| | Ağır bir şekilde özürlü olanlar, yeni bir bilgisayar sistemi sayesinde günlük hayatımızda yer alan cihazları ufak bir hareketle uzaktan kullanmaya başlamışlardır.
Avusturya’nın Tirol bölgesinde bulunan “Elisabethinum Özürlüler Merkezi”nde bulunan bu sistem sayesinde kafa sallamak suretiyle lamba yanıp sönmekte, kirpikleri açıp kapamakla müzik çalmaya başlamakta, bir seslenmekle model tren durmaktadır.
Bu odada bir şey yapmak için hemen hemen sadece istemek yeterli olmaktadır. Ancak bu merkezde insanın mutlak gücünün hülyası pratiğe geçirilmeyip, sadece, yeni bilgisayar destekli yardım sistemi sayesinde özürlü insanın acizliği bir nebze olsun giderilmeye çalışılmaktadır. Özürlü kişi bu suretle, kendi başına, karmaşık el hareketleri yapmadan elektronik cihazları çalıştırabilmekte, ışığı yakıp söndürebilmekte, telefonu kullanabilmektedir.
Bu sistem nasıl çalışmaktadır?
Kısa bir cümle ile diyebiliriz ki, elektroniğin kinematiğin (hareketin) yerini almasıyla bu sistem çalışmaktadır. Özel uyarlanmış sensörler, basit hareketlerle etkilenmekte ve bunu taşınabilir bir bilgisayara iletmektedirler. Bu bilgisayara enfraruj verici aracılığıyla ilgili cihazlar bağlanmıştır. Paul Panek ile birlikte projeyi yürüten Viyana Teknik Üniversitesinden Christian Flachberger, “başkalarına yük olma, özürlülerin en büyük problemidir” diyerek konunun önemine işaret etmektedir. Çalışmayı yürüten mühendisler, bu sistem sayesinde ağır özürlülerin normalde ancak yardımcı bir kişi ile yapabildikleri işleri, bizzat kendilerinin yapabilecekleri ümidini taşımaktalar. Bizzat bir iş becerebilme duygusu özürlüler ve bakıcılar arasındaki muhtemel gerginlikleri de azaltacak
Sistemin en ilginç bölümü, aşırı duyarlı alıcı cihazların, daha önceden kullanıcının ihtiyaçlarına göre hazırlanabilen ekrandaki menü arasındaki ahenkli yapıdır. Ekranda yer alan çeşitli semboller ve “ışığı aç” veya “ışığı kapa” ve “pencereyi aç” veya “pencereyi kapa” gibi ibareler üzerinde sürekli bir işaret gezmektedir. Özürlünün kabiliyetine göre bilgisayara farklı sensörler bağlanır. Mesela soluğu kaydeden küçük bir boru, göz kırpma veya başın eğilmesi ile etkilenen sensörler gibi. Flachberger, prensipte her bir özürlü durum için bir sensör uyarlanabildiğini ifade etmektedir. Böylece kol hareketiyle çalışan sensör veya yastığın içine yerleştirilmiş şalter vasıtasıyla özürlü kişiler, kendilerini yaralamadan “vurmak” suretiyle sistemi çalıştırabilirler. Meydana gelen bu darbe, bilgisayarın maus tıklaması gibi etki yapar: Ekranda gezen işareti istenilen yerde durdurur ve böylece duruma göre oda aydınlatılır veya bir alt programı çalıştırır: Tek bir hareketle kullanıcı bilgisayar sisteminde adeta dolaşır ve çevresinde bilgisayara bağlanan cihazları kullanır.
Mühendisler sisteme aynı zamanda “seslendirme” entegre etmişler: Ekranda harflerin üzerinde gezen özel işareti nerede durdurursa, o durdurulan harfler kombine edilir ve seslendirilir. Böylece konuşma özürlü olanlar bile çevresiyle iletişim kurabilir ve örneğin telefon edebilir.
Ağır özürlü on genç üzerinde şu sıralarda yeni bir teknik test edilmektedir. Bazıları uzaktan kumanda kullanabildiği gibi bazıları, model treni çalıştırabilmekteler. 25 yaşındaki felçli ve dilsiz olan özürlü bayan, “Artık benim özürüm bana bir problem oluşturmuyor” demektedir. Burada bu özürlü bayan, elektroniğin sağladığı yardım ile lise öğrenimini bitirmeye çalışmaktadır.
Yakın bir gelecekte sisteme evi temizleyen veya yemeği pişiren ev aletleri de bağlanabilecektir. 1997 yılında, elektrikli sandalyeye monte edilebilen “otonom” ismindeki bilgisayar sisteminin taşınabilir versiyonu piyasaya sürülecektir. Uygun bir şekilde donatılmış evde elektronik, enfraruj impulslar vasıtasıyla çalıştırılabilecektir. Ancak finansman problemiyle karşılaşılmaktadır. Zira sigorta şirketlerinin böyle bir sistemin masrafını karşılayıp karşılamayacakları henüz belli değildir.
Flachberger, konuya son noktayı koymaktadır: “Bu sistem insanlar arası yardımlaşmanın yerini almadan ziyade bilâkis bunu tamamlamaktadır.” Evet, vücudumuzdaki küçük bir noksanlığın bile telâfisi mümkün olamamaktadır. Ancak çok yüksek maliyetli ileri teknolojiler ile bir ölçüde eksikliği giderilmeye çalışılmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) hasta olmadan sıhhatimizin kıymetini bilmemizi ve şükretmemizi tavsiye eder. Gerçekten de sağlamken pek değerini düşünmediğimiz vücudumuzun basit bir fonksiyonunun dahi tam mânâsıyla yerine konması mümkün olamamaktadır. Şükredeceğimiz o kadar çok şey var ki... | |