kayıp türkler - Herşeyde biraz 2de1



Türkiye Hakkında - Genel - Parti olaylarına pek girmeden Türkiye yararına yazılar yazınız. Siyaset kesinlikle yasaktır!

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 27-04-2006, 13:51
Kendini aşan 2de1'ci
 
ErGeNeKoN_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Mesajlar: 2.746
Rep gücü: 15
Rep derecesi: ErGeNeKoN_ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

kayıp türkler

 



TRABLUS - Tarih eğer yazacaksa muhtemelen onlar için “Kayıp Türkler” notunu düşecektir. Kimsenin bilmediği Göçer köyünde yaşayan 3 bin Türkmen, Türkçe öğrenmek için anavatan dedikleri Türkiye’den yardım istiyor. Yıllarca Osmanlıyı beklemişler. Ne gariptir ki Devlet-i Ali Osman-i’nin yıkıldığını ancak 1935’te öğrenmişler.


--------------------------------------------------------------------------------

Yeşile bürünmüş ağaçların arasından zor seçiliyor, birbirine yapışık taş evler... Yaklaştıkça bir Anadolu köyüne geldiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Sokaklarda karşılaştığınız insanların ten rengi sizi bir an için şaşırtıyor. “Acaba?” diye düşünmeye başladığınız sırada asıl şaşkına çeviren manzarayla karşılaşıyorsunuz. Köylüler size Anadolu Türkçesi ile “Hoş geldiniz.” diyor. Sonra köyün ortasında okul olduğu tabelasından güçbela anlaşılan, sıvaları dökülmüş iki katlı binadan yükselen tiz bir sesle merakınız daha da artıyor: “Ah dedim ağladım. Yaremi bağladım. Egdi yar boynum egdi, hançer yarasındaydı domdom kurşunu degdi. Allah kerim könlüm sendegdi.”

Burası Edirne’nin ya da Kars’ın bir köyü değil. Lübnan’la Suriye arasındaki sınırın bittiği yer. Köy halkı ise gözden uzak oldukları için gönülden de uzak kalmış Türkmenler. Daha doğrusu tarih kitaplarında esamisi bile okunmayan “Kayıp Türkler.” Sahi, kim bu Türkler? Bu dar alana nasıl sıkışıp kaldılar?

Göçer (Kwaşra) köyünde yaşayanların hikâyesi oldukça eskiye dayanıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtada hüküm sürdüğü dönemde buraya Anadolu’dan getirilip yerleştirilmişler. Osmanlı getirdi diye dedeleri, orada yaşayan yerli Araplar tarafından “Sultan’ın çocukları” diye karşılanır. Ancak bu itibarlı ve huzurlu günler daha sonra acı bir sona doğru sürüklenir. Osmanlı Devleti gücünü kaybedip Ortadoğu’dan çekilince Türkmenler yalnız kalır. Göçer köylüleri Osmanlı’nın peşinden Anadolu’ya göç etmek ister; ancak bu istekleri gerçekleşmez. 1918’de Fransızlar bugünkü Lübnan topraklarını işgal eder ve Türkmenler Fransız hattını yarıp Anadolu’ya geçemez. Dar alana sıkışıp kalan Türkmenler varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşler. İşgal sırasında Fransız askerlerinin dokunmadığı Türkmenlere 1986’da Lübnan’ı işgal eden Suriye de “Osmanlı torunları” oldukları gerekçesiyle ilişmez.

İşgaller ve savaşlardan kurtulan Türkmenler farkında olmadan başka yönleriyle bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Bu durumu kavrayan yaşlı Türkmenler anavatanımız dedikleri Türkiye’den “acil” yardım istiyor: “Kültürümüz yok olmadan ne olur bize Türkçe öğretin.” Türkmenler korkularında haksız değil. Çok az kişinin dışında yeni nesil Türkmence bilmiyor. Konuya hassas aileler evlerinde çocuklarına zor da olsa Türkçe öğretmeye çalışıyor. Ancak bu okullarda öğretilen Arapça ve Fransızca karşısında yeterli gelmiyor. Okula giden her çocuk Lübnan’da resmi eğitim dili olan Arapça ve Fransızca’yı gündelik hayatta da kullanıyor. Fransızca şarkı söylüyor, şiirlerini ve mektuplarını Fransızca yazıyorlar. İsimler bile Fransızca yazım biçimi ve okunuşuna göre kullanılıyor. Örneğin 15 yaşındaki Türkmen Yusuf’un adı Youssef olarak yazılıyor ve okunuyor.

Diğer Türkmen köyü artık yok

Trablus’a (Tripoli) bağlı iki Türkmen köyü var; Göçer ve Aydamun. Aydamun Türkmenleri kendi anadilleri olan Türkçe’yi zamanla tamamen unutmuşlar. Bu yetmemiş asıllarıyla birlikte dinlerini de terk etmişler. Şu anda köyde yaşayanların yarısı Müslüman, diğer yarısı ise Hıristiyan inancına sahip. Köyde yaşlılar dahil Türkmence’yi konuşabilen yok. Zaten onlar da artık kendilerini Türkmen olarak pek tanımlamıyorlar. Lübnan’da Türkmen köyü olarak sadece Göçer biliniyor.

Göçer köylülerinde de son yıllarda ciddi bir değişim görülmeye başlanmış. Türkçe’nin Arapça ve Fransızca karşısında direnememesi bir yana yavaş yavaş kültürlerini ve geleneklerini de kaybetmeye başlamışlar. Daha 10 yıl öncesine kadar Göçer köyünde hiçkimse yabancıyla evlenmezken şimdilerde neredeyse her hanede bur tür evliliğe rastlanıyor. Bunlardan biri de Esad ailesi. Bu aileden iki kız, Arap olan komşu köydeki gençerle izdivaç yapmış. Türkmen kızı Duha Esad, Erman Dergiş isimli bir Arapla evli. Bu evliliklerinden bir çocuk dünyaya gelmiş. Duha Esad bir Arapla evli olmasına rağmen çok iyi Türkçe konuşuyor. Esad iki yaşındaki oğluna da Türkçe’yi öğretmeye yemin etmiş. Genç anne Duha Esad evliliğini şöyle anlatıyor: “Allah’a şükür mutlu bir yuvam var. Ben Türkçe’yi ailemden öğrendim. Anadilimi şimdi oğluma öğretiyorum. Bir Arapla evli olabilirim; ama özümü asla eksik etmem.”

Duha Esad’ın kız kardeşi Hanan da bir Arap gençle evliliğe hazırlanıyor. Beyaz tenli, renkli gözlü, kumral saçlı Hanan kendi durumunu anlatırken biraz da acı gerçeğin altını çiziyor: “Ben okula devam edemedim. Her Türkmen kızı gibi benim de ortaokuldan sonra eğitime devam etmem mümkün olmadı. Araplarla evlenmek zorunda kalıyoruz. Köydeki herkes neredeyse akraba olmuş. Türkiye’de olsaydım durum farklı olurdu.”

Okuldan Türkiye’ye selam var

65 yaşındaki Muhamed Hasan Çelem, Hanan’dan farklı düşünmüyor. Ona göre de artık Türkmenler bu bölgede soy anlamında yok oluyorlar. “Köyde kız verecek, kız alacak kimse kalmadı. Herkes daha önce bu işi yapmış. Şimdi mecburen Araplardan kız alınıyor, Araplara kız veriliyor. Ancak biz burada tek bir şey yapabiliriz. O da kendi kültürümüzü, dilimizi, dinimizi çocuklarımıza iyi öğretmeliyiz. Evlendiklerinde de bunu yaşasınlar, çocuklarına aktarsınlar. Başka çözüm yok.” diyor.

“Ah dedim ağladım yaremi bağladım” türküsünü söyleyen 12 yaşındaki Hasan Halit İbrahim, Göçer köyündeki okulda okuyor. Acıklı türküyü sıvası dökülmüş daracık sınıfında haykırırken aslında Türkiye’yi ağıt yaktığını söylüyor: “Türkçe’ye ailemden öğrendim. Çok iyi bilmiyorum. Bu türküyü dedem söylerdi. Ben de canım sıkılınca söylerim, arkadaşlarım da beni dinler. Bu türküyü Türkiye’de yaşayanlar için söylüyorum. Bizim yaramıza derman bulsunlar. Türkçe’yi arkadaşlarım bilmiyor. Ben az biliyorum. Bize yardım etsinler.”

Başı örtülü genç bir kız. İmkanlar elverirse 17 yaşındaki Arife Hanuf önümüzdeki sene liseye gidecek. “Türkiye senin için ne ifade ediyor?” sorusuna Türkmen kızı, diğer arkadaşlarının da duygularına tercümanlık eden bir cevap veriyor: “Hiç bilmesem de görmesem de orası benim anavatanım. Türkiye’ye benden ve arkadaşlarımdan selam götürün. Türkmen kardeşlerinizin selamı var deyin.” Arife’nin arkadaşı 16 yaşındaki Ahmet İbrahim de Türkiye hakkında hiçbir şey bilmiyor. İstanbul, İbrahim Tatlıses ve Galatasaray onun için bir anlam ifade etmiyor; çünkü Ahmet Türkiye’yi sadece haritadan biliyor. 14 yaşındaki Yusuf Hayrullah biraz daha şanslı. O dedesi sayesinde Türkiye’yi biraz biliyor. En azından İstanbul’u fotoğraftan görmüşlüğü var. Yusuf’a dedesi Türkiye’yi “vatanımız” olarak öğretmiş. Kadie Muhammed 15 yaşında, Yusuf’la aynı sınıfta okuyor. Bildiği tek Türkçe cümle: “Anavatanımız Türkiye.”

Türk TV kanallarını istiyorlar

23 yaşındaki Velid Bader Salta, Trablus’taki Lübnan Üniversitesi coğrafya bölümünde okuyor. O da diğer Türkmenler gibi Türkçe öğrenmek istiyor. Velid aslında Türkçe’yi biraz biliyor ama daha fazlasını istiyor. “Türkçe bizim anadilimiz. Ben annemden babamdan ancak bu kadarını öğrenebildim. Eğer Türkçe’yi iyi öğrenirsem gelip köyümdeki çocuklara öğretmek istiyorum. Yoksa özümüzü kaybedeceğiz. Türk elçiliği bize kurs açsın. bize bu konuda yardım etsinler. Başka bir şey istemiyoruz.” diyor.

Türkçe öğrenmek bir yana Türkiye’de üniversite okuma fırsatı yakalayan Türkmenler var. Ancak bu sayı bir elin parmaklarını geçmiyor. Lübnan’daki Türk elçiliği birkaç öğrenciye burslu olarak Türkiye’de üniversite okumaları için aracı olmuş. Üniversiteyi bitirip köyüne dönen Türkmenler öz kültürlerini yaşatmak için çaba harcıyorlar. Bunlardan biri de Türkiye’ye burslu olarak gelen ilk öğrenci Hıdır Abbas. Abbas Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirip köyüne dönmüş. “Türkiye’ye gidip okuyanların sayısı beşi geçmez. Zaten köyde üniversite okuyan pek yok. Ben eğitimi tamamlayıp döndüm. Orada aldığım burslar sayesinde okulumu bitirip hayatıma burada eczacı olarak devam ediyorum. Türkiye gençlerimize fırsat verirse çok iyi olur. Onlar hem Türkiye’yi tanırlar hem de Türkçe’yi öğrenirler. Ben köyümde ve Lübnan’da herkese Türkiye’yi anlatıyorum.” diyor.

Türkiye’nin Lübnan’daki Türklere yönelik herhangi bir programı yok. Kültür merkezi gibi bir kuruluş olmadığı için Türkmenlerle sosyal ve kültürel anlamda bir ilişki de yaşanmıyor. Geçmiş dönemlerde Türkmenler bayramlarda Beyrut’taki Türk elçiliğine ziyaretlerde bulunmuşlar. Diyalog bununla sınırlı kalınca ciddi bir iletişim sağlanmamış. Göçer köylüleri Türk televizyon kanallarını seyretmek istiyor. Daha önceki yıllarda bu isteklerini Türk elçiliğine bildirmişler; ancak elçilik bu konuda kendilerine bir cevap vermemiş. Lübnan’da yaşayan Ermeniler bile uydu veya kablolu yayın aracılığıyla Türk kanallarını izleyebiliyorken Türkmenlerin böyle bir imkanı bulunmuyor. Maddi olarak durumları iyi olmadığından Göçerliler köylerine verici alamıyor.

Osmanlı gelir diye bekledik

Göçer köyü Trablus bölgesinde en yüksek rakımlı yere konuşlanmış. Tam bir yayla gibi. Suriye tarafında, Humus kentinin hemen yanında. 3 bin kişinin yaşadığı köy yaklaşık bir yıl önce belediye olmuş. Köyün muhtarı Muhammed Abdülkerim Abdo böylece belediye başkanlığına terfi etmiş. Köy tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. İş olmadığı için köyün gençleri daha çok paralı askerlik yapıyor. Halihazırda Lübnan Ordusu’nda 200 Türkmen görev yapıyor.

Lübnan’da yerli halk olarak kabul edilen Türkmenlerin elinde halen Osmanlı tapusu ve madeni paraları bulunuyor. 80 yaşındaki Kemal Ali Yusuf elindeki Osmanlı tapularını gösteriyor, küplere doldurduğu Osmanlı paralarını özenle saklıyor. Yusuf bunların babasından kaldığını belirterek, “Burada herkeste bulunması mümkün. Osmanlı’nın dedelerimize verdiği arazi ve mülk tapuları bunlar. Babam Osmanlı paralarını Osmanlı tekrar geri gelir, o zaman ihtiyaç olur diye saklamış. Dedem çok zengin bir adammış.” diyor.

Bir gün Devlet-i Ali Osmani gelir diye Osmanlı parasını saklayan Türkmenler 1932’de acı ve bir o kadar da “saf” bir tavır ortaya koyuyorlar. Bu tarihte Lübnan’da ilk nüfus sayımı yapılmaktadır. Ancak Göçer köylülerinin büyük bir kısmı Osmanlı Devleti gelip bizi alacak ya da tekrar buraları ele geçirecek düşüncesiyle sayıma katılmaz. Oysa köylülerin beklediği Osmanlı çoktan “tarih” olmuştur. Türkmenler Saltanat’ın 1922’de kaldırıldığından bile haberdar değillerdir. O günlerin canlı tanığı 110 yaşındaki Abdullah Hasan, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Babam köydeki çokları gibi bizi nüfus memurlarına yazdırmadı. Osmanlıyı bekliyorduk. Gelecek demişlerdi. Ama bilmiyorduk. Osmanlı’nın yıkıldığını ancak 1935’te öğrendik. Herkeste Osmanlı tapusu ve parası vardı. Osmanlı gelecek, bizi alıp götürecek, bu sebepten perişan olmayalım diye paraları, tapuları, diğer evrakları elimizde tutuyorduk. Sonra gerçeği öğrenince çok üzüldük. Ağladık. Ama hiçbir şey değişmedi. Sonra nüfusa gidip kendi kaydımızı kendimiz yaptırdık.”

Türkmen köyü çok misafirperver. Gelen yabancılar Türk misafirperverliğine göre ağırlanıyor. Bu yüzden bölgede “cömert” insanlar olarak tanınıyorlar. Eğer misafir Türkiye’den ise hürmet ve ikram iki katına çıkıyor. Sizi bağırlarına basan Türkmenler elde avuçta ne varsa ikram ediyorlar. Sadece bu değil; Türkiye’den gitmiş olmanız onlar için gurur ve onur meselesi halini alıyor. Ömer Esad ailesi bizi baş tacı ediyor. Bütün aile muhabbet ve bol ikramla karşılıyor bizi. Ayrılırken de sevgi ve dualarla gönderiyorlar. Sizi görünce kendilerini Türkiye’de yaşıyor gibi hissediyorlarmış. Öyle ya evin reisi Ömer Esad bizi uğurlarken; “Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.” diye dua eder miydi yoksa...
ErGeNeKoN_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Türkler ve İtalyanlar ^^CeM^^ Komik Animasyonlar 10 19-06-2008 15:59
Türkler o sitede! Kr㣠Son Dakika Haberleri 1 15-12-2007 16:14
Türkler KACIRMAYIN!!! DiLrUbA Mizah & Eğlence 1 10-04-2007 01:46
Türkler @izci@ Türkiye Hakkında - Genel - 2 28-11-2006 08:41
Şu Çılgın Türkler IsyankaR E-Kitap [E-Book] 0 01-05-2006 05:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:05 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743