıkta senin için okunan selaya doğru,sen dursan da programlanmış adımların seni ona götürüyor...


Elin varmıyor değil mi toparlamaya ?
Dağınık kalsın bırak sana ait masada dünyada,sıkma canını
dağınık bırakmayacaklar hiçbir şeyi,sana kalan bütün dünyalığını düzgünce toparlayıp cömertçe kefenleyecekler,kendilerine kalanları alıp götürecekler...Anıları olacaksın kalanların...Sana anılarında gülecekler..


Korkma !
Bir daha hiç dağılmayacaksın...


qulahmet
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 16-05-2008, 06:08
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
DANSA DAVET


Sen dur !
Sen okumasan da olur...
Aslında satırların içerisindeki bir sözcük sana da olsa...
Sen dur !
istersen hiç okuma...
Karmaşıklığını hiç karıştırma,okudukça dahada bir batma gurur batağına...

Sen değil..
Sen !
Evet sen..
Okuyabilirsin sende olanı bulsan da....Senin buna gücün var gibi..


Ben !
Bu gün;
Esir edilmiş tüm hakların prangalarını çözecek,
alınmamış tüm intikamları özgür bırakacağım.
Binlerce sefer yapılmışı bu sefer ben yapacağım,belkide ben canını alacağım bu sefer.


Bu gün;
Katılaşmış yüreğini harf harf sökeceğim,yüreğin elinde döneceksin geriye
cansız, ama ölmeyeceksin...
Kendin teslim edeceksin yüreğini verilmesi gerekenlere,yalancı merhametine ve tüm afetine tüküreceğim.


Panik yok !
Sakin ol...
Tüm ilahlarını çağır istersen imdada,önce bir say bakalım kaç ilahı var egonun.
Bir say,bir bak yeter mi onca ilahın saldırmaya bir kula?

Tüm putlarını kıracağım bu gün, on saniye sonra tamir etse de nefsin...
Bu gün !
Tümcelerle dansım var...


Dilin kelama yatkın. Rüzgarın kuvvetli mangalda kül kalmıyor sen üflerken.

Sen !
Sor kendine...
Bir gün çare oldun mu bir derde?
Bir öksüzün bir yetimin başını okşadın mı o kibar ellerinle?
Eğer okşadıysan niye?
Hiç canım diyene canın çıksın demedin mi hallerinle?
Hiç mi yalan söylemedin seni sevenlere?
Düşün !
Aldatmalarının kaçıncı baharındasın?
Peki nereye kadar yalan,son nereye?
Sırtını yaslarken ilahi kudrete,söyle alnın kaç defa gördü secde?
Yoksa..
Kafan dahamı iyi çalışıyor kan beynine yürüyünce...
Matematiksel denklemleri dahamı iyi çözüyorsun secdede...
Ya da yarın ne yapacağının hesaplarımı var beyninde?
Öyleyse bu secdeler kime?


Bak evine ekmek götürüyor masum bir baba,helal mi sence o ekmeği aldığı para?
Dolandır çal,çırp çaresizlik bahanesi,ekmek bekliyor ya çocuklar evde.
Göremedim koltuğunun altındaki rakı şişesi nerede?
Daha alamamış her halde...
Bıraktı mı yoksa? Yeniden mi başlayacak?


Bak bir anne geliyor uzaktan,bilmem nereden,kendince ne alemden,diğer sokakta kızı az sonra karşılaşacaklar evin köşesinde
Anne dudaklarındaki ruju siliyor aceleyle..Kızsa iyice yukarıya çektiği eteğini düzeltiyor eve gelmeden;Her ikisi de kendini yaşıyor varlığı şüpheli ortak bir noktada...Birbirlerinden sakladıklarıyla...
Babaysa parayı bulmuş nasılsa...Halen çıkamadığı tekel bayiinde son provalarını yapıyor
reis rolünün,Belkide baba hiç yok ortada...oğullarını hiç sorma o daha gelemez karı kız peşinde..


İstisnalar kaideyi bozmazmış ya, bu istisnaysa eğer kaide nerede? Eğer kaideyse o zaman
istisna nerede? Tüm bu tiplemeler ne istisna ne kaide ufak değişikliklerle sürüsüne bereketle...


Sanma ki çok umurumda ne kadının ruju,ne kızın eteği,ne adamın rakısı,nede ortada olmaması,ne çocuğun hovardalıkları...Neden açık değil bir bütün olması gerekenler birbirine? Bu gizlilik niye? Düşündürmüyor mu senide yanlış nerede?
Kimseyle derdim,kimseyle zorum yok; Benim derdim kelimelerle tümcelerle çizgilerle..

Ama ucu bana dokunuyor,Bu istisnaların kaidelerin yaptıkları seçtikleri ezip geçtikleriyle

Ya sen ?
Sana da dokunmuyor mu?
Yok mu ufakta olsa dokunan bir yanı?
Yok diyorsan sende hazırla tüm putlarını...


Bakıyorum etrafıma bu hırs bu öfkeyle,sağımda istisna,solumda istisna, önümde,arkamda istisna...Bu kadar istisna içerisinde bozulmayan kaide ? Oda benim herhalde...
Dur bir bak kendine... Birde sen olabilirsin. Evet evet Sen !
Yalnız olmamak güzel bunca istisna içerisinde bunca keşmekeşte..


Bu gün !
Dansım var kelimelerle, tümcelerle
Belki bu günden de öte,bir ömre bağlı binlerce gün,binlerce gece...
Haydi korkma ver elini katıl dansıma sende...
Zorda olsa acıtsa da bazen içini ,gel benimle.

Aç gözlerini..Aç iyice...
Kiminle dans ettiğini fark etmek için..


Beni sana bağlayıp,bizi sizle dansa davet ediyorum...

ŞŞŞŞŞŞTTTT !!!
sakın sakın...Sende kim oluyorsun deme !
Bil ki ben bir hiçim,hiçliğimde öyle büyük ki gücüm.
Haydi ver elini...Al yüreğimi
Beni sana bağlayıp,bizi sizle tüm hiçliğim ve hiçliğinle tümcelerde dansa davet ediyorum.
Kapat gözlerini elindeki yüreğimden gelen müziği dinle...


qulahmet
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 16-05-2008, 06:13
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
KASKARA


Yeni bir güne gebeyken gök kubbe ...
Hay aksi!...Bende yine gece...
Sabahın puslu aydınlığında yalnızlık esiyor üstüme...
Gün doğuyor göz bebeklerimde, retina tabakasına düşen ışık beynimin gecesine ulaşmadan gücünü kaybedip sönüyor.

Karanlık öyle yoğun,öyle bir jel ki aşılası gibi değil..Vıcık,vıcık simsiyah baş belası.
Kaskara,karanlık,karanlık...
Sıvaşıyor her yanıma,gecemde enerji kaynakları tükenmiş,.tüm santrallerim,trafolarım
jeneratörlerim iflas etmiş,öldüresi sessiz bir karanlık...

Benliğim bilinçaltımdan bir yerlerden aydınlatma fişekleri atıyor,bir damla ışık için..
Pencereler nerede? Kat,kat perdelenmiş.

Güneşin ışıkları aşamıyor göz bebeklerimi,takılıyor,yok oluyor bir yerlerde.
Duvarlar,duvarlar,duvarlar çepeçevre...
Yeni duvarlar örüyorlar alelacele beynimde birileri,korumaya mı çalışıyorlar?
Hapsetmeye mi benliğimi? Çözemiyorum.
Karmaşa,çelişki,karanlık...


Gördüklerim göremediklerim olup gözlerimde takılı kalıyorlar,kulaklarım sesleri göremiyor artık.
Çok düşük desibelde parıltılar kıpır,kıpır değiyor desibel,desibel kulak zarıma.
Aydınlatıcı bir ses arıyor benliğim,gözlerim benliğime isyandalar,Nedense kör noktanın aydınlığına bakıyorlar dalgın ve çaresiz...Hay aksi ışık sızmıyor bir damla ,bir zerre,bir tutam sebepsizliğim kendime, çare yok gibi çepeçevre...
Her saniye,her salise yeni bir duvar,yeni bir engel varlığını hissettiriyor yükseliyorlar derin,derin.
Gündüzle aramda mayın tarlaları var..
.
Günün parlak ışığında gecem karanlıktan da kara...AHHH! Kulaklarım tek bir ışık görselerdi
Bazen bir küçük kıvılcım parlıyor kulaklarımda,umutlanıyorum mazlum çocuklar gibi .bir dondurma miktarı kadar bile sürmüyor umut,eriyor sözcükler dudaklarımda.
Sonra o kıvılcım kayboluyor kör karanlığında gecemin..Kavını bulamayan çakmak taşı misali..

Bende hala gece...
Gün geceyle buluştuğunda,gece güne sarılıyor göz bebeklerimde.
Ufukta gurup,gurup kızarıyor gökyüzü karanlığımdan utanmışcasına...Sonra oda karanlığa kapıyor gözlerini ve içimde gecemi,tenimi ateşin yalazı gibi yakarak sarıyor karanlık...

İçinde bulunduğum dünya benden şanslı sanki,bir yüzünü güneşe dönmüş gülümsüyor
Benim gecemde dört bir yandan sarıyor bulaşık petrol karası bir siyahlık...
Katran,katran,karanlık....


Bir sigara yakıyorum,ne çakmağın alevi,ne sigaranın ateşi biraz olsun aydınlatmıyor karanlığımı.. Dumana boğmaya çalışıyorum karanlığı tüm merhametsizliğimle,ciğerlerime işliyor karanlığın kurumu...Ben mi karanlıktayım bende mi karanlık?
Duman ,duman is,is yanık kokuyor yüreğim.


Göz bebeklerim küçülmüş kısılmış göz kapaklarım...Tarihimi yazmaya çalışıyor alnımdaki kırışıklar...Alın çizgilerimi yeni çizgilerle değiştirmeye,yeni çizgiler çizmeye çalışıyorum
suya yazılmışcasına yazmadan siliniyorlar...Gözlerim gündüz güneşi bile göremezken gecemde bir ışık arıyor...


Okyanusun karanlığı sarmış sanki çevremi soğuk ıpıslak bir karanlık,yosun,yosun
çepeçevre kaçınılmaz...Alabildiğince derin.
Binlerce ton suyun altından yüzeye çıkan bir periskop gibi kulaklarım karanlığı tarıyorlar..Duydukları tek ses karanlığın sesiz ve korkunç çığlığı...
Karanlık,karanlık,karanlık


Hiç olmazsa kulaklarım bir ışık duysalardı fısıltıyla da olsa...Gecemi aydınlatacak bir fısıltı,bir sözcük sihirli bir şey,bir mucize bilemiyorum işte o her neyse...


Benim parlayan yıldızlarım bile kaybolmuşlar gecemde,hani şu bir çoban yıldızı vardı ya o nerede?
Kulaklarım aydınlık,sıcak samimi bir ışık göremiyorlar....
Karanlık,karanlık,karanlık


Yalnızca karanlıkta simsiyah bir ses var kapkara bir ses...Şıp,şıp,şıp bir suyun damlaması gibi...damlayan gözyaşları gibi...Sessizlikte için,için büyüyen..
Kendi içinde mutasyona uğruyor sonra bu seste karanlığımın büyüsünde tık,tık,tık...
Tıklamalar gümlemelere ve beynime vuran balyozlara dönüşüyorlar ,ışığın ulaşamadığı
tüm sinir tellerime vuruyorlar düzenli aralıklarla...Balyoz ,balyoz saniyeler dakikalar saatler.


Geçen zaman kaybettiğim her an çok şiddetli vuruyor sinir tellerime,balyoz,balyoz.

Tozlanmış umudumu asıyorum silkeleyip, gecemin içindeki yoğun karanlığa,.Isınmaya çalışıyorum yavaş,yavaş karanlık yalnızlığıma...


Kulaklarımı tıkıyorum aydınlığa tamamen gelmesin artık diyorum bu ana kadar gelmeyen...Yalnızca balyoz,balyoz vuran zamanın sesi aşıyor kulak tıkaçlarımı...
Güm,güm,güm öldüresiye.


Umuda astığım gecenin ipi kopuyor birden,beynimi kamaştıran bir ışık ürkütüyor kulaklarımı güneşten de parlak belkide? Karanlığa alışmış kulaklarım bu şiddetli ışıkta tüm algılamalarını yitiriyor,Beynimin tüm sinir düğümleri titreşiyor..


Kulaklarımdan giren sihirli cümle geçtiği her zerreyi aydınlatarak ilerliyor içimde yeniden bir gün doğuyor.
Sihirli kelime beynimi aşıp ta yüreğime işliyor,kulağıma gelen ışıl,ışıl pırıl,pırıl manayı çözümlemeye çalışıyorum..


Evet evet ışıltıyı kulaklarımda görüyorum yavaş,yavaş şifresi çözülüyor her desibelin beynimin kıvrımlarında...


O ışık Seni seviyorum diyor.''SENİ SEVİYORUM''


Artık zaman bir müzik ahengiyle işliyor duygusal notalara güzel sesler buluyor beynimin sinir tellerinde...
Ve tüm benliğim aydınlanıyor içten dışa doğru yüreğimden doğan bir güneş gibi...


Gün bir başka güleç bakıyor,bana kavuşmanın sevincini yaşıyor sanki tüm geçmiş karanlığa inat ebruli ışıltılar renk renk sarıyorlar gök kuşağı kuşağı misali beynimi,aklımı,yüreğimi ,bedenimi.
Çöldeki bir vaha olmamasını umuyor düşüncelerim doğan bu günümün.
O güzel pırıl,pırıl sihirli sözcüğe bir cevap arıyor beynimin kıvrımlarında tüm düşünce formları. kalbim beynimin çözemediği bulmacaya için,için bir cevap veriyor dudaklarıma hükmeden
Dudaklarımın kıpırtısındaki ışıltı gündüzü bile daha bir aydınlatıyor,pırıl,pırıl bir cümle akıyor dudaklarımdan.


Bende seni seviyorum gün ışığım.....


qulahmet
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 16-05-2008, 06:20
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
SUDAN MESELELER



Bir arkadaşıma misafirdim bu gün,dünyadaki misafirliğimi unutup bir dünyalıya misafir oldum.
Gerçekte burada oluşum denizle göğün sabahın seherindeki buluşmasına tanıklık etmekti.
Tam o saatte ayaktaydım,hatta hiç oturmadım ayakta karşılamak için bu buluşmayı.

Denize baktım pencereden denizin yükselen göğe ellerini uzatmasını gördüm,gitme der gibiydi ufukta.
Ve yavaş yavaş gök denizin renklerini çalıyordu,buna rağmen uzattığı ellerini ufuktan hiç çekmedi. Deniz sonunda renkleriyle gök gök oldu günün ilk ışıklarıyla


İnsanların birbirlerini alıp götürdükleri gibi,gök denizin rengini çaldı,birbirlerinden hayatı çalan tüm insanlar gibi; Birbirlerine benzediler içleri tamamen başkada olsa...
Ayın yakamozlarının yerini güneşin parıltıları aldı,martı sesleri sessizliğe haykırdılar
oradan oraya dönüyorlardı ne gökte ne denizdeydiler.


Güneş toprağa yürüdü karayı da aydınlatarak ilerledi içine sinmeye çalıştı toprağın,topraktan hiçbir şey çalamadığına öfkeli gibiydi,toprak deniz gibi rengini teslim etmedi o inatla direndi,ben eşref-i mahlukatın varoluşunun temeliyim der gibi mağrurdu.
Güneşse tüm yakıcı varlığını ortaya koyuyor gibiydi,toprağa saldırırcasına tüm ışınlarını üzerine indirdi. Bulutlar eşref-i mahlukatı koruduğu gibi korumak için açtı kanatlarını toprağın üstüne. Yer yer aşmaya çalıştı güneş açıklar aradı ulaşmak için toprağa bu karşı koyuşu yıkmalıydı diğer yüzünü çevirmeden dünya,arz yavaş yavaş dönerek serinliğe kaçırıyordu dudakları çatlayan toprağı.
Güneş ufukta bileştiği dostu suyu koparıp almaya çalışıyordu topraktan,toprağın suya dostluğu toprağın sayısız canlar doğuruşuydu.
Toprağın canını alıyordu yavaş yavaş sindire sindire acımasızca.

Toprak suyla birlikte sakin ve yumuşaktı doğurgan ve şefkatliydi,Su çekildikçe damarlarından sertleşti,kısırlaştı üzüntüsünün derin çizgileri çatlak çatlak yüzüne vurdular...Güneş rengini çalamadı toprağın,ama ona can veren suyu ayırıyordu ondan.


Toprağa kini yüzünden miydi bilinmez,onun bir parçası olan insana, saldırıyordu güneş. Ve can dostum biyolojik varlığımın temeli olan toprağın hediye ettiği suyu çalıyordu...


Güneşin kızgınlığı toprağa mıydı ? Yoksa topraktan aldığı hayatı hor kullanan insana mıydı?


Toprak,su,hava,ateş bir anlaşmazlık vardı sanki son zamanlarda aralarında,yada tam tersi insanın nankörlüğüne karşı birleşmişlerdi. Haddini bildirmek için dillenmişlerdi hal lisanıyla,bizim varlığımızla varsın diyorlardı sanki.

Gözlerim o sakin sakin duran denize takıldı,dalgalarının uçları her zamanki gibi suya değmiyorlardı artık,yavaşça geri çekiliyorlardı. Öylesi bir çekiliş ki sezdirmeden,hissettirmeden sanki saldırıdan önceki konsantre olan savaşçı misali,güneşe bakıyor,toprağa bakıyor kendisinden alınanları geri almaya hazırlanıyor gibiydi.


Martılar uçuş rotalarını genişletip bulunduğum pencereye keskin dalışlar yaparak haykırıyorlar, uzaklaş diyorlardı hep bir ağızdan...


Pencereyi kapattım,perdeyi çektim,dalgaların sesi susmuyordu,derin derin nefes alıyor gibiydi.
Deniz toprağı sarmadan gitmek gerekti denizin toprağı kucaklayacağı yerden. Martıların sesine uymak gerekliydi,deniz ondan alınanları geri alacaktı çok yakın bir zamanda.


Sorunsa ne yerde ne gökte ne denizdeydi...
Sorun insandaydı...İnsanın unuttuğu toprak,su,hava ve ateş kendisini hatırlatacaktı,bu hatırlatışında insan için çok zor ve acılı olacağı da kesindi.

İnsanlığın bir parçası olarak insanın ilahi yaradılışın tüm parçalarından özür dileyip özüne dönmesinin gerektiğinin işaretlerini her yaratılmışın üzerindeki apaçık uyarı mesajlarıyla görmekteydim.
İnsan doğayla savaşmayı bırakıp onunla barış yoluna gitmedikçe daha çok sıkıntılar çekeceği kesindi,esasen savaşması gereken kendi iç doğasıydı. Kendi vahşetini öldürmedikçe merhameti yaşamını devam ettiremeyecekti.


Kahvaltımı ederken denizin kızgın homurtuları hala kulaklarıma geliyor,denizin kızgınlığı geçene kadar denizin hiddetinin ulaşamayacağı bir yere hicret etmeyi düşüyordum...

Denize yakın olmakta ısrar edenlere tavsiyem yaratana sığınınız....Güneş topraktan suyu çalmaya başladıysa,deniz kendisinden alınanları geri istiyorsa artık,toprağın isyanı da çok şiddetli olabilir...


Dünya seni dışlayıp yok etmeden sen dünyaya nankörlüğü bırakıp ona gereken değeri vermelisin...
Dünyanın sana verdiklerini ve ilahi kudretin sana hediyesi olan canı taşıdığın süre içerisinde bilesin ki kaçabilecek bir yerin yok...

Misafir olduğunu unutma ve misafir olduğun süre içerisinde hiçbir şey bilmen gerekmez haddini bil yeter...


qulahmet
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink) Alt 16-05-2008, 06:26
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
HADİİİİ BATAN GEMİNİN ZANLARI BUNLAR



Yıl 1912 niye o kadar gerilere gittin demeyin anca o kadar gerilerde buldum böylesi bir batağın tek numunesini...Hiçbir şekilde batmaz denilen,hakkında batmayacağına dair iddialara girilen,zamanının en büyük en lüks gemisi . Okyanusa meydan okurcasına yapılmış devasa transatlantik TİTANİK....


TİTANİK nice batmaz ,denilen kusursuz zannedilenler gibi dibi boylamış tek seferde...İçerisindeki tüm art niyetleri su-i zanları da alaborasına alıp çekmiş dibe... Batan aslında art niyetten başkası değil,bu art niyet denilen şeyin girdiği ne varsa havada karada denizde her yerde batmaya mahkum...

Çaresi yok batacak... Suya batmazsa havaya yoksa ta yerin dibine batacak..Şimdi nereden çıktı TİTANİK TİTANİK ten de bu niyet diyeceksiniz?
Bir yerden çıkmadı aslında bu niyet yani art niyet, buna bağlı olarak ta şu su-i zan denilen meret çıkmadı ,girdi... Evet kafalara köküne kadar girdi,beyin kılcallarına kadar işledi iyice zonk zonk,zan zan. Zanla iş yapılır oldu...


Zan zan ,zanların sonu da zaten hep hezeyan. Ona buna şuna zan,sağa sola zan, etrafa bakınca kel bile kör bile gördü de, zanla yatıp zanla kalkan görmedi göremedi göremez de, hala doğru yapıyorum zanneder zanneler zan üstüne zan...

Peki sonuç ne ? TİTANİK tabi ne olacak.


Olaylara şöyle bir göz gezdirince akılla izanla bakıp tabi öyle hödük gibi öküzün trene baktığı gibi seyretmezsen fark ediliveriyor o zanlar o zanneler.. İnsan anlayarak bakmazsa boşa bakmış oluyor sadece... Boşa bakmakla boş boş bakmakla bir şey öğrenilse bir şey olunsa bütün öküzler tren olurlardı herhalde.


Tabi öküzleme bodoslama balıklama dalınıp bakılmazsa adam gibi bakılırsa, hatta adamın gibisi de olmaz lafımı geri sarıyorum,adam olarak akılla bakılırsa zanlar bir yerlerine en sivri uçlarıyla gözüne gözüne batar insanın...


Her halukarda her işte her olayda zanneler ben yaptım oldu zannı,ben bilirim zannı en iyi benim, en boy benim ohooooo enine boyuna iyiyim zannı almış başını sıkıştırmış kuyruğunu bacaklarının arasına, havlaya hırlaya birde utanmadan dört nala gidiyor bir ucube görünümünde...
Dahası da yok mu? Var tabi olmaz mı ? Olmazsa olmaz. Sadece ben iyiyim en bir halt benim bende yaparım ederim,eder batırırım la kalsa yine iyi ,öp de başına koy...Sen kötüsün o beter şu yalan öbürkü dolan zanları da cabası, tuzu biberi ketçabı mayonezi hardalı zanneliğin..


Zan üstüne çul serer leylide yar loylu da yar zanlıda yar emmoğlu diye zannına bir türkü patlatası geliyor şöyle çengili,çalgılı zurnalı insanın...


Bu zannelerin niyetleri dumura uğramış; böyle dumur niyetlilerin hödük ve güdük su-i zanlarıyla durumları da sonuçta TİTANİK zaten...


Niyette bozukluk bu titanikçilerin en büyük zaafı olmalı. Hani ibadetler bile niyete bağlıdır,niyet çok önemlidir. Niyetsiz ibadet olmaz,insanlarla iletişimde dürüstçe saygı sevgi çerçevesinde hüsnü zanla yapılırsa her şey gibi bu ilişkilerde birer ibadet oluverirler.
Eh birde su-i zanla yapılırsa cılkı çıkmış yumurta gibi kokmuş bozuk bir niyet olursa işin içinde o zaman ibadet olacağına hıyanet olur,rezalet olur kepazelik olur...


Beterin beteri varmış ya ,hani buda beterin beteri rezaletin son perdesi olur..
Sonra aç perdeni bak oyununa,yaptığını beğendin mi? Kendine bu oyunda başrol verdiğin için çok beğendin değil mi? Zannelik meslek olsa en popüler meslek olacağına kuşku yok...


Eeeee o zaman sonuç yine TİTANİK


Bunların hepsi altın vuruşluk kafalar, kafaları tek dozda beyinleri mikserden geçmiş pirinç lapasına dönmüş zannelerle dolmuş ortalık...Niyeti bozuk bağlama püskülü gibi çaldıkça sallanır dururlar,nota bozuk perde bozuk bir türlü ana perdeyi tutturamayan saz çalmaktan aciz ozan gibi diyez basıp ara tonlarda gezinip aynı teraneyi çalarlar...
Kafa şişirmeleri bir yana bari sözlerinde kafiye tuttursalar şangır şangır şangır ,sapı atık sazın akortsuz sesiyle kafiyeden uyaktan vezinden anlamayan zanne ozanın çatlak sesi, hele yanılıp ta sor bir kere çaldığını beğendin mi ? En süper odur hem çalar hem söyler..Bestede ondandır güftede köftede..Tükürük tükürük, tükürük köftesi; Yersen...O çalsın bizde söyleyelim bari oynayan oynuyor zaten...


Zan üstüne çul serer leylide yar zanlıda yar emoğlu,vur patlasın çal oynasın hisseli harikalar kumpanyası..çingene çalıp kurt oynuyor...


Veeeeeee sonuç TİTANİK tabi.


Batan geminin malları bunlar,batan zannelerin malları, korkmayın defosu yok biraz sudan çekmiş biraz güneşten solmuş zamanı geçmiş. Neyse ki beleşe getirdik atlet bulamadık don verelim hesabı..
Alın size zannelerden nameler...Koyunun bulunmadığı yerde keçiye el pençe divan durup abdurrahman çelebi diyeceksin elin mahkum,işine gelirse.. hadi oradan,hadi oradan hadiiii oradan !
Ötme burada.,ötme sus bakalım...Sen kim oluyosunda bir zannenin zannına taş koymaya kalkıyorsun..Babalara geldin..Bu çöplük zanneden babaların türbesi çarpılacaksın...


Battı balık yan gider,hadi gene iyisiniz durum TİTANİK


Bu art niyet yanlış anlamayın art galeri değil art niyet bu, havada karada denizde, tıklayınca açılan pencerede tencerede tavada her yerde her konumda batmaya mahkum ...okyanusa açık denize gerekte yok ,bir kaşık suda boğulmak mümkün bu zanlar zanneler arasında..Barış manço'nun dediği gibi sana koyacak o kadar çok yoğurt bulsak atlas okyanusuna cacık olursun da bulamadık işte kusura bakmayacaksın zankere su-i zannına sarımsak doğrayayım ...


Tabi kaçınılmaz sonuç TİTANİK.

Zannın çoğundan kaçınmanın önemini belirtirken zansız günler dilerim...
Yok ben anlamadım diyorsanız zamanın popüler tabiriyle ANLADIN SEN ONUUUU


Hadi iyi batmalar...



qulahmet

Konu KuLAhmet tarafından (17-05-2008 Saat 02:31 ) değiştirilmiştir..
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink) Alt 16-05-2008, 23:27
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610
Rep gücü: 25
Rep derecesi: KuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKuLAhmet Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
3 GünLüK 1 ÖmüR








Yokluğumun asırlar sonrası ıssız geçen avunmasının adı bayram olan ıssız ve soğuk üç günü
Hep şenlikleri gülücükleriyle adı mutluluğun envayi çeşit isimleriyle birlikte anılır duyulur söylenir bilinir ya... Yok inanma öyle değil aslında gerçekler her zaman...

Kaybettiğim kendimde seni aradığım beni dinlerken seni duyduğum,derin sessizliğin değişik sesleriyle geçen üç gerçek var hayatımda...


Neydi diğer günlerden farklı kılan bu üç günü? Sevgilerin sevgililerin bir arada olması,
küçüklerin öpecekleri ellerin büyüklerin sarılacak küçük candan öte canlarının ulaşılır olması mıydı birbirlerine?...
Şekerler mi tatlılar mı yoksa gezmeler miydi? Kalabalık yollarda evden eve kapıdan kapıya...
Tutulan oruçlardı diye söyleme sakın bana, sakın inanma her oruç tutanın bayram yaptığına...
Ne gidecek kapı aradım ne el öptüm ne el öptürdüm ne küçük bir canda hasret giderdim nede büyük bir yürekte sevdama sarıldım... Ne inadını öldürdüm ne inadımı.. Kastım kendimeydi sadece, seni bende öldüremedim kıyamadım senli geçmiş yıllara kıyamadım geçmiş mutlu bayramlara... Ben kendimi boğazladım nefesim bitesiye..
Ölemedim...
Bir baba şefkatiyle öpülesi ellerim sevgi dolu yüreğim gülünesi gözlerim sevgiliye sözlerim yok muydu?


Yoksa kırılası ellerim kör olası gözlerim tutulası dillerim mi vardı geçmişimdeki bayramların gülücüklerinde...
Kararı veren sen miydin ben mi? Yoksa boynumuzu bükeceğimiz, hakkında tek kelime etmeyeceğimiz suskun ve çaresiz katlanacağımız kader mi?
Ellerim yumruk yumruk gözlerim kapalı yüreğim yanık sözlerimde sensizlik ve sessizlik vardı... Geçmiş ıssızlıklardan geleceğime bir iz düşümüydü delip de geçen üç sipsivri gün...Şekerlerle tatlılarla tatlanırken diller, bana tadı zehir adı bayram olan üç günsüz gece kaldı....
Emanet bedenimin emanet dünyamda emanet varlığımla emanet canımı harcadığım üç kayıp gün...


Bu üç gün israf edilmiş tüm diğer günlerden daha zalim daha öksüz daha yetim...
Gelecek bayramlara umudumu yok sayan bir ucundan tutamadan elimden kayıp giden üç kara gün..


Yokluğumun asırlar sonrası ıssız geçen avunmasının adı bayram olan, geçmişime simsiyah yalnızlığımın boynu bükük italik harfleriyle yazılan üç gün...


Ben bayramları değil tüm bencilliğimle bayramlardaki seni özlemiştim...




qulahmet
KuLAhmet Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink) Alt 17-05-2008, 03:01
göηℓüмüzüη ѕυℓтαηı
 
Notheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

****$@I(!RT'3***
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 30
Mesajlar: 8.461
Rep gücü: 58
Rep derecesi: Notheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama FazlaNotheart Bu Üyemiz Bizden Biri Kurcalama Fazla

 
Alıntı:
qulahmet isimli üyeden alıntı Mesajı göster
HADİİİİ BATAN GEMİNİN ZANLARI BUNLAR



Yıl 1912 niye o kadar gerilere gittin demeyin anca o kadar gerilerde buldum böylesi bir batağın tek numunesini...Hiçbir şekilde batmaz denilen,hakkında batmayacağına dair iddialara girilen,zamanının en büyük en lüks gemisi . Okyanusa meydan okurcasına yapılmış devasa transatlantik TİTANİK....


TİTANİK nice batmaz ,denilen kusursuz zannedilenler gibi dibi boylamış tek seferde...İçerisindeki tüm art niyetleri su-i zanları da alaborasına alıp çekmiş dibe... Batan aslında art niyetten başkası değil,bu art niyet denilen şeyin girdiği ne varsa havada karada denizde her yerde batmaya mahkum...

Çaresi yok batacak... Suya batmazsa havaya yoksa ta yerin dibine batacak..Şimdi nereden çıktı TİTANİK TİTANİK ten de bu niyet diyeceksiniz?
Bir yerden çıkmadı aslında bu niyet yani art niyet, buna bağlı olarak ta şu su-i zan denilen meret çıkmadı ,girdi... Evet kafalara köküne kadar girdi,beyin kılcallarına kadar işledi iyice zonk zonk,zan zan. Zanla iş yapılır oldu...


Zan zan ,zanların sonu da zaten hep hezeyan. Ona buna şuna zan,sağa sola zan, etrafa bakınca kel bile kör bile gördü de, zanla yatıp zanla kalkan görmedi göremedi göremez de, hala doğru yapıyorum zanneder zanneler zan üstüne zan...

Peki sonuç ne ? TİTANİK tabi ne olacak.


Olaylara şöyle bir göz gezdirince akılla izanla bakıp tabi öyle hödük gibi öküzün trene baktığı gibi seyretmezsen fark ediliveriyor o zanlar o zanneler.. İnsan anlayarak bakmazsa boşa bakmış oluyor sadece... Boşa bakmakla boş boş bakmakla bir şey öğrenilse bir şey olunsa bütün öküzler tren olurlardı herhalde.


Tabi öküzleme bodoslama balıklama dalınıp bakılmazsa adam gibi bakılırsa, hatta adamın gibisi de olmaz lafımı geri sarıyorum,adam olarak akılla bakılırsa zanlar bir yerlerine en sivri uçlarıyla gözüne gözüne batar insanın...


Her halukarda her işte her olayda zanneler ben yaptım oldu zannı,ben bilirim zannı en iyi benim, en boy benim ohooooo enine boyuna iyiyim zannı almış başını sıkıştırmış kuyruğunu bacaklarının arasına, havlaya hırlaya birde utanmadan dört nala gidiyor bir ucube görünümünde...
Dahası da yok mu? Var tabi olmaz mı ? Olmazsa olmaz. Sadece ben iyiyim en bir halt benim bende yaparım ederim,eder batırırım la kalsa yine iyi ,öp de başına koy...Sen kötüsün o beter şu yalan öbürkü dolan zanları da cabası, tuzu biberi ketçabı mayonezi hardalı zanneliğin..


Zan üstüne çul serer leylide yar loylu da yar zanlıda yar emmoğlu diye zannına bir türkü patlatası geliyor şöyle çengili,çalgılı zurnalı insanın...


Bu zannelerin niyetleri dumura uğramış; böyle dumur niyetlilerin hödük ve güdük su-i zanlarıyla durumları da sonuçta TİTANİK zaten...


Niyette bozukluk bu titanikçilerin en büyük zaafı olmalı. Hani ibadetler bile niyete bağlıdır,niyet çok önemlidir. Niyetsiz ibadet olmaz,insanlarla iletişimde dürüstçe saygı sevgi çerçevesinde hüsnü zanla yapılırsa her şey gibi bu ilişkilerde birer ibadet oluverirler.
Eh birde su-i zanla yapılırsa cılkı çıkmış yumurta gibi kokmuş bozuk bir niyet olursa işin içinde o zaman ibadet olacağına hıyanet olur,rezalet olur kepazelik olur...


Beterin beteri varmış ya ,hani buda beterin beteri rezaletin son perdesi olur..
Sonra aç perdeni bak oyununa,yaptığını beğendin mi? Kendine bu oyunda başrol verdiğin için çok beğendin değil mi? Zannelik meslek olsa en popüler meslek olacağına kuşku yok...


Eeeee o zaman sonuç yine TİTANİK


Bunların hepsi altın vuruşluk kafalar, kafaları tek dozda beyinleri mikserden geçmiş pirinç lapasına dönmüş zannelerle dolmuş ortalık...Niyeti bozuk bağlama püskülü gibi çaldıkça sallanır dururlar,nota bozuk perde bozuk bir türlü ana perdeyi tutturamayan saz çalmaktan aciz ozan gibi diyez basıp ara tonlarda gezinip aynı teraneyi çalarlar...
Kafa şişirmeleri bir yana bari sözlerinde kafiye tuttursalar şangır şangır şangır ,sapı atık sazın akortsuz sesiyle kafiyeden uyaktan vezinden anlamayan zanne ozanın çatlak sesi, hele yanılıp ta sor bir kere çaldığını beğendin mi ? En süper odur hem çalar hem söyler..Bestede ondandır güftede köftede..Tükürük tükürük, tükürük köftesi; Yersen...O çalsın bizde söyleyelim bari oynayan oynuyor zaten...


Zan üstüne çul serer leylide yar zanlıda yar emoğlu,vur patlasın çal oynasın hisseli harikalar kumpanyası..çingene çalıp kurt oynuyor...


Veeeeeee sonuç TİTANİK tabi.


Batan geminin malları bunlar,batan zannelerin malları, korkmayın defosu yok biraz sudan çekmiş biraz güneşten solmuş zamanı geçmiş. Neyse ki beleşe getirdik atlet bulamadık don verelim hesabı..
Alın size zannelerden nameler...Koyunun bulunmadığı yerde keçiye el pençe divan durup abdurrahman çelebi diyeceksin elin mahkum,işine gelirse.. hadi oradan,hadi oradan hadiiii oradan !
Ötme burada.,ötme sus bakalım...Sen kim oluyosunda bir zannenin zannına taş koymaya kalkıyorsun..Babalara geldin..Bu çöplük zanneden babaların türbesi çarpılacaksın...


Battı balık yan gider,hadi gene iyisiniz durum TİTANİK


Bu art niyet yanlış anlamayın art galeri değil art niyet bu, havada karada denizde, tıklayınca açılan pencerede tencerede tavada her yerde her konumda batmaya mahkum ...okyanusa açık denize gerekte yok ,bir kaşık suda boğulmak mümkün bu zanlar zanneler arasında..Barış manço'nun dediği gibi sana koyacak o kadar çok yoğurt bulsak atlas okyanusuna cacık olursun da bulamadık işte kusura bakmayacaksın zankere su-i zannına sarımsak doğrayayım ...


Tabi kaçınılmaz sonuç TİTANİK.

Zannın çoğundan kaçınmanın önemini belirtirken zansız günler dilerim...
Yok ben anlamadım diyorsanız zamanın popüler tabiriyle ANLADIN SEN ONUUUU


Hadi iyi batmalar...



qulahmet
bu yazı harikaydıı...her kelimesine katıldığım anlamlı bir paylaşım...zannı özellikle su-i zannı nekadarda manidar dile getirmişsin kalemine ve yüreğine sağlık

ben bu konuyu izninle kendi kaleminizden deneme ve şiirleriniz bölümüne taşımak istiyorum ..bu başlık altında bütün paylaşımlarını sunabilirsin
Notheart Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink) Alt 17-05-2008, 06:54
Bölüm Moderatörü
 
KuLAhmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ズ-яєSSα|\/|
 
Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 1.610